cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

OSMANLIDA YÜKSELİŞ DEVRİ NE ZAMAN BAŞLADI

2013-09-26 17:50:00

    FATİH DÖNEMİ (II. MEHMET)   İslam aleminin en önemli isteklerinden biri olan İstanbul'un fethi bu dönemde gerçekleşti. İstanbul'un Fatih tarafından kolayca fethedilmesinin nedenlerinden biride ; o dönemde varlığın sürdüren katolik Ortodoks çekişmeleriydi. Fatih İstanbul'u aldıktan sonra Ortodoks halka din özgürlüğü sağlanmış. Ancak Katolik ve Ortodoks kiliselerinin başına kiliselerarası birleşmeye karşı olan din adamları getirerek Avrupa Hrıstiyan birliğini bölmeyi, amaçlamıştır. İstanbul'un alınmasından sonra Karadeniz ve Ege ticaretinin Osmanlıların eline geçmesinden rahatsızlık duyan Venedik ile 16 yıl savaş yapılmış ancak biri denizde diğeri karada güçlü olduğundan birbirlerine karşı üstünlük sağlayamadılar. Ve anlaşma yoluna gittiler. Söz konusu anlaşma ortamından dolayı Osmanlı tarihinde ilk imtiyazlar Venedik'e verilmiştir. Venedik'e Osmanlı sularında serbest ticaret yapma hakkını verdiği gibi Venedik bayrağı taşıyan her gemiye bu haklar verilmiştir. Bundan maksat Hıristiyan birliğini bozmaktı. Balkanlarda Sırbistan, Mora, Bosna, Hersek, Eflak-Boğdan Osmanlı topraklarına katılmıştır. Anadoluda'ki fetihler; * Cenevizlerden Amasra alındı. * Sinop alınarak Candaroğullarına son verildi. * Trabzon Rum İmp son verildi. * Karamanoğularına son verildi.   Uzun Hasan'la 1474'te Otlukbeli Savaşı yapılarak Doğu Anadolu Osmanlı topraklarına katıldı. Denizlerdeki fetihler; * Ege adalarında; İmroz, Taşoz, Limni, Midilli, Bozcaada, Semadirek alındı. * Gedik Ahmet Paşa komutanlığında Kırım Hanlığına son verildi. Böylece Karadeniz Türk gölü haline geldi. * Sen Jan Şövalyelerinden Rodos adası alınamadı. * Galya seferiyle Otranto kalesi ele geçirild... Devamı

ETNOGRAFYA NEDİR NELERİ KAPSAR

2013-09-26 17:40:00

Etnografya Etnografya (budun betimi, kavmiyat), kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran toplum bilimidir. Yunanca ethnos (ἔθνος), yani “insanlar” ile graphein (γράφειν) “yazım” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. İnsanın toplumsal varlığını niteliksel ve niceliksel olarak inceler. Bu incelemeleri alan çalışmasına göre gerçekleştirir. Bütünlükçü bir yöntem tercih eder. Bu yönteme göre insan-toplum ilişkisi birbirinden ayrı ögeler olarak anlaşılamaz. Geleneği gezi yazıları ve sömürgecilik dönemi raporlarına da dayanmaktadır. Küçük yapıda sosyal grupların yaşamının her yönünü akrabalık açısından olduğu kadar, ekonomi, siyaset, dil ya ekoloji açısından da eksiksiz bir biçimde ve yerinde inceleyen bilgi dalı. Sömürgeciliğin sona erişi ve “ilkel” denen halk topluluklarının giderek uygarlaşması, etnografların bundan böyle kendi toplumlarındaki kırsal ve kentsel topluluklarla ilgilenmelerine yol açtı. İlgilenilen, incelenen topluluğun dilini bir ölçüde olsun bilmeyi gerektiren etnografya anket (soruşturma) yöntemini kullanır, toplanan bilgilerin ve konuların yazımını ve düzenlemesini yapar. Devamı

FATİHİ OYNAYAN MEHMET AKİF ALAKURT KİMDİR

2013-09-26 17:32:00

  Mehmet Âkif Alakurt (d. 23 Temmuz 1979, Ordu), 1.90 boyunda model, oyuncu. Aslen Fatsalıdır. İlk ve orta öğretimini İstanbul'da tamamladıktan sonra model olmaya karar verdi. Annesinin yardımıyla modelliğe Neşe Erberk'in ajansına girerek başladı. 1998 yılında "Gelecek Vaat Eden" ve "Türkiye Prensi" unvanlarını aldı. 2001 yılında Best Model of Turkey yarışmasına girdi ve 1. oldu. Yine aynı sene Dünya 2.'si oldu. 2001 yılında Kanal D'de yayınlanan "Kırık Ayna" dizisi ile oyunculuk hayatına başladı. 2008 yılında yayına giren Adanalı dizisinde Maraz Ali rolüyle büyük bir hayran kitlesi oluşturmuştur. 2011 yılında atv'de Reis dizisinin Murat karakterini canlandırmıştır. Filmografi Yıl Film Rol Sezon 1996 Çılgın Bediş Mustafa Koç 4 2003 Kırık Ayna Ali Kirman Koçoğlu   2004 Metro Palas Ural   2005 Zeytin Dalı Kenan   2006 Hacı Ahmet Gesili   2006 Sıla Boran Ağa 3 2008 Arka Sokaklar Hakkı   2008 Adanalı Maraz Ali 3 2011 Reis Murat 1 2013 Fatih Fatih Sultan Mehmed   ... Devamı

