cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

Dört halife dönemi ve Yapılanlar

2014-08-28 05:57:00

DÖRT HALİFE DÖNEMİ (632- 661) Halife: Hz. Muhammed’in vekili, Müslümanların din ve devlet başkanıdır. Dört Halife döneminde halifeler halk oyu ile (seçimle) başa gelmişlerdir. Bu yüzden dört halife dönemine İslam’da”Cumhuriyet”dönemi denir. “Hulefa-i Raşidin = Büyük Halifeler” de denir. Dört Halifeden sonra, Emeviler le birlikte halifeler seçilmemiş, yönetim saltanata dönüşmüştür. Hz. EBUBEKİR DÖNEMİ ( 632- 634 ) * Seçimle göreve gelen ilk halifedir. Döneminde; 1. Yalancı Peygamberler sorunu çözümlendi. Dini ve siyasi birliği sağladı. 2. Zekat vermek istemeyenler tekrar dine kazandırıldı. Önemi: Arap yarımadasında dinsel ve siyasal birlik yeniden sağlandı. Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik korundu. 3. Kur’an ayetlerini toplatıp, kitap haline getirdi. Zeyd bin Sabid başkanlığındaki kurul, ayetleri birleştirdi. İleride çıkabilecek ihtilaflar önlendi. Aslı korundu. ( Mushaf= Kitap) 4. Fetihleri;  İslam’ı yaymak üzere Bizans ve Sasani üzerine Müslüman orduları gönderildi. Böylece, Arabistan dışına ilk seferler Hz. Ebubekir ile başladı.  Halid bin Velid komutasındaki İslam ordusu Hire’yi ele geçirdi. Hire kentinin alınmasıyla ilk defa “ Cizye” vergisi alındı.  Bizans ( Suriye ) üzerine ordu gönderildi. ( 634 Yermük Savaşı ) Suriye kapıları Müslümanlara açıldı. Suriye’nin fethine zemin hazırlayan savaştır. Hz. ÖMER DÖNEMİ ( 634-644 )  Dört Halife döneminde fetihlerin en çok yoğunlaştığı dönemdir. Bu dönemde Sasaniler ve Bizansla mücadele edildi.  Suriye, Mısır , İran fethedildi. Bizans ile mücadele ( Suriye’nin Fethi) Hz. Ebubekir döneminde , Yermük ... Devamı

GÖKTÜRKLER DEVLETİ NEREDE KURULDU GÖKTÜRKLER

2013-09-20 10:01:00

    Asya Büyük Hun İmparatorluğu’ndan sonra, her bakımdan temsil ettiği Türk kültürü itibariyle ikinci “süper” Türk imparatorluğu niteliğinde olan Gök-Türk hakanlığı, “Türk” sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak benimsemekle, bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, Doğu Sibirya’daki Yakut Türkleri ile batıda Ogur (Bulgar) Türklerinin bir kısmı dışındaki Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. Hakanlığın yıkılmasından sonra bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitli Türk zümreleri gittikleri yerlerde ‘Türk” adını ve Gök-Türk idarî, siyasî ve iktisadî geleneklerini yaşatmışlardır. Yine bütün bu Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilatının, edebiyatının, töre ve hayat telakkisinin izleri görülmüştür. Gök-Türklerden sonraki çağlarda, R Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bütün Türk lehçe ve ağızları Gök-Türk Türkçesi’nin damgasını taşır. Doğudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Maveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk’tür.  Bizim bugün diğer Türk devlet ve zümrelerinden ayırdetmek üzere Gök-Türk (Kök-Türk) dediğimiz bu topluluk ve devletin adı “Türk” veya “Türük” idi. Ancak, kitabelerin bir yerinde, kendini Gök-Türk olarak tanıtmıştır ki, “Gök’e mensup, ilahî Türk” manasına gelen bu tabir, V. Thomsen’e göre  hakanlığın parlak devresine işaret etmekte olmalıdır (herhalde Mu-kan Kağan zamanı).  ... Devamı

93 Harbi 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı Sonuçları

2013-04-18 08:39:00

93 Harbi 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı Sonuçları  Son asır Türkiye tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden ve Rumî 1293 tarihine rastladığından, tarihimize Doksanüç Harbi" diye geçen 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı. Çarlık Rusyası; asırlık emellerini gerçekleştirmek için, Osmanlıları Avrupadan atmak, İstanbulu ele geçirerek sıcak denizlere inmek, Hıristiyanları ve özellikle Slavları korumak bahanesiyle Osmanlı Devleti'nin iç işlerine karışmaktaydı. Bu husus, harbin en önemli sebebini teşkil edecektir. Osmanlı ülkelerine saldırmayı millî bir hedef kabul eden Rusya, Kırım Hanlığını istilâ etmiş, Karadenizin kuzey ve doğu kıyılarını almış, Volga boylarındaki Türk ülkelerini istilâ ederek Türkistana ilerleyip kuzey kısımlarını elde etmişti. 1853 Kırım mağlûbiyeti, Rusların bu emellerini bir müddet için durdurmuştu. Ancak Rusya, büyük bir gayretle eski birliğini sağlamış ve Kırım mağlûbiyetinin acısını çıkarmak için fırsat gözetmeye başlamıştı. Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğüne en çok taraftar olan Fransanın, 1870 yılında Prusya karşısında ağır bir mağlûbiyete uğraması, kuvvetler dengesinin Osmanlılar aleyhine bozulmasına yol açmış ve Rusya beklediği fırsatı elde etmişti. Bunu değerlendiren Rusya, Paris Antlaşması'nın, Karadenizde donanma ve tersane bulundurulmaması hakkındaki maddelerini tanımadığını resmen ilan edip, bu teşebbüsünü Londra Konferansı'nda tescil ettirdi. Böylece Rusya, Karadenizde kuvvetli bir donanma meydana getirme imkânına sahip oldu. Bu gelişmeden sonra Rusya, Panislavizm fikirlerini Balkanlarda yaymak için Moskovada bir kongre topladı. Rus Panislavistleri, Bosna-Hersek ve Bulgaristan Slavlarını ayaklandırmak için Balkanlarda yoğun propagandaya giriştile... Devamı

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİNDE YAPILAN SAVAŞLAR VE ANTLAŞMALAR

