cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

Periyodik Tabloda Periyod arttıkça Değişen Özellikler Nelerdir.

2013-10-15 11:09:00

1- Aetallik artar , Ametallik azalır 2- Atom çapı artar 3- atom numarası ve kütle numarası artar 4- İyonlaşma enerjisi azalır 5-Elektron ilgisi ve elektronegatiflik azalır 6-iletkenlik artar 7- hem asitlik hem bazlık artar ŞİFRESİ ''E''>>ELEKTRONEGATİFLİK ELEKTRONİLGİSİ ''M''>>METALLİK ''A''>>AMETALLİK ''Ç''>> ÇAP ''İ''>> İYONLAŞMA ENERDEJİ Devamı

GASTRİT NEDİR BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

2013-10-13 19:25:00

GASTRİT NEDİR? Gastrit midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanmasıdır. Erişkinlerde ileri yaşlarda olmak üzere tüm toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla kronik (müzmin) gastrit görülür. Ülsere göre daha yüzeysel bir hasar vardır. Fakat daha derinlere geçebilir ve ülser oluşturacak şekilde aşındırma yapabilir. Gastrit, çoğunlukla bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur. Yoğun antibiyotik tedavisi sonucu başarılı bir tedavi gerçekleştirilir. Toplumda sık rastlanan bir mide rahatsızlığıdır. Belirti vermeden de görülebilen bir hastalık olduğundan yaklaşık her iki yetişkinden birinde gastrit vardır. GASTRİTİN NEDENLERİ Şimdiye kadar bilinenler en önemli faktörlerin arasında, kronik H. pylori enfeksiyonu dikkat çekmektedir. Bütün dünyada bu bakteriye rastlanır. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek enfeksiyon oranına sahip hastalık yapan bir bakteridir. Amerikalı yetişkinlerin yüzde 50‘sinde görülmektedir. Yalnız bu bakterinin, çocukluk döneminde alındığı ve vücutta yıllar boyunca barındığı düşünülmektedir. Beslenme alışkanlığı, gastrit oluşumunda önemli bir faktördür. Kötü beslenme, alkol kullanımı, doğrudan mide yüzeyini tahriş ederek gastrite neden olabilir. Sigara kullanmak, mide üzerinde etkili olan siniri uyararak asit salgısını arttırır. Fazla asit gastrite sebep olur. Gastrite sebep olan önemli faktörlerden biri de strestir. Stresli kişilerde asit fazla salgılanır. Gastrite yakalanma riski artar. Bazı ilaçlar mideyi tahrip edebilir. Aspirin gibi asidik ilaçlar, romatizma ilaçları olarak kullanılan ağrı kesiciler, mideye zarar verir. Ayrıca böbrek ve karaciğer yetmezliği, solunum güçlüğü gibni rahatsızlıklar sonucu gast... Devamı

Alkolün Canlı Organizma Üzerine Etkileri

2013-10-13 19:20:00

Alkolün canlı organizma üzerine etkileri Merkezi sinir sistemini baskılayan etil alkol sizi gevşetir ve beyindeki kontrol merkezlerini de baskıladığı için kendinizi kontrol etme yeteneğiniz azalır. Ne kadar çok içerseniz o kadar sakinleşirsiniz. Fazla alkol alırsanız konuşmanız ve kaslarınız arasındaki bütünlük bozulabilir. Aşırı miktarda alınan alkol uykuya ve bazı durumlarda beyindeki yaşamsal merkezleri ileri derecede baskılayarak, yaşamı tehdit eden bir komaya neden olabilir.Alkolün büyük bölümü ince barsaktan emilse de ağız,yemek borusu ve midede de az miktarda emilebilir. ince barsaktan emilen alkol miktarı çeşitli faktörlere bağlıdır. Eğer mideniz boşsa alkolün büyük bir bölümü hızla emilerek kana geçer. Mide ve ince barsakta, özellikle büyük parçalı ve yağlı besinlerin bulunması midenen boşalmasını ve böylece alkolün emilmesjini yavaşlatır. Alkol kana geçtiğinde hızla bütün vücuda dağılarak, hücre içi de dahil su bulunan her yere taşınır. Alkolün zehirleyici etkisinden bu dağılım sorumludur. Alkol, hamile kadınlarda bebeğe ve emziren kadınlarda anne sütüne geçer. Alkol hemen hemen tümüyle vücudumuzda yakıt olarak kullanılsa da az miktarda idrar ve solunum yoluyla da atılır. Dışarı verdiğimiz nefesteki alkolü ölçerek vücudunuzdaki miktarını belirleyen testler vardır. Nefesteki alkol düzeyi ile kandaki alkol yoğunluğu arasında bir para lellik vardır. Nefesinizin alkol kokması hem çok az kokusu olan alkolden hem de içkinin diğer bölümlerinin vücutta parçalanmasından (metabolizma) kaynaklanır, içki birbirlerinden farklı nefes kokularına neden olur. örneğin biranın nefeste oluşturduğu koku viskininkinden farklıdır. Cin ve votkanın kokusunu almak daha zord... Devamı