NEBAHAT ÇEHRE KİMDİR OYNADIĞI FİLMLER

2013-09-26 16:23:00

Hilal Nebahat Çehre (d. 15 Mart 1944, Samsun), Türk oyuncu, şarkıcı, model. Yaşam öyküsü 15 yaşındayken "Türkiye güzeli" seçilen Çehre, fotomodellik ve mankenlik yaparken gelen teklifler üzerine 1961'de Yaban Gülüm filmi ile ilk sinema deneyimini yaşadı. 1964 yılında Yılmaz Güney'le tanışarak Kamalı Zeybek filmde rol aldı ve Çehre, 30 Ocak 1967 tarihinde Yılmaz Güney'le evlenmiş, kendi deyimiyle "Ülke meselelerinden yaşama bakışına kadar her türlü konuda bakış açısı kazanmasında Yılmaz Güney’in katkısı oldu. O zamanlar ayakları yere basmayan genç kız, yani ben işin ciddiyetini Yılmaz’dan öğrendim" diyerek Güney'in deneyimlerinden çok şey öğrendiğini belirtmiştir. Bir süre sinemadan uzak kalan Çehre, Güney'den boşanınca tekrar kamera önüne çıktı. 70'li yıllarda başlayan seks filmleri furyasında sahneye çıkarak şarkıcılık yapan Çehre, ikinci evliliğinin ardından sahne hayatına ara veren Çehre, ikinci eşinden ayrıldıktan sonra televizyon dizilerinde rol almıştır. Çehre'nin Büklüm Büklüm adını taşıyan bir de şarkısı bulunmaktadır. Bestesi Sezen Aksu'ya ait olan şarkı için Çehre, "1980'de sevgili Sezen Aksu'nun bir şarkısını yorumladım. Yaptığım albüm ve söylediğim şarkı listelerde birinci sıraya yerleşti." demiştir. Filmografi Oyuncu Olarak Yıl Film Rol Notlar 1961 Yaban Gülüm     1962 Memnu Meyva     Meçhule Gidenler     Gümüş Gerdanlık Nilgün ... Devamı

KÖSEM SULTAN MAH-PEYKER KİMDİR NASIL ÖLDÜ

2013-09-26 15:35:00

Mâh-Peyker Kösem Sultan Anastasya 1590 Bosna-Hersek Osmanlı Devleti 2 Eylül 1651 İstanbul, Osmanlı Devleti I. Ahmet Türbesi, Sultan Ahmet Camii, İstanbul Valide Sultan Islam Sultan I. Ahmet Oğulları: Sultan Iv. Murat Süleyman, Sultan I. İbrahim, Kasım; Kızları: Ayşe, Fatma, ve Cevherhan Torunu: Sultan IV. Mehmed Mâh-Peyker Kösem (1590-2 Eylül 1651) Valide Sultan Sultan I. Ahmet'in eşi, Sultan IV. Murat ve Sultan I. İbrahim'in anneleridir. Osmanlı tarihinin ünlü ve etkili kadınlarından olan Kösem Sultan, 1590 yılında Bosna'da Anastasya adıyla doğdu. Bosna Beylerbeyi tarafından İstanbul'a kızlarağasına gönderildi. 15 yaşındayken Sultan I. Ahmet'e haseki oldu. Keskin zekasıyla padişahı etkisi altına aldı ve bütün saraya nüfuzunu kabul ettirdi. Kocası ölünce önce tahta geçen kocasının kardeşi Sultan I. Mustafa ve daha sonra da kocasının başka bir kadından olma oğlu Sultan II. Osman zamanında devlet işlerinde etkinliği arttı. Fakat II. Osman yaşı çok genç olmakla birlikte Kösem Sultan'ın devlet işlerine çok karışmasından rahatsız oldu ve muhtemelen annesi Valide Sultan Mahfiru Hadice Sultan'ın da etkisiyle onu eski saraya gönderdi. Genç Osman'ın tahtan indirilmesi ve tekrar yerine geçen I. Mustafanın da tekrar tahttan indirilmesi üzerine tahta nihayet Kösem Sultan'ın kendi oğlu IV. Murat çıktı. IV. Murat tahta çıktığında sadece 11 yaşındaydı ve Kösem Sultan artık oğlu adına devleti büyük ölçüde yönetmeğe başlamıştı.   ... Devamı

