cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

Tövbe Namazı Nasıl Kılınır Okunacak Dualar

2013-05-22 14:36:00

TÖVBE NAMAZI 4 rekâttır. İstenildiği her an kılınabilir: 1. rekât: Sübhaneke + Fatiha + Nisa-64 2. rekât: Fatiha + Mu’minun-40 Oturuş: Et Tehiyyatü 3. rekât: Fatiha 4. rekât: Fatiha Oturuş: Et Tehiyyatü + Allahümme Salli + Allahümme Barik + Rabbena 4/NİSA-64: Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câuke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen). 23/MU’MİNUN-40: Kâle ammâ kalîlin le yusbihunne nâdimîn(nâdimîne).... Devamı

Kuran-ı Kerim'den Tevbe Ayetleri

2013-05-22 14:32:00

Ancak tevbe edenler, (kendilerini) ıslah edenler ve (indirileni) açıklayanlar (a gelince); artık onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri kabul edenim, esirgeyenim. (Bakara 160) Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir? Allah, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez. (Al-i İmran 86) Doğrusu, imanlarından sonra inkâr edenler, sonra inkârlarını arttıranlar; bunların tevbeleri kesinlikle kabul edilmez. İşte bunlar, sapıkların ta kendileridir. (Al-i İmran 90) Ve ‘çirkin bir hayasızlık’ işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah’tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. (Al-i İmran 135) İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetlerdir. (Böyle) yapıp-edenlere ne güzel bir karşılık (ecir var.) (Al-i İmran 136) Allah’ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötü yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir.) İşte Allah, böylelerin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa 17) Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca “Ben şimdi gerçekten tevbe ettim” diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri .için acı bir azap hazırlanmıştır. (Nisa 18) Allah, size açıklayarak anlatmak, sizi sizden öncekilerin sünnetine iletmek ve tevbelerinizi kabul etmek ister. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa 26) Kim kötülük işler v... Devamı

Kırmızı Olmalı Kırmızı - şiir

2013-05-15 16:06:00

  Kırmızı Olmalı Kırmızı Havvanın elinde sımsıkı tuttuğu Onu Baştan çıkartıp Şeytana uyduran Cennetten kovduran Kırmızı ama kıpkırmızı Tadı damağı ahu gibi yakan Günahkar bir elma olmalıyım Kanatlarını umuda açmış Uğurlar olsun diyerek uğurlanan Kızıl saçlı kıza şans getirmek için  Kaf dağının arkasına uçan Umutsuzlara umut dağıtan Kan kırmızı siyah benekli Uğur böceği olmalıyım Dallardan salkım salkım sarkmalıyım Gören bu cazibeye kanmalı Ayaklarının ucuna kalkarak İnce parmaklarını bana uzatmalı Sarımsı yaprakların arasında Kırmızı ama kıpkırmızı Şarap tadında üzüm olmalıyım Parkların en ücra köşesinde Karanlığa gömülmüş aşıkların Kırmızı dudaklarına konan Kızılımsı ışıklar çıkaran ve alev, alev yanan.... Ateş böceği olmalıyım Kırmızı olmalıyım kıpkırmızı CENGİZ DAMAR  ... Devamı

Ege Bölgesinde Yetişen Meyve Ve Sebzeler Nelerdir

2013-05-15 12:43:00

Tarım Kıyı kesimindeki Ege Bölümü’nde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde  iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yetiştirilen ürünler bu bölümde yetiştirilemez. Ege Bölgesi Tarım Ürünleri Asıl Ege Bölümü’nün Başlıca Tarım Ürünleri Tütün : Türkiye tütün üretiminin % 50’sini bu bölge karşılar. Tüm kıyı ovalarında ekimi yapılan ve yurt dışına ihraç edilen tütün en çok Bakırçay Ovası’nda yetiştirilir. Zeytin : Akdeniz ikliminin tanıtıcı kültür bitkisi olan zeytin en çok Ege Bölgesi’nde yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 48’ini Ege Bölgesi sağlar. Edremit – Ayvalık Yöresi başta olmak üzere tüm kıyı kesiminde ve yer yer 100 km içerilere kadar zeytin yetiştirilir. Üzüm : Türkiye’de üzüm üretiminin % 40’ını sağlayan bölge 1. sırada yer alır. Kurutularak ihraç edilen çekirdeksiz üzümün tamamını Ege Bölgesi üretir. Başta Gediz Ovası olmak üzere Büyük ve Küçük Menderes ovalarında yetiştirilir. İncir : Kış ılıklığı isteyen ve Akdeniz iklimine uyumlu olan incirin %82’si bu bölgede yetiştirilir. Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarında incir üretimi yoğunlaşır... Devamı

