Image Hosted by ImageShack.us CENGİZ DAMAR'IN YENİ KİTABI ÇIKTI KİTAPÇILARDA
20 08 2009

TEKNOLOJİ VE FAYDALARI


 

1. Teknoloji, insanın bilimi kullanarak doğaya üstünlük kurmak için tasarladığı rasyonel bir disiplindir (Simon, 1983, s.173 ). 

2. Teknoloji, somut ve deneysel anlamda temel olarak teknik yönden yeterli küçük bir grubun örgütlü bir hiyerarşi yardımıyla bütünün geri kalanı (insanlar, olaylar, makineler vb. ) üzerinde denetimi sağlamasıdır (McDermott, 1981, s.142 ).

3. Öğretim teknolojileri tarihi konusunda önemli bir isim olan Paul Saetller teknolojiyi şöyle tanımlamaktadır: “Teknoloji (Latince texere fiilinden türetilmiştir; örmek, oluşturmak (construct ) anlamına gelir ) birçoklarının düşündüğü gibi makine kullanmak değildir. Teknoloji, bilimin uygulamalı bir sanat dalı haline dönüşmesidir. Uygulamalı sanat terimi Fransız sosyolog Jackques Ellul tarafından kullanılmış ve kısaca technique olarak isimlendirilmiştir. O, teknolojiyi bir technique uyarınca yapılmış bir makine olarak görmüş ve bu technique’nin ancak küçük bir bölümünün makine tarafından ifade edilebildiğinden bahsetmiştir. Belirli bir teknik sayesinde sadece makinenin değil, bu makineye ait öğretimsel uygulamalarında gerçekleştirilebileceğinden söz etmiştir. Sonuç olarak davranış bilimi ile öğretim teknolojileri arasındaki ilişki, doğal bilimlerle mühendislik teknolojisi arasındaki ya da biyoloji ile sağlık teknolojisi arasındaki ilişkiyle benzer hatta aynıdır” (Saettler, 1968, ss. 5-6 ).

4. Ünlü bir eğitim teknoloğu olan James Finn teknolojiyi tanımlarken şöyle demektedir: “Makine kullanımının yanı sıra teknoloji, sistemler, işlemler, yönetim ve kontrol mekanizmalarıyla hem insandan hem de eşyadan kaynaklanan sorunlara, bu sorunların zorluk derecesine, teknik çözüm olasılıklarına, ve ekonomik değerlerine uygun çözüm üretebilmek için bir bakış açısıdır” (Finn, 1960, s.10 ).

5. Bilim ve teknolojinin farklılığını belirtmek için ilk nükleer denizaltıyı yapan ve serbest bir eğitim eleştirmeni olan Amiral Hyman Rickover şöyle söylüyor: “Bilim ve teknoloji birbirine karıştırılmamalıdır. Bilim doğadaki görüngülerin (fenomenlerin ) gözlenerek, zaten var olan doğru ve gerçeklerin ortaya çıkarılması ve bu gözlemler sonucunda elde edilen verilerin düzenlenerek gerçeklerin ve bunlar arasındaki ilişkilerin ortaya konulduğu teorilerin oluşturulmasıdır. Teknoloji asla bilim için bir otorite olamaz. Teknoloji insan aklını ve vücudunu güçlendirmek, üstün kılmak için geliştirilecek aletler, teknikler, ve yöntemler üzerinde durur. Bilimsel yöntem insan faktörünün tamamen dışlanmasını gerektirir, şöyle ki; gerçeği arayan kimse, kendinin ya da diğer insanların hoşlanacağı veya sevmeyeceği şeylerle, popülist değerlerle ve herhangi bir çıkar uğruna çalışmaz. Diğer yandan teknoloji fikir (bilim ) değil de hareket olduğundan, eğer insani değerler göz ardı edilirse tamamıyla tehlikeli bir sonuca da yol açabilir (Knezevich & Eye, 1970, s.17 ).

TEKNOLOJİNİN YARARLARI    

TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞAMINA OLUMLU ETKİLERİ 

Teknolojinin geçmişten günümüze kadar insan yaşamına birçok olumlu etkisi olmuştur.İnsanlar bilimsel araştırmaları insanların doğası gereği merak edip sorgulamaları sonucu yaptıkları çalışmalarla meydana getirirler. ’technoslogos’ teknolojinin Latince karşılığıdır. ’techne’ yapmak, ‘logos’ bilmek anlamına gelmektedir. Alet ve edevatın yapılması için gerekli olan bilgi ve yetenektir.