DÜNYANIN EN ŞANSLI ADAMI KİM

2013-10-12 23:58:00

Dünyanın en şanslı insanı olarak guinness rekorlar kitabına giren. Frane Selak,74 yaşında emekli bir müzik öğretmeni. Hırvatistan'da yaşıyor, tam yedi sefer Azrailin elinden kurtulmuş. Böylece dünyanın en şanslı İnsanı olarak, bu unvana hak kazanmış. 1962- Yılında Saraybosna'dan kalkan, Dubronik'e giden trene biner. Ama tren raydan çıkar ve birkaç vagon nehre düşer. Buz gibi suda 17 kişi boğularak ölür. Şerbetli Selak bu kazayı bir kol kırığı ile atlatır. Sağlam koluyla Azraile nanik yaparak, dalga geçer. 1963- Yılında kahramanımız yine başına geleceklerden bir haber, Zagreb'te DC-8 tipi bir uçağa biner. Lütfen, sakın binme! Sana yazık değil, öbür yolculara yazık. Olacak ya! Uçak havadayken kapısı açılır ve 20 kişi yer çekimini yenerek, yerle buluşurlar. Bizimki tesadüfe bakın, bir samanlığın üzerine pike yapar. Hafif yararlarla kurtulur. Öbür on dokuz kişi hakkın rahmetine kavuşur. Böyle olacağı belliydi!!. 1966- Yılında Azrail, onun bindiği otobüste, şerbetli kankasının yanındaki boş koltuğa oturmuş, ona gülerek bakmaktadır. Otobüs kanat takıp, kuş gibi nehre uçar. Dört kişi hayata veda eder. Kahramanımız yine ufak, tefek sıyrıklarla kurtulup, Azrail ile öbür randevusunu beklemeye başlar. 1970- Yılında otomobiliyle giderken motor alev alır ve kendini dışarı zor atar. Sanki araç onun dışarıya çıkmasını beklemektedir. Selak dışarıya çıkar, çıkmaz benzin deposu infilak eder. Maazallah! Yine verilmiş sadakası varmış. 1973 -Yılında Şeytanla çelik çomak oynarken, otomobilinde meydana gelen patlamada saçlarının bir bölümünü kaybeder. Azrail, bu seferde onu eşek traşı yapmakla yetinmiş. Kel kalmak, herhalde ölmekten iyidir. 1995 –Yılında, Azrail... Devamı

KLİMATOLOJİ BİLİMİ NEDİR

2013-10-05 18:00:00

KLİMATOLOJİ (iklim bilimi): Atmosferin alt katı olan troposferdeki olayları ve iklim elemanlarını inceler. Sıcaklık, basınç, nem ve yağışlar, iklim tipleri konularını oluşturur. Devamı

KİMYASAL REAKSİYON NEDİR ÖNEMİ

2013-10-05 14:22:00

  Kimyasal Reaksiyonların önemi Canlıların yaşamsal olaylarını sürdürebilmeleri için enerjiye ihtiyaçları vardır.Bu enerjinin bir kısmı,yeşil yapraklı bitkilerin fotosentez sonucu oluşturduğu besin maddelerinin yakılmasından sağlanır.Fotosentez kimyasal bir reaksiyondur.Fotosentezde kullanılan su ve CO2  gazı da kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşur. Karbon dioksit + Su + Güneş enerjisi --> Glikoz (besin) + Oksijen 6 CO2  +  6 H2O + Güneş enerjisi  ---> C6H12O6  + 6 O2 Glikozun hücrelerde yakılması ile enerji elde edilir. Glikoz(besin) + Oksijen ---> Karbon dioksit + Su + Enerji         C6H12O6 + 6 O2 -----> 6 CO2 + 6 H2 O + Enerji Vücudumuz için gerekli enerjiyi besinlerden sağlarız. Vücudumuzu oluşturan maddelerin tümü bir dizi reaksiyon sonucu olur. Örneğin;yiyeceklerdeki proteinler vücudumuzda kimyasal reaksiyonlar sonunda amino asitlere dönüşürler.Bu amino asitler kan yoluyla hücrelere taşınır.Hücrelerde,amino asitleri kullanarak dokularımız için gerekli olan proteinler sentezlenir. Günlük yaşamda kullandığımız temizlik malzemeleri(sabun,deterjan ve yumuşatıcı vb.)kimyasal reaksiyonlar sonucunda elde edilen maddelerdir. Kimyasal reaksiyonlar sonucu elde edilen maddelerden yapılmış ipliklerle sentetik elyaflarla pek çok kumaş ve dokuma malzemesi yapılır. Hastalık tedavilerinde kullanılan çeşitli ilaçlar da kimyasal reaksiyonlarla elde edilir. Örneğin;çok yaygın olarak kullanılan aspirin,ham petrolden elde edilen salisilik asidin asetik asitle reaksiyonundan oluşur.Yani aspirinin ham maddesi petroldür.Bunlara benzer daha bir çok kullandığımız madde kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşur. ... Devamı

MANTIK NEDİR KONUSU ALANI ÇEŞİTLERİ

2013-10-05 14:09:00

  MANTIĞIN ALANI A. MANTIĞIN KONUSU Mantık, doğru düşünmeyi konu edinen normatif (kuralcı) bir disiplindir. Doğru düşünme, kendini akıl yürütmede gösterdiğinden, akıl yürütmelerde kullanılan ve dil ile ifade edilen yargılar (önermeler) mantığın konusuna girer. 1 < 2 2 < 4 O halde 1 < 4 Bu şekilde oluşturulan akıl yürütme ve akıl yürütmede geçen yargılar mantığın inceleme alanındadır. Mantık akıl yürütmelerde aklın işleyiş kurallarını belirlemeye çalıştığından normatiftir. Olgulara dayalı deneylemeler yapmaz.   B. MANTIĞIN YARARLARI 1. Dilin doğru kullanılmasını sağlar. 2. Muhakeme gücünü geliştirir. 3. Bilimlere metotluk yapar. 4. Bilgisayar gibi elektrikli devrelerde kullanılır.   C. AKIL İLKELERİ 1. Özdeşlik Bir şey ne ise odur. Her şey kendisidir. A, A’dır.   2. Çelişmezlik Bir şey hem kendisi hem de kendisinden başka bir şey olamaz. A, A olmayan değildir. Televizyon hem açık, hem kapalı olamaz. Aksi halde çelişki oluşur.   3. Üçüncü Hâlin İmkânsızlığı Bir şey ya kendisidir, ya da kendisinden başka bir şeydir. A ya da A olmayandır. Televizyon ya açıktır ya da açık değildir. Bunun dışında bir olasılık yoktur.   4. Yeterli Sebep İlkesi Bir akıl yürütmenin doğru sonuç vermesi için yeterli bir sebebe dayanması gerekir. 1< 2 ve 2 < 4 ise buradan 1 < 4 sonucuna ulaşmak için yeterli bir sebep var demektir. Yeter sebep ilkesi iki ayrı ilkeyle bütünleşir. a. Amaçlılık: Her şeyin bir amacı vardır. Amaçsız hiç bir şey yoktur. Bu kitabın yazılmasının bir amacı olduğu gibi. b. Sebeplilik: Her şeyin bir sebebi vardır. Sebepsiz hiç bir şey yoktur. Bu kitabı... Devamı

MOL KAVRAMI NEDİR NASIL HESAPLANIR ÖRNEKLERİ

2013-10-05 13:59:00

Mol : Avagadro sayısı ( 6,02.1023 ) kadar atom yada molekül içeren maddeye 1 mol denir. Örnek : 1 mol HF 6,02.1023 tane HF molekülüdür. Yine bu molekülün içerisinde 1 mol H atomu (6,02.1023tane) ve 1 mol F atomu (6,02.1023 tane) vardır. Atom Ağırlığı : 12C izotopu standart seçilerek diğer elementlerin bu izotopla kıyaslanması sonucu hesaplanan kütlelerdir. Örneğin, H=1 O=16 N=14 S=32 1Atomik Kütle Birimi (¤¤¤¤.b) : 1/ 6,02.1023 = 1,66.10-24 gramdır. Molekül Ağırlığı : Bileşiği oluşturan elementlerin gram cinsinden kütlelerinin topl¤¤¤¤¤ denir. Örnek : 1 mol C6H12O6 (glikoz) kaç gramdır ? (C=12 O=16 H=1) 6.12 = 72 gram C 12.1 = 12 gram H 6.16 = 96 gram O ------------------------------- 180 gram Bir Tane Molekülün Kütlesi : Bir tek molekülün kütlesi molekül ağırlığının Avagadro sayısına bölümüyle bulunur . 1 tek molekülün kütlesi = MA/6,02.1023 Örnek : 1 tane H2O molekülü kaç gramdır ? (H=1 O=16) 1 tane H2O = 18/ 6.1023 = 3.10-23 gramdır. Bir Tane Atomun Kütlesi : Atom ağırlığının Avagadro sayısına oranıdır. Bir tek atomun kütlesi = A.A./ 6,02.1023 örnek : 1 tane C atomu kaç gramdır ? (C=12) 1 tane C atomu = 12/6.1023 = 2.10-23 gramdır. N.Ş.A’ da Hacim : Bütün gazların bir molü N.Ş.A’da ( 0 0C ve 1 atmosfer de) 22,4 litredir. MOL HESAPLAMA YÖNTEMLERİ m: Verilen Litre Verilen tanecik Sayısı n: mol sayısı Ma=Molekül ağırlığı Verilen ağırlık Verilen hacim verilen tanecik n =------------------ =-----------------=------------------ Ma 22,4 6,0210-23 Örnek : 23 gram C2H5OH kaç moldür ? (C=12 O=16 H =1) MA = 2.12 + 6.1 + 16.1= 46 gram/mol n=23/... Devamı

OKSİT NEDİR OKSİTLENME NEDEN OLUR ÇEŞİTLERİ

2013-10-05 13:55:00

Oksit : Elementlerin oksijenle oluşturmuş oldukları bileşiklere oksit denir. Flor ve soygazlar oksit oluşturmazlar. Genellikle metallerin oksitlerine bazik oksit, ametallerin oksitlerine asit oksit denir. — OKSİTLER — Oksijenin yanında tek cins elementin bulunduğu (OF2 hariç) bileşiklerdir. — 1– ASİT OKSİTLER (AMETAL OKSİTLER) — Ametallerin oksijence zengin oksitlerine denir. Örneğin: CO2, NO2, N2O5, SO3, SO2. — Asit oksitlerin suyla tepkimelerinden asitler, bazlarla tepkimelerinden tuz ve su oluşur. — 2– BAZİK OKSİTLER (METAL OKSİTLER) — Metallerin oksitlerine denir. Örneğin: Na2O, CaO, Li2O. — Bazik oksitlerin suyla tepkimelerinden bazlar, asitlerle tepkimelerinden tuz ve su oluşur. — 3– NÖTR OKSİTLER — Ametallerin oksijence fakir oksitlerine denir. Örneğin: CO, NO, N2O. — Nötr oksitler; suyla, bazlarla ve asitlerle tepkime vermezler. — Oksijenle yanarak asidik oksitlerine dönüşürler. — 4– ANFOTER OKSİTLER — Anfoter metallerin oksitlerine denir. Örneğin: Al2O3, Cr2O3, ZnO, PbO, SnO. — Anfoter oksitlerin bazlar ve asitlerle tepkimelerinden tuz ve su oluşur. Suyla tepkime vermezler. — 5– PEROKSİTLER — Oksijenin –1 değerlikli olduğu oksitlerdir.1A ve 2A grubu metallerinin peroksitleri vardır. Örneğin: Na2O2 , Li2O2 , H2O2, K2O2, CaO2, MgO2 , BaO2. — Peroksitler ısıtıldıklarında normal oksitlerine dönüşür. — H2O2 + ısı → H2O + 1/2O2 — 6– BİLEŞİK OKSİTLER — Birden çok değerlik alan metallerin birden çok değerliğinin bir arada bulunduğu oksitlerdir. Örneğin: — FeO . FeO2 → Fe3O4 — PbO . PbO2 → Pb2O3 — PbO . Pb2O3 → Pb3O4 ... Devamı

FATİH'İN OĞLU PADİŞAH II. BEYAZID KİMDİR

2013-10-01 23:11:00

II. Bayezid, II. Beyazıt veya Sofu Bayezid, (Osmanlı Türkçesi:بايزيد ثاني, Bāyezīd-i sānī) (Divan Edebiyatı'ndaki müstear adı (mahlas): Adli) (3 Aralık 1447 – 26 Mayıs 1512) sekizinci Osmanlı padişahıdır. Babası Fatih Sultan Mehmed annesi Gülbahar Hatun'dur. Yavuz Sultan Selim'in de babasıdır. Tahta geçtiğinde 511.000 km²'si Asya'da, 1.703.000 km²'si Avrupa'da olmak üzere toplam 2.214.000 km² olan imparatorluk toprakları, vefatında yaklaşık olarak 2.375.000 km² idi. II. Bayezid'in ismi Latin harfli Türkçe metinlerde Beyazıt, Beyazıd, Bayezit, Bayezıd gibi değişik imlalar ile yazılsa da sultanın adı bütün Osmanlıca kaynaklarda ve metinlerde Bayezid (بايزيد) olarak geçmektedir. Eşleri Nigâr Hatun - Şehzade Korkut ile Fatma Sultan’ın annesi ve Abdullah Vehbi’nin kızı. Şirin Hatun - Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah’ın annesi. Gülruh Hatun - Abdülhay’ın kızı ve Şehzade Alemşah ile Kamer Sultan’ın annesi. Bülbül Hatun - Abdullah kızı ve Şehzade Ahmet ile Hundi Sultan’ın annesi. Hüsnüşah Hatun - Karamanoğlu Nasuh Bey’in kızı. Gülbahar Hatun - Abdüssamed’in kızı ve Yavuz Sultan Selim’in annesi. Ferahşad Hatun - Kefe sancak Beyi Şehzade Mehmet’in annesi. I. Ayşe Hâtûn - Zülkadiroğlu Alaaüd-devle Bozkurd Bey’in kızı. Erkek çocukları Şehzade Korkut Şehzade Ahmet Yavuz Sultan Selim Şehzade Mahmut Şehzade Mehmet Şehzade Alemşah Şehzade Abdullah Gevher Müluk Sultan Kız çocukları Selçuk Sultan Hatice Sultan Ayşe Sultan Hundi Sultan Ayn-i Şah Sultan Fatma Sultan Hüma Sultan Kamer Sultan Meliha Sultan... Devamı

YAKUP PAŞA SARAY HEKİMİ KİMDİR HAYATI

2013-09-30 23:08:00

Hekim Yakup Paşa Asıl adı Maestro Jakop olup İtalyan Yahudilerindendir. 1425-1430 yılları arasında Gaeta’da doğduğu tahmin edilmektedir. İtalya’da iyi bir tıp tahsili yaptı. Bu sırada Papa V. Nicola Katoliklerin Yahudiler tarafından tedavi edilmesini şiddetle yasaklamıştı. Aksi halde çocuklarının sapık olacağını söylemekteydi. Böyle bir ortamda çalışması mümkün olamayan Jakop, Edirne’ye gelir ve Sultan II. Murad’ın sarayında yer bulur. Hıristiyan dünyasının bağnazlığı ve İslamiyet’in her millete ve ilme yaklaşımı konusundaki zihniyet yapısını görünce büyük bir hayranlık duyarak çok geçmeden Müslüman olur ve Yakup adını alır. II. Murad Han da bu ihtida eden İtalyan hekime hususi bir değer verirdi. Hekim Yakup mevkiini yeni padişah II. Mehmed zamanında da korudu. Daha İstanbul’un fethinden evvel, 1452’de padişahın başhekimliğine getirildi. Boğazkesen hisarının inşasında katkıda bulunduğu rivayet olunur. Padişah kendisinin her iki taraftan akrabalarını her türlü vergiden muaf etti. Fetihten sonra bir müddet defterdarlık görevinde de bulundu. Padişahın hemen hemen bütün seferlerinde mabeyncisi ve baştabibi olarak yanında yer aldı. Nihayet vezirlik makamına kadar yükseldi. Otuz yıl Fatih’in yanından ayrılmayan bu ünlü hekim ve devlet adamı, padişahın vefatından sonra başlayan kardeş kavgasının kurbanı oldu. Askerin ayaklanması sırasında veziriazam Karamani Mehmed Paşa ile birlikte Şehzade Cem taraftarı olduğu düşüncesiyle şehit edildi (1481). Fatih Sultan Mehmed hakkında bir eser yazan Alman tarihçi Franz Babinger’in, Yakup Paşa’nın Fatih’i zehirlemiş olabileceği tezini ortaya atması ile birlikte son yüzyılda bu ünlü hekime karşı büyük bir tezvirat yapılmıştır. Oysa bunu gösteren hiçbir delil mevcut değildir.... Devamı

FATİH SULTAN MEHMED ÖLDÜ MÜ ÖLDÜRÜLDÜ MÜ

2013-09-30 23:04:00

Osmanlı tarihinin en gizemli ölümü Fatih Sultan Mehmed’inkidir. Fatih Sultan Mehmed, Mayıs 1481′de Mısır Memlük Devleti üzerine sefere çıktı. Gebze yakınlarında hastalanınca Başhekimi Lari müdahale etti, ancak sultanı tedavi edemeyince eski Başhekim Yakup Paşa, sultanı iyileştirmekle görevlendirildi. Yakup Paşa, bazı ilaçlar vererek padişahın sancısını azaltmak istedi fakat ilaçların bir faydası olmadı. Fatih kısa bir komadan sonra 31 Mayıs 1481′de Gebze’de Hünkar Çayırı (Tekfur Çayırı)’nda öldü. Fatih Dönemi uzmanı Franz Babinger, sultanın zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etti. Bu görüş ilim çevrelerinde günümüze kadar süren tartışmalara sebep oldu. Şehabedin Tekindağ ve başka bilim adamları da sultanın ölümünün eceliyle olduğu, zehirlenmediğini savundular. Bütün araştırmalara rağmen Fatih’in ölümündeki sır çözülemedi. Fatih'in ölümünde çeşitli görüşler vardır.   fatih sultan mehmed'in, 3 mayıs 1481 perşembe günü ikindi namazı vaktinde, gebze'ye yakın hünkar çayırı'nda öldüğüne ait haberi, istanbul halkından önce bir venedik casusu öğrendi ve derhal başkentteki venedik cumhuriyeti baliosuna bildirdi. balio hemen tek cümlelik bir name yazdı ve bir kuryeye teslim etti. namede şu yazıyordu : "la grande aquila é morta" (büyük kartal öldü ! ) peki nasıl olmuştu da 49 (bazı kayıtlara göre 51 ) yaşındaki, nikris yani gut hastalığından başka bir derdi olmayan padişah aniden ölüvermişti ?.. eceliyle mi ölmüştü, ihmalkarlıktan mı ölmüştü, zehirlendiğinden dolayı mı ölmüştü ?.. zehirlendiyse, kim zehirl... Devamı

FATİH ÜÇ VEZİRİNİ NEDEN İDAM ETTİRMİŞ

2013-09-30 21:35:00

BİRİNCİ İDAM Çandarlı İbrahim Paşa’nın ölümünden sonra oğlu Çandarlı Halil Paşa geldi vezir-i azam’lığa. Tabii o sıralarda Osmanlı’nın idam edeceği BİRİNCİ (ilk) vezir-i azam olacağını henüz bilmemektedir. II.Murat zamanında Çandarlı Halil Paşa devletin mutlak egemeni gibi olmuş, bütün gücü elinde toplamıştır. II. Murat’ın ikidarı henüz on üç yaşındaki oğlu II. Mehmet’e bıraktığı, sonra tekrar geri aldığı, sonra tekrar geri verdiği çalkantılı dönemlerden sonra 1451 yılında II.Murat ölür, II. Mehmet üçüncü ve son kez padişah olur. Tecrübeli vezir-i azam Çandarlı Halil Paşa’nın da üstün gayretleriyle İstanbul Fethedilir. II. Mehmet artık “Fatih” olmuştur. İşte ancak ondan sonradır ki yaşlı vezir-i azam Bizans’tan rüşvet olarak torik balıkları içinde altın aldığı ve kuşatmayı uzattığı gibi gülünç isnatlarla İstanbul’da tutuklanıp Edirne’ye gönderilir. Orada cellatlar urganlarla gelip 24 yıllık sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı boğarak idam ederler.1 Haziran 1453. Paşa’nın o sırada kazasker olan oğlu azledilir. Edirne kadısı olan diğeri Süleyman Çelebi ise Fatih’in oğlu II. Beyazıt döneminde vezir-i azamlığa kadar yükseldikten sonra İnebahtı seferinde ölür. İşte bu tarihten sonra imparatorluk yönetimi artık tümüyle Türk kökenlilerden çözülüp devşirmeden yetişmiş devlet adamlarının eline geçer. Fatih ise Çandarlı Halil Paşa ile başlattığı vezir-i azam idamlarını sürdürecek ve sonraki iki vezir-i azamını daha cellatlara verecektir. İKİNCİ İDAM Çandarlı’dan sonra iki yıl İshak Paşa’nın vekalet ettiği veziriazamlığa 1455’de Mahmut Paşa getirilir. 12 yıl sada... Devamı

FATİHİN EŞİ SİTTİ HATUN KİMDİR.

2013-09-30 19:15:00

  Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hatun’un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi’ndeki Greek Codex (Yun Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hatun’un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi’ndeki Greek Codex (Yunan Antolojisi) içerisinde yer alan resim o dönemde yaşayan bir Ortodoks Rum tarafından çizilmiş. Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hatun’un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi’ndeki Greek Codex (Yunan Antolojisi) içerisinde yer alan resim o dönemde yaşayan bir Ortodoks Rum tarafından çiz Kaynak Linki: http://www.ceddimizosmanli.net/fatihin-ilk-esinin-resmi-ilk-kez-yayinlandi/ II. Mehmet’i, Dulkadir Beyi, Süleyman’ın beş kızı olduğunu ve bunlardan birisi ile oğlunun evlendirmeyi düşünür.. Süleyman Beyin, hangi kızına talip olacağını öğrenmek için, Hızır Ağanın hanımını, bu iş için görevlendirir. Hızır Ağanın hanımı,  Elbistana giderek, Süleyman Beyin, konuğu olur. Kadın Edirne’ye dönüşte, Padişaha Beyin on bir yaşındaki kızı Sitti Mükrimeyi bu evlilik için, münasip gördüğünü söylemiş. Bu karar üzerine Süleyman Beyden kızı Sitti hatun istenmiş. II- Murat Rumeli beylerinin hanımlarını gelin almak için Elbistan’a gönderir. Gelin alayı Gelibolu’ya yaklaştığında Rumeli beyleri ve silahlı askerler karşılamaya çıkarlar. 15 Aralık 1446 tarihinde,Edirne Sarayı’na inen Sitti Hatun’un beraberinde yüklü bir çeyiz de bulunmaktadır. Sultan Murad,  on beş yaşındaki oğlunun düğününe yönetimi altındaki Türk ve Hıristiyan bey ve idarecilerini davet eder. Davetliler düğün merasimine kıymetli hediyelerle katılırlar. Padişah, gelini... Devamı

FATİHİN MORA SEFERİ VE MORANIN FETHİ

2013-09-30 17:35:00

Fatih'in Mora Seferleri ve Fethi     İstanbul'un fethi sırasında Mora, son Bizans İmparatoru Konstantin'in kardeşleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. Bizans İmparatorluğu'nun en yakin vârisleri olan bu iki şahsin, imparatorluğa hak iddia edebilecek durumda olmaları, bir mana ifade etmemekle birlikte, ilerisi için bir tehlike arz ediyordu. Bu mirasçılar ortada bulundukça Bizans meselesi, tedavisi mümkün olmayan bir çıban gibi sürüp gidebilirdi. Nitekim Imparator KonstanFatin'in ölümü üzerine Mora Rumları, imparatorun kardeşi Dimitrios'u imparator yapmak istemişler, fakat kardeşi Thomas razı olmadığı için bunu yapamamışlardı. Sonunda Mora, bu iki kardeş arasında taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çıkmıştı. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer, III, 40, Isparta), Thomas'ınki de Patras idi. Her iki kardeş, mücadelelerinde, Mora Arnavutlarından yardim alarak birbirleri ile uğraşıyorlardı. Bu esnada Osmanlılar, bunlara müdahalede bulunmayarak seyirci kalmışlardı. İki kardeş arasındaki mücadelede, Dimitrios'a ait bazı yerlerin Thomas'ın eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanlı Pâdişahına elçi göndererek yardıma istemesi, Thomas'ın anlaşmalara aykırı hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurması göz önünde bulundurularak, Mora'ya sefer yapılmasına karar verildi. Fâtih, bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacağı seferin nereye olacağını açıklamadan, bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Paşa'yı Sırbistan taraflarına yollar. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder. 1458 Mayıs'ında, ordunun toplantı yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertiba... Devamı

FATİH SULTAN MEHMEDİN EŞLERİ KİMLERDİR

2013-09-30 17:20:00

Fatih Sultan Mehmedin Eşleri hakkında bilgi Fatih Sultan Mehmedin hanımları Fatih Sultan Mehmedin hanımlarının isimleri nedir Fatih Sultan Mehmedin hanımları kim Fatih Sultan Mehmedin Eşleri 1. Gülbahar Hâtun: II. Bâyezid ile Gevher Sultan’ın annesidir. 2. Helene Hâtun: Mora Despotu olan Demetrus’un kızıdır. 3. Alexias Hâtun: Bizans prenseslerindendir. 4. Gülşah Hatun: Karamanoğullarından İbrahim Bey'in kızıdır. 5. Sitti Mükrime Hatun: Dulkadiroğlu Süleyman Bey'in kızıdır. 6. Çiçek Hatun: Türkmen Beyi kızıdır. 7. Anna Hatun: Trabzon İmparatoru'nun kızıdır, evlilikleri kısa sürmüştür. Devamı

FATİHİN EŞİ GÜLBAHAR HATUN KİMDİR HAYATI

2013-09-30 17:14:00

Gülbahar Hatun Gülbahar Hatun Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in eşlerinden biridir. O dönemde henüz Valide Sultan unvanı kullanılmaya başlamamıştı. Ancak Gülbahar Hatun'ın saraydaki rolü sonraki Valide Sultan'lardan hiç farklı değildi. II. Bayezid'ın öz annesi olan Sitti Mükrime Hatun, II. Bayezid'ın tahta çıkmasından ondört sene evvel vefat ettiğinden Gülbahar Hatun Fatih Sultan Mehmed'in dul eşi ve II. Bayezid'ın manevî annesi olarak Valide Sultan'ın eşdeğeri olan bir rolü üstlemiştir, zira henüz bu dönemde resmen Valide Sultan sıfatı ve görevleri belirlenmemişti. Tarihte bu sıfat ilk defa Kanunî Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından kullanılmıştır. Gülbahar Hatun'un Arnavut, Kosova veya Sırp asıllı olduğu sanılmaktadır. O zaman Edirne'de bulunan Osmanlı sarayına 1446 yılında girdiği sanılmaktadır. Sonradan Fatih Sultan Mehmet olarak anılacak olan Şehzade Mehmet'le olan evliliği büyük ihtimalle Fatih'in ilk tahta çıkışının ardından tahtı tekrar babasına (II. Murat) geri bırakması sonrasında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Gülbahar Hatun'un Akkoyunlulara gelin giden Gevherhan Sultan annesi olduğu bilinmektedir. Şehzade Mehmet 1450 yılında Edirne'de Dulkadiroğulları Süleyman Bey'in kızı Sitti Mükrime Hatun'la bir evlilik daha yaptı ve yeni eşiyle birlikte gelenek üzere padişah II. Murat tarafından Manisa'ya sancak beyliği yapmak üzere gönderildi. Gülbahar Hatun'un Şehzade Mehmet'le birlikte Manisa'ya gidip gitmediği bilinmemektedir. Fatih Sultan Mehmet padişah olup 1453'de İstanbul'un aldıktan sonra Osmanlı Devleti'nin başkentini İstanbul'a nakletti. Ancak Gülbahar Hatun'un bir süre küçük yaştaki oğlu Bayezid'le birlikte ... Devamı

PANİK ATAK NEDİR BELİRTİLERİ

2013-09-29 23:28:00

    PANİK ATAK NEDİR BELİRTİLERİ Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer. Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama hisseder. Panik atak belirtileri şöyledir. Nöbet sırasında bu belirtilerin yarısı kadarı gerçekleşir. •Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar… •Terleme (Sıcak – soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi) •Titreme-sarsılma-itilme hissi •Boğulma ve nefes alamama hali •Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler) •Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama •Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti. (Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali) •Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali •Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur) •Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu) •O esnada”yaşamım buraya kadarmış”duygususu-ölüm korkusu •Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, y... Devamı

OKYANUS AKINTILARININ ETKİLERİ NELERDİR

2013-09-29 13:26:00

Okyanus Akıntılarının İklim Üzerindeki Etkisi Özellikle Kuzey Yarımkürede, Kuzey Pasifik, Körfez ve Kuzey Atlantik akıntıları, orta enlem karalarının batı kıyılarında (Britanya Adalarındaki ve batı Avrupa’nın büyük bölümünde) ılıman ve nemli bir etki yaratır. Bu nedenlerle, Ocak ayı ortalama sıcaklık değerleri karşılaştırıldığında, aynı enlemlerde bulunan Londra, New York’tan daha sıcaktır. Soğuk su akıntılarının en belirgin etkisi ise, yıl boyunca sıcak olan tropiklerde ya da yaz aylarında orta enlemlerde gözlemlenir. Örneğin, soğuk Kaliforniya akıntısının etkisi altındaki Güney Kaliforniya’nın subtropikal kıyısındaki yaz sıcaklıkları, ABD’nin aynı enlemlerdeki doğu kıyılarında kaydedilenlerden 6 °C daha soğuktur. Küresel Isınmanın Okyanus Akıntılarına Etkisi Küresel ısınma, tropiklerden daha fazla suyun buharlaşmasına, subpolar ve polar bölgelerde daha fazla yağışa ve yüksek enlemlerde daha fazla buzun erimesine neden oluyor. Hidrolojik döngüdeki bu değişikliklerin sonucunda, tropikal bölgelerin kaybettiği tatlı su, yüksek enlemlerde okyanuslara eklenmektedir. Atlas Okyanusu’nun kuzeyindeki bu ek tatlı su, sıcak suları kuzeye taşıyan akıntıları kesintiye uğratarak ya da yeniden yönlendirerek, okyanus dolaşımının bugünkü dağılış desenlerini değiştirebilir. “Atlantik ısı kaynağının” yönünün değiştirilmesi ya da yavaşlatılması, ABD’nin kuzeydoğusunda ve Batı Avrupa’da daha soğuk kışların görülmesi demektir. Sonuç ise, gelecekte daha sıcak bir Yerküre, daha soğuk bir Kuzey Atlantik olabilir. Ancak, atmosferdeki yüksek sera gazı birikimlerinden (kuvvetlenmiş sera etkisi) elden edilen ısı, henüz iklim sistemindedir.... Devamı

ALFRED NOBEL KİMDİR BULUŞLARI

2013-09-29 13:21:00

Alfred Bernhard Nobel (21 Ekim 1833, Stokholm, İsveç – 10 Aralık 1896, San Remo, İtalya) İsveçli kimyager ve mühendis, dinamitin mucidi. Vasiyetiyle Nobel Ödülleri'ni başlatan kişi. 1833'te varlıklı bir aileden gelen anne Andriette Ahlsell ile mühendis baba Immanuel Nobel'in üçüncü oğlu olarak Stokholm'de dünyaya geldi. Alfred doğduğunda, babası iflas etmişti, dolayısıyla ailesinin maddi durumu iyi değildi. Nobel ailesi 1837'de Finlandiya'ya, 1842 yılında ise St. Petersburg'a taşındı. St. Petersburg'da babası Immanuel Nobel bir atölye açatı, annesi ise bir bakkal dükkânı işletti. Baba Nobel, St. Petersburg'da büyük başarı kazandı ve Rus ordusu için silah üretmeye başladı. Baba Nobel'in maddi gücünü kazanmasıyla Alfred Nobel, özel öğretmenler tarafından eğitildi. Doğa bilimleri, dil ve edebiyat alanlarına yoğunlaştı. On yedi yaşına geldiğinde İsveççe, Rusça, Fransızca, İngilizce ve Almanca'yı akıcı bir şekilde konuşabilmekteydi. Fizik ve kimyanın yanı sıra, onun bir mühendis olmasını isteyen babasının pek hoşuna gitmese de Alfred İngiliz edebiyatına ve şiire de ilgi duymaktaydı. Babası Alfred Nobel'i kimya mühendisliği eğitimi görmesi için yurtdışına gönderdi. İki yıllık süre içinde İsveç, Almanya, Fransa ve ABD'de bulunan Alfred Nobel Paris'te bulunduğu süre zarfında dönemin ünlü kimyageri T. J. Pelouze'nin laboratuvarında çalıştı. Burada ayrıca güçlü bir patlayıcı sıvı olan nitrogliserini keşfeden İtalyan kimyager Ascanio Sobrero ile tanıştı. Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmekteydi. Nitrogliserinin, baruttan daha güçlü olmasına karşın, basınç ve sıcaklığın etkisiyle kolayca patlaması Nobel'e göre n... Devamı

OSMANLI VEZİRLERİ SADRAZAMLARI

2013-09-28 15:42:00

Sadrazam ya da Vezir-i Azam, (Osmanlıca: صدر اعظم‎, وزیر اعظم‎) Osmanlı Devleti döneminde padişah adına devlet işlerini yöneten en yüksek derecedeki görevliye verilen isimdi. Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde sadece vezir tanımı kullanılmaktaydı. Orhan Gazi saltanatındaki dört vezir ilmiye sınıfından vezirliğe yükselmiştir. I. Murad saltanatında Çandarlılar kazaskerlikten vezir olmuşlar, aynı dönemde vezir sayısının artmasıyla, önce "birinci vezir", "ikinci vezir" tanımları, daha sonra da "vezir-i azam" ve nihayet "sadrazam" ünvanı verilmeye başlanmıştır. 15. yüzyıl sonlarına kadar vezir adedi üçü geçmemiştir. Vezirler Divan-ı Hümayun'da, Kubbealtı'nda toplandıkları için, kendilerine "kubbe vezîri" veya "kubbenişîn" ismi de verilmiştir. Sadrazam hükümdarın mutlak vekili sıfatıyla onun tuğralı mührünü taşırdı.   I. Osman Orhan Gazi Alaüddin Paşa (İlk sadrazam) Gündüz Alp (İnönü Beyi) Hasan Alp (Yarhisar Beyi) Turgut Alp (İnegöl Beyi) Konur Alp Abdurrahman Gazi Samsa Çavuş Köse Mihal Gazi Yutulmuş Birader Ak Temür (Osman Gazi'nin torunudur) Karamürsel Akçakoca Saltuk Alp Taz Ali Akbaş Mahmut Alp Karaoğlan Kara Tekin Candarlı Mevlana Kara Halil Aydoğdu Orhan Gazi Alaüddin Paşa Süleyman Paşa Mahmutoğlu Nizamüddin Paşa Hacı Paşa I. Murad Sinanüddin Yusuf Paşa Çandarlı Kara Halil Hayreddin  I. Bayezid Çandarlı Ali Paşa I. Mehmed Osmancıklı İmam-zade Halil Paşa Çandarlı İbrahim Paşa II. Murad Amasyalı Bayezid Paşa Çandarlı İbrahim Paşa Amasyalı Hızır Danişmendoğlu Koca Mehmed Nizamüddin Paşa Çandarlı Halil Paşa II.... Devamı

FATİHİN İSTANBUL KUŞATMASINDA KULLANDIĞI ŞAHİ TOPUNUN ÖZELLİKLER

2013-09-28 13:52:00

Fatih Sultan Mehmed çizimlerini bizzat kendisinin yaptığı devrin en büyük topunu evvelce Bizans hizmetinde bulunan Urbain isimli bir Macar yahut Ulah mühendisine, döktürmüştü. Bu topun Edirne’de dökülmesinde Mimar Muslihiddin Ağa , Saruca Paşa ve Urbain beraber çalışmışlardı.   İngiltere, Portsmouth, Fort Nelson'da Sergilenen Top Bu yeni topa Şahi adı verilmiştir. Üç ayda dökülen bu topun büyüklüğü ve çapı hakkında muasır tarihçiler muhtelif bilgiler vermektedirler. Françes; uzunluğu 5,5 metre,  dış çevresi 2 metre 74 cm (9 kadem),  yarı çapı 92 cm (kutru 3 kadem )  ağırlığı 18 ton kadardır demektedir.  Top 544 kg (1200 libre) bazılarına göre de 680 kg (1500 libre)  gülleler atıyor, bu gülleler 1,883 km (1 mil) mesafeye kadar giderek 1 metre 83 cm (6 kadem)  derinliğinde toprağa gömülüyordu.  Topun sesi 24 km ( 13 mil) mesafeden duyulmaktaydı. Şahî adı verilen bu topların Edirne’de atış denemeleri öncesi, halkın heyecan ve korkuya kapılmamaları için şehre tellallar salınmış çıkacak dehşetli gürültünün sebebi önceden haber verilmişti. Urbain’in döktüğü top ve diğer toplar 1452 senesi Ocak ayının sonlarında Edirne’den yola çıkarılmış ve ancak iki ay sonra İstanbul önlerine getirilebilmişti. Büyük topun önünde Kraç Bey kumandasında on bin akıncı süvarisinden mürekkep bir kol gidiyor topu otuz, bazılarına göre elli veya atmış çift öküz müşkülatla çekiyordu. Fatihin toplarından birisi Kırım Savaşı sırasında Çanakkale’de bulunmaktaydı. İngilizlerin alakasını çeken bu top General Sir John Lafroy’un yoğun girişimleri ve bir&ccedi... Devamı

OSMANLI HAREMİ NEDİR GERÇEKLERİ

2013-09-26 20:02:00

Osmanlıda Harem Neden kurulmuştur: Ankara savaşında Yıldırımın ailesi, Timur'a esir düşmüştür. Timur'un Yıldırım Beyazatın eşine kötü davrandığı rivayet olunur. Osmanlı sarayı bu olaydan sonra, aynı utancı tekrar yaşamak için, karar almıştır. Bu karar Padışahın eşinin belli olmaması doğrultusundadır. Osmanlı bu geleneği Kanuniye kadar sürdürmüştür. Kanuni Sultan Süleyman. Hürreme nikah kıyarak, bu geleneği bozmuştur. CARİYELER Hünkâr Kalfaları Harem kadınlarının yükselebilecekleri en yüksek makamdır. Görevleri padişahların hizmetlerini görmek , padişahın günlük işleriyle uğraşmak, yemeği hazırlamak şeklinde sıralayabiliriz. Bu kadıların aralarındaki rütbeler şöyledir; Hazinedar ve Hazinedar Usta; Padişahların hususi ve şahsi hizmetlerini görenlere hazinedar adı verilirdi. Hünkar kalfaları özellikle bunlar için kullanılan bir tabirdir. Hazinedarların en önemli görevleri hükümdarın şahsi hizmetini görmekti. Hazinedar usta padişahın yanında oturabilirdi, odasına girip çıkabilirdi. Ayrıca haremdeki hazinelerin bütün anahtarları da hazinedar ustada bulunmaktaydı. Saray ustaları, cariyeler dairesinde Valide Sultan Taşlığına istedikleri zaman geçebilecek durumda olan ayrıcalıklı kişilerdi. Evlenmemiş, uzun süre sarayda yaşamış, tecrübeli saray hanımları arasında ustalığa yükselmek ancak padişahın ve ailesinin güven ve takdirini kazanmakla mümkündür. Kâhya Kadın: Haremin teşrifatçısıdır. Resmi günlerde düğünlerde, merasimi o idare ederdi. Yanında mühr-i hümayun bulundurulurdu. Kendine has cariyesi ve maiyeti vardı. Bunların dışında daha küçük görevlerde bulunan cariyeleri şu şekilde sıralayabiliriz. Çaşnigir Usta: Sarayın çamaşır ve yatak ... Devamı

Kanuninin Oğlu Şehzade Mustafa Kimdir Nasıl Öldü

2013-09-26 19:48:00

Şehzade Mustafa (1515, Manisa - 6 Ekim 1553, Konya), Sultan Süleyman'ın Mahidevran Sultan dan olma oğludur. 32 yıl veliahd şehzadelik yapmış osmanlı şehzadesidir. Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi'ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller yanlış ve şahitler yalancıdır. Hürrem Sultan'ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa'ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı söylenir. 1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti. Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancak Beyi olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 1541’de Amasya Sancak beyliğine atandı; Saruhan Sancak Beyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmet getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenirliği için şehzadenin Amasya'ya gönderildiğini ve Şehzade Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü açıkladı. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancak Beyliğine Şehzad... Devamı

ÇOCUKLARIN ZEKASI NASIL HESAPLANIR

2013-09-26 19:41:00

IQ Nedir? İlk zeka testlerinin dayandığı nokta, belirli işler veya test elemanları üzerindeki performansın yaş ile birlikte arttığı, ve bu performansın belirli bir yaş grubunda yer alan daha zeki kişilerin daha az zeki kişilerden ayırt etmede kullanılabileceği varsayımıydı. Alfred Binet'in bu prensipten yola çıkarak, hazırladığı ilk zeka testi, düşük zeka seviyesindeki çocuklara daha iyi bir eğitim sağlayabilmek üzere onları tespit edebilmeyi amaçlıyordu. Binet, bu zeka testlerini öğretmenleri tarafından ileri ya da geri olarak nitelendirilen aynı yaştaki çeşitli öğrenciler üzerinde uygulamaya başladı. Eğer bir problem ya da iş, ileri olarak nitelenen çocuklar tarafından yapılabiliyor ama geri çocuklar tarafından yapılamıyorsa, bu soru o yaş için test maddesi olmaya uygun kabul ediliyordu, diğer durumda ise test maddesi olarak göz önüne alınmıyordu. Bu işin sonunda Binet, aynı yaştaki ileri ve geri grupları ayırt etmek üzere bir çok sorudan oluşan testler elde etmiş oldu. Binet testinde, test uygulanan çocukların zeka yaşlarını göstermek üzere bir sayı kullanılıyordu. Zeka yaşı, uygulanan testte aynı puanı alan çocukların ortalama yaşına karşılık gelmektedir. Örneğin, 10 yaşındaki bir çocuk testten 45 puan aldıysa, ve bu puan 8 yaşındaki çocukların ortalama puanına karşılık geliyorsa, bu durumda bu çocuğun zeka yaşını 8'dir. Benzer şekilde 14 yaşındaki bir çocuk eğer testten 88 puan aldıysa ve bu puan 16 yaşındaki çocukların ortalama puanıysa, bu durumda bu çocuğun zeka yaşı 16 demektir. Öğrencilere bu şekilde bir zeka yaşı verilmesi, onların aynı yaştaki diğer çocuklara göre nasıl olduklarını gösteriyordu, ancak böyle bir sayı aynı yaşta olmayan kişilerin zeka derecelerini karşılaştırmakta problem yaratıyordu. Dolayısıyla, zeka de... Devamı