cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

OSMANLI DEVLETİNİN GERİLEME NEDENLERİ NELERDİR

2013-04-12 12:11:00

Osmanlı Devletinin Gerileme Nedenleri Merkezi Yönetimin Bozulması Osmanlı merkezi yönetiminin bozulmasında; 17. yüzyıldan itibaren tahta çıkan padişahların devlet işlerine ilgisiz kalmaları ve genellikle ordunun başında sefere çıkmamaları ve zevki-i sefa yapmaları. * Şehzadelerin sancaklara gönderilmemesinden dolayı, devlet işlerinde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan devletin başına geçmeleri. * Padişahların tecrübesizliğinden yararlanan saray kadınlarının ve ağalarının devlet yönetiminde etkili olmaları. * Küçük yaşta tahta çıkmaları (4. Mehmed 6 yaşında tahta çıkmıştır). * Önemli makamların liyakata bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması gibi nedenler.etkili olmuştur. * Devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Deneyimsiz kişiler tahta geçmiş, bu nedenle merkezi yönetim bozulmuştur. Ekonominin Bozulması 16. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı ekonomisinin bozulmasında; * Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ticaret yollarının yön değiştirmesi ve gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması * 17. yüzyılda Avusturya ve Iran ile yapılan savaşların yüklü harcamalara yol açması * Ihracatın azalması, ithalatın artması ve kapitülasyonların giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi * Sömürgelerden Avrupa'ya yüklü miktarda altın ve gümüşün gelmesi, bu madenlerin bir.miktarının Osmanlı ülkesine girmesi ve paranın değerini düşürerek enflasyonu artırması * Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları * Saray masraflarının artması * gibi nedenler etkili olm... Devamı

1. DÜNYA SAVAŞININ BÜTÜN DEVLETLERE ETKİSİ NE OLMUŞTUR

2013-04-12 12:09:00

. Çok uluslu imparatorluklar parçalandı. Osmanlı, Avusturya Macaristan, Almanya, Çarlık Rusya parçalandı . İngiltere üstünlüğünü sürdürdü. Dünya ekonomisinde rakipsiz kaldı. . Avrupa haritası yeniden belirlendi. Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Ukrayna, Litvanya, Macaristan ve Türkiye kuruldu. Sınırlar belirlenirken millet esaslarına dikkat edilmediği için azınlık sorunları ortaya çıktı. . Milletler Cemiyeti kuruldu. . Yenilen devletlere ağır antlaşmalar imzalatılması, II. Dünya Savaşına sebep oldu. . Sömürgeciliğin yerini manda ve himaye aldı. . ABD’nin uluslar arası siyasette etkisi arttı. . Yeni rejimler ortaya çıktı. (Rusya’da Komünizm, İtalya’da Faşizm, Almanya’da Nazizm) . Bu savaşta ilk defa tank uçak ve kimyasal silahlar kullanılmıştır. Askeri taktik ve stratejiler değişmiştir. Savaşta sadece askerler değil savaş dışında kalan halklarda etkilenmiştir. Bu sebeple I. Dünya Savaşı sonrasında cephe gerisinde kalan halkı korumak amacıyla Sivil Savunma anlayışı gelişmeye başlamıştır.  Devamı

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ HAKKINDA BİLGİ

2013-04-12 12:03:00

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157) Kurulduğu Yer: Horasan. Kurucusu: Tuğrul Bey. * Selçuklular, Oğuzların Üç ok kolunun Kınık boyundandır. * Büyük Selçuklu Devleti’ne, bu boydan olan Selçuk Bey adını verdi. * Selçuk Bey, Oğuzlar Devleti’nde subaşı iken, Oğuz Devleti’nin hükümdarı ile arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden kendisine bağlı ordularla güneye inerek Seyhun ırmağı yakınlarındaki Cent şehrine yerleşti (930-935). Hükümdarları: Selçuk Bey Arslan Yabgu Tuğrul ve Çağrı Beyler Alp Arslan Melikşah Sultan Sencer Selçuk Bey: * Cent şehrinde İslamiyet’i kabul etti. * Bir çok Türk boyunu yönetimi altına aldı. * Samanoğulları ile Karahanlılar arasındaki savaşta, daha güçsüz olan Samanoğullarına yardım etti. Karşılığında toprak aldı. Arslan Yabgu: * Selçuk Bey’in ölümünden sonra yerine oğlu Arslan Yabgu geçti. * Selçukluların güçlenmesini istemeyen Gazneli Mahmut, Arslan Yabgu’yu tutuklattı. Tuğrul ve Çağrı Beyler: * Tuğrul ve Çağrı beyler, iki kardeş olarak toprakları parçalamadan aralarında iş bölümü yaparak ülkeyi idare ettiler. * Gaznelilerle başarılı savaşlar yaptılar. * Horasan’ın önemli şehirlerinden biri olan Nişabur’u aldılar (1038). Dandanakan Savaşı (1040): Selçuklular ile Gazneliler arasında yapıldı. Sebepleri: * Gazneliler’in Selçukluları Horasan’dan çıkarmak istemeleri. * Selçukluların kendilerine yurt arayışı içinde olmaları. Sonuçları: Gazneliler yenilgiye uğratıldı ve yıkılma sürecine girdi. Selçuklular büyük bir zafer kazandı. Horasan ve İran toprakları Selçukluların eline geçti.... Devamı

GEOMETRİ BİLİMİ GÜNLÜK HAYATIMIZDA NE İŞE YARAR

2013-04-12 09:22:00

Sanat eserlerinin geometrik olması onlara estetik değerler kazandırmıştır. Ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin resimde vücut oranları üzerine yaptığı çalışmalar, çizdiği eskizler bulunmaktadır.Bu orana Altın Oran denmektedir. Geometri ve Tasarım; Gazete, dergi ve amblem tasarımları günümüzde profesyonel kadrolar tarafından gerçekleştirilen önemli bir iştir. Basın-yayın organları ve firmalar bu gerçeğin bilincinde olduklarından kalabalık kadroları bu işte görevlendirmişlerdir. Tasarım başlı başına bir sanat sayılır. Tasarımcılıkta geometri kısmen işe yarar. Daha çok oran ve paraleliklerin önem kazandığı logo ve amblem tasarımında kullanılır. Tabiattaki geometrik şekilleri fark eden insanlar geometriyi hayatlarında uygulamışlardır.Zamanla logo ve amblemler ortaya çıkınca insanlar logo ve amblemlere de geometrik anlamlar yüklemişlerdir. Bunun sonucunda da umursamadığımız en basit bir amblem dahi geometrik bir eser haline gelmiştir. Örneğin; her gün yollarda rahatlıkla görebileceğimiz, Mercedes, Mitsubishi ve Renault gibi ünlü araba markalarının ablemleri; iyinin içindeki kötü, kötünün içindeki iyi sembolü olarak bilinen Yin-Yang sembolü ve bugün İsrail Devleti’nin kullandığı asıl ismi Davut Yıldızı olan bayrak geometrik birer eser sayılabilir. geometri bir resim müzik sanatı değildir aslında geometri matematik bile değildir ama geometri matematiğin içinde yer aldığı için öyle zanedilir.yukarıdaki gibi matematiği tek görmeliyiz geometri ayrı bir derstir.lütfen bunu karıştırmıyalım…bu benim fikrim..matematik önemli de olsa geometri daha zaka iser. Geometri ve Perspektif; Resimlerde uygulanan perspektif izdüşümsel geometrinin somut uygulamalarından biridir. Perspektif üzerine ilk kitabı 1453’te Le... Devamı

UNICEF NEDİR NE ZAMAN KURULDU FALİYETLERİ

2013-04-12 09:16:00

UNICEF, 11 Aralık 1946′da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 57 sayılı kararı ile “United Nations International Children’s Emergency Fund” adıyla kurulmuş, daha sonra 1953 yılında adı UNICEF olarak değiştirilmiştir. Kuruluş amacı İkinci Dünya Savaşı’nın yaptığı yıkımları düzeltmek amacıyla çocuklara yönelik yiyecek ve diğer yardımları yapmaktır. 1950′li yıllarda bu amacın kapsamı genişletilmiş ve dünyada yardıma muhtaç milyonlarca çocuk için daha uzun vadeli hedeflerin oluşturulması gündeme gelmiş, çocuklara yapılacak yardımların, tek tek ülkeler tarafından izlenen kalkınma planlarına ve programlarına uyumlu hale gelmesi durumunda daha yararlı olacağı yolunda bir politika izlenmeye başlanmıştır. Bu amaç ve faaliyet kapsamı 1960′lı yıllarda daha da genişleyerek, öğretmen eğitimi, ilkokullar için eğitim materyali ve donanımların geliştirilmesi, eğitim programlarının yeniden düzenlenmesi, ana-çocuk sağlığı, aile planlaması, büyük kentlerde temiz içme suyu sağlanması, çevre sorunları gibi konuları da içine almaya başlamıştır. 1970′li yıllarda uluslararası ekonomik durum nedeniyle, UNICEF halkın kendisinin doğrudan girdi sağlayabileceği projeleri ön plana çıkarmaya başlamıştır. 1978 yılında DSÖ ile birlikte düzenlenen Alma-Ata Konferansında Temel Sağlık Hizmetleri kavramının geliştirilmesini sağlamıştır. 1979 yılında gerçekleştirdiği “Uluslararası Çocuk Yılı” etkinlikleri ile tüm dünya kamuoyunun dikkatinin çocuk sorunlarına çekilmesini sağlamıştır. UNICEF, beslenme, yaygın hastalıklar, bağışıklama, göçmen ve işçi çocukların karşılaştıkları sorunlar, sokak çocukları, savaş kurbanı çocuklar, okul öncesi eğitim ve özürlü çocuklar gibi konu... Devamı

VİTAMİN GURUPLARI FAYDALARI VE ZARARLARI

2013-04-12 09:01:00

Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Beslenme Bilimi Derneği araştırdı, Newsweek açıkladı. İşte 'Hangi rahatsızlıkta, hangi yaşta, hangi vitamin, ne kadar kullanılmalı?' sorularının yanıtları Newsweek dergisi, son sayısının kapağını beslenme şeklinin sağlık üzerindeki etkilerine ayırdı. Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Beslenme Bilimi Derneği'nin hazırladığı dosyada, vücudu sayısız hastalığa karşı koruyan vitaminlerin hangi besinlerde olduğu, ne dozda alınması gerektiği incelendi. İşte o sonuçlar: B6 VİTAMİNİ Neye yarar?: Damarlara zarar veren 'homocysteine' isimli kimyasalın seviyesini düşürür. Dozu: 31-50 yaş: günde 1,3 mg 51+: Günde 1,5-1,7 mg Kaynaklar: Baklagiller, et, balık, turunçgiller, muz, karpuz. B12 VİTAMİNİ Neye yarar?: Sinir hücrelerini korur. Hafızayı güçlendirir. Dozu: 31+: günde 2,4 mg. Kaynak besinler: Et ve süt gibi hayvansal ürünler, güçlendirilmiş tahıllar. C VİTAMİNİ Neye yarar?: Katarakt ile meme ve mide gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltır. Dozu: 31+: 75-90 mg Kaynak besinler: Turunçgiller, brokoli, dolmalık biber, lahana, çilek. FOLİK ASİT Neye yarar?: Hamilelikte alınırsa doğumdan gelen kusurları önler, kolon kanseri ve Alzheimer'a karşı koruyucudur. Dozu: 31+: Günde 400 mcg. Hamilelerde: 600 mcg. Kaynak besinler: Ekmek, makarna ve kahvaltılık gevrekler, baklagiller, ıspanak, brokoli ve portakal suyu. A VİTAMİNİ Bulgu ve endişeler: Görme yeteneğini korur, katarakt riskini azaltır. Ancak fazlası kemiklere zarar verebilir. Dozu: 31+: erkeklerde 3000 IU (uluslararası birim), kadınlarda 2333 IU Kaynaklar: Havuç, tatlı patates ve mango. D VİTAMİNİ Neye yarar?: Kalsiyumla birlikte alındığında kemik kırılmasına karşı korur. Yüksek dozda alındığında kolon, meme ve yumurtalık kanserini önlemeye... Devamı

AYNA VE MERCEĞİN ÖZELLİKLERİ KULLANIM ALANLARI

2013-04-12 08:54:00

AYNA VE MERCEĞİN ÖZELLİKLERİ KULLANIM ALANLARI  Bir aynanın önünde durup bakarsanız, yüzünüzü görebilirsiniz. Aynanın durumunu değiştirince, başka cisimleri de görebilirsiniz. Aynada, önündeki cismin bir görüntüsü oluşur. Mercek ve aynalar, görüntü eldesi için kullanılırlar. Normal bir düz aynada, öndeki cismin görüntüsü, cisimle aynı büyüklükte ve doğrultudadır; fakat sağı ve solu yer değiştirmiştir. Sol el, görüntünün sağ tarafında görünür. Aynalar ve merceklerle daha büyük yada daha küçük görüntüler de elde edilebilir. Mercek, bir ya da iki yüzü çukur veya tümsek olan, cam veya plastikten yapılmış bir araçtır. Saydamdır, yani ışığı geçirir. Fakat içinden geçen ışığın gidişini saptırır. Bu sapmaya ışığın kırılması denir. Ayna ise ışığın geçemediği, parlak bir cisimdir. Yüzleri düz veya eğri olabilir. Camın bir tarafını gümüş veya başka metalle kaplayarak yapılır. Ayna, üzerine gelen ışığı, geldiği tarafa geri gönderir. Bu olaya da ışığın yansıması denir. Mercekler ve aynalarla ilgili çalışmalara geometrik optik denir. Optik, ışık bilgisi demektir. Geometri ise, şekiller ve doğrultuları inceleyen bilimdir.farklı şekilli mercekler ve aynalar, ışığın gidişini çeşitli şekillerde değiştirirler. Bunlar geometrik optik kurallarıyla belirlenmiştir. Işık, bir enerji türüdür. Kitabın sayfasından göze gelen ışık, göze enerji taşımaktadır. Fakat ayna ve merceklerin çalışmasını açıklamak için ışığın ne olduğunu açıklamaya gerek yoktur. Işığın ne olduğu öğrenilmeden çok önce ışığın hareket şekli incelenmiş ve anlaşılmıştı. Işık, cam, su ve hava gibi maddelerden ge... Devamı

AKİK TAŞI ÇEŞİTLERİ ÖZELLİKLERİ VE FAYDALARI NELERDİR

2013-04-12 18:46:00
AKİK TAŞI  ÇEŞİTLERİ ÖZELLİKLERİ VE FAYDALARI NELERDİR |  görsel 1

“İsmini Sicilya'da bulunan Achates Nehri'nden almıştır. En çok bulunan taşlardan birisi olmasına rağmen, renklerindeki ve halkalarının dağılımındaki çeşitliliğin sınırsızlığı nedeniyle herzaman en gözde taşlardan biri olmuştur.” Diğer İsimleri :Akik, Yemen Taşı Sertliği : 6,5 - 7 Özgül Ağırlığı : 2,57 - 2,65 Kimyalsal Grubu : Silikat Yapısal Görünümü : Yarısaydam, saydam veya opak. Parlaklığı : Donuk camsı, yağımsı. Kimyalsal Formülü : SiO² + Al, Ca, Fe, Mg, Mn. Alt Türleri : Mavi Akik, Kırmızı Akik, Yosunlu Akik, Oniks, Sardoniks Uyumlu Olduğu Unsur :Toprak. Uyumlu Olduğu Şakra :Gırtlak, güneş sinirağı, kök, altkarın. Uyumlu Olduğu Burç :İkizler (Kırmızı ve Yosunlu Akik), Boğa, Yengeç, Oğlak, Kova Rengi : Bir merkezden yayılan kuşaklarda farklı renkler olarak kendini gösterir. Kırmızı, gri, beyaz, mavi, kahverengi, yeşil. Sembolü Olduğu Hususlar : İletişim, duygusal, bedensel ve eterik bedenler. Çıkarıldığı Başlıca Ülkeler : Çin, İtalya, Madagaskar, Meksika, Mısır, Almanya, Hindistan, Brezilya ve Uruguay.  Akik Taşının Fiziksel Etkileri Bedenin gerginlik olan kısımlarına sıcaklık hissi verir ve gerginliği azaltır. Ağrıları gidermek için kullanılabilir. Cilt hastalıklarına karşı etkilidir. Damarları kuvvetlendirir. Güçlü ve erkeksi bir enerjiye sahip olan akik, cinsel organlar ve cinsel güç için faydalıdır. Hamilelikte hem anne hem de bebeğin sağlığı için faydalıdır ve bu süreç içerisinde kullanılması özellikle önerilir. Kemik ve diş yapısının korunmasında faydalıdır. Mavi renkli olan diğer taşlar gibi, mavi tonlarında olan akikler de akiğin diğer türlerinden farklı olarak boğaz &c... Devamı

AMERİKA KITASININ KEŞFİ AMERİKAYI KİM BULMUŞTUR

2013-04-11 10:05:00

Amerika'ya doğru Atlas Okyanusu'nun batısına açılma teşebbüsü, daha onuncu yüzyılda başlamıştır. Bu yüzyılın sonlarına doğru. Gröenland'ın batı kıyılarına ulaşılmıştır. Bundan sonra Amerika, ilk olarak Cenovalı bir gezgin olan Kristof Kolomb (Christopher Columbus) tarafından keşfedilmiştir, Kristof Kolomb, daha yirmi sekiz yaşlarında iken, dünyayı dolaşarak Asya'ya gitmeyi tasarlamış, bu plânına tatbik alanına koymak için yıllarca imkân aramıştır. İspanya'ya giderek düşüncesini Kraliçe İsabella'ya açmış, uzun tartışmalardan sonra isteği kabul edilmiştir. Bunun üzerine sefer hazırlıklarına başlanmış, emrine tahsis edilen üç gemi ve 88 gemici ile 3 Ağustos 1492 de İspanya'nın Palos limanından hareket etmiştir. Hareketten üç gün sonra büyük bir fırtınaya tutulmuşlar ve gemilerinden Pinta'nm direği kırılmıştır. Yollarına zorlukla devam etmişler, 12 Ağustos'ta Kanarya adalarına varmışlardır. Burada sakatlanan gemi tamir edilmiş ve 6 Eylül'de, Arapların “Karanlığın yeşil denizi” dedikleri Atlas Okyanusunun bilinmeyen sularına doğru açılmışlardır. Yolculuk, gün geçtikçe zorlaşmaya başlamış, Kristof Kolomb, bir taraftan gemilerin bozulan yerlerini tamir ettirirken, bir taraftan da maneviyatları bozulan tayfalarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Bu arada tayfaların çoğu geri dönmek için Kristof Kolomb'u zorlamağa başlamışlardır. Dönmeyi reddeden Kristof Kolomb, içindeki inanca rağmen Asya'nın doğusuna, yani Hindistan'a ulaşamayacağı korkusu içinde tereddüde düşmeğe başlamıştır. İşte bu sıralarda ,11 Ekim'de denizde tahta parçalarının görünmeğe başlaması yeni ümitlerin doğmasına sebep olmuş, ertesi gün de karanın göründüğünü müjdele... Devamı

YUMURTANIN YAPISI BÖLÜMLERİ YUMURTADAKİ VİTAMİNLER

2013-04-11 20:01:00
YUMURTANIN YAPISI BÖLÜMLERİ YUMURTADAKİ VİTAMİNLER |  görsel 1

      Yumurtanın bölümleri: Yumurta Beyazı: Diğer adı Albumen’dir. Çok az miktarda mineral külü ve glukozun yanında tamamen protein ve su’dan meydana gelmektedir. Sarısı ile karşılaştırıldığında çok az lezzet veya renk verici özelliği vardır. İnce ve kalın beyaz diye ikiye ayrılmaktadır. Yumurta beyazı pH 8 derecesi ile tabii alkalin olan bir kaç yiyecekten biridir. Bu özelliği ile her ne kadar bakteri oluşumunu engellese de yinede de pişirilerek tüketilmesi uygundur. Yumurta Sarısı: Protein, yağlar ve emülsiferlerin yanında az miktarda mineral külleri ve sarı rengi veren karotenoidlerden meydana gelir. Yumurta sarısında en iyi bilinen emülsifer lesitin'dir. yumurta sarısının proteinleri yumurta beyazının proteinlerinden farklıdır (lipoprotein). Sarının çevresini saran zar hem koruma hem de bakterilerin hareketini engelleme bakımından önemlidir. Tavuğun beslenme rejimi hem sarı rengi, hem de lezzeti etkiler. Bu da çiftlik ve köy yumurtası arasındaki renk ve lezzet farkını açıklar. Yumurta Kabuğu: Yumurtanın ağırlığının %11’i kabuktur. Kabuk, her ne kadar sert olarak görünse de gözenekli bir yapıya sahiptir. Bu da nem ve karbondioksit gibi gazların yumurtadan kaçabilmesine imkan tanır. Delikli yapının başka bir neticesi de özellikle Salmonella'ya karşı kabukların iyice yıkanması ve gerekirse dezenfekte edilerek saklanması gerekliliğidir. Kabuk rengi tavuğun cinsine bağlı olarak beyaz veya kahverengi olabilir. Kabuk rengi lezzeti etkilememektedir. Hava Kabarcığı: Kabuk ve yumurta beyazı arasında koruyucu bir membran içinde bulunmaktadır. Taze yumurtada sıkışmış ve hacim olarak küçük iken, bayat yumurtada rutubet kaybı sonucunda küçülen iç yapı, hava kabarcığının büyümesine neden ol... Devamı

RİBAT NEDİR KISA AÇIKLAMASI

2013-04-10 21:58:00

RİBAT NEDİR Sınır karakolu; İslâm dînini üstün kılmak, müslümanlardan kâfirlerin şerrini, zararını def etmek için düşman sınırında nöbet beklemek. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Ey îmân edenler! Din uğrundaki eziyetlere sabredin ve düşmanlarınızla olan savaşlarda üstün gelmek için sabır yarışı yapın. Ribâtta bulunun ve Allah’tan korkun ki, felâh bulasınız. (Âl-i İmrân sûresi: 200) Bir kimse, Allah için bir gece ribât bekler, müslümanları muhâfaza ederse, onların oruç ve namaz sevâbına kavuşur. (Hadîs-i şerîf-Taberânî) Benim mescidimdeki namaz, on bin namaza, mescid-i harâm’daki bir namaz yüz bin namaza, ribât bölgesindeki namaz ise bir milyon namaza denktir. (Hadîs-i şerîf-Ebü’ş-Şeyh)  Devamı

NAFİLE NAMAZI REVÂTİB VE MÜEKKED SÜNNETLER NEDİR

2013-04-10 21:56:00

Nâfile, farz ve vâcip olan ibadet yerine getirildikten sonra, onlar dışında daha fazla sevap elde etme amacıyla yapılan ilâve ibadeti ifade eder. Bunun ötesinde aşağıda görüleceği gibi nâfile kapsamında yer alan sünnet namazları mümkün oldukça kılmak, kılmaya çalışmak, Peygamberimiz’e olan muhabbeti ve bağlılığı pekiştirme bakımından son derece yerinde bir tutum olur.   A) REVÂTİB SÜNNETLER Bir vakti bulunan nâfile namazlara revâtib sünnetler denir. Bunlar belli bir düzen ve tertip içinde, beş vakit farz namazlarla birlikte kılındığı için bu şekilde adlandırılmıştır. Bunların bazıları müekked, bazıları gayr-i müekked sünnettir. Hanefî literatüründe, sünnet-i müekkede olan nâfile namazlar kısaca “sünnet” diye, gayr-i müekked olanlar ise “müstehap” veya “mendup” diye adlandırılmıştır. Ramazan ayında yatsı namazından sonra kılınan teravih namazı da, sünnet-i müekkede türündendir ve ramazan ayına mahsus olmak üzere teravihten sonra düzenli olarak kılındığı için aynı zamanda revâtib kapsamında yer alır. a) Vakit Namazlarıyla Birlikte Düzenli Olarak Kılınan Sünnetler (Farzlara Tâbi Olan Nâfile Namazlar) Farzlara tâbi nâfile namazlar; sabah namazının farzından önce iki; öğle namazının farzından önce dört, farzından sonra iki; ikindi namazının farzından önce dört; akşamın farzından sonra iki; yatsının farzından önce dört, farzdan sonra iki olmak üzere toplam 20 rek`attır. Cuma namazının farzından önce ve sonra kılınan dörder rek`atlık nâfile namazlar da farzlara tâbi nâfile kapsamında yer alır. Bunların bir kısmı müekked, bir kısmı gayr-i müekkeddir. aa) Müekked S&u... Devamı

TESBİH NAMAZI NEDİR NASIL KILINIR

2013-04-10 21:52:00

Tesbih Namazı Tesbih namazı, ömürde bir kez olsun kılınması tavsiye edilen mendup bir namazdır. Peygamberimiz amcası Abbas’a “Bak amca sana on faydası olan bir şey öğreteyim; bunu yaparsan günahlarının ilki-sonu, eskisi-yenisi, bilmeyerek işlediğin-bilerek işlediğin, küçüğü-büyüğü ve gizli yaptığın-açıktan yaptığın on türlü günahını Allah bağışlar” diyerek bu namazı tavsiye etmiş ve öğretmiş, Abbas bunu her gün yapamayız deyince Peygamberimiz, bu namazın haftada bir, ayda bir, yılda bir veya ömürde bir defa kılınmasının yeterli olacağını belirtmiştir (Ebû Dâvûd, “Tatavvu’”, 14, “Salât”, 303; Tirmizî, “Salât”, 350, “Vitr”, 19). Tesbih namazı dört rek`at olup şöyle kılınır: Allah rızâsı için namaz kılmaya niyet edilerek namaza başlanır. Sübhâneke’den sonra 15 kere Sübhânellâhi ve’l-hamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber denir. Sonra eûzü besmele çekilir, Fâtiha ve sûre okunduktan sonra 10 kere daha tesbih edilir yani ‘Sübhânellâhi ve’l-hamdülillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’ denilir. Bu tesbih, rükûa varınca 10 kere, rükûdan doğrulunca 10 kere, birinci secdede 10 kere, secdeden kalkınca 10 kere, ikinci secdede 10 kere söylenir. Böylece her rek`atta 75 tesbih yapılmış olur. İkinci rek`ata kalkılınca yine 15 kere tesbih okunur, ardından geri kalan kısım aynı şekilde tekrarlanır ve böylece 4 rek`at tamamlanmış ve toplam üç yüz tesbih edilmiş olur. Aslolan herkesin bu namazı tek başına kılmasıdır. Tesbih namazında sehiv secdesini gerektiren bir şey olursa, sehiv secdesi... Devamı

TÖVBE NAMAZI NEDİR NASIL KILINIR

2013-04-10 21:49:00

Tövbe Namazı Günah ve çirkin sayılan işleri yapmaktan kaçınmak dinimizin emridir. Bununla birlikte insanlar suç ve günah işleyebilirler. Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şeriflerde bir günah işlenmesi durumunda, kişinin günahta ısrar etmeyerek hemen tövbe etmesi gerektiği ve Allah’ın içten yapılan tövbeleri kabul edeceği belirtilmiştir. Esasen tövbe ve istiğfarda bulunmak için günah işlemiş olmak gerekmez. Peygamberimiz, geçmiş-gelecek günahlarının affolunduğu/affedileceği bildirildiği halde, günde yetmiş kere, yüz kere tövbe istiğfarda bulunmuştur. Özellikle mübârek gecelerde ve seher vakitlerinde olmak üzere, kıldığı namazların sonunda selâm vermeden önce ve selâmdan sonraki tesbîhatın ardından kulun tövbe ve istiğfarda bulunması durumunda, Cenâb-ı Allah’ın bağışlaması umulur. Ayrıca Peygamberimiz tövbe namazına ilişkin olarak, “Bir kul günah işler de sonra kalkıp güzelce abdest alıp temizlenir ve iki rek`at namaz kılarak Allah’tan bağışlanmak dilerse Allah onu mutlaka affeder” buyurmuş ve arkasından şu âyeti okumuştur: “Onlar çirkin bir iş yaptıklarında ya da kendilerine zulüm ve haksızlık ettikleri zaman hemen Allah’ı hatırlayıp, günahlarının affedilmesini isterler; zaten günahları Allah’tan başka kim affedebilir ki! Bunlar o günahı bile bile bir daha yapmazlar” (Âl-i İmrân 3/135). Tövbe namazı iki rek`at olarak kılınabileceği gibi daha fazla da kılınabilir.  Devamı

HACET NAMAZI NEDİR NASIL KILINIR DUASI

2013-04-10 21:47:00

Hâcet Namazı İnsanlar hayatları boyunca birçok şeye ihtiyaç duyarlar, birçok şeye kavuşmayı arzu ederler. Bunlar doğaldır. Dünyalık veya âhiretlik bir isteği ve dileği bulunan, bir şeye ihtiyaç duyan kimse ihtiyaçlarını karşılamak veya arzularına ulaşmak için öncelikle onlara götürecek sebeplere tutunmalı, ayrıca bunların gerçekleşmesi için Allah’tan yardım istemelidir. Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmuştur: “Kimin Allah’tan veya insanlardan bir dileği varsa, şartlarına uygun güzel bir abdest alsın, sonra Allah’ı övgüleyip senâ etsin, Allah resulüne salât ve selâm getirsin. Daha sonra şöyle desin: Lâ ilâhe illallâhü’l-halîmü’l-kerîm. Sübhânallâhi Rabbi’l-arşi’l-azîm. Elhamdü lillâhi rabbi`l âlemîn; Es’elüke mücîbâti rahmetike ve azâime mağfiretik; ve’l-ismete min külli zenbin ve’l-ganîmete min külli birrin ve’s-selâmete min külli ism. Lâ teda’ lî zenben illâ gaferteh; ve lâ hemmen illâ ferrecteh; velâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ. Yâ Erhame’r-râhimîn!” (Tirmizî, “Salât”, 140, 348). Hâcet namazı dört veya on iki rek`at olarak kılınır. Dört rek`at olarak kılındığı takdirde birinci rek`atında Fâtiha’dan sonra üç Âyetü’l-kürsî, diğer üç rek`atında ise Fâtiha’dan sonra birer kere İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri okunur. Namazdan sonra hadiste bildirilen hâcet duasını okur ve isteğini Cenâb-ı Rabbi’l-âlemîn’e iletir. “Hak tecell&... Devamı

Kelime-i Tevhid Ne Demek ve Anlamı

2013-04-10 21:42:00

Kelime-i Tevhid ve Anlamı Lâ ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah” cümlesini görüyorsunuz. Bu ifade “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed Aleyhisselâm Onun Elçisidir” anlamına gelir. Bu ifade İslâm inancının temelini oluşturur ve Kelime-i Tevhid olarak isimlendirilir.  Devamı

TAKVA NE DEMEKTİR KISA AÇIKLAMASI

2013-04-10 21:38:00

Kısaca Takva Nedir Takva; emir ve yasaklarına uyarak, Allah’a karşı saygılı olmak, dünya veya âhirette insana zarar verecek, ilâhî azaba sebep olabilecek söz, fiil ve davranışlardan, her türlü günahtan uzak durmak demektir. Takva, şuurdan yoksun olarak çok ibadet etmek ve bedensel şekillere bürünmek değil, bütün benliği ile Allah’ a yönelme ve O’nun hoşlanmadığı davranışlardan uzak durma gayretidir. Nitekim Kur’an’da şöyle buyurulur: “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat ona sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır…” Peygamberimiz (s.a.s.) ise şöyle buyurur: “Allah Teâlâ sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalplerinize bakar” (Müslim, “Birr”, 33).  Devamı

İSRAF NEDİR DİNİMİZDE İSRAF

2013-04-10 21:36:00

İsraf, insanın sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesi demektir. Yüce Allah Kur’an da, “Yiyin için, fakat israf etmeyin. Çünkü o,israf edenleri sevmez. ” (A’râf, 7/31), “Onlar harcadıkları zaman ne savurganlığa saparlar, ne de cimrilik ederler. Harcamaları,bu ikisinin arasında dengeli olur” (Furkân, 25/67) ayetleriyle verdiği maddî-manevî nimetlerden faydalanırken orta yolu emretmektedir. İsraf, lüks ve gösteriş tüketimi; fertleri maddî-manevî çeşitli sıkıntılara uğratmakta, milletlerin kalkınmasını engellemekte, ülkelerin ekonomik yapılarını olumsuz yönde etkilemektedir. Sonuç olarak dinimiz, kazancımızın her türlüsünü helâlinden kazanmayı ve tüketirken de yine israf etmeden helâl yollarda tüketmeyi öğütlemektedir.  Devamı

RENK NEDİR GÖZÜMÜZ RENGİ NASIL ALGILAR

2013-04-07 19:59:00
RENK NEDİR GÖZÜMÜZ RENGİ NASIL ALGILAR |  görsel 1

İnsanoğlu, kendini bildiği günden bugüne, renk hadisesine ne yazık ki bir kullanım aracı veya obje olarak bakmış, ne güzel kırmızı döpiyes veya sarı kazak deyip geçmiştir. İlerici görüş, hissediş sahipleri (empresyonistler) rengin farklılığını hissederek çalışmalar yapmışlardır. Hepsinin yola çıkış tarzı önce ışık sistemidir. Renk ve ışık, Spektrumun radyan bir enerjisi veya en düşük elektromanyetik alanı olarak kabul edilir. Beyaz ışık bütün dalga uzaklıklarının karışmasından meydana gelen Spektrumun görünüşü ile orantılıdır. Renk göz ile yakalanan bir ışık tesiridir. Işığın eşya üzerine çarpmasıyla, yansıyan ışınlardan gözümüzde meydana gelen duyumların her birine “renk” denir. Renk anlamı; ışık, göz ve beyinle idrak edilir. Bu sebeple renk anlamı üç sistemde ele alınmalıdır. a- Psikolojik sistemde renk: Beynimizde uyanan bir durumdur. Mavi duyum gibi. b- Fizyolojik sistemde renk: Çeşitli ışık cinslerinin göz retinası üzerinde, sinirler vasıtasıyla meydana getirilen, fizyolojik olaydır. Işığın görünüş hadisesi fizyolojiktir. Renk ise bizdedir. Renk bir duygudur. Yaşayan varlıkların sinir sistemlerinde mevcuttur. c- Fiziksel sistemde renk: (Işıkla spektrum ile) Ölçülerle ve rakamlarla geniş olarak belirtilen bir olaydır. Işığın hangi dalga uzunluğunu hangi oranda bulundurduğu esastır. Fizik bakımından renk türü titreşimde ışık dalgalarından ibarettir. Bu ışık – renk dalgaları değişik uzunluktadırlar. Kırmızının en kısa, morun en uzun olduğu gibi. Rengin Tarihçesi nsanı insan kılan her değer dümdüz bir cam levha gibidir. Öyle ki her birinin içinden insanı insan kılan o ışık geçer. Rengarenk levhalar parlak  güneşin altında parıldar ve binbir çeşitte renk... Devamı

ÜÇ BEYAZIN ŞEKER TUZ UN ZARARLARI NELERDİR

2013-04-07 09:53:00

İnsanoğlunun yaşam tarzı, beslenme şekillerindeki değişiklikler ve düzensiz beslenme; sağlığımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Bütün insanlar için olmazsa olmazlardan olan üç beyaz yani un, tuz ve şeker düzenli ve gerektiği miktarlarda kullanıldığında vücudumuza hiçbir zararı yoktur. Aksine faydası bile vardır. Ama beslenme şekillerindeki değişiklikler ve bu üç beyazın gerekenden fazla kullanılması vücut fonksiyonlarında bozukluklara neden olmaktadır. Özellikle günümüzde bu tehlikeyi doktorlarda sıkça dile getirmekte ve hayatımızı ve yaşam standartlarımızı kötü yönde etkileyen bu üç beyazdan uzak durmamız konusunda sürekli uyarılarda bulunmaktalar. Özellikle tuzun zararları konusunda sürekli uyarılar yapılmakta ve vücudumuzun günlük tuz ihtiyacının gram tuz ile karşılanabileceği açıklanmaktadır. Peki, hiç birimizin vazgeçemediği ve her öğünde sıkça karşılaştığımız üç beyaz gıda maddesinin zararları nelerdir. Öncelikle çocukluğumuzda beri hepimizin en sevdiği şey olan şekerin zararlarından başlayalım: • * Bağışıklık bağışıklık  zayıflatır. • * Vücudumuzun mineral dengesinin bozulmasına yol açar. • * Böbreklerde hasar oluşmasına yol açar. • * Krom eksikliğine yol açar. • * Bakır eksikliğine yol açar. •* Çocuklarda dikkat dağılmasına yol açar. •* Vücudumuzun ihtiyacı olan kalsiyum ve bakır ihtiyacının karşılanmasını engeller. •* Özellikle kadınlarda kolon kanseri riskini artırır. *• Göz bozukluklarını sebep olabilir. •* Kalp hastalığı riskini artırabilir. •* Diş çürüklerini artırır bunun sonucunda önemli sağlık problemleri ile karşılaşılır. •* Diyabet oluşumuna sebep olabilir. Tuzun zararları ise, • *Yüks... Devamı

Erkekler Kadınlardan Neler İster Erkek Beyni

2013-04-06 12:40:00

Erkekler Kadınlardan Neler İster Erkek Beyni İlişki Doktoru Bob Grant, erkekler hakkında 25 evrensel gerçeği paylaştı…. Çoğu zaman, genelleme yapmaktan uzak durmak akıllıcadır. Ama bazen bu önermelerde gerçek payı oluyor ve erkekler bizim için kesinlikle bu kategoriye giriyor! Bu yüzden İlişki Doktoru Bob Grant politik olmayı bir kenara bırakıp, erkekler hakkında 25 evrensel gerçeği paylaşıyor. Akıllarından geçenler gerçekten bunlar mı dersiniz? 1. Seks için her şeyi yaparım; hatta hayatımı sana adarım. 2. Seninle kavga etmekten nefret ediyorum. Bir uzlaşma yolu bulmayı tercih ederim. 3. Uzun saç seviyorum. Üzgünüm ama seviyorum. 4. Gerçekten öğrenmek istemiyorsan, lütfen bana nasıl göründüğünü sorma. 5. Aramız kötüyken, gözlerim başka kadınlara daha çok kayıyor. 6. Eğer seni mutlu ettiğimi hissedemezsem, gerçek bir erkek olmadığımı hissederim. 7. Eğer çocukluklarıma katlanamazsan, üzgün olduğumda açılmak için de çok zayıf olduğunu düşünürüm 8. Akıl okuyamam, unutma ben bir kadın değilim. 9. Modadan anlıyor olabilirsin ama ben beni hoşnut etmek için giyinmeni tercih ederdim, diğer kadınları değil. 10. Eğer saçımı kaybediyorsam, bu komik değil. Sana kilonla ilgili şaka yapmamı ister misin? 11. Yardım istemediğim zamanlar ne yapmam gerektiğinin söylenmesinden nefret ediyorum. Böyle zamanlarda, annemmişsin gibi hissediyorum. 12. Eğer yatıya kalırsan, nihayetinde seninle evlenebilirim, ama daha isteksiz olurum. 13. Saygı görmek benim için sevilmekten daha önemli. 14. Düşündüğünden çok daha güvensizim. Neden senin güvenine bu kadar ihtiyacım olduğunu sanıyorsun? 15. Üzgün olduğumda, ses tonuna karşı çok hassas olurum. Nasıl s&oum... Devamı

Gelinlik tarihte ilk gelin ve ilk Alyansın Tarihçesi

2013-04-06 09:59:00

Gelinlik tarihte ilk gelin ve ilk Alyansın Tarihçesi Gelinlik kelimesinin İngilizce karşılığı olan "bridal" kelimesi Orta Çağ'da yapılan evlilik partileri ile ortaya çıkmıştır. İngilizce “al” kelimesi “party” kelimesinin eş anlamlısıdır. Bu kelimenin Türkçe karşılığı "parti" dir. "Bride" kelimesi de İngilizce bir kelimedir ve Türkçe karşılığı "gelin" dir. Günümüzde popüler moda terimleri arasında yer alan bridal "bride-al" dan gelmektedir. Dünya genelinde beyaz gelinliğin hikayesine kısaca değinelim. Eski Mısır'da gelinler üzerlerine kat kat pileli beyaz renkte keten kumaş giyerlerdi. Yunanistan'da ise beyaz renk kutlamayı temsil ettiği için gelinler mutluluklarını belirtmek amacıyla düğünlerinde beyaz kumaştan yapılmış kıyafetler giyerlerdi. Roma'da evlilik ve doğum tanrısına ithafen gelinler beyaz kaftana bürünürlerdi. Eski Roma'da evlenecek olan genç kızların giydikleri gelinliklerin rengi sarıydı. O dönemlerde; evli kadınların yüzünü örten peçe evli ve bekar kadınların ayırt edilmesi amacıyla kullanılırdı. Evliliğe ilk adımını atacak olan gelinlerde giydikleri sarı renkli gelinlikle birlikte ilk kez sarı renkte bir gelinlik peçesi takarlardı. Ortaçağda ise gelinliğin rengine çok fazla önem verilmemiştir. Gelinlik kumaşının kaliteli ve gösterişli olması gelinliğin renginden çok daha fazla önem taşımaktaydı. Gelinlikte renk olarak beyazın kullanılması ise 16. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Bir düğünde beyaz kıyafet giydiği kayıtlara geçmiş ilk gelin 1499 yılında XII. Lois ile evlenen İngiltereli Anne'dir. Günümüzdeki gelinlik modelleri ise temelini 1854 yılında Kraliçe Victoria'nın Prens Albert ile evlenirken giydi... Devamı