I. ABDÜLHAMİD HANIN CARİYESİNE YAZDIĞI AŞK MEKTUPLARI

2013-09-26 15:24:00

Tarihe girmiş bir çok aşklar vardır.  O tarihlerde aşıklar bugünün teknolojik nimetleri olmadığı için aşklarını ifade etmek için mektuplara dökmüşler. Bu mektuplardan biriside Osmanlı padişahlarından ve İstanbul Topkapı sarayında bulunan, 1.Abdülhamid Han’ın sevgilisi Ruhşah’a yazdığı mektuptur. Osmanlı Padişahlarının yirmi yedincisi ve İslam halifelerinin doksan ikincisi. 20 Mart 1725 yılı Topkapı Sarayında dünyaya gelir. Abdülhamid, agabeyi Sultan üçüncü Mustafa Han’ın 21 Ocak 1774′de vefatı üzerine 49 yaşında Osmanlı tahtına oturur. Abdülhamit Hanın Nükhet Seza ve Hümaşah isimli baş kadınları olmasına rağmen haremindeki bir cariye olan Rühşah’a gönlü düşer. Fakat cariye kendisine yüz vermez. Padişah bunun üzerine Ruhşah’a olan aşkını mektuplara dökmekte bulur. Onu yazdıkları ile etkilemeye çalışır. İŞTE O MEKTUP "Fesüphanallah! Ben kulun siz efendime bu kadar kavuşmayı arzularken benim üzüntüme, elem ve kederime ve perişan halime, derman ve açılmış yarama merhem olursun diye sizden umut beklerken, geceleri yatağıma gelmemenizin sebebi ne olabilir? Ama Allah hakkı için benim ızdırabımı dindirir. Sen bana bu anımda merhamet etmezsen kim merhamet eder. Vallahi bu halimle her gece sabahlarım, bu gece de böyle sabahlamam hak değil. Bu bir iki gecedir gelirsiniz diye beklerken, senin böyle yapmana Allah razı olmaz. Bu gece de bana gelmezsen bilirim ki, bana karşı sevgin yok. Benim bu halimi gören, düşmanım bile olsa bana merhamet eder. Akşam sabah gelip bir anlık oturman iş değildir. Kulun gelir, beni istemiyor musun diyerek, sabaha kadar ayağına yüzünü sürerdi. Benim sana olan bu halimi de Allah bilir. Eğer dünyada ömrüm tamam olsa, ölsem dahi seni düşü... Devamı

PADIŞAH GENÇ OSMAN NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ

2013-09-26 15:12:00

YANI VE PADIŞAH GENÇ OSMANIN ÖLDÜRÜLMESİ     18 Mayıs 1622′deki darbe, sonuçları itibariyle Osmanlı tarihinin en feci darbelerinden biridir.Devrin hükümdarı II.Osman‘ın bazı icraatları asker, ulema ve halk arasında hoşnutsuzluğa yol açmış, tüm itirazlara rağmen sultanın hacca gitmek için Üsküdar‘a geçmesi bardağı taşıran son damla olmuştu. İsyan bayrağını açan sipahi ve yeniçeriler önce Süleymaniye Camii’nin avlusunda toplandılar.Burada biraz bekledikten sonra Atmeydanı’na doğru hareket ettiler.Meydanda sadece askerler değil, ilmiye mensupları ve İstanbul halkının bir bölümü de bulunuyordu.Kalabalık hep bir ağızdan; ”Padişahımızı Kâbe’ye gitmek nâmı ile Anadolu’ya götürmek isteyenleri ve Padişahı Anadolu’ya geçmekten vazgeçirmek isteriz” diye bağırıyordu.Asiler padişah hocasının, kızlarağasının ve veziriazamın kellelerini istiyorlardı. Asiler, kanunî bir engel kalmaması için Şeyhülislam Esad Efendi’den padişaha devlet hazinesini boşalttıranlar ve onu hacca gitmeye ikna ederek fitneye sebep olanların katledilmesine dair de bir fetva aldılar.Fetvayı alan askerler, vakit kaybetmeden Atmeydanı’na gittiler.Beşiktaş’tan yeni hareket etmiş donanma askeri de şehirdeki bu sesleri duyunca karaya yanaştı ve kapılar kapalı olduğu için surların üzerinden atlayarak asilere katıldı. Her geçen dakika daha da kalabalıklaşan asileri ikna etmek için sadrazam ve yeniçeri ağasının gönderdiği aracılar ise taşlandılar.Padişah, durumu görünce hacdan vazgeçti.Ancak öldürülmesi istenen kişileri vermedi.İsyanın ikinci günü asiler önce Yeniodalar’da daha sonra Fatih Camii’nde toplandıktan sonra şehrin dört bir ... Devamı