Sanayinin en belirgin ögesi teknoloji üretebilmektir. Uluslar teknoloji üretip, bilgiyi ürün tasarlamada kullanabildiği ölçüde ticarette rekabet üstünlüğünü, savunmada da caydırıcılığı sağlayabilir. Bu yüzden ülkelerin teknoloji üretmesi gelişmişlikleriyle doğrudan ilgilidir.

Günümüz dünyasında bir ülkenin diğer ülkeler üzerindeki saygınlığı ve dünya ülkeleri arasındaki konumu teknolojisinin gelişimiyle yakından ilgilidir.Teknolojik gelişmelerin sağlığa ,eğitime, haberleşmeye ve her alana olumlu katkısı mutlaka ama mutlaka vardır.

Teknolojik gelişmelerin eğitim üzerine etkisinin 19.yy’a kadar pek fazla değiştiği söylenemez.19.yy’a kadar eğitimde hep klasik uygulamalar kullanılmıştır. Tahta, sıra, tebeşir vb gibi… uygulamalar varken 19.yüzyılda bu durum değişime uğramıştır. Günümüzde bir kütüphane dolusu kitabın içinde bulunan bilgi bir diskin içine sığabilmektedir. Uydu ve internet teknolojisi sayesinde dünyanın bir ucundaki kütüphanede bulunan bilgilere ulaşabilmekteyiz.

1-) İnternet ağı sayesinde Dünya’nın bir ucundaki bilgiye ulaşıyoruz.
Teknolojinin gelişimi yaşam standartlarını artırmakta ve insana daha rahat bir yaşam sunmaktadır.Milattan öce 5000 yılında saatte 2-= ST1 />3 km hız yapabilen kızaklarla taşımacılık yapılırken 20.yy’da jet motorlarının yapılmasıyla saatte 1000 km’lik hızın üzerine çıkılmıştır. 

2-) Teknoloji sayesinde insanlar daha rahat yaşam koşullarına sahip olurlar ve işlerini daha çabuk ve daha rahat yaparlar böylece ömürleri uzar. Evlerimizde kullandığımız çamaşır bulaşık makinelerinden tüm teknolojik aletler işlerimizi daha rahat yapmamıza olanak sağlar.

Evlerimizde kullandığımız teknoloji ürünü araçlar sayesinde işlerimizi daha kısa sürede, daha rahat ve daha az enerji harcayarak yapabilmekteyiz.

3-) Teknoloji tıp alanında da çığır açan ürünlerle insanların hayatına olumlu etki etmektedir.
Sinirbilim alanında kullanılan son teknolojiler (fonksiyonel beyin görüntülemesi, ruhsal durum ve beyin fonksiyonları üzerinde etkili ilaçlar, beyin yapısı, fonksiyonu ve düzeni ile ilgili araçlar) bir çok etik sorunun tartısılmasına neden olmaktadır. Bu sorunlardan en önemlisi; bu teknolojilerin herhangi bir tıbbi endikasyon olmadan, bireylerin zihinsel ve beyinsel yetenek ve kapasitelerinin gelistirilmesi veya güçlendirilmesi amacıyla kullanılmasıdır.

Vücut üzerinde standard noktalara yerleştirilmiş elektrodlar arasındaki kalbe ait voltaj-zaman fonksiyonunu kaydeden elektronik cihazlara elektrokardiograf denir. Bu cihazlar kayıt yapılacak elektrod çiftlerinin seçildiği bir devre, kalbe ait olmayan elektriksel potansiyel değişikliklerinin süzüldüğü bir filtre devresi, amplifikatör (yükseltici) ve kayıt ünitelerinden oluşur. Voltaj-zaman fonksiyonu kağıt üzerine yazdırılabildiği gibi, bir monitörden de izlenmesi mümkündür.

Ekg ve Defibrilatör
Mamografi ; yoğunlukları ve atom numaraları birbirine yakın olan kas , yağ ve memenin glandüler yapılarını incelemek amacıyla kullanılan bir yumuşak doku radyografisi yöntemidir.
İlk olarak Albert Solomon 1913’te mastektomi spesimenlerinde tümörün aksiller lenf nodlarına yayılımının gösterilmesinde radyografilerin yararlı olabileceğini bildirmiştir.Daha sonraki dönemde, 1930 yılında L. Warren Stanford in vivo mamografi uygulamasını gerçekleştirmiştir.