2013-04-18 08:31:00

A. DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI TBMM açıldığı sırada ülkedeki tek düzenli askeri birlik doğudaki Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu idi. Bunun dışındaki askeri birlikler Mondros Ateşkes Antlaşması gereği terhis edilmişti. Batıda Yunanlılara, güneyde ise Fransızlara karşı Kuva-yı Milliye birlikleri savaşıyordu. Kuva-yi Milliye halkın içinden çıkmış, vatan ve yurt sevgisi ile düşmana karşı mücadele eden silahlı güçlerdi. Terhis edilen birçok subay ve asker Kuva-yı Milliye birliklerine katılmıştı. TBMM 1920 sonlarında Kuva-yi Milliye birliklerini kaldırıp düzenli ordu kurmaya karar verdi. Bunun başlıca nedenleri; a. Kuva-yi Milliye birlikleri düşmana karşı başarıyla savaşıyordu. Ancak düşmanı tamamen durdurup yurttan atamıyordu. b. Kuva-yi Milliye birlikleri kendi başına düzensiz bir şekilde hareket ediyordu. Çoğu zaman görevlendirilen değerli komutanları dinlemiyorlardı. c. Kuva-yi Milliye birliklerinin yeterli askeri birikimi, bilgisi ve ağır silahları yoktu. d. Kuva-yi Milliye birlikleri ihtiyaçlarını halktan karşılıyordu. Bu konuda bazan zor kullanıyor, bu da tepkilere neden oluyor, suçluları cezalandırma yöntemleri de ciddi sorunlara yol açıyordu. Bütün bunlar devlet olma yolundaki TBMM'yi olumsuz etkiliyordu. Ülkede devlet otoritesini kurmak ve düşmanı yurttan atmak için düzenli ordunun kurulması gerekliydi. TBMM bu iş için İsmet ve Refet Beyleri görevlendirdi. Kısa sürede Batı Cephesi’nde düzenli ordu kuruldu. Düzenli orduya katılmak istemeyen Çerkez Ethem gibi bazı Kuva-yi Milliye şefleri ise isyan ettiler. B. DOĞU CEPHESİ Ermenilerle Savaş ve Gümrü Antlaşması: İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşmasına Doğu Anadolu'nun Ermenilere verilmesini sağlayacak maddeler koydurmuşlardı. Sevr Antlaşması&rsquo... Devamı

1. DÜNYA SAVAŞININ BÜTÜN DEVLETLERE ETKİSİ NE OLMUŞTUR

2013-04-12 12:09:00

. Çok uluslu imparatorluklar parçalandı. Osmanlı, Avusturya Macaristan, Almanya, Çarlık Rusya parçalandı . İngiltere üstünlüğünü sürdürdü. Dünya ekonomisinde rakipsiz kaldı. . Avrupa haritası yeniden belirlendi. Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Ukrayna, Litvanya, Macaristan ve Türkiye kuruldu. Sınırlar belirlenirken millet esaslarına dikkat edilmediği için azınlık sorunları ortaya çıktı. . Milletler Cemiyeti kuruldu. . Yenilen devletlere ağır antlaşmalar imzalatılması, II. Dünya Savaşına sebep oldu. . Sömürgeciliğin yerini manda ve himaye aldı. . ABD’nin uluslar arası siyasette etkisi arttı. . Yeni rejimler ortaya çıktı. (Rusya’da Komünizm, İtalya’da Faşizm, Almanya’da Nazizm) . Bu savaşta ilk defa tank uçak ve kimyasal silahlar kullanılmıştır. Askeri taktik ve stratejiler değişmiştir. Savaşta sadece askerler değil savaş dışında kalan halklarda etkilenmiştir. Bu sebeple I. Dünya Savaşı sonrasında cephe gerisinde kalan halkı korumak amacıyla Sivil Savunma anlayışı gelişmeye başlamıştır.  Devamı

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ HAKKINDA BİLGİ

2013-04-12 12:03:00

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157) Kurulduğu Yer: Horasan. Kurucusu: Tuğrul Bey. * Selçuklular, Oğuzların Üç ok kolunun Kınık boyundandır. * Büyük Selçuklu Devleti’ne, bu boydan olan Selçuk Bey adını verdi. * Selçuk Bey, Oğuzlar Devleti’nde subaşı iken, Oğuz Devleti’nin hükümdarı ile arasında çıkan anlaşmazlık yüzünden kendisine bağlı ordularla güneye inerek Seyhun ırmağı yakınlarındaki Cent şehrine yerleşti (930-935). Hükümdarları: Selçuk Bey Arslan Yabgu Tuğrul ve Çağrı Beyler Alp Arslan Melikşah Sultan Sencer Selçuk Bey: * Cent şehrinde İslamiyet’i kabul etti. * Bir çok Türk boyunu yönetimi altına aldı. * Samanoğulları ile Karahanlılar arasındaki savaşta, daha güçsüz olan Samanoğullarına yardım etti. Karşılığında toprak aldı. Arslan Yabgu: * Selçuk Bey’in ölümünden sonra yerine oğlu Arslan Yabgu geçti. * Selçukluların güçlenmesini istemeyen Gazneli Mahmut, Arslan Yabgu’yu tutuklattı. Tuğrul ve Çağrı Beyler: * Tuğrul ve Çağrı beyler, iki kardeş olarak toprakları parçalamadan aralarında iş bölümü yaparak ülkeyi idare ettiler. * Gaznelilerle başarılı savaşlar yaptılar. * Horasan’ın önemli şehirlerinden biri olan Nişabur’u aldılar (1038). Dandanakan Savaşı (1040): Selçuklular ile Gazneliler arasında yapıldı. Sebepleri: * Gazneliler’in Selçukluları Horasan’dan çıkarmak istemeleri. * Selçukluların kendilerine yurt arayışı içinde olmaları. Sonuçları: Gazneliler yenilgiye uğratıldı ve yıkılma sürecine girdi. Selçuklular büyük bir zafer kazandı. Horasan ve İran toprakları Selçukluların eline geçti.... Devamı

DÖRT HALİFE DÖNEMİ VE YAPILANLAR

2013-04-04 10:42:00

DÖRT HALİFE DÖNEMİ (632- 661) Halife: Hz. Muhammed’in vekili, Müslümanların din ve devlet başkanıdır. Dört Halife döneminde halifeler halk oyu ile (seçimle) başa gelmişlerdir. Bu yüzden dört halife dönemine İslam’da”Cumhuriyet”dönemi denir. “Hulefa-i Raşidin = Büyük Halifeler” de denir. Dört Halifeden sonra, Emeviler le birlikte halifeler seçilmemiş, yönetim saltanata dönüşmüştür. Hz. EBUBEKİR DÖNEMİ ( 632- 634 ) * Seçimle göreve gelen ilk halifedir. Döneminde; 1. Yalancı Peygamberler sorunu çözümlendi. Dini ve siyasi birliği sağladı. 2. Zekat vermek istemeyenler tekrar dine kazandırıldı. Önemi: Arap yarımadasında dinsel ve siyasal birlik yeniden sağlandı. Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik korundu. 3. Kur’an ayetlerini toplatıp, kitap haline getirdi. Zeyd bin Sabid başkanlığındaki kurul, ayetleri birleştirdi. İleride çıkabilecek ihtilaflar önlendi. Aslı korundu. ( Mushaf= Kitap) 4. Fetihleri;  İslam’ı yaymak üzere Bizans ve Sasani üzerine Müslüman orduları gönderildi. Böylece, Arabistan dışına ilk seferler Hz. Ebubekir ile başladı.  Halid bin Velid komutasındaki İslam ordusu Hire’yi ele geçirdi. Hire kentinin alınmasıyla ilk defa “ Cizye” vergisi alındı.  Bizans ( Suriye ) üzerine ordu gönderildi. ( 634 Yermük Savaşı ) Suriye kapıları Müslümanlara açıldı. Suriye’nin fethine zemin hazırlayan savaştır. Hz. ÖMER DÖNEMİ ( 634-644 )  Dört Halife döneminde fetihlerin en çok yoğunlaştığı dönemdir. Bu dönemde Sasaniler ve Bizansla mücadele edildi.  Suriye, Mısır , İran fethedildi. Bizans ile mücadele ( Suriye’nin Fethi) Hz. Ebubekir döneminde , Yermük ... Devamı

ANADOLU MEDENİYETLERİ ANOLUDA KURULAN DEVLETLER

2012-12-23 12:58:00
ANADOLU MEDENİYETLERİ ANOLUDA KURULAN DEVLETLER |  görsel 1

ANADOLU MEDENİYETLERİ ANADOLU: (Küçük Asya) Tarih boyunca bir çok göç ve istilaya uğramıştır. Neden?: 1- Üç tarafının denizlerle çevrili oluşu, Avrupa ve Afrika arasında deniz ve karadan kolayca bağlantı kurulması 2- Olumlu iklim şartları, verimli toprakları bol su kaynaklarına sahip olması ANADOLU'DA UYGARLIK NEDEN GELİŞMİŞTİR? 1- Göçler ve istila amacıyla gelen topluluklar sahip oldukları kültür ve medeniyeti Anadolu'ya taşıdılar. 2- Anadolu'nun Mısır, Ege ve Yunan Medeniyetlerine yakın bir konumda olması bu medeniyetlerden etkilenmesini sağlamıştır. ANADOLU MEDENİYETLERİ: Anadolu'da kurulan uygarlıklar sırasıyla şunlardır: 1) Hititler, Frigler,Lidyalılar, İyonlar, Urartular (MÖ 2.bin-Mö.600 yılları arasında) 2) Persler (M.Ö 543-333) 3) İskender İmparatorluğu 4) Roma İmparatorluğu 5) Bizanslılar (395-1071) 6) Türkler (1071-....) 1)-MÖ.2.BİN- MÖ.600 YILLARI ARASINDA ANADOLU MEDENİYETLERİ A)-HİTİTLER: * Anadolu'ya Kafkaslar'dan geldikleri tahmin edilmektedir. * Kızılırmak çevresinde kurulmuştur. Başşehirleri HATTUŞAŞ (Boğazköy)'dır. * Hititler Suriye toprakları için Mısır ile yaptıkları savaş sonucunda KADEŞ ANTLAŞMASINI imzaladılar. Kadeş Antlaşması tarihte bilinen ilk antlaşmadır. * Hititler'de asillerden oluşan PANKUŞ denilen bir meclis vardı. Bu meclis kralın yetkilerini kısıtlıyordu. * Hititlerde kraldan sonra en yetkili kişi TAVANANNA denilen kraliçeydi. * Hititler krallarının hayatlarını anlatan ANAL adını verdikleri yıllıkları hazırlayarak, tarafsız TARİH YAZICILIĞI'nı başlatmışlardır. * Hititler kayaları düzleştirerek, tanrı kabartmaları yapmışlardır.( İvriz ve Yazılıkaya Kabartmaları Hititlere aittir.) * Hititler Asurlular tarafından yıkıldılar. devam >> B)-FRİGYALILAR (FRİGLER): * Orta Anadolu'd... Devamı

İNGİLİZLER 15 BİN MEHMETCİĞİ KÖR ETMİŞ

2012-12-14 19:00:00

Esir Düşen Mehmetçikler Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu. 12Haziran 1920'ye kadar iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar. Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi... Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti. Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı... Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz kör oldu. Bu ... Devamı

DANDANAKAN SAVAŞI VE ÖNEMİ NEDİR

2012-11-09 17:06:00

Horasan'ı kaybeden Gazneli Sultanı Mesut, Selçuklulara kesin bir darbe indirmek için ordusunun başına geçti. Sefer esnasında katılanlarla birlikte Gazneli ordunun mevcudu 100 bine ulaşmıştı. Selçuklu kuvvetleri ise ancak 20 bini bulan hafif süvarilerden oluşmaktaydı. Bu dengesizlik sebebiyle Selçuklu ordusu yıpratma savaşı vermeyi uygun bulmuştu. Bu sebeple ordu çöllere doğru çekildi. Nişapur'a giren Gazneli Mesut, Selçuklu ordusunu takibe koyuldu. Selçuklu birliklerinin vur-kaç taktiği ile iyice yıpranan Gazne ordusuna karşı meydan savaşı yapma zamanının geldiğine karar veren Çağrı Bey nihayet Merv yakınındaki Dandanakan Hisarı önünde Gaznelileri karşıladı. Üç gün süren savaş sonucunda Gazneli ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı (22-24 Mayıs 1040). Gazneli Mesut beraberindeki 100 kadar atlı ile ancak kaçabildi ise de Hindistan'a giderken kendi adamları tarafından öldürüldü. Dandanakan Savaşı, Selçuklular için bir dönüm noktası olmuştur. Aslında Serahs Savaşı'yla fiilen kurulmuş olan devlet, bu savaş neticesinde hukuken bağımsızlığını kazanmış, bölge ülkeleri ve halife Selçuklu devletini tanımıştır. Böylece bölgedeki en büyük güç hâline gelen Selçuklular, Türkleri bir bayrak altında toplamaya başlayacak ve İslâmiyet'in öncülüğünü üstleneceklerdir. Dandanakan Savaşı'nın hemen ertesinde Tuğrul Bey Selçuklu Sultanı ilân edildi. Merv'de yapılan kurultayda devlet teşkilâtı düzenlendi. Selçuklu ülkesi ve ele geçirilmesi plânlanan memleketler Selçuklu hanedanına mensup üç lider arasında taksim edildi. Buna göre merkezi Merv olmak üzere Ceyhun ve Gazne arasındaki bölge Çağrı Be... Devamı

ÇİN SEDDİ NE ZAMAN YAPILMIŞ ÇİN SEDDİNİN YAPILIŞ AMACI

2012-11-08 14:16:00
ÇİN SEDDİ NE ZAMAN YAPILMIŞ ÇİN SEDDİNİN YAPILIŞ AMACI |  görsel 1

        Çin Seddi     Çin Seddi, Çinin kuzeybatısı boyunca uzanır. Halk arasındaki yaygın bir söylentinin aksine uzaydan görüldüğü doğru değildir. Dünyanın en uzun savunma duvarıdır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.   Yapılış amacı Çin'in Savaşan Beylikler döneminde (M.Ö.403 M.Ö.221), Çin seddinin temeli 20den fazla ayrı ayrı krallık tarafından atılmıştı. Chu, Qi, Yan, Wei, Han, Zhao, Qin Krallıkları birbirinden korumak için sınırlarında ilk setler inşa ettiler. Qin,Zhao,Yan kralıkları ise XiongNu, DongHu, LinHu, LouFaın saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını koruma amacıyla da inşa ettiler. Çin'in ilk İmparatoru Qin Shi Huanga, burayı boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla kapatmaya karar verdi. Bu devasa inşaata girişmekteki amacı konusunda tarihçiler farklı görüşler sürmüşlerdir. Bunlardan bazıları: Ülkenin sınırlarını Hunlara karşı savunmak. Uzun savaşlar sonunda yıktığı beyliklerin esir düşen yöneticilerini sürgün ve ağır işe sürerek cezalandırmak. Ülkeden kaçısları önlemek. Ülkenin tek yönetim altında birleştiğini içeriye ve dışarıya göstermek. Qin Shi Huang M.Ö.221 yılında daha önceki krallıkların yaptırdığı duvarları birleştirerek uzattı. M.Ö.3. yüzyıldan M.S.17. yüzyıla kadar Çinliler seddi uzatmaya devam etmişlerdir. Seddi onaran ve savunma amaçlı kullanan son hanedan Ming Hanedanı (1368-1644) olmuştur.... Devamı

ANADOLUDA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ

2011-12-01 19:09:00

Saltuklular - Doğu Anadoluda kuruldu. - Kurucusu Satuk Beydir. - Erzurum, İspir, Oltu, Kars, Bayburt bölgelerinde faaliyet gösterdiler. - Haçlılara karşı mücadele ettiler. - Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkıldı.   Mengücekler - Erzincan, Kemah ve Divriği civarında kuruldu. - Kurucusu Mengücek Gazi- dir. - Rum ve Gürcülere karşı mücadele etti. - Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkıldı. Danişmentliler - Yozgat, Tokat, Niksar ve Sivas civarında kuruldu. - Kurucusu Danişment Gazi- dir. - Haçlılarla mücadele etti. - Anadolu- nun ilk medresesi olan Yağıbasan Medresesi bu beylik tarafından yapıldı. - Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkıldı. Artuklular - Artuk beyin oğulları tarafından Güneydoğu Anadolu- da kuruldu. - Daha sonra üç kısma ayrıldı. Hasankeyf, Mardin ve Harput (Elazığ) Artukluları. - Hasankeyf Artukluları haçlılara karşı başarılı şekilde mücadele etti. Eyyubiler tarafından yıkıldı. (1231) - Mardin Artukluları haçlılara karşı başarılı şekilde mücadele etti. Karakoyunlular tarafından yıkıldı.(1409) - Harput Artukluları ise Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkıldı.(1234) Not: Anadolu’da kurulan ilk Tür Beylikleri Anadolu- nun Türkleşmesine büyük katkıda bulunmuşlar ve Anadolu- da çok sayıda mimari eser yaparak Anadolu- yu bayındır hale getirmişlerdir. İlk Türk Beyliklerinin Önemi - Haçlı, Bizans ve Gürcülere karşı başarılı mücadeleler verdiler. - Anadolu topraklarını Haçlılara karşı korudular. İslam dininin koruyuculuğunu yaptılar. - Bulundukları şehirlere bayındırlık hizmetleri yaptılar. (Medrese, han, hamam, kervansaray, darüşşifa, çeşme) - Anadolunun hızlı bir şekilde Türkleşmesini sağladılar ... Devamı

TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR VE DÖNEMLER NELERDİR

2011-02-04 15:38:00

Tarihçe Nedir? Bir olay ya da nesnenin özet olarak yazılmış tarihi. TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR PALEOLİTİK ÇAĞ Tarihöncesi uygarlığının gelişme sürecinde, kültürel evrelerin en uzunu ve buzul çağlarının kültürel karşılığı olan; insanlığın ilk ortaya çıkışından, MÖ yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar süren arkeolojik çağ. Bu çağda çaytaşı, çakmaktaşı, hayvan kemikleri ve ağaç gibi doğal maddelerden yapılan ilk aletlerin kullanılmaya başlandığı ve insanların mağara, kaya sığınağı gibi yerlerde "büyük gruplar"/"kalabalık aileler" biçiminde yaşadıkları bilinmektedir. Paleolitik insan, besinini avcılık ve toplayıcılık yoluyla tüketime hazır olarak sağlamakta; kendisi besin üretmemekteydi. Ateş, bu çağda bulunmuş ve çiğ yenemeyen besinleri pişirmeye, ısınmaya, yırtıcı hayvanlardan korunmaya yaramıştır. Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler yine bu çağın belirgin özelliklerindendir. Paleolitik Alt, Orta ve Üst olmak üzere üç alt döneme ayrılmaktadır. Epipaleolitik Çağ ise, doğayı denetimi altına almaya başlayan insanın, besi üretimine geçişinin hemen öncesinde yer alan çağdır. Anadolu ve Trakya için ise, bugüne kadar bilinen 212 Paleolitik/Epipaleolitik yerleşme arasında Yarımburgaz (İstanbul) ve Karain (Antalya) mağaraları, bu çağı en iyi yansıtan yerleşmelerdir. NEOLİTİK ÇAĞ (M.Ö 8000-5500) Son buzul çağının bitişiyle iklimde meydana gelen değişim daha ılıman ortamda yaşayan bitki ve hayvan türlerinin çoğalmasına olanak vermiş, günümüzdekine benzer doğal bir ortam oluşmuştur. Arpa, buğday gibi bitkilerle koyun, keçi ve domuz gibi hayvanların yabani ataları bu ılıman ortamın flora ve faunasının a... Devamı

OSMANLININ BALKANLARDA YAPTIĞI MİMARİ ESERLER

2011-01-10 21:35:00

  Osmanlı devletinin sadece Balkanlar’da 15787 adet mimari yapı inşa ettiğini ortaya koymuşturSadece Bulgaristan’daki mimari eserlerin sayısı 3399 adettir; bu sayı, 2356 adet cami-mescit, 142 medrese, 273 mektep, 174 tekke-zaviye, 42 imaret, 116 han, 113 hamam-ılıca-kaplıca, 27 türbe, 24 köprü, 16 kervansaray, 74 çeşme, saat kuleleri, hastaneler, bedestenler, kütüphaneler ve çeşitli sanat eserlerinden meydana gelmiştir Günümüzde bu eserlerin büyük bir kısmı yok olmuştur; orijinal halini koruyan eser sayısı ise çok azdır. Vardar Nehri üzerinde, Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan Taş Köprü (Fatih Köprüsü) ve Samokov’da bir Türk çeşmesi Bu mimari yapılardan Romanya Babadağ’daki Sarı Saltuk Türbesi; Arnavutluk Kruya’da Sarı Saltuk Türbesi; Bosna-Hersek Blagay’da Sarı Saltuk Türbesi; Bulgaristan Obroçişte-Balçık’ta Akyazılı Tekkesi ve İmareti; Köstendil’de Koca İsnak Paşa Köprüsü, Uludere Harmanlı Köprüsü; Budapeşte’de Gül Baba Türbesi; Kosova Priştine’de Sultan Murat Hüdavendigar Türbesi; Üsküp’te Sultan Murat Camii, Kurşunlu Han; Filibe’de Sultan Murat Hüdavendigar Camii, Karagöz Paşa Medresesi, Hünkar Hamamı, Şahabeddin Paşa Hamamı; Saraybosna’da Gazi Hüsrev Bey Camii; Sofya’da Mahmut Paşa Camii ve Kervansarayı, Şumnu’da Şerif Halil Paşa Camii, saat kulesi; Yunanistan Kavala’da Mehmet Ali Paşa Medresesi, yeniden inşa edilen Mostar Köprüsü; Manastır-Bitola, Pirlepe’de saat kuleleri; Peç’te Kazım Paşa Camii gibi çeşitli örnekler günümüze kadar ulaşmıştır. Ancak ne var ki, bu yapıların bazıları bakımsız ve ihmal edilmiş durumdadırlar,Özellikle Bulgarista... Devamı

HİTİTLER (ETİLER) KİMDİR HİTİT MEDENİYETİ

2011-01-10 21:20:00

hititler, tarihte Anadolu'da devlet kurmuş bir uygarlıktırr. Hint-Avrupa dil ailesi'ne dahil bir dil konuştukları için Hint-Avrupa kökenli bir topluluk olduğu kabul edilmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu ya göç ederek yerli Hatti Beylikleri üzerinde hakimiyet kurdukları bilinmektedir. Tarihçe Anadolu'ya geliş yönleri arasında, Kafkasya üzerinden, Çanakkale Boğazı'ndan ya da Karadeniz'den olmalıdır. En genel kabul gören görüş, Kafkasya üzerinden Anadolu'ya indikleri yönündedir.   En geniş sınırlarında Hitit Devleti (Mavi alan)   Hititler, Asurluların Anadolu’ dan çıkmak zorunda kalmasıyla devlet idaresini ellerine almışlardır. Anadolu’nun yerli halkıyla kaynaşıp Hitit Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devletin kurucusu Labarna‘dır. Başkenti ise Hattuşaş’ dır. (Boğazköy) Hitit tarihi M.Ö. 1650 - M.Ö. 1450 Eski Krallık Devri ve M.Ö. 1450 - M.Ö. 1200 İmparatorluk Devri olmak üzere iki safhada incelenir. Hitit Devleti'nin kuruluşundan itibaren, sanattaki Mezopotamya'lı unsurlar kaybolarak, Anadolu'nun yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta, boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır. Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlarla (bina cephelerinde alt sırada yer alan kabartmalı taşlar) önceki sanattan ayrılır. Aslında Hattiler'e ait olmasına rağmen Hitit Güneş Kursu olarak anılan törensel nesne, Hititlerin sembolü kabul edilir. Hitit adı Eski Ahit'e göre uydurulmuş bir isimdir. Bugün Hitit diye anılan bu halkın kendilerine "Nesi dili konuşan" anlamında Nesili dediklerini biliyoruz. Hititler kendilerine "Neşalılar" diyorlardı. Hitit Siyasi Tarihi Büyük Krallık D&o... Devamı

ABBASİLER KİMDİR NEREDE KURULMUŞLARDIR.

2011-01-01 11:39:00

İslâm dininin kurucusu Pevgamber Muhammed'in amcası Abtoas bin Abdül müttalip'in soyundan gelerek Irak ve Mısır'da halifelik eden soy. Abbasiler, sonra Irak'ta, İslâm İmparatorluğu' nun başına geçmişlerdir. Peygamber Muhammed, Hicaz'da büyük dini yaymağa çalışırken, bu yeni dini, siyasal bir devletin teşkilâtı ile birlikte yaymayı ön plânda tutmuş, bu sebeple, İslâmlık, Arabistan yarımadasında yayılırken, bir taraftan da, Peygamber Muhammed'in liderliğini yaptığı yeni İslâm Devleti de, yayılma alanlarını gittikçe genişletmiştir. Peygamber Muhammed'in ölümün den sonra, Müslümanlığın yayılması işlerinin dinî liderliği, seçim yolu ile başa geçen Halifeler kanalı ile olmuştur. Dini liderliği ellerinde bulunduran halifeler aynı zamanda, bu yeni devletin siyasal liderliğini de sorumlulukla, rina almışlardır. Böylece, Peygamber Muhammed'in ölümünden sonra seçilmek suretiyle yönetimi ellerine almış olan Dört Halife Devri nde, İslâmlıkla birlikte İslâm Devleti de yayılma ve genişleme imkânı bulmuştur. Ancak, Peygamber Muhammed zamanından beri başlayan ve zaman geçtikçe şiddetini arttıran, Peygamber'in soyu olan Hâşimoğulları ile bu soyun baş düşmanı olan Emevîler arasındaki didişme, dördüncü halife olarak iş başına gelmiş bulunan Peygamber Muhammed'in amcasının oğlu ve damadı olan Ali'nin ölümünden sonra kesin sonucunu vermiştir. Emevîlerin Peygamber ailesine karşı güttükleri bu kanlı siyaset ve İslâm dinine gösterdikleri saygısızlık sonucu, 744 yılına doğru Emevîler'e karşı büyük bir ayaklanma hareketi başlamış ve bu hareket Hora/sanlı bir Türk olan Ebü Müslüm tarafından başarı ile yönetilmiş, 750 yı... Devamı

ZEUGMA ANTİK KENTİNİN TARİHÇESİ VE MOZAİK RESİMLERİ

2010-12-30 11:01:00
ZEUGMA ANTİK KENTİNİN TARİHÇESİ VE MOZAİK RESİMLERİ |  görsel 1

ZEUGMA 'NIN TARİHÇESİ Belkıs/Zeugma Antik Kenti , Gaziantep ili, Nizip İlçesi , Belkıs Köyü sınırları içerisinde Fırat Nehri'nin kıyısında yer alır. Yaklaşık 20 bin dönümlük bir arazi üzerine kurulmuş olan Belkıs/Zeugma Antik Kenti; Fırat'ın geçilebilir en sığ yerinde olması, askeri ve ticari bakımdan çok stratejik bir bölge olması nedeniyle tarihin her döneminde önemini korumuştur.80 bin nüfusu ile döneminin en büyük kentlerinden biri olan Belkıs/Zeugma , tarihin değişik dönemlerinde değişik isimlerle anılmıştır. Büyük İskender’in generallerinden ve daha sonra Suriye Kralı da olan Selevkos Nikator kendi adıyla, Fırat nehrinin adını birleştirerek M.Ö.300 yılında burada Selevkos Euphrates ( Fırat’ın Silifkesi ) adında bir kent kurar. Daha sonraları M.Ö.1.yy.’da kent Roma hakimiyetine girer .Bu hakimiyet değişikliğiyle birlikte kentin adı da değişerek köprü, geçit anlamına gelen ve bütün dünyada bilinen şekliyle “ Zeugma” adını alır. Roma İmparatorluğu’nun 4.Skitia Lejyon Garnizonu’nun burada konuşlandırılması ve ticaret sebebiyle kısa zamanda 80 bin nüfusa ulaşan Zeugma’da Fırat manzaralı yamaçlara villalar inşa edilir. 80 bin kişilik nüfus Zeugma’yı dünyanın en büyük kentlerinden biri haline getirir. Örneklemek gerekirse Zeugma , komşusu sayılan Antakya (Antiokheia) ile Mısır’daki İskenderiye’den ( Aleksandreia) ‘dan daha küçük, Atina (Athena) ile aynı büyüklükteydi. Pompei ve şimdi dev bir metropol olan Londra (Londinum) ‘dan ise birkaç kat büyüklükteydi. Ünlü coğrafyacı Strabon da Zeugma’dan bahsetmektedir. Hellenistik dönemde Selevkos Nikator zamanında Zeugma’da önemli ... Devamı

ÇANAKKALE SAVAŞI VE CEPHELERİ-GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER.

2010-12-07 21:21:00

Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadaı'nda Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı Devleti'nin başkenti konumundaki İstanbul'u alarak boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya'yla güvenli bir tarımsal ve askeri ticaret yolu açmak, Alman müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı'na girmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuştur ve iki tarafın da çok ağır kayıplar vermesiyle İtilaf Devletleri geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşı'nın nedenleri Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914 tarihinde Alman İmparatorluğu ile, İttifak Devletleri safında yer almak üzere bir antlaşma  imzalamıştı. Ancak bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin savaş hazırlıkları henüz başlamadığı için  gizli tutulmuştu. Osmanlı Devleti'ni bu antlaşmanın hemen ertesinde seferberlik hazırlıklarına başlamıştı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti, "silahlı tarafsızlık"ını ilan etmiştir. Akdeniz’de Kraliyet Donanması önünden çekilen Alman Goeben muharebe gemisi ve Breslau ağır kruvazörü nin Amiral Sukon komutasında 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’a gelmeleri büyük bir gerginlik yaratmıştı, çünkü Osmanlı Devleti, Boğazlar Antlaşması gereği boğazları tüm savaş gemilerine kapalı tutmak durumundaydı. Alman Donanması’na bağlı bu gemilerin Boğazdan geçişine izin vermek savaş nedeni sayılacaktı. Ancak Osmanlı Devleti, bu gemilerin Almanya’dan satın alındığını açıklayarak gerginliği ertelemiştir. Sözkonusu gemiler 16 Ağustos 1914 tarihinde Yavuz ve Midilli adlarıyla Osmanlı Donanması’na katılmışlardı. B... Devamı

TRABLUSGARP SAVAŞI VE UŞİ ANLAŞMASI

2010-11-02 08:14:00

Trablusgarp Savaşı, 1911-12 yılları arasında Osmanlı Devleti ve İtalya Krallığı arasında geçen bir savaştır. Özellikle yabancı kaynaklarda 1911-12 Türk-İtalyan Savaşı olarak da geçer. Adı, "Trablusgarp Savaşı" olmasına rağmen çarpışmalar, Trablusgarp'ın dışında, Adriyatik Denizi, Ege Adaları, Çanakkale Boğazı ve Kızıldeniz gibi çeşitli bölgelerde de sürmüştür. Bu savaşı İtalya, diğer büyük devletlerin ve Balkan Savaşı'nın sayesinde kazanarak sömürgelerini arttırmıştır   Savaşın nedenleri ve öncesi   16. yüzyılda başlayan sömürgeleştirme hareketlerinin dışında kalan İtalya, 1870 yılında siyasi birliğini sağladığında sömürgelerin çoğu İngiltere ve Fransa tarafından paylaşılmıştı. 1881'de Fransa'nın Tunus'u işgali, ardından da İngiltere'nin 1882'de Mısır'ı ele geçirmesinden sonra İtalya, Kuzey Afrika'da kalan son Osmanlı toprağı olan Trablusgarp'la ilgilenmeye başlamıştı. Aslında Doğu Roma İmparatorluğu'nu yeniden kurmak isteyen İtalya'nın Trablusgarp'la ilgilenmesi yeni değildi. 1890 yılında, İtalyan başkanı Francesco Crispi'nin, bir İngiliz lorduna yazdığı özel bir mektupta, Trablusgarp'la ilgilendiklerini belirttiği bilinmektedir. Ancak Crispi 1891'de başkanlıktan inince, Trablusgarp planları da rafa kalktı ve savaş 20 yıl beklemiş oldu. 1898 yılında İngiltere ve Fransa arasında, Kuzey Afrika'daki sömürgelerin paylaşımı yüzünden çıkan Faşoda Olayı ("krizi" de denir) sonunda Kuzey Afrika'nın paylaşımı yapıldı ve böylece Trablusgarp da İtalya'ya bırakıldı.   1902 yılından itibaren İtalya, Trablusgarp üzerinde bir "Barışçıl İşgal" politikası uygulamaya başladı. Buna göre Roma Bankası'nın mad... Devamı

TÜRKİYE İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN NASIL ETKİLENMİŞTİR

2010-10-10 14:18:00

  -Türkiye savaşa girmemiş, ancak savaştan olumsuz yönde etkilenmiştir. Savaş boyunca büyük bir ordu silah altında tutulmuş. Ekonomi durmuş, fiyatlar hızla artmış, birçok madde bulunamaz hale gelmiş veya karaborsaya düşmüştür.   -Savaş sonrası tüm dünyada esmeye başlayan özgürlük ve demokrasi rüzgarlarına, gerekse savaş sıkıntılarının getirdiği toplumsal tepkilere seyirci kalınmadı. 1946’da çok partili hayata geçildi.   -Türkiye, izlediği taktik sayesinde savaştan en az zararla çıkmayı başardı. Türkiye gerek Müttefik gerekse Mihver Devletlerden gelen baskılara karşı  koyarak tarafsızlığını korumuştur.   -Türkiye, izlediği siyasetle milli bağımsızlığından taviz vermeyeceğini ispatlamıştır.   -Türkiye, sonu belli olmayan maceralara girerek toprak büyütmek meraklısı olmadığını göstermiştir.   -Savaş sonunda Türkiye, Müttefik Devletlerin yanında resmen yer aldı.   -Birleşmiş Milletler Bildirisine imza atarak bu örgütün üyesi oldu. ... Devamı

TALAS SAVAŞI TALAS SAVAŞININ ÖNEMİ

2010-09-28 20:11:00

alas Savaşı 751 yılında günümüzdeki Kırgızistan sınırları içinde, Çin ordusu ile müttefik İslam-Türk orduları arasında yapılan savaştır. özellikle sonuçları itibariyle son derece önemli olan bu savaş Türkler’in islamiyete girişinin başlangıcıdır. 751 yılının temmuz ayında başlayan Talas Savaşı beş gün sürmüş, savaşa 100 bin kişilik orduyla katılan Çin ordusu savaş sonunda elli bin kayıp ile yirmi bin esir verdiler. Talas Savaşı, Türk, Çin, İslam ve dünya tarihi-medeniyetinde önemli etkiler bıraktı. çinliler Talas yenilgisinin ardından 20. yy.a kadar Tanrı Dağları batısına geçemediler ve Batı Türkistan Çin tehlikesinden kurtuldu. Karluklar, Talas Savaşı’nın kazanılmasından on beş yıl sonra, 766 tarihinde, Tanrı Dağları batısında ve Çu Irmağı boylarında müstakil Türk devleti kurdular. Türkistan’daki Kamlık (Şamanlık), Buda ve Mani dinlerindeki yerli ve göçebe Türklerle Müslümanlar arasında, serbest ticaret, dostluk ve iyi münasebetler başladı. Türkler, Müslümanlarla tanışıp, İslam dînini yakından tanıma imkânına kavuştular ve Türkler kitleler halinde Müslüman olmaya başladı. Türkler, kâğıt yapmasını Araplara öğretti. Semerkand’daki imalathânelerde yapılan ipekten kâğıtlar, Orta Doğu ve Akdeniz’e yayıldı. Müslüman Araplar, hakimiyetlerindeki bölgelerden öğrendikleri kâğıdı imal ederek medeniyetin bütün dünyada hızla yayılmasına hizmet ettiler.   ... Devamı

OĞUZ HAN DESTANI VE METE HAN

2010-09-23 10:46:00

Mete veya Mao-tun (Japonca: 冒頓單于 pinyin: Modu Chanyu; d. M.Ö. 234 - ö. M.Ö. 174), M.Ö. 209 - M.Ö. 174 arasındaki Hun (Hiung-nu) hükümdarıdır.  Hayatı  Tahta çıkış Çin yazıtlarında geçen hikayeye göre, babası Teoman, kendisi yerine üvey annesi Yenşi'nin oğlunu tahta çıkarmak istedi ve Mete'yi komşu kavim olan Yüeçilere (Yuezhi) rehin olarak gönderdi. Babası, ardından Yüezhi'lere savaş ilan ederek Mete'yi öldürtmek istedi. Mete, babası Teoman Yüeçilerin topraklarına girmeden Yüeçilerin elinden kaçtı. Babası bu kadar zorlukları atlatmasının ardından hakkını vermek için emrine bir birlik verdi. Sonunda da Mete öz babasını, üvey annesi ve kardeş(ler)ini öldürüp kağan oldu. (M.Ö. 209).  Ok hikâyesi Çin kaynaklarına göre eğer okunu bir yöne yöneltirse emrindeki askerlerin hepsi o hedefe ok atarak hemen yok ederdi. Bunu sıkça yapardı. Bir gün okunu en sevdiği atına çevirdi. Askerlerinden bazıları tereddüt etti. Bunun üzerine okunu sırayla tereddüt edenlerin üzerine çevirdi. Atına ok atmakta tereddüt eden askerlerinin hepsi atılan oklarla öldürüldü. Böylece küçüklükten beri oynadığı okunu hedefe çevirme oyunu emirlerinin tartışılmazlığını da perçinledi. Bir gün emrinde demir disiplini ile yetiştirdiği 10 bin askeri varken okunu babasının üzerine çevirdiğinde askerlerinden hiçbiri tereddüt etmemişti.   Hun'un (Hiung-nu) yükselişi   Mete'nin hükümdarlığında ulaştığı sınırlar (M.Ö. 176) Mete Önce Hunlardan toprak talebinde bulunan doğu komşuları Donghu üzerine yürüdü ve onları ağır b... Devamı

HAMMURABİ KANUNLARI M.Ö.2500

2010-04-30 00:59:00

HAMMURABİ KANUNLARI   İ.Ö.2500   Dünyanın ilk metropolisi olan Babil kralı Hammurabi (MÖ.1795-1750)’nin adıyla anılan bu kanunlar bir yönetici tarafından halka ilan edilen en eski kanun olarak bilinmektedir. Bütün ağır suçların ölümle cezalandırıldığı bu kanunlarda yer alan önemli bazı düzenlemeler arasında “kana kan göze göz” misilleme ilkesi, baktığı davalarda hata yapan hakimlerin görevden uzaklaştırılıp ağır para cezasına çarptırılmaları, yalan şahitlik yapanın ölümle cezalandırılması, suçlanan kişilerin suçsuzluklarını ispat etmeleri amacıyla Fırat’a atılmaları ve kişilerin toplumdaki statülerine göre farklı cezalara çarptırılmaları göze çarpmaktadır. Her ne kadar bu yaptırımlar günümüzde geçerli evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasa da, Hammurabi kanunlarında yer alan pek çok ilke insan haklarına önem vermesi açısından önem taşımaktadır.    *Eğer bir yargıç bir davaya bakar ve bir karara varırsa verdiği hükmü yazılı olarak takdim eder; daha sonra verdiği kararda bir hata ortaya çıkarsa ve bu kendi hatasından kaynaklanırsa o zaman davada onun tarafından kararlaştırılan para cezasının on iki katını öder ve halka ilan edilerek yargıçlık makamından el çektirilir ve bir daha asla yargıçlık icra etmek için oraya oturamaz.  * Eğer tanık bulunamıyorsa yargıç azami sekiz ay olmak üzere bir süre tanır. Sekiz aylık süre içinde tanık ortaya çıkmamışsa suçludur ve henüz karara bağlanmamış davadaki para cezasını üstlenir.    * Eğer bir kişi açık alanda kadın ya da erkek bir kaçak köle bulursa ve onu efendisine getirirse kölenin sahibi ona iki şikel gümüş öde... Devamı

HUN İMPAROTORLUĞU VE ATTİLA

2009-12-23 17:23:00

    Hun İmparatorluğu (Avrupa Hun İmparatorluğu)        395 – 503     M.S. 434—453 yılları arası Avrupa Hun İmparatorluğu Başkent Etzelburg Kesin belli olmamakla birlikte olasılıkla (bugünkü Buda yakınları veya Segedin) Resmi dili Proto-Türkçe Yönetim Monarşi İmparator  - 375-395 Balamir  - 453-454 İllek Tarih    - Kuruluş tarihi 395  - Yıkılış tarihi 503 Hun İmparatorluğu, Hunlar'ın imparatorluğu. Hunlar, 350 yılında Asya bozkırlarından batı yönünde harekete geçmişlerdir. Aral Gölü ile Hazar Denizi'nin kuzeyindeki Alan ülkesini ele geçirmişlerdir. Ardından Hunlar 375 yılında İdil Nehri'ne ulaşmışlardır. Bu tarihlerde Hunların başında Balamir bulunmaktadır. Uldız döneminde Hunlar, Karpat dağlarını aşıp bugünkü Macaristan'a girmişler ve bu topraklarda bir imparatorluk kurmuşlardır. Hun İmparatorluğunun başkentinin neresi olduğu kesin olarak belli değildir. Farklı kaynaklarda Segedin ve Macaristan'ın başkenti Budapeşte'nin Buda kesimi yakınlarındaki Sycambria olarak geçmektedir. Hun İmparatorluğu, Türk tarih literatüründe Avrupa Hun İmparatorluğu olarak geçer.  Tarihi Kuruluşu Kuzey Hun Devleti nin yıkılmasının ardından dağılan ve batıya &cced... Devamı

KADEŞ SAVAŞI VE KADEŞ ANTLAŞMASI

2009-12-12 21:37:00

    Mısır Memleketi Kralı, Büyük Kral, Kahraman Ra-maşe-şa mai Amana’nın Hatti memleketlerinin büyük Kralı Hattuşili ile iyi dostluklarının , kardeşliklerinin ve büyük krallıklarının devamı için yaptıkları antlaşmadır. Bunlar, Mısır memleketi Büyük Kralı, bütün memleketlerin kahramanı, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Minmua-rea’nın oğlu, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral, kahraman Min-pahirita’rea’nın torunu, Rea-Maşeşta-Mai Amana’nın, Hatti memleketi Kralı, Büyük Kral, Murşili’nin oğlu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Şuppiluliuma’nın torunu, Büyük Kral, Hatti memleketi Kralı, kahraman Hattuşili’ye söylediği sözlerdir. Aramızda daima olarak iyi kardeşlik ve iyi sulh kurdum. Mısır memleketi ile Hatti memleketi arasındaki münasebetlerde iyi kardeşliğin ve iyi sulhun tesisi için şunları söylüyorum: İşte, Mısır memleketi ile Hatti memleketi arasındaki münasebete gelince, ezelden beri tanrı onlar arasında düşmanlığa müsaade etmediğinden antlaşma ebedidir. Büyük Kral, Mısır memleketi Kralı, Rea-Maşeşa Mai Amana, güneş ve fırtına tanrılarının münasebeti gibi öyle edebi bir münasebet tesis etti ki, o aralarında daima düşmanlık yapmağa mani olur. Mısır memleketi Kralı, büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana gümüş bir tablet üzerine kardeşlik Hatti memleketi Kralı, büyük Kral Hattuşili ile bugünden itibaren aramızda iyi sulh ve iyi bir kardeşlik tesisi için bir muahede yaptı. O benim kardeşimdir, ben de onun kardeşiyim ve onunla daima sulh halindeyiz. Bize gelince: Bizim kardeşliğimiz ve sulhumuz evvelce Mısır memleketi arasındaki sulh ve kardeşlikten daha iyi olacaktır. Bak, Mısır memleketi Kralı, Büyük Kral Rea-Maşeşa Mai Amana Hat... Devamı

SELÇUKLU SULTANI ALPASLAN'IN HAYATI

2009-10-20 14:45:00

    Selçukluların ikinci hükümdarıdır ve Malazgirt Savaşı’nda Bizanslıları yenip Türklerin Anadolu’ya yerleşmelerini sağlayarak Türk tarihinde yeni bir sayfa açmıştır. Selçuklu Devleti’nin kurucularında Horasan Valisi Çağrı Bey’in oğlu ve Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in yeğeni olan Alparslan, bu devletin kuruluş dönemindeki güç koşullarda yetişti. Tarih yazarların çok yiğit bir savaşçı olarak tanımladıkları hükümdar çok küçük yaşta ata binip kılıç kullanmayı öğrendi. İlk geçlik yıllarında katıldığı savaşlardaki başarısı ile dikkati çekti ve babası ölünce yerine Horasan Valisi oldu. Tuğrul Bey 1063’te ölünce Selçuklu ülkesinde taht kavgaları başladı. Oğlu olmayan Tuğrul Bey Alparslan’ın kardeşlerinde Süleyman’ı kendisine veliaht seçmişti. Nitekim hükümdar ölünce veziri Kunduri, veliaht Süleyman’ın sultanlığını ilan etti. Ama bir yandan Alparslan, öte yandan yeğeni Kutalmış ile amcası İnanç Yabgu sultanlığın kendi hakları olduğunu savunarak bu karara karşı çıktılar. Türk beylerinin ve Selçuklu hanedan üyelerinden çoğunun desteklediği Alparslan kardeşi, amcası ve yeğenini yenerek 1064’te hükümdarlığını ilan etti. Bu kez de kardeşi Kavurd ve öbür akrabalarından bir bölümü Alparslan’ın sultanlığını tanımayarak ayaklandılar. Alparslan bu ayaklanmaları kısa sürede bastırdı ve Horasan Valiliği sırasında danışmanı olan Nizamülmülk’ü kendisine vezir yaparak ülkede düzeni sağladı. Alparslan tahta çıktığında Selçuklu Devleti’nin toprakları İran, Horasan ve Afganistan (Toharistan) ile sınırlıydı. Yalnızca dokuz yıl süren kısa saltanatında... Devamı