NUR BANU SULTANIN GELİNİ SAFİYE SULTAN KİMDİR

2013-09-26 11:52:00

  Safiye Sultan yada Sofia Baffo, Sultan Üçüncü Mehmed’in annesidir, genç ve güzel Venedikli bir kızdır. Korfu valisi olan babasının yanına giderken Akdeniz’de bir çatışma sırası Türk denizcilerin eline geçer. Osmanlı korsanları tarafından kaçırılır. Bir yıl sonra ise kendisini İstanbul'daki Pera köle pazarında bulan genç Sofia'nın güzelliği III. Murat'ın annesi Nurbanu Sultan'ın kulağına kadar gelir.. Manisa sancağındaki genç veliaht Murat'ın devlet meselelerinden uzak pasif karakteri, annesi Nur Banu Sultan'nı düşündürmekteydi. Nurbanu Sultan, Sofia'yı görür görmez onun oğlu için aradığı kız olduğuna karar verir. Bir servet ödeyerek kızı satın alır.. İki yıl süreyle haremde eğitim gören Sofia'nın adı, Safiye, yani arı, duru, saf güzellik olarak değiştirilir.. On beş yaşında III. Murat'a sunulan Safiye, beline kadar uzanan sarı saçları, iri gözleri, uzun boyu, beyaz teni ve yürüyüşüyle Murat'ı kendisine âşık eder. III. Murat, tahta geçince baş kadın oldu. Büyüleyici güzelliği yanında parlak zekâsı sayesinde büyük bir nüfuz sahibi oldu. İngiltere kraliçesi I. Elizabeth dâhil birçok yabancı liderlerle haberleşti. 1599 yılında Kraliçe I. Elizabeth'in Safiye Sultan'a bir süslü bir at arabası ve oğlu III. Mehmet'e de bir org hediye ettiği bilinmektedir Safiye Sultan, Kanuni’nin torunu ( Sultan İkinci Selimin oğlu) 3. Murad Hana hediye edilmek üzere Manisaya getirilmişti. Acemi cariyeler dairesine alındı. Ama harem kurallarına riayet edilmemiş olundu.çünkü saraya daha çok küçük yaşlardaki kızlar alınır ve terbiye edilirdi. Fakat sinyorina hareme göre yaşca büyükt&uu... Devamı

MADDENİN PLAZMA HALİ PLAZMA KÜRESİ NEDİR

2013-09-26 11:06:00

Maddenin Plazma Hali Maddenin katı, sıvı ve gaz halinden başka çok yüksek sıcaklıkta karşılaşılan, plazma olarak adlandırılan dördüncü bir hali daha vardır.Yüksek sıcaklığa ısıtılan gazlar önce atomlarına ayrılır,atomdan dış yörünge elektronlarının kopması ile pozitif yüklü iyon oluşur. Mesela azot molekülü ısıtılırsa önce azot atomu, sonrada azot iyonu oluşur.Olayın denklemi N2(g)=2N( G)=2N 2e şeklindedir. Burada molekül, atom,iyon ve elektron bulunan bir karışım meydana gelir. Elektrikçe nötr olan bu karışım plazmadır. Plazma yüksek sıcaklıkta oluşabildiği gibi yüksek basınç altında da oluşabilir.Yüksek basınçta atomların elektron kabukları çeker.Serbest elektronlar ve çekirdekten oluşan plazma meydana gelir. Laboratuar şartlarında bu basınca ulaşılamaz,ancak Jüpiter gibi büyük gezegenlerde bu mümkün olabilir. Gazın iyonlaşma oranına göre iki tür plazma vardır: 1)tam yada yarı tam iyonlaşmış plazmalar: Döteryum ve Trityum gibi hafif çekirdeklerin helyum çekirdekleri vermek üzere kaynaştıkları, termonükleer sıcaklıkta karşılaşılan bu tür plazmalarda sıcaklık bir kaç milyon derecedir.Yıldızlar ve güneş buna örnektir. 2)kısmi iyonlaşmış plazmalar: iyonlaşma oranı ancak P’yi ara sıra aşan plazmalardır. Sıcaklık 2000 derece ile 10000 derece arasındadır.Kısmi iyonlaşmış plazmalar sanayide kullanılır.Gazlar yalıtkan olmalarına rağmen plazma iletkendir.Buda sanayi için çok önemlidir. Sanayide kullanılan plazma şu şekilde elde edilir: -Elektrik yayı metodu:elektrotları doğru akımla beslenen bir fener, bu elektrotlar arsında oluşturulan sürekli bir elektrik yayından basınç altında geçirilen bir gazı plazma haline çevirir.Elektrotlar üzerinde yüksek sıcaklık oluşacağından, elektrotlar s&u... Devamı