Voltametri, bir indikatör veya çalışma elektrodunun polarize olduğu şartlarda uygulanan potansiyelin fonksiyonu olarak akımın ölçümüne dayanır. Voltametride kullanılan mikroelektrot iç çapı 0,03 – 0,05 mm olan cam bir kapiler borudan akarak büyüyen ve belli bir büyüklüğe geldiği zaman koparak düşen bir civa damlasıysa, yöntemin adı Polarografi ve elde edilen akım-gerilim eğrisinin adı ise polarogram olur. Civa damlaları kapiler borudan sabit bir hızla ve dakikada 10-60 kez olmak üzere düşer. Civanın damlama hızı kapiler borunun bağlı olduğu civa haznesinin yüksekliği ile ayarlanır. Görüldüğü gibi teknolojinin gelişiminin tıbba yararı büyüktür.

4-) Eğitimde de teknolojinin yararı vardır. Episkop, projeksiyon makinesi, televizyon, dvd-vcd, video oynatıcı gibi cihazlar okullarda kolaylık sağlamaktadır.

5-) Günümüzde teknolojinin olumlu bir sonucu da bilgilerin, düşüncelerin, duyguların geniş insan kitlelerine daha kolay aktarılabilmesidir. Matbaayla birlikte Avrupada birçok kitab basılmış ve aydınlanma çağı başlamıştır. Günümüzde internet, gazete, televizyon, radyo ve çeşitli iletişim araçları sayesinde daha çok insana duygularımızı, düşüncelerimizi, yapmak istediklerimizi aktarabilmekte dünyadaki insanların fikirlerinden de haberdar olmaktayız. Ayrıca teknoloji ulaşımda da çok işimize yaramaktadır. Uzun yollara kısa sürelerde gidebilmekteyiz.
Matbaa makinesi kitapların,gazetelerin,dergilerin vb… hızlı basılmasını sağlayarak toplumu aydınlatmakta yardımcı olmaktadır.

Teknolojinin ürünü olan ulaşım araçları sayesinde uzun mesafelere kısa zamanda ulaşabiliyoruz.

TEKNOLOJİNİN ZARARLARI

TEKNOLOJİNİN İNSAN YAŞAMI ÜZERİNE OLUMSUZ ETKİLERİ
 
1-) Teknolojinin insan yaşamı üzerine olumlu birçok etkisi olduğu gibi olumsuz birçok etkisi de vardır. Teknolojik gelişmeler ülkeler arası rekabeti meydana getirir. Çünkü; teknoloji üreten ülkeler diğer ülkeler karşısında özellikle ekonomik ve askeri yönden üstünlük sağlar bu da büyük bir rekabete yol açar. Teknolojik gelişmelerle birlikte teknolojik gelişmeyi gerçekleştiren ülkeler diğer ülkelere bir hakimiyet sağlamış olurlar. Bu durum da hep daha fazlasını daha iyisini istemeye neden olur. Bunun sonucunda teknolojisi üstün olan ülkeler diğer ülkelere baskı uygular ve o ülkeleri kendi himayeleri altına almak isterler. Çünkü teknolojisi üstün olan ülkelerin ekonomik durumları, askeri durumları, eğitim durumları, sağlık durumları ve hemen hemen her alandaki durumları diğerlerine göre daha iyidir.

Dünyanın varolduğu her dönemde insanlar arasında ve topluluklar arasında mutlaka ama mutlaka rekabet yaşanmıştır. Ancak teknolojinin hızla gelişmesiyle ve özellikle sanayi devriminden bu yana dünyada sömürgecilik sistemi gittikçe artmıştır ve günümüzde de devam etmektedir. Teknoloji dünyada küreselleşmeye ve sömürgeleşme hareketlerine yol açtığı gibi sömürgecilik bir yönüyle sermaye ihracı demektir. Bu nedenle sömürgeciliğin yayılmasıyla birlikte dünyanın her yerinde kapitalizm hızla yayılmaktadır. Tüm bunlar da dünyada açlık,gelir dağılımında adaletsizlik ve savaşlara en kötüsü nükleer savaşlara neden olmuştur. (Atom bombasının patlaması)
 
2-) Teknolojik gelişmelerin neden olduğu birçok hastalık vardır özellikle son 30 yıldan bu yana bu konuda birçok araştırma yapılmaktadır. Örneğin 1994’te Abd’de ve Finlandiyada yapılan araştırmalar elektromanyetik alanların çok sık etkisinde kalan işçilerde Alzheimer hastalığının normal insanlara göre daha çok görüldüğünü ortaya koydu. 1998’te gerçekleştirilen bir başka araştırmada radyo operatörleri, endüstriyel donanım işçileri, veri işleme aygıtı tamircileri, telefon hattı işçileri, elektrik santralleri ve trafo merkezlerinde çalışan işçilerde film makinistlerinde Alzheimer Parkinson gibi hastalıklarla birlikte başka birtakım nörolojik bozuklukların daha çok ortaya çıktığı anlaşıldı.