Ders Çalışmak İçin Nasıl Konsantre Olunur Ne Yapmalı

2013-05-15 12:21:00

DERS ÇALIŞMAYA BAŞLARKEN:  Günümüzde, başarıya giden yolda “çok çalışmak” yerini “etkili çalışma”ya bırakmıştır. “Etkili çalışmak”; zamanı; belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Bunu becerebilenler için dinlenmeye, eğlenmeye, hobilere daima yer vardır.  Ders çalışmaya başlamanızı engelleyecek veya geciktirecek bahaneleriniz varsa, bunlardan uzaklaşmalısınız.  Verimli, etkili çalışabilmek için kendinize ait bir sebebiniz muhakkak olmalı, aksi taktirde çalışmaya başlamanız güçleşir.  Siz de aşağıdaki durumları sıkça yaşayan nice öğrenciden biriyseniz eminiz sizin de ders çalışma planlarınız sürekli bozulmaktadır.  > Amaçlarınız net değildir.  > Bilgi eksikleriniz devam ediyordur.  > Özel durumlarınızla uğraşmak daha fazla vaktinizi alıyordur.  > Düzenli ve disiplinli ders çalışma alışkanlığınız yoktur.  > Çalışmaya karşı isteğiniz yoktur ve çalışmaya başlamayı sürekli  erteliyorsunuzdur.  •Bu noktada, amacını açık ve net bir şekilde tanımlayan öğrenci buna inanmalı, buna uygun programları düzenleyebilmelidir.  •Derse başlamak ve bitirmek için belirli bir zaman yoktur; çalışma plânınızı, o günün derslerine, koşullarına ve ihtiyaçlarınıza göre arttırabilir veya azaltabilirsiniz.  •Çalışma sürelerinin uzunluğu derslerin özelliklerine göre düzenlenmeli, aradaki dinlenmeler, ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır.  •Plan, ani olarak ortaya çıkabilecek durumlarda, çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verebilecek şekilde yapılmalıdır.  •Hangi ders... Devamı

Osmanlı Döneminde Kullanılan Uzunluk Ölçüleri

2013-05-14 10:58:00

Cumhuriyetten Önce Kullanılan Uzunluk Ölçü Birimleri Osmanlı döneminde 60 cm veya 65cm uzunluğa eşit olan endaze parmak ucundan omuza kadar uzunluğu ifade eden ve ortalama 758 cm kabul edilen arşın ile adım ayak kulaç gibi uzunluk ölçüleri kullanılıyordu Bu ölçüler standart ölçüler değildi Hele adım ayak kulaç gibi ölçülerle sıhhatli bir iş yapmak hiç mümkün değildi Bunların yerine 26 Mart 1931 tarih ve 1782 sayılı kanunla modern dünyanın kullandığı metre sistemi kabul edilmiştir Artık uzunluk ölçümü milimetresantimetre desimetre metre dekametre hektometre kilometre ile ifade edilecektir ESKİ UZUNLUK ÖLÇÜLERİ Çarşı arşını Daha çok çarşı ve pazarda kullanılırdı Metre hesabıyla çarşı arşını 68 cm’dir Bina ve mimar arşını 758 cm’dir Bu arşının uzunluğunda zamanla değişiklikler oldu Üçüncü Selim Han abanoz ağacından bir mimar arşını yaptırdı Bunun ölçü olarak kullanılmasını istedi ve kütüphaneye kaldırttı Bunun bir tarafı 24 parmağa ve her parmak 10 hat’ta bölündü Böylelikle bu bölümle basımevinde kullanılan punto büyüklükleri de alınabilecekti Diğer tarafı sadece 20 eşit parçaya bölündü Değerli kumaşları bilhassa ipekleri ölçmede endaze kullanılırdı (endaze 6525 cm’dir) Türkiye’de 26 Mart 1931 tarih ve 1782 sayılı kanunla arşın ölçü birimi kaldırılıp yerine metre sistemi kabul edildi 1933′ten sonra da arşının bütün çeşitleri tamamen ortadan kaldırılıp metre sistemine geçildi Zirai mimari arşın ve endaze ölçü birimlerin... Devamı

Mimar Sinan'ın Camilerinin Mimari Özellikleri

2013-05-14 10:55:00

Mimar Sinan veya Koca Mi'mâr Sinân Ağa Osmanlı baş mimarı ve inşaat mühendisi Osmanlı padişahları I Süleyman II Selim ve III Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan Mimar Sinan yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmıştır Başyapıtı ustalık eserim" dediği Selimiye Camisi'dir 1538 yılında Hassa başmimarı olan Sinan  baş mimarlık görevini I SüleymanII Selim ve IIIMurat zamanında 50 yıl süre ile yapmıştır Mimar Sinan’ın Mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir Bunlar: Halep’te Husreviye Külliyesi Gebze’de Çoban Mustafa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesidir Halep’teki Hüsreviye Külliyesinde tek kubbeli cami tarzı ile bu kubbenin köşelerine birer kubbe ilave edilerek yan mekânlı cami tarzı birleştirilmiş ve böylece Osmanlı mimarlarının İznik ve Bursa’daki eserlerine uyulmuştur Külliyede ayrıca avlu medrese hamamimaret ve misafirhane gibi kısımlar bulunmaktadır Gebze’deki Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde renkli taş kakmalar ve süslemeler görülür Külliyede cami türbe ve diğer unsurlar ahenkli bir tarzda yerleştirilmiştir Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk eseri olan Haseki Külliyesi devrindeki bütün mimari unsurları taşımaktadır Cami medrese sübyan mektebi imaret darüşşifa ve çeşmeden oluşan külliyede cami diğer kısımlardan tamamen ayrıdır Mimar Sinan’ın Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser onun sanatının gelişmesini gösteren basamaklardır Bunların ilki İstanbul'... Devamı

Cinsel İsteksizliğinin Nedenleri Çareleri

2013-05-14 10:51:00

Erkek cinsel performansta ısrarlı ise kadın…Eşinizle yatağa sadece uyumak için giriyor ya da sevgi sözcükleri yerine sessizliği yatağa Erkek cinsel performansta ısrarlı ise kadın…Eşinizle yatağa sadece uyumak için giriyor ya da sevgi sözcükleri yerine sessizliği yatağa taşıyorsanız cinsel hayatınızdaki problemler ilişkinizi ele geçirmiş demektir İlişkinizi serbest bırakmakta geç kalmamalı ve bir an önce cinselliğinizi özgürlüğüne kavuşturmalısınız İlişkinizin ilk günlerinde yatağa kadar bekleyemez bir bakışla kendinizi sevgilinizin kollarında bulurdunuz Şimdilerde ise cinsellik sadece arada bir yapılması zorunlu bir alışkanlık haline geldiBu hikaye size bir yerden tanıdık mı geliyor? O zaman siz de cinsel isteksizlik sorunuyla karşı karşıyasınız demektir Uzun süreli ilişkilerin en büyük sorunlarından biri olan cinsel isteksizliğin birçok nedeni olabilir Önemli olan bu nedenleri bulmak ve sorunu çok geç olmadan ortadan kaldırmak KADINLAR NEDEN CİNSELLİKTEN KAÇAR? Cinsel isteğin olması hem kadında hem de erkekte bazı faktörlere bağlıdır Bunlar; biyolojik içgüdü kişinin kendini seksi bulması yeterli benlik saygısı çekici bulunan bir partnerin varlığı ve partnerle cinsellik dışındaki alanlarda da iyi ilişkidir Ayrıca cinsellikle ilgili daha önce olumlu deneyimler yaşamış olmak da çok önemlidir Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nden Psikiyatrist Dr Hülya Soylu bunun birçok sebebi olduğunu belirtiyor 1 İLİŞKİDE UYUM VE ÇEKİCİ BULMA ÖNEMLİ Cinsel isteksizliğin kişiye göre değişen farklı sebepleri vardır; tıbbi psikolojik ve farmakolojik faktörlerin bir kombinasyonudur Kadınlarda özellikle evlilikte ya da ilişkide anlaşmazlık varsa cinsel sorunu... Devamı

Aşkın Hangi Halindesiniz Tutkunuzun Ölçüsü

2013-05-14 10:45:00

SADECE "BAĞLILIK" (BOŞ AŞK) Tutku ve yakınlığın olmadığı sadece hayat birlikteliğinin olduğu beraberliklerdir Bu durum özellikle görücü usulü ile evlenme ve beşik kertmeliğin yaygın oluğu toplumlarda (ve tabii ki ülkemizde) sıklıkla görülüyor Bu tip 'boş aşk'lar ilerleyen dönemlerde diğer özelliklerin etkilenmesiyle şekil değiştirebiliyor; aynı şekilde dolu aşklar da zamanla tutku ve yakınlık boyutunu yitirip 'boş aşk'a dönüşebiliyor SADECE "TUTKU" (DELİ DOLU AŞK) Genelde çoğu aşığın ilk planda ve en heyecanlı hissettiği cicim aylarının deli dolu yaşandığı desteğini erotizm ve cinsellikten alan aşk Yakınlık özelliği de geliştiğinde bu deli dolu aşklar romantik aşklara evrimleşiyor; aksi taktirde yakınlığın ve bağlılığın olmadığı durumlarda genellikle kısa sürüyor Bu kişiler birkaç gün veya hafta evli kalıp hemen boşanma davası açabiliyor ya da 40'lı yaşlarında beşinci eşinden de ayrılabiliyorlar SADECE "YAKINLIK" (ARKADAŞÇA AŞK) Yakınlık ve hoşlanma dışında tutku içermeyen uzun süreli olmayan aşklar Bu tip aşkta taraflar genellikle partnerlerine ilişkin cinsel çekim hissetmezler Arkadaşça aşklarda kısa süreli iyi anlaşma "kardeş gibi sevme" geçici heves bittiğinde hemen unutma ama hatırlandığında saygı duyma gibi hallere sıklıkla rastlanıyor "YAKINLIK" VE "TUTKU" (ROMANTİK AŞK) Hem fiziksel çekimin hem de ruhani çekimin yoğun hissedildiği aşklar Romantik aşklarda duygu yoğunluğu ve sevilen kişinin arzulanması ilişkinin dolu dolu hissedilmesine sebep oluyor Geçmişteki unutulmayan aşk deneyimleri genellikle bu tip aşklardan kaynaklanıyor Ancak ne fiziksel çekicilik ne de yakınlık hissi ilişkin... Devamı

Saç Dökülmesinin Sebepleri Nelerdir

2013-05-14 10:39:00

        Mevsim değişiklikleri ve özellikle baharın gelişiyle birlikte çoğu insanın problemi saçlarının dökülmesi Normalde 100-150 tele kadar olan saç dökülmesi  sonbaharda hava değişimi  azalan nem oranı  rüzgar ve düzensiz beslenme gibi etkenlerle daha da artabiliyor Uzmanlar  saç dökülmesinin sebeplerini şu şekilde açıkladı: “Saç dökülmesinde genetik faktörlerin rolü çok önemli olmakla birlikte başka sebepler de vardır  Bunlar; tiroid bezi hastalıkları  hamilelik  menopoz sonrası dönem ve diyabet hastalığı gibi endokrin hastalıklar  biotin  demir  protein  çinko eksikliği  kalori kısıtlayıcı diyetler gibi beslenme bozuklukları  doğum kontrol hapları  bazı mantar ilaçları  yüksek doz A vitamini gibi bazı ilaçlar  anemi  cerrahi işlemler  kanser  karaciğer hastalıklarıenfeksiyon hastalıkları gibi sistemik hastalıklar  psikolojik stres ve boya  perma gibi bir takım kimyasal işlemlerdir  Bunun dışında sık fön çekilmesi  kötü fırçalama  saçları çok sıkı toplama da saç dökülmesinin sebebi olabilir ” Devamı

Didim Apollon Tapınağı Hakkında Bilgi

2013-05-05 20:05:00

  Şimdilerde "Orakl"ların yaşadıkları veya geçerli oldukları dönem milattan önce 700'le milattan sonra 300 arasındaydı. Sözcüğün üç anlamı vardır ya da üç şeyi tanımlar; birinci anlamda "Orakl" tanrıların konuştuğu kişidir ikinci anlamda geçerli yani güncel olan tapınak veya çekinilen saygı duyulan tanrıdır üçüncü anlamda ise tanrı tarafından kahin aracılığı ile verilen cevaptır. Batı Anadolu'nun yani İyonya'nın bağrında bulunan Söke yakınlarındaki Didim Apollo Tapınağı 1700 öncesine kadar yaklaşık 2000 yıllık bir "Orakl" merkeziydi. Antik Dünya'dan günümüze gelen bu baş döndürücü Tapınak geçmişe terk ettiğimiz ve unuttuğumuz görkemin ve de gizemin muhteşem bir örneği olarak gözlerimizin önünde hala durmaktadır. Ama proje çok büyük tutulmuştu bu nedenle de tamamlanamadı inşaat MS 200'lerde dahi bitmemiş geçen beş yüzyıla rağmen sonuca ulaşılamamıştı. Roma İmparatorları'nın desteğine rağmen yine de inşaat tamamlanamadı bugün dahi inşaatın eksiklikleri görülmektedir (tıraş edilmemiş taşlar yivsiz sütunlar ve ücretini alamamış taş ustalarının imzalarının durması gibi). Tapınak düz bir alan üzerinde değildir bu nedenle yapı zaman içersinde kaymış ve bu nedenle de ön kısmına yay biçiminde bir takviye duvarı yapılmıştı. Temeller depremlere karşı ızgara biçiminde yerleştirilmişti. Yapının ölçüleri 109.34 x 51.13 metre olarak tahmin edilmektedir. Toplam 112 sütun bulunuyordu (Bazı uzmanlara göre 124 sütün vardı). Ön girişte görülen 7 yüksek basamaklı 3.5 metre yüksekliğindeki kaide (krepi... Devamı

Tarihin En Korkunç On Kadının Yaptıkları

2013-05-05 20:00:00

  0. Williamina “Minnie” Dean Minnie Dean yeni zenlanda'da bugüne kadar idam cezasına çarptırılmış ilk ve tek kadındır. Dean asılarak idam edilmiştir. Fakir kadınlara yardım etme kisvesi altında onların çocuklarını öldürmüştür ve bu kişilerin sahip olduğu ne kadar para varsa lüks içinde yaşamak için kullanmıştır. 1800lü yıllarda evlilik dışı hamile kalan genç kadınlar halk tarafından dışlanıyor ve kötü muamele görüyorlardı. Bu tutum "bebek tarımı" adında bir fenomenin oluşmasına sebep olmuştur. Bu yapılanmada insanlar para karşılığında evlilik dışı doğan bebekleri sahiplenerek büyütüyorlardı. Minnie Dean de bu paralı bakıcılardan biriydi. Fakat çocukları büyütmek yerine eline geçen ilk fırsatta bebekleri öldürürdü ve bunun yanında yetiştirme parasınıda alırdı. Evlatlık edinen kişiler yasal olarak kayıt altına alınmadıkları için Dean'in yaptıkları uzun süre farkedilemedi. Acımasız kadın bu teknik ile en az 3 çocuğu öldürmüştür ancak bedenleri bulunamayan bir çok çocuğunda ölümünden sorumlu olduğu öne sürülmüştür.  ~~~~ 9. Dorothea Puente Yaşlı bir pansiyoncu olan Dorothea Puente pansiyonu işlettiği yıllar içerisinde pansiyonda kalan kurbanlarını sessiz bir şekilde öldürüp daha sonra imzalarını taklit ederek kendi yaşam kalitesini artırmak için bu kişilerin paralarını kullanırdı. Kiracılarının telefon etmesine yada maillerine bakmasına kesinlikle izin vermezdi. Puente kiracılara verilmek üzere pansiyona gelen paraları alır ve büyük bir bölümünü kendisi sahiplenirdi. Bu yüzdendir kikiracıları genellikle sarhoşlar ve şizofren hastaları idi. Bu cani kad... Devamı

Simone de Beauvoir Kimdir Hayatı

2013-05-05 19:42:00

  Simone Lucie-Ernestine-Marie-Bertrand de Beauvoir (/simɔn də boˈvwaʀ/; 9 Ocak 1908 – 14 Nisan 1986) Fransız yazar ve filozof. Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı, gazeteci. En önemli eseri 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelenmesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu İkinci Cins (Le Deuxième Sexe) adlı eseri sayılabilir. Yaşamı Simone de Beauvoir 9 Ocak 1908’de Paris’te Georges Bertrand ve Françoise (Brasseur) de Beauvoir çiftinin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Geleneksel bir ailenin büyük kızıdır. Otobiyografisinin ilk bölümünde (Bir Genç Kızın Anıları) dinine ve ülkesine bağlı ataerkil bir ailenin sorumluluklarla donatılmış kızı olarak yaşadığı dönemden bahseder. Kişiliğinin koyu katolik annesinin ve bilinemezci babasının karşıtı olarak şekillendiği söylenebilir. Çocukluk ve ergenlik çağını etkileyen iki ilişkisinden biri kardeşi Helen diğeri arkadaşı Zaza ile olan ilişkisidir. Helen’in küçüklüğünden itibaren ona sürekli bir şeyler öğretmeye onu yetiştirmeye çalışmış ilişkisinde öğretici bir kaygı içinde olmuştur. Zaza ise trajik yaşamı ve ölümü ile Simone’nun karşılaştığı ilk sorunu oluşturuyordu   1929 Simone de Beauvoir Fransız varoluşçuluğunun baş temsilcisi Jean-Paul Sartre ile tanışır.  1935 Amerikalı antropolog Margaret Mead Üç İlkel Toplumda Cinsiyet ve Karakter üzerine incelemelerini yayınlar ve bu eserinde erkek ve dişi karakter çizgilerinin göreceli olduğunu kanıtlar.  1939 Hitler Polonya'yı işgal ederek 2. Dünya Savaşı'nı başlatır. Fransa ve İngiltere Almanya'ya savaş ilan ederler.  1940 Simone de Beauvoir ve Jean-Paul Sartre Fransız direniş h... Devamı

Depresyon Testi Depresyonda mısın Öğren

2013-05-05 10:49:00

    Aşağıda gruplar halinde cümleler verilmektedir. Öncelikle her gruptaki cümleleri dikkatle okuyarak, BUGÜN DAHİL GEÇEN HAFTA içinde kendinizi nasıl hissettiğinizi en iyi anlatan cümleyi seçiniz.lütfen bunları bir kağıda not ediniz.Not ederken sadece gruptaki sizi en iyi anlatan cümlenin sayısal değerini(cümle başındaki sayı sayısal değeridir.) yazacaksınız.20 gruptan her birine cevap vermeyi unutmayınız. Mümkünse boş bırakmayınız.Test bittikten sonra her gruptaki işaretlediğiniz cümlenin sayısal değerlerini toplayarak toplam puanı bir kenara yazacaksınız. Başlayabilirsiniz…  A- 0. Kendimi üzüntülü ve sıkıntılı hissetmiyorum. 1. Kendimi üzüntülü ve sıkıntılı hissediyorum. 2. Hep üzüntülü ve sıkıntılıyım. Bundan kurtulamıyorum. 3. O kadar üzüntülü ve sıkıntılıyım ki artık dayanamıyorum. B- 0. Gelecek hakkında mutsuz ve karamsar değilim. 1. Gelecek hakkında karamsarım. 2. Gelecekten beklediğim hiçbir şey yok. 3. Geleceğim hakkında umutsuzum ve sanki hiçbir şey düzelmeyecekmiş gibi geliyor. C- 0. Kendimi başarısız bir insan olarak görmüyorum. 1. Çevremdeki birçok kişiden daha çok başarısızlıklarım olmuş gibi hissediyorum. 2. Geçmişe baktığımda başarısızlıklarla dolu olduğunu görüyorum. 3. Kendimi tümüyle başarısız biri olarak görüyorum. Devamı>>> D- 0. Birçok şeyden eskisi kadar zevk alıyorum. 1. Eskiden olduğu gibi her şeyden hoşlanmıyorum. 2. Artık hiçbir şey bana tam anlamıyla zevk vermiyor. 3. Her şeyden sıkılıyorum. E- 0. Kendimi herhangi bir şekilde suçlu hissetmiyorum. 1. Kendimi zaman zaman suçlu hissediyorum. 2. Çoğu zaman kendimi suç... Devamı

Felsefede Temel Ayrımlar Nedir Öncüleri

2013-05-05 10:39:00

Felsefenin genel bir tanımının yapılmasının zorluğu, filozofların ilgi alanlarının olduğu kadar bu alanlar içinde araştırılmayı değer gördükleri konuların da farklılığından kaynaklanır. 13. yüzyıl Dominiken papazlarından Thomas Aquinas ve 18. yüzyıl İrlanda Kilisesi piskoposlarından George Berkeley gibi düşünürler felsefeyi dinin gerçeklerini ispat etme yolu olarak görmüş, maddeci ve uşçu yönlerinden anndırmaya çalışmıştı. İÖ 6. yüzyılda Pythagoras, Rönesansın sonlarına doğru Rene Descartes,20. yüzyılda da Bertrand Russell birer felsefeci olduklan kadar matematikçiydiler; onlara göre evren ile insan bilgisi üzerine görüşleri de büyük ölçüde, sayı kavramı ve tümdengelim yöntemi ile belirlenmişti. Platon, Thomas Hobbes ya da John Stuart Mill gibi filozoflar ise siyasal düzen ve toplum yaşamı ile ilgilenmiş, felsefi görüşlerinin hepsi insanın toplumsal ve siyasal davranış-lannı değiştirmeye yönelik olmuştu. İlk doğa filozoflan gibi Roger Bacon ve 20. yüzyılda Alfred North Whitehead doğal dünyanın fiziki bileşimini araştırmaya girişmiş, daha çok doğabilimlerine eğilmişti. Bütün bu farklı yaklaşım biçimlerinden, felsefe tarihi içinde monist, dualist ve çokçu görüşler; maddeci ve idealist görüşler, adcı ve gerçekçi görüşler; usçu ve deneyci görüşler; yararcı ve etik görüşler ortaya çıktı. Bunlara bağlı olarak da bilgi felsefesi, etik, bilim felsefesi, hukuk felsefesi, devlet felsefesi, sanat felsefesi gibi felsefe disiplinleri doğdu. Karşıt görüşler temelde eleştirel ve kurgusal olarak adlandınlabilecek iki yaklaşım biçiminden kaynaklanıyord... Devamı

Amedeo Avogadro Bilim Adamı Kimdir Hayatı

2013-04-22 15:57:00

Amedeo Avogadro Torino, İtalya'da, köklü ve asil bir aile olan Piedmont ailesinin bir üyesi olarak dünyaya geldi. 20 yaşında, kilise eğitimi bitirip çalışmaya başladı. Ancak kısa bir süre sonra kendini fizik ve matematik alanındaki çalışmalara adadı. 1809'da bu dalları, Vercelli'deki bir lisede (liceo) öğretmeye başladı. 1820'de, Turin Üniversitesi'nde fizik profesörü oldu.1821'deki Sardinia Kralı'na karşı olan ayaklanmalarda aktif rol aldı. Bunun sonucu olarak da 1823'te üniversitedeki görevinden alındı. Ancak Avogadro'nun da sahip olduğu fikirler zamanla - Savoy krallarının da katkılarıyla - daha kabullenilir oldu ve 1848'de Charles Albert, modern anayasayı açıklayınca Avogadro Turin'deki görevine geri getirildi. 20 yıl daha burda profesörlüğe devam etti. Çok düzgün ve dinine uygun bir hayat sürmüşe benzeyen Avogadro'nun özel hayatı ve politik yaşamı hakkında çok az şey bilinmektedir. Felicita Mazzé'yle evliydi ve altı çocukları oldu. Bazı tarihi çalışmalar, Sardinya'da, Charles Albert'ın modern anayasasıyla son anda önlenen bir ayaklanmayı maddi açıdan desteklediğini savunmaktadır. Ancak bu konuda çok az bilgi olduğundan, iddialar ancak kuşku olarak kalmıştır. Avogadro, istatistik, meteoroloji ve ölçü sistemlerinde önemli rollar oynamıştır. Aynı zamanda Halk Bilgilendirilmesi Kraliyet Üstün Konseyi'nin de bir üyesiydi. Avogadro'nun molarite ve moleküler ağırlık konusundaki çalışmalarının anısına, bir mol, Avogadro sayısı olarak adlandırılmıştır. Bunun değeri yaklaşık olarak 6.02214199 × 1023'tür. Johann Josef Loschmidt, Avogadro sayısını ilk hesaplayandır ki, sabit, hala Loschmidt sayısı olarak da anılır. Avogadro sayısı, genellikle kimyasal tepkimelerinin sonu&... Devamı

ELEKTROLİZ NEDİR UYGULAMA ALANLARI VE AKIMIN GEÇMESİ

2013-04-22 15:53:00

Elektroliz Nedir? Bir elektrik akımı tarafından aşılan bir elektrolitin uğradığı ayrışmaya elektroliz denir. Elektroliz, bu akımın elektrolit içinde iletilmesiyle birlikte gelişir. Elektrolit, çoğunlukla erimiş olarak ya da bir tuz eriyiğinin sulu çözeltisi halindedir. Volta pilinin bulunmasıyla (1800) ve suyun elektrolizine uygulanmasıyla ilgili ilk deneyler, XIX. yy’ın başlarında gerçekleştirilmiştir.Elektroliz sözcüğünün, olayı özel olarak inceleyen Michael Faraday tarafından ortaya atıldığı sanılmaktadır. Elektrolizin Uygulama Alanları  Elektroliz, öncelikle, elektrolizle metalürjilerde, metallerin hazırlanmasında (çözünmez anot) ya da arıtılmasında (çözünür anot) kullanılır. Elektroliz, ayrıca, galvanoplastide, bir elektrolitik metal birikimiyle metal birikimiyle döküm kalıbına biçim vermede aşınmaya karşı korumada ve bir metal çökeltisiyle metallerin kaplanmasında (sözgelimi, nikel kaplama, çinko kaplama, kadmiyum kaplama, krom kaplama, gümüş ya da altın kaplama) baş vurulan bir yöntemdir. Arı hidrojen, özellikle, suyun elektroliziyle elde edilir. Öbür uygulamaları arasında, gaz üretimi (klor), metal üstünde koruyucu oksitli anot tabakalarının elde edilmesi (alüminyumun, alümin aracılığıyla anotlaştırılması işlemi) elektrolizle parlatma, metallerin katot ya da anot olarak yağlardan arındırılması sayılabilir. Elektroliz, akım şiddetlerinin, özellikle de voltametrelerdeki akım miktarlarının ölçülmesine de olanak verir. Sürekli akım yardımıyla, organik dokuların ayrıştırılmasına dayanan tedavi elektrolizi, cerrahide sinir uçlarının (nöronların), sertleşen urların, burun deliklerindeki poliplerin yok edilmesinde, sidik yolu (üretra) ya da yemek borusu daralmalarının tedavisinde vb. kullanılır. ... Devamı

SODYUM SÜLFATIN SUDAKİ ERİYİĞİNİN ELEKTROLİZİ

2013-04-22 15:51:00

SODYUM SÜLFATIN SUDAKİ ERİYİĞİNİN ELEKTROLİZİ  Elektrolit suda, Na2SO4 2Na++SO4-2 Şeklinde çözüşerek Na+ veSO4-2 iyonlarını suya salar.  Platin olan elektrotlarla elektroliz yapmış olalım: Na+ iyonları katota, SO4-2 iyonları ise anoda göç ederler, nötrlenirler ve şu tepkimeleri yaparlar. İkincil Tepkimeler : Katotta: Nötr hale geçen Na atomları suya etki ederek 2Na+2H2O 2NaOH+H2 verirler.Hidrojen katottan kabarcıklar halinde çıkar. Anotta: Nötr hale gelen SO4, suya etki ederek: SO4+H2O H2SO4+1/2O2 verir. Elektroliz kabı U şeklinde bir cam boru olsa ve önceden anoda mavi turnusol, katoda ise fenol ftalein damlatılırsa, elektroliz sırasında fenol ftaleinin, NaOH ın etkisi ile, koyu kırmızı bir renk aldığı; turnusolun ise, asit etkisi ile, pembeleştiği görülür. Elektrolit karıştırılırsa, NaOH ve H2SO4 birbirlerini nötrlerler : 2NaOH+ H2SO4 Na2SO4+2H2O ve renklenmeler kaybolur. Sonuç : Elektroliz, suyun analizinden başka bir şey değildir.   Devamı

ELEKTROLİZİ KİM BULMUŞTUR

2013-04-22 15:48:00

Elektrolizi Kim Bulmuştur? Michael Faraday Newington, Surrey, bugün Southwark – Hampton Court 1791-1867 Bir demir işçisinin oğluydu. Londra’da bir kitapçı kırtasiyede çalışmaya başladı, daha sonra bir ciltçinin yanında çırak oldu. Böylece çok sayıda kitap okuma fırsatını buldu ve özellikle Kimya ve elektriğe ilgi duydu. Geceleri Davy’nin Royal İnstitution’da verdiği derslere katıldı ve bilimsel konferansları izledi. Davy burada kendisine asistanlık görevi verdi; aynı yerde 1825’te laboratuar müdürü, 1833’te de kimya profesörü oldu. Kimya ile ilgili ilk araştırmalarında maden kömürü katranlarında benzeni buldu. Basit bir aletin içinde sıkıştırma ve soğutma yoluyla, çağında bilinen hemen hemen bütün gazları sıvılaştırmayı başardı. Qersted’in buluşundan sonra 1824 yılında elektromanyetikliği incelemeye başladı ve bir mıknatısın elektrik akımı üzerindeki etkisini gözledi; böylece Ampére’in kuramlarını tamamlamış oldu. Bu yolla, sürekli mıknatısların etkisi altındaki bir devreyi döndürmeyi başardı ve elektrik motorunu çalıştıracak ilkeyi bulmuş oldu. 1831’de, kuşkusuz en önemli buluşunu gerçekleştirdi: mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren elektromanyetik indüklemeyi bularak dinamoların yapımını sağladı.1833’te elektroliz kuramını ortaya koydu; olayın adını, elektrot ve iyon terimlerini ortaya attı: kendi adını taşıyan nitelik ve nicelik yasalarını belirledi. Daha sonra elektrostatikle uğraştı, 1843’te elektroskopa bağlı silindir yardımıyla elektriğin korunumu ilkesini doğruladı. Etkiyle elektriklenme kuramını ortaya koydu; çukur bir iletkenin ( Faraday kafesi) elektrostatik etkilere ekran oluşturduğunu gösterdi. 1846’da elektrostatik enerjinin dielektriklerde yer... Devamı