HANGİ BURÇ NEDEN KORKUYORMUŞ

2013-09-26 10:55:00

Koç Hedef bulamama, tartışacak kişi ya da konu bulamama korkusu. Boğa Huzur bulamama korkusu, huzurun bozulması korkusu. İkizler Bilgi verme ve bilgi alma işlevini sürdürememe, ellerini ve konuşma yeteneğini kaybetme korkusu. Yengeç Başına bela gelme korkusu;başına her şey gelebilme ihtimali korkusu. Aslan İzleyici bulamama korkusu;kendini alkışlamak zorunda kalma korkusu. Başak Belaya bulaşma, hastalığa bulaşma, hastalığın bulaşması korkusu. Terazi Popüler bir partner bulamama, popüler olamama korkusu; tartışma korkusu. Akrep Güçsüz kalma korkusu, gücünü kaybetme korkusu. Yay Bilgi bulamama, duygu ve düşüncelerini aktaramama korkusu. Oğlak Başkaları ne der korkusu; parasız kalma korkusu. Kova Yalnız kalma korkusu; sıradanlaşma korkusu. Balık Partner olmadan yalnız kalma korkusu; duygusal ifadeyi aktaramama korkusu. Devamı

BUZDOLABINI KİM İCAT ETTİ

2013-09-26 10:53:00

BUZDOLABI: Karl Linde ilk elektrikli buzdolabını yapay olarak 1877′de yapmayı başardı. Fakat bu buzdolabı aslında yiyeceklerin bozulmaması için soğuk ortamın gerekliliğinin ispatı niteliğindeydi. Çünkü bu haliyle kullanılabilir bir yapıdan oldukça uzaktı. Linde’ nin cihazı, yiyecek kabininin arkasına freon gazı yerine metil ether gibi son derece patlayıcı bir gaz pompalıyordu. Güvenlik endişesi sebebiyle pek kullanılamadı. Sonraki yıllarda ise, freon gazı kullanılan ilk buzdolabını Balzer Von Platen ve Carl Munters birlikte tasardı. Devamı

BULAŞIK MAKİNESİNİ KİM İCAT ETTİ

2013-09-26 10:36:00

BULAŞIK MAKİNESİ: 19. yüzyılın sonlarında birçok kadın araştırmacı bulaşık yıkayacak bir makina yapabilmek için değişik fikirler öne sürüyordu. Ancak ilk patent 1885′te Josephine G. Cochran tarafından alındı ve 1889’ da tarihin ilk elektrikle çalışan ilk bulaşık makinesini yapmayı başardı. Sistemi çok basitti: Alt kısımda yeralan iki silindir ile pompalanan su ve sabun, makinanın içinde bulaşıkların dizildiği raflara pompalanıyordu. Daha sonra yeniden pompalanmak üzere emici silindirler bu suyu çekiyordu. Evlerde kullanılmak üzere üretilen makinalar, yan taraflarında bulunan kol yardımı ile çalıştırılıyordu. Daha büyük ihtiyaç görülen işyerlerinde ise buhar gücünden faydalanılıyordu. Sonraki yıllarda ise, sistem daha da geliştirilerek günümüzdeki halini almıştır. Devamı

ELEKTRİK SÜPÜRGESİNİ KİM İCAT ETTİ

2013-09-26 10:32:00

ELEKTRİKLİ SÜPÜRGE: 1901’ de Hubert Booth tarafından ilk elektrikli süpürgeyi icat edildi. Booth’ un elektrikli süpürgesi öylesine büyüktü ki atlı bir arabayla çekilmesi gerekiyordu. Fakat süpürgenin performansından herkes etkilenmişti; öyle ki İngiliz Kralı VII. Edward taç giyme töreninden önce salondaki halının bu süpürge ile temizlenmesini istemişti. Booth bu icadın ardından British Vacuum Company adlı bir şirket kurdu(1901). Bu alet yakıtla çalışıyor ve taşıması oldukça zahmetli oluyordu. At arabaları sayesinde taşınan bu alet işçiler tarafından kullanılırdı. Pencerelerden uzatılan bir hortum sayesinde evlerin içinde temizlik yapılabiliyordu. Bu icat çok başarılı olmuştu ve çok iş yaptı. Devamı

Evdeki Hayatımızı Kolaylaştıran İcatlar Nelerdir

2013-09-26 10:30:00

BUZDOLABI: Karl Linde ilk elektrikli buzdolabını yapay olarak 1877′de yapmayı başardı. Fakat bu buzdolabı aslında yiyeceklerin bozulmaması için soğuk ortamın gerekliliğinin ispatı niteliğindeydi. Çünkü bu haliyle kullanılabilir bir yapıdan oldukça uzaktı. Linde’ nin cihazı, yiyecek kabininin arkasına freon gazı yerine metil ether gibi son derece patlayıcı bir gaz pompalıyordu. Güvenlik endişesi sebebiyle pek kullanılamadı. Sonraki yıllarda ise, freon gazı kullanılan ilk buzdolabını Balzer Von Platen ve Carl Munters birlikte tasardı. BULAŞIK MAKİNESİ: 19. yüzyılın sonlarında birçok kadın araştırmacı bulaşık yıkayacak bir makina yapabilmek için değişik fikirler öne sürüyordu. Ancak ilk patent 1885′te Josephine G. Cochran tarafından alındı ve 1889’ da tarihin ilk elektrikle çalışan ilk bulaşık makinesini yapmayı başardı. Sistemi çok basitti: Alt kısımda yeralan iki silindir ile pompalanan su ve sabun, makinanın içinde bulaşıkların dizildiği raflara pompalanıyordu. Daha sonra yeniden pompalanmak üzere emici silindirler bu suyu çekiyordu. Evlerde kullanılmak üzere üretilen makinalar, yan taraflarında bulunan kol yardımı ile çalıştırılıyordu. Daha büyük ihtiyaç görülen işyerlerinde ise buhar gücünden faydalanılıyordu. Sonraki yıllarda ise, sistem daha da geliştirilerek günümüzdeki halini almıştır. ÇAMAŞIR MAKİNESİ: 1906’ da Ala Fischer, ilk çamaşır makinesini icat etti. Makinenin içine yatay olarak yerleştirilmiş metal tamburlara kirli çamaşırlar konuluyordu. Tambur, elektrik motoru yardımıyla döndürülüyor ve hareket sırasında çamaşırlar sürekli suyla temas ederek temizlenmiş oluyordu. Bu sistem günümüzde kullanılan otomatik çamaşır... Devamı