1979’da Abd’de yapılan bir araştırmada enerji iletim hatlarına 40 m’den fazla yaklaşan çocukların normal çocuklara göre 2-3 kat daha fazla kansere yakalandığı ortaya çıktı.
Haziran 1998’de Almanyada yapılan bir araştırmada cep telefonlarının yüksek tansiyonla ilişkisi ortaya kondu. İngilterede yapılan bir başka araştırmada cep telefonu kullanıcılarının baş ağrıları, baş dönmesi ve dikkat dağınıklıkları gözlendi. Dünyada 200 milyon cep telefonu kullanıcısı var ve cep telefonlarının kanserle ilişkisi merakla araştırılıyor. Beyinlerinde tümör oluşmuş onlarca kişi iletişim şirketlerine dava açmış durumda.
 
3-) Cep telefonlarının insan sağlığını olumsuz etkilediği ortaya konuldu.
4-) Son yıllarda teknoloji ve sanayinin hızla gelişmesi, çevre sorunlarının da artmasına sebep olmuştur. Artan nüfusla birlikte devreye giren altyapılar, faaliyete geçtikleri günde bile yetersiz kalmaktadır. Bu plansız endüstrileşme ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, verimi artırmak amacıyla tarımda kimyasal maddelerin bilinçsizce kullanılmasıyla birlikte, gerekli çevresel önlemler alınmadan ve arıtma tesisleri kurulmadan yoğun üretime geçen sanayi tesisleri, çevre kirliliğini tehlikeli boyutlara çıkarmıştır. Yapılan araştırmalar Dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin% 50’sinin, son 35 yılda meydana geldiğini ortaya koymaktadır.
 
Hızlı nüfus artışı, çevre sorunlarına önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek nüfus artış oranına sahiptir. Birleşmiş milletlerin yaptığı nüfus tahminlerine göre, Türkiye nüfusunun 2025 yılında 92 milyona yükselmesi beklenmektedir. Bu durum ülkemizin bugün olduğu kadar, gelecekte de çevre sorunları ile karşılaşacağının bir göstergesidir.
Bilgi çağının gelişmiş ülkeleri 21. yüzyıla teknolojinin doruğuna ulaşmış olarak girme çabaları içindeyken, teknolojinin insanlığa sağladığı yararlar yanında, canlılar ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri her geçen gün artmaktadır.
20. yüzyıl başlarında tüm dünyada hızlı kentleşmenin, artan nüfusun ve hızla gelişen teknolojinin yarattığı önemli bir çevre sorunu haline gelen gürültü kirliliği üzerinde durulması gereken önemli bir konu haline gelmiştir. Kısaca teknolojik gelişmenin doğal sonucu olarak gürültüye maruz kalan insan sayısı da hızla artmıştır. Ülkemizde son yıllarda gürültünün insan sağlığı ve çevresi üzerindeki olumsuz etkileri arttıkça bu konuda yapılan araştırmaların sayısında önemli bir artış görülmüştür.
Gürültü; insanların işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz etkileyen, fizyolojik, psikolojik dengelerini bozabilen, iş performansını azaltan önemli bir çevre kirliliği türüdür.Akustik kirlilik ya da gürültü; gelişmiş ülkelerde diğer kirlilik türlerine göre daha yaygın bir tür olarak; kişisel ve toplumsal yaşam kalitesinde düşüşe neden olmaktadır. Fabrikalar çevre kirliliğine neden olur.
 
5-) Televizyon ve internet aile içi iletişimi koparmaktadır. Aile içi iletişimin kopması çocukları da aileden koparıp yalnızlığa itmektedir.
 
6-) Uygulanmakta olan mevcut biyoteknolojik yöntemlerle bitkisel ürünlere aktarılan genler bitki, bakteri ve virüs kaynaklıdır. Gen aktarımı veya değişikliğe uğratılması sırasında antibiyotik dayanıklılık genleri kullanılmaktadır. Gen aktarımı ile birlikte diğer organizmalardan hastalık ve alerji yapacak özelliklerin taşınma olasılığı transgenik ürünlerin birincil ve ikincil metabolik ürünleri içinde beklenmeyen biyokimyasal ürünlerin bulunması riskini ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca, antibiyotik dayanıklılık genlerinin insan ya da hayvan bünyesine geçmesi nedeniyle dayanıklılık oluşması, transfer edilen genlerinin insan ya da hayvan bünyesine geçmesi nedeniyle dayanıklılık oluşması, transfer edilen genlerin insan bünyesindeki bakterilerle birleşme olasılığı, virüs kaynaklı genlerin dayanıklılık genini diğer virüslere transfer etme olasılığı da insan ve hayvan sağlığı için oluşabilecek risklerle ilgili diğer kaynaklardır.
 