YAVUZ SULTAN SELİM KİMDİR HAYATI

2013-09-25 23:26:00

Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470'de Amasya'da dünyaya geldi. Babası II. Bayezid, annesi Dulkadırlı ailesinden Aişe Hatun'du. Şehzadeliği Amasya'da geçen Yavuz Sultan Selim, devrin önemli âlimlerinden Arap ve Fars Dili ile yüksek din ve fen dersleri aldı. Devlet idaresi ve askeri konularda eğitim alması için Trabzon Valiliği'ne atandı. Babası II. Bayezid'in kuvvetli bir padişah olmaması dolayısıyla, Yavuz Sultan Selim'in iktidarı Trabzon ile sınırlı kalmadı. Trabzon'a akınlar düzenleyen Gürcüler üzerine seferler düzenledi. 1508 yılında Kars, Ardahan, Erzurum ve Artvin'e düzenlediği seferler ile buraları Osmanlı topraklarına kattı. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliği döneminde Doğu Anadolu'da Şah İsmail'in başlattığı propaganda hareketleri şiddetli bir hal almıştı. Yavuz Sultan Selim bu durumdan babasını haberdar ettiyse de II. Bayezid hiçbir tedbir almamıştı. Sultan Selim, Valilik göreviyle bu propaganda hareketlerinin önüne geçemeyeceğini bilmekteydi. 24 Nisan 1512'de babasının tahttan indirilmesini sağlayarak kardeşleri korkut ve Ahmet Çelebileri saf dışından bıraktı ve Osmanlı Devleti'nin başına geçti. II. Bayezid bundan kısa bir süre sonra 26 Mayıs 1512'de vefat etti. Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten hemen sonra 1512 ve 1513 yılları arasında Şah İsmail sorununu halletti. Safevi Devleti'ne karşı düzelediği seferler ile ülkenin doğu kesiminin güvenliğini sağladı. Doğu sınırları güvence altına alındıktan sonra Macar, Eflak, Boğdan, Venedik ve Mısır elçileriyle görüşüp yürürlükte olan barış antlaşmalarını devamı için görüşmeler düzenledi. Bu sırada Şah İsmail, doğuda Akkoyunlu Devleti'ni yıkmış ve bu bölgeyi kendi kontrolüne almıştı. Koyu bir Şii taraftarı olan Şah İsmai... Devamı

FATİHİN HOCASI AKŞEMSEDDİN KİMDİR HAYATI

2013-09-22 16:04:00

Akşemseddin (d. 1389, Şam - ö. 1459, Göynük) asıl adı ile Mehmet Şemseddin, çok yönlü İslam alimi ve bilim insanıdır.   Hayatı Hamza'nın oğlu olarak, 1389 yılında Şam 'da doğmuştur. Akşemseddin'in soyu, baba tarafından 15. batında Ebu Bekir'e dayanmaktadır. İlk tahsilini babasından alan Akşemseddin, 7 yaşında hafız olup, ailesiyle birlikte Samsun'un Kavak bucağına yerleşmiştir. Babasının vefatından sonra Amasya ve Osmancık medreselerinde eğitimini tamamlayan Akşemseddin, müderrislik payesi aldı ve Osmancık Medresesine müderris oldu. Akşemseddin ayrıca, tıbba ve eczacılığa merak sararak tıp ilmini öğrendi. Daha önceden Abdülkâdir Geylânî, İmam-ı Gazali ve Muhammed Celaleddin-i Rumi gibi örneklerinde görüldüğü gibi, ilim tahsili ile tatmin olmayan Akşemseddin, irfan tahsili için müderrisliği ve medreseyi terk etti. Tasavvufa olan ilgisinden dolayı, Akşemseddin önce İran dolaştı ama umduğunu bulamadığı için tekrardan Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı. Anadolu'da ise, Akşemseddin'e Ankara'da bulunan Hacı Bayram Veli'yi tavsiye ediyorlar ve şöyle diyorlardı: “ Kazandığın şu zahiri ilmini mana ilmiyle, bilgini aşk ile, akıl vergisini kalp ve gönül vergisiyle tamamlaman gerek. Bu da yalnız olmaz. Sana bir mürşit lazım. Kalk Ankara'ya git. Orada Hacı Bayram Veli'ye müracaat et. O seni tamamlasın, bütünleşin. Sen bu dünyaya lazım bir insansın. ”   Ankara'ya giden Akşemseddin, Hacı Bayram Veli'nin öğrencilerinin nefislerini kırmak, fakirlere yardım etmek ve yoksullara ikramda bulunmak için de olsa cer ve yardım kabul etmesi, çarşı pazarda devran yaptırması gibi hallerinden hoşlanmadığı için Ankara'dan ayrıldı ve başka bir ... Devamı

Fatihin Oğlu Cem Sultanın Hayatı

2013-09-22 15:53:00

Cem Sultan (1459, Edirne - 1495, Napoli), Fatih Sultan Mehmed'in en küçük oğlu ve II. Beyazid'in küçük kardeşi. Maceralı ve acıklı yaşamı Osmanlı tarih bilincinde yüzyıllarca hemen hemen bir Osmanlı padişahı kadar önemli bir rol oynayan şehzadedir. Yaşamı 23 Ocak 1459 tarihinde Edirne Sarayı'nda dünyaya geldi. Annesi Çiçek Hatun'dur ve bir esir olarak mı hareme girdigi yoksa bir Sırp prensesi mi olduğu tarihçiler tarafından hâlâ tartışma konusu olmaktadır. Cem Sultan Rodos'a sığınmışken yanında bulunan Ali Bey'in şehzadenin dayısı olarak tanımlandığı bilinmektedir. Cem Sultan Avrupa'ya gittikten sonra II. Beyazid tarafından Avrupalılarla görüşmeler için gönderilen İsmail Bey adli elçi olan İsmail Bey, kendi ifadesi ile Sırpça mektup yazabilmekte ve Çiçek Hatun'un bir akrabası olduğu da belirtilmektedir. Doğum haberi Fatih'e Yunanistan seferine giderken ulaştı. Cem, dört yaşına geldiğinde çeşitli hocalardan dersler almaya başladı. Bu eğitim on yaşına kadar sarayda devam etti. Rumca dâhil bazı dilleri mükemmel öğrendi. On yaşındayken Kastamonu Sancak Beyliği görevi ile saraydan ayrıldı. Bu şehir kısa bir zaman önce İsfendiyaroğulları baskenti oldugu için Anadolu'nun önemli bir kültürel ve eğitim merkezi durumundaydı. Cem Sultan yanında bulunan iki lalası (Süleyman Çelebi ve Nasuh Çelebi) ve bu şehrin kültürel ve eğitim kaynakları dolayısıyla bu görevde de eğitimine devam etti. Bunun yanında sancak beyliği olarak siyaset ve kamu idaresi konularında pratik bilgiler, tecrübeler ve yetenekler kazandı. Şehzade Cem için 1472'de İstanbul'da sünnet töreni yapıldı. 1473'de Fatih Sultan Mehmet Uzun Hasan üzerinde doğu seferine gitti. Büy&... Devamı

Fatih Ve Uzun Hasan Arasında Geçen Otlukbeli Şavaşı

2013-09-22 15:45:00

  Fatih Sultan Mehmed Hanın, 1453’te İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğunu ve 1461’de de Trabzon’u alarak Pontus Rum Devletini yıkması, Hıristiyan âlemine karşı üstünlük kurup, İslâm âleminde takdir kazanması, doğudaki Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan’ı telaşlandırdı. Türkmen asıllı Akkoyunlu Uzun Hasan, kısa zamanda devletin sınırlarını genişleterek; Irak-ı Acem, Irak-ı Arap, Âzerbaycan, İran ve kısmen Doğu Anadolu’ya hakim olmuştu. Pontus Rum Kralının damadı olması dolayısıyla Trabzon’un mirasının kendisinin olduğunu iddia etti. Bu sebeple, Fatih’ten Trabzon’u istedi. İsteği kabul edilmedi. Uzun Hasan, tek başına Osmanlıları mağlup edemeyeceğini bildiğinden, kendisine müttefik aradı. Neticede, batıda Haçlı devletleri ve doğuda hakimiyet mücadelesi veren Türk devlet ve beyleriyle anlaştı. Venedik, Papa ve Napoli, ittifak teklifleri neticesinde, ateşli silahlar ve bunu kullanacak usta ve asker gönderip Uzun Hasan’ın yanında yer aldılar. Venediklilerin yardımı karşılığı, Karadeniz’de serbest faaliyet yanında, Mora, Midilli, Ağrıboz ve Argos’un iadesi temin edilecekti. Topraklarını Osmanlıların zapt ettiği Karaman ve Candar beyleri de bu ittifaka dahil oldular. Uzun Hasan’ın bu faaliyetlerine karşı Fatih de tedbir aldı. Batıdan gelecek saldırılara karşı Rumeli ve İstanbul’un emniyet tedbirlerini arttırdı. Rumeli’nin muhafazası, Şehzâde Cem Sultan'a verildi. Mısır Memlûkları ile anlaşma yapılarak, Akkoyunlular ile ittifakları önlendi. Akkoyunlu-Venedik ittifakını da bozmak isteyen Fatih, Venediklilerin Ağrıboz Adasını Osmanlılardan istemeleri üzerine, anlaşmaya yanaşmadı. Venedikliler, Uzun Hasan’a yardım için Napoli, Rodos, Papalık ve Kıbrıs donanmalarıyla; Akdeniz ve Ege sahillerindeki Osmanlı şehirlerinden Antalya, İzmir şehir ve kalelerini yağma edip, yak... Devamı

AKkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Kimdir

2013-09-22 15:35:00

    Uzun Hasan 1423 yılında Diyarbakır'da doğdu. Akkoyunlu hükümdarı Ali Bey'in oğlu Cihangir, babasının ölümü üzerine tahta geçmişti. Uzun Hasan, kardeşi Cihangir'in emri ile yaptığı askeri mücadelelerden sonra, giderek güçlendi ve kardeşi Cihangir'i başkentten uzaklaştırarak Akkoyunlu hükümdarı oldu. Trabzon Rum İmparatoru'nun kızı Katerina Despina ile evlendi. Trabzon'u Osmanlı saldırısına karşı koruyacağına söz verdi. Uzun Hasan, ayrıca İstanbul'a elçi göndererek, Trabzon Rum İmparatorluğunun her yıl verdiği verginin affedilmesini ve karısına çeyiz olarak verilmiş olan Kayseri yöresinin teslimini istedi. Fatih Sultan Mehmed bu istekleri reddetti. 1461 ilkbaharında Trabzon seferine çıktı. Osmanlı akıncıları karşısında başarısız olan Uzun Hasan'ın kuvvetlerinden yardım alamayacağını anlayan Trabzon Rum İmparatoru David Komnenos, 26 Ekim 1461'de Trabzon'u, Fatih Sultan Mehmed'e teslim etti. Uzun Hasan bu gelişmelerden sonra ülkesini Gürcistan, Suriye ve Azerbaycan yönünde genişletmek için harekete geçti. Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah'ı yenilgiye uğrattı. Giderek güçlenen Akkoyunlu ülkesi, Horasan dışında bütün İran'ı, Ermeniye'yi ve Mezapotamya'nın önemli bir kısmını kapsıyordu. Uzun Hasan bundan sonra Osmanlılarla mücadeleye girişti. Karamanoğlu Pir Ahmed ve Kasım Beylere yardım ederek onları Osmanlılar aleyhine kışkırttı. Akkoyunlu kuvvetleri 1472'de Tokat'a baskın yaptılar. ... Devamı

Fatihin Annesi Hatice Huma Hatun Kimdir

2013-09-22 15:29:00

  Hatice Âlime Hüma Hatun, Fatih Sultan Mehmed’in öz annesidir Hakkındaki bilgiler çok sınırlıdır. Mezarı Bursa'dadır ve Hüma Hatun veya Hatuniye Kümbedi olarak bilinmektedir. Bu türbenin 1449 tarihli (hicri 853) kitabesinde isim belirtilmez ama yapının Çelebi Mehmed (Fatih) tarafından annesi için yaptırıldığı yazılıdır. Bursa'daki bir mahkeme kaydında ise Fatih'in annesinin ismi Hüma Hatun olarak geçmektedir. Babasının ismi bilinmemektedir. Yalnızca bir vakfiyede Hatun binti Abdullah, "Abdullah kızı" olarak geçer. Bu ibare, onun mühtedi (İslâmiyet’i sonradan kabul eden) olduğuna delil olabilir. Zira, o dönemde mühtediler asıl babalarına değil, "bin Abdullah" veya "binti Abdullah" şeklinde, jenerik isim olarak Abdullah’a (Allah’ın kulu) isnad edilirdi. Bazı kaynaklarda Fatih Sultan Mehmet’in annesinin Fransız olduğu, bazı batılı kaynaklarda ise bunun Fransız asıllı bir Yahudi olan Ester Stella olduğu kayıtlıdır. Bu iddia İbrahim Peçevi gibi tarihçiler tarafından ciddi bulunmamıştır. Tarihçi Babinger ve yazar Lord Kinross’a göre Fatih'in annesi gayrimüslim bir köledir. Yine Babinger’e göre ölümünden sonra Türk-Acem efsanelerindeki cennetkuşu hümadan esinlenilerek Hüma Hatun olarak adlandırılmıştır.Fatih Sultan Mehmed üvey annesi Mara Branković Hâtûn tarafından yetiştirilmiştir.... Devamı