7-) Küresel ısınma kuşkusuz günümüzün en büyük sorunlarından biridir. Ve az çok teknolojik gelişmelerle ilgisi vardır. Küresel ısınma doğaya salınan aşırı karbon salımından kaynaklanmaktadır. Karbon salımı da fosil kaynaklı yakıt kullanımından kaynaklanmaktadır. Sanayi devriminden sonra makineleşmeyle birlikte fabrikaların bacalarının doğaya saldığı karbon salımı bunun en belirgin delilidir.
 
8-) Uzay yarışı Abd ve Sscb arasında 1957’den 1975’e kadar süren resmi olmayan rekabettir. Uzaya uydu ve sonda yollayarak keşfetmek, insan göndermek, ay’a insan indirmek gibi çabalar içerir. Uzay savaşı soğuk savaşın bir parçasıdır. Yarışın başlangıcı, 2.Dünya savaşı’ndan kalma roket teknolojisine, savaştan sonra ortaya çıkan uluslararası gerginliğe ve Sovyetlerin 4 ekim 1957′de Sputnik 1 adlı ilk yapay uyduyu fırlatmasına dayanır. Uzay Yarışı, soğuk savaş döneminde SSCB ve ABD arasındaki kültürel ve teknolojik rekabetin önemli bir parçası haline geldi. İki ülkenin birbirini olası bir sıcak savaştan önce moral olarak çökertme çabalarında, uzay teknolojisi araç olarak kullanıldı.
 
Uzayın olanaklarından yararlanmak için yapılan çalışmalar soğuk savaşın bir parçası haline gelmiştir.
 
9-) Teknolojinin olumsuz sonuçlarından bir tanesi de halktaki tüketim kültürünü yükseltmesidir. Günümüzde oldukça yaygın olan ve gittikçe ivmesini arttıran tüketim kültürü halkın sosyokültürel yapısına zarar vermektedir. ’Komşum da var ben de neden olmasın?’ sorusunu soran insanlar gittikçe doyumsuzlaşmakta ve anlamsız bir tüketim bilinci içerisine girmektedir. Teknolojinin bu sorunla yakından ilgisi vardır. Özellikle sanayi devriminden sonra makineleşmeyle birlikte bir ürünü çıkaran sermaye az geçmeden başka bir ürünü piyasaya sürmekte ve can alıcı reklamlarla kamuoyunu cezbetmektedir.
 
10-) İnternet insanların işlerini hızlı ve kolay bir şekilde yapan, günümüzde insanlığın vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak bununla birlikte işlerini bir tıkla yapan insanlar günlük hayatta uzun uğraşlarla başarılabilen işler için yaptıkları çalışmalar da zorlanmaktadırlar. Bir tıkla birçok işini sanal ortamda halleden insanoğlu günlük hayatta kitap okumak, ders çalışmak, bir yarışma için proje hazırlamak… gibi konular için çalışırken zorlanmaktadır.Uzun uğraşlar sonunda çalışmasının meyvesini toplamaya değil, bir tıkla işlerini yoluna koymaya alışmış olan biz insanlar günlük hayattaki işlerimizde ister istemez zorlanmaktayız.
 
11-) Günümüzde bilgisayara bağımlı hale gelen insanların sayısı yadsınamayacak kadar çoktur. Bilgisayar bağımlısı insanlar günlerinin büyük bir kısmını bilgisayar ekranının başında geçirmektedir. Bilgisayara uzun süre gözlerini dinlendirmeden bakan insanlarda göz bozuklukları, kurallara uygun olarak oturmayan insanlarda bel, boyun rahatsızlıkları diğerlerine göre daha sık görülmektedir. Ayrıca zamanlarının büyük kısmını bilgisayar başında geçiren insanlarda sürekli hareketsiz kalmaları nedeniyle şişmanlık diğer insanlara göre,daha fazla görülmektedir

 

4622
0
0
Yorum Yaz
Robots txt User-agent: Mediapartners-Google Disallow: