cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

SEDİM SEDİMENTASYON NEDİR

2013-12-25 22:59:00

Sedimentasyon birçok sebepten dolayı yükselebilir, bunlardan bir tanesi de aktif romatizma. Sesimentasyon hızı vücuttaki inflamasyonu (enflamasyonu) göstermek için sıklıkla kullanılan bir kan testidir. Sedim sıklıkla “eritrosit sedimentasyon hızı” olarakta isimlendirilmektedir. Sedim kandaki eritrositlerin belli bir zaman içinde çökmesi olarakta tanımlanmaktadır. Sedim yada sedimentasyon hızı ESR olarakta kısaltılmaktadır Sedim hızı bir tüpteki konulan eritrositlerin (kırmızı kan hücrelerinin) birim zamanda çökme hızları ölçülerek bulunur. Tüpe konulan eritrositler belli bir zaman içinde dibe çökerler ve üstte kanın sıvı kısmı olan “serum” kalır. Klasik sedimentasyon hızı bir saat içinde test tüpüne konan kanın ne kadarının çöktüğünün milimetre cinsinden ifadesidir. Sedim inflamasyonun derecesi arttıkça, artmaktadır. Kısacası özel bir test tüpünün içerisine kan kanulur ve bir saat beklenir. Bir saatin sonunda test tüpünün üst kısmında kanın sıvı kısmı yani “serum”, altta ise dibe çökmüş eritrositler görülür. üst seviyeden eritrositlerin çöktüğü seviyeye kadar olan kısım ölçülür ve milimetre/saat cinsinden sonuç verilir. Katz indeksi: sedimentasyon hızının bir başka ifade şeklidir. Katz indeksi 1. saatteki sedim hızı ile 2. saatteki sedim hızının toplamının ikiye bölümü (aritmetik ortalaması) olarak hesaplanır. Ancak katz indeksi için 2 saatlik bir süre geçtiği için günümüzde daha hızlı sonuçlanması için katz indeksi kullanılmamaktadır. Günümüzde sedimentasyon hızı otomatize makineler ile ölçülmektedir... Devamı

SU ÇİÇEĞİ NEDİR NASIL BULAŞIR

2013-12-24 08:06:00

Su çiçeği hapşırık, öksürük gibi yollarla iletilen çok bulaşıcı bir hastalıktır Hastalığın kuluçka süresi ise tipik olarak 14-16 gün olmakla beraber, 9-21 gün arasında da olabilir  Hastalığın belirtileri ve seyri ise şu şekildedir: cilt ve mükoz membranlarda gruplar halinde görülen ciltten kabarık, içi sıvı dolu kesecikler tarzında döküntü ve ateştir Döküntü baş veya gövdeden başlayıp kol ve bacaklara yayılırÖzellikle başlangıçta çok kaşıntılı olabilir Döküntüler 5-14 gün arasında kabuklanarak bu kabuklar düşer  Su çiçeğinde dikkat edilmesi gereken konulardan biri ciltteki döküntülerin bakterilerle enfekte olabilmesidir Bu nedenle kaşımanın önlenmesi için cilde ilaç (losyon) uygulanması, ellerin sık yıkanmasına çok dikkat edilmelidirÇocuğun cilt lezyonlarını yolmaması sağlanmalıdır Ayrıca  pnömoni (zatürre), beyin ödemi gibi komplikasyonlar izlenebilir  Hasta ile temastan sonra ciddi ve hayatı tehdit eden hastalık geliştirme riski taşıyan bireylere acil olarak bağışıklık oluşturmak için VZIG(varicella-zoster immün globulini) verilmelidir  yenidoğan bebek (annede doğumdan 5 gün öncesinden 2 gün sonrasına dek bu hastalık ortaya çıkmışsa) bazı prematüre (erken doğan) bebekler daha öce suçiçeği geçirmemiş hamile kadınlar bağışıklık sistemi bozukluğu olan bireyler Su çiçeği aşısı: Aşı ile bu hastalıktan korunma sağlanabilir Ülkemizde suçiçeği öyküsü olmayan 12 ay -12 yaş arasındaki çocuklara tek doz, 13 yaş ve üzerindeki adolesan ve erişkinlere de s... Devamı

VERTİGO NEDİR VERTİGO BELİRTİLERİ

2013-11-25 16:03:00

  Toplum içinde iç kulak kristallerinin yerinden oynaması olarak bilinen ; Benign Pozisyonel Paroksismal Vertigo  (BPPV) başın pozisyonuyla aniden başlayan, kısa süren ve tüm dünyanın başınıza yıkılması gibi bir his veren baş dönmesi halidir. İç kulak bir denge organıdır. Buradaki kanallarda gözle görülmeyecek kadar küçük, kum tanesi gibi partiküller vardır. Darbe, uzun süreli yolculuk, geçirilmiş üst solunum yolu enfeksiyon- ları gibi birçok nedenle bu kristaller yerinden oynar ve denge sistemini uyarır.Bazı baş hareketlerinde bu kristaller yer değiştirerek, baş dönmesi atağına neden olur. İç kulak kristallerinin oynamasıyla oluşan baş dönmesi tüm baş dönmelerinin yüzde 30'unu oluşturmaktadır. Baş dönmeleri içerisinde en sık görülenidir. Bütün yaş grublarını etkileyen ve bu kadar yaygın bir hastalık olmakla birlikte ülkemizde hala yeterince tanınmamakta ve hastalara gereksiz tedaviler uygulanmaktadır. Ani başlayan ve saniyeler süren siddetli baş dönmesine; hızlı göz hareketleri, bulantı, kusma,çarpıntı, terleme gibi belirtileri bulunur.Doğru tanı ve tedavi için şikayetler ortaya çıkar çıkmaz bir kulak Burun boğaz uzmanına görülmesinde faydası vardır.... Devamı

GASTRİT NEDİR BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

2013-10-13 19:25:00

GASTRİT NEDİR? Gastrit midenin iç yüzünde bulunan mukoza tabakasının iltihaplanmasıdır. Erişkinlerde ileri yaşlarda olmak üzere tüm toplumda sık görülen bir rahatsızlıktır. Çoğunlukla kronik (müzmin) gastrit görülür. Ülsere göre daha yüzeysel bir hasar vardır. Fakat daha derinlere geçebilir ve ülser oluşturacak şekilde aşındırma yapabilir. Gastrit, çoğunlukla bakteriyel enfeksiyon sonucu oluşur. Yoğun antibiyotik tedavisi sonucu başarılı bir tedavi gerçekleştirilir. Toplumda sık rastlanan bir mide rahatsızlığıdır. Belirti vermeden de görülebilen bir hastalık olduğundan yaklaşık her iki yetişkinden birinde gastrit vardır. GASTRİTİN NEDENLERİ Şimdiye kadar bilinenler en önemli faktörlerin arasında, kronik H. pylori enfeksiyonu dikkat çekmektedir. Bütün dünyada bu bakteriye rastlanır. Gelişmekte olan ülkelerde en yüksek enfeksiyon oranına sahip hastalık yapan bir bakteridir. Amerikalı yetişkinlerin yüzde 50‘sinde görülmektedir. Yalnız bu bakterinin, çocukluk döneminde alındığı ve vücutta yıllar boyunca barındığı düşünülmektedir. Beslenme alışkanlığı, gastrit oluşumunda önemli bir faktördür. Kötü beslenme, alkol kullanımı, doğrudan mide yüzeyini tahriş ederek gastrite neden olabilir. Sigara kullanmak, mide üzerinde etkili olan siniri uyararak asit salgısını arttırır. Fazla asit gastrite sebep olur. Gastrite sebep olan önemli faktörlerden biri de strestir. Stresli kişilerde asit fazla salgılanır. Gastrite yakalanma riski artar. Bazı ilaçlar mideyi tahrip edebilir. Aspirin gibi asidik ilaçlar, romatizma ilaçları olarak kullanılan ağrı kesiciler, mideye zarar verir. Ayrıca böbrek ve karaciğer yetmezliği, solunum güçlüğü gibni rahatsızlıklar sonucu gast... Devamı

PANİK ATAK NEDİR BELİRTİLERİ

2013-09-29 23:28:00

    PANİK ATAK NEDİR BELİRTİLERİ Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer. Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama hisseder. Panik atak belirtileri şöyledir. Nöbet sırasında bu belirtilerin yarısı kadarı gerçekleşir. •Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar… •Terleme (Sıcak – soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi) •Titreme-sarsılma-itilme hissi •Boğulma ve nefes alamama hali •Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler) •Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama •Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti. (Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali) •Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali •Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur) •Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu) •O esnada”yaşamım buraya kadarmış”duygususu-ölüm korkusu •Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, y... Devamı

Ter Kokusuna Pratik Çözümler

2013-05-22 14:48:00

Bazı insanlar diğer insanlara nazaran daha fazla terlerler. Bu genellikle vücutlarında salgılanan kimyasalların dengesizliğinden kaynaklanır. Eğer çok fazla terliyorsanız en kısa sürede bir doktora başvurmanızda fayda var. Aşırı terleme ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabilir, dikkat edin. Özellikle koltuk altında ve ayaklarda sıcak ve havasızlık yüzünden hızlı biçimde çoğalan bakteriler ter kokusunun temel kaynağıdır. Uygun şartlar sağlandığı takdirde, bakterilerin sayısı 1 saatte bin kat artabilir. Birçok insanın bilmediği diğer bir koku sebebiyle yediklerimizdir. Soğan, sarımsak, balık gibi özellikle çinko yönünden zengin yiyecekler ter kokusunu arttırıcı özellikledir. Ter kokusu sorunu yaşıyorsanız öncelikle yediklerinize dikkat etmeniz gerekir. Ter kokusuna sebep olan yiyeceklerden uzak durarak da bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz. Ter kokusundan kurtulmanın doğal bir çaresi de adaçayıdır. Adaçayı içerdiği kimyasallar sayesinde vücut sıvılarınızı düzenleyerek koku oluşumunu giderici bir etki yaratır. Sabahları ve akşam yemeğinden sonra içeceğiniz adaçayı ter kokunuzu gidermeye yardımcı olacaktır. Ayrıca sıcak suda 2 dakika demleyerek hazırladığınız adaçayını, iyice temizlediğiniz koltuk altlarınıza sürerek de ter kokusunu önemli derecede engelleyebilirsiniz. Aktarlardan temin edebileceğiniz adaçayı yağını kullanarak da ter kokusunu önlemeniz mümkün. Gece yatmadan önce yıkayıp kuruladığınız ayaklarınıza bir pamuk yardımıyla adaçayı yağını sürün. Yağın sabaha kadar ayaklarınıza etki etmesi için pamuklu bir çorap giyerek yatın. Bir hafta kadar her gece süreceğiniz adaçayı yağı sayesinde ayak kokusu derdinden kurtulabilirsiniz. Halime kadınların adaçayı içmeden önce doktorlarına danışmalarında fayda v... Devamı

BEL AĞRISI NEDEN OLUR TEDAVİ ŞEKİLLERİ

2013-04-18 08:45:00

BEL AĞRISI Bel ağrısı günümüz toplumunun %60-85 inde hayatın her hangi bir döneminde görülebilen, sebebleri çok çeşitli olan bir sendromdur. Özellikle mekanik bel ağrılarında tedavi maliyetlerinin yüksek olmasının yanında, ağrının kronikleşmesinin hasta üzerindeki olumsuz etkileri çok önemlidir. Bel ağrıları yaygın sanılanın aksine, kaçınılmaz olan yaşlanmanın sonucu değildir. Tüm organlar gibi omurganın aşınıp yıpranması da fizyolojik bir olaydır. Omurganın zamanla esnekliği yitirerek sertleşmesi, gittikçe zayıflayan kaslara karşı ek dayanıklılık sağlayan bir denge unsurudur. Bel ağrısı bütün yaşlarda görülebilir. Hatta 15 yaşında dahi ameliyat olan hastamız mevcuttur. Kronik hastalık tedavisi açısından kalp hastalıklarından sonra 2. sıradadır. Bel ağrısının önemi özellikle sanayi kesiminde ve çalışan toplumda ortaya çıkmaktadır. Ağrı nedeniyle iş günü ve iş gücü kaybı yüklü bir yekün tutmaktadır. Bel ağrısı olan hastaların % 70-80'i ilk akut ataktan sonra her hangi bir tedaviye gerek kalmadan iyileşebilmektedirler. % 20-30 unda ise 2. - 3. tekrar olabilmektedir. Burada önemli olan bu tekrarların gelmesini önlemektir. Çünkü tekrarlarla ağrı kronikleşir ve hasta bel ağrısı nedeniyle hiç iş yapamaz hale gelir. Bunu önlemek de belin eğitimi ile olur. Kişinin belini tanıması, belin hangi hareketle ne kadar zorlanacağını bilmesi, bel ağrısına yol açan risk faktörlerini, egzersizlerin ağrıda nasıl korunabileceğini öğrenmesi gereklidir. Bel ağrısının oluşumunda, omurgadaki yıllara bağlı aşınıp yıpranma yanısıra, omurganın uygun olmayan duruşu (kötü postür) ve beli zorlayan bedensel hareketler sorumludur. Bunun için günlük yaşantıda ve mesleki çalışmalarda doğal olmayan bedensel... Devamı

AMİPLİ DİZANTERİ NEDİR NASIL BULAŞIR TEDAVİSİ

2013-04-14 08:33:00

Entomoeba histolytica ismi verilen amipin yaptığı hastalıktır. Genelde tropikal ve Subtropikal bölgelerde (25 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda ve nemli bölgelerde) yaygındır. Her yaşta görülebilir. Amip yiyecek ve içeceklerle bulaşır. Sudaki amip kistleri klorlamaya duyarlıdır. Yüksek ısıda ölürler. Sinekler ve hamam böcekleri de amip kistlerinin taşınmasında rol oynar. Amipin Özellikleri Hasta, amipin bulaşıcı formunu (4 çekirdekli kist) ağız yoluyla alır. ince barsaklarda kist çatlar ve ortaya 4 tane amipçik çıkar. Bunlar da ikiye bölünerek 8 amipçik oluşur. Daha sonra kalın barsağa geçerek, hastalık yapıcı form olan trofozoid şekline dönüşürler ve olgunlaşırlar. Burada su kaybına uğrayan amip, tekrar 4 çekirdekli kist formuna dönüşür ve dışkı ile atılır. Dolayısı ile taşıyıcı olanların dışkısında bu kistler bulunur. Kistler toprak ve suda canlı kalabilirler. Amipler kalın barsağa yerleşerek yaralar oluştururlar. Kalın barsağın herhangi bir yerine yerleşebilirler, ancak kan akımının az olduğu yerleri tercih ederler. Acak kalın barsağa yerleşen her amip hastalık yapmaz. Belirti ve Bulgular Kuluçka süresi 4-5 günle 1-4 ay arasında olabilir. Su ile bulaşmış olan amipler daha şiddetli hastalık yapar. İştah azlığı, kilo kaybı, kusma ve kanlı ishal ile seyreder. Bazen hiç bir belirti gözlenmez. Kalın barsakta delinme nadiren olur. Ancak genelde kalın barsakta kitleler (ameboma) meydana getirirler. Hastalık oluşumu genelde vücut direncinin düşmesi ile ortaya çıkar, ileri derecedeki hastalarda amip kana karışarak yayılır ve karaciğer, dalak, akciğer, beyin, deri ve idrar yollarında abseler yaparlar. Karaciğer tutulduğunda (hepatik amibiazis) ateş, terleme, karaciğerde hassasiyet ve karaciğer büyümesi görülür. 2-3 haftada tüm karaci... Devamı

VİTAMİN GURUPLARI FAYDALARI VE ZARARLARI

2013-04-12 09:01:00

Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Beslenme Bilimi Derneği araştırdı, Newsweek açıkladı. İşte 'Hangi rahatsızlıkta, hangi yaşta, hangi vitamin, ne kadar kullanılmalı?' sorularının yanıtları Newsweek dergisi, son sayısının kapağını beslenme şeklinin sağlık üzerindeki etkilerine ayırdı. Harvard Tıp Fakültesi ve Amerikan Beslenme Bilimi Derneği'nin hazırladığı dosyada, vücudu sayısız hastalığa karşı koruyan vitaminlerin hangi besinlerde olduğu, ne dozda alınması gerektiği incelendi. İşte o sonuçlar: B6 VİTAMİNİ Neye yarar?: Damarlara zarar veren 'homocysteine' isimli kimyasalın seviyesini düşürür. Dozu: 31-50 yaş: günde 1,3 mg 51+: Günde 1,5-1,7 mg Kaynaklar: Baklagiller, et, balık, turunçgiller, muz, karpuz. B12 VİTAMİNİ Neye yarar?: Sinir hücrelerini korur. Hafızayı güçlendirir. Dozu: 31+: günde 2,4 mg. Kaynak besinler: Et ve süt gibi hayvansal ürünler, güçlendirilmiş tahıllar. C VİTAMİNİ Neye yarar?: Katarakt ile meme ve mide gibi bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltır. Dozu: 31+: 75-90 mg Kaynak besinler: Turunçgiller, brokoli, dolmalık biber, lahana, çilek. FOLİK ASİT Neye yarar?: Hamilelikte alınırsa doğumdan gelen kusurları önler, kolon kanseri ve Alzheimer'a karşı koruyucudur. Dozu: 31+: Günde 400 mcg. Hamilelerde: 600 mcg. Kaynak besinler: Ekmek, makarna ve kahvaltılık gevrekler, baklagiller, ıspanak, brokoli ve portakal suyu. A VİTAMİNİ Bulgu ve endişeler: Görme yeteneğini korur, katarakt riskini azaltır. Ancak fazlası kemiklere zarar verebilir. Dozu: 31+: erkeklerde 3000 IU (uluslararası birim), kadınlarda 2333 IU Kaynaklar: Havuç, tatlı patates ve mango. D VİTAMİNİ Neye yarar?: Kalsiyumla birlikte alındığında kemik kırılmasına karşı korur. Yüksek dozda alındığında kolon, meme ve yumurtalık kanserini önlemeye... Devamı

ÜÇ BEYAZIN ŞEKER TUZ UN ZARARLARI NELERDİR

2013-04-07 09:53:00

İnsanoğlunun yaşam tarzı, beslenme şekillerindeki değişiklikler ve düzensiz beslenme; sağlığımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Bütün insanlar için olmazsa olmazlardan olan üç beyaz yani un, tuz ve şeker düzenli ve gerektiği miktarlarda kullanıldığında vücudumuza hiçbir zararı yoktur. Aksine faydası bile vardır. Ama beslenme şekillerindeki değişiklikler ve bu üç beyazın gerekenden fazla kullanılması vücut fonksiyonlarında bozukluklara neden olmaktadır. Özellikle günümüzde bu tehlikeyi doktorlarda sıkça dile getirmekte ve hayatımızı ve yaşam standartlarımızı kötü yönde etkileyen bu üç beyazdan uzak durmamız konusunda sürekli uyarılarda bulunmaktalar. Özellikle tuzun zararları konusunda sürekli uyarılar yapılmakta ve vücudumuzun günlük tuz ihtiyacının gram tuz ile karşılanabileceği açıklanmaktadır. Peki, hiç birimizin vazgeçemediği ve her öğünde sıkça karşılaştığımız üç beyaz gıda maddesinin zararları nelerdir. Öncelikle çocukluğumuzda beri hepimizin en sevdiği şey olan şekerin zararlarından başlayalım: • * Bağışıklık bağışıklık  zayıflatır. • * Vücudumuzun mineral dengesinin bozulmasına yol açar. • * Böbreklerde hasar oluşmasına yol açar. • * Krom eksikliğine yol açar. • * Bakır eksikliğine yol açar. •* Çocuklarda dikkat dağılmasına yol açar. •* Vücudumuzun ihtiyacı olan kalsiyum ve bakır ihtiyacının karşılanmasını engeller. •* Özellikle kadınlarda kolon kanseri riskini artırır. *• Göz bozukluklarını sebep olabilir. •* Kalp hastalığı riskini artırabilir. •* Diş çürüklerini artırır bunun sonucunda önemli sağlık problemleri ile karşılaşılır. •* Diyabet oluşumuna sebep olabilir. Tuzun zararları ise, • *Yüks... Devamı

MAGENEZYUM EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ VÜCUDUMUZA FAYDALARI

2012-11-08 22:58:00

Nedeni Kaslarda gerilmeler ve kramplar, sersemleme, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk hissi, kadınlarda ağrılı adet, ellerde iğnelenme hissi, uyuşukluk, migren, gerilim tipi baş ağrısı, bulantı, kusma ve çarpıntı gibi belirtilerin Magnezyum eksikliğinin habercisi olabileceğini ifade eden uzmanlar, bunun çeşitli Sağlık sorunlarına davetiye çıkarabileceğini söyledi. İnsan vücudu için hayati önem taşıyan minerallerden biri olan Magnezyum, enerji gerektiren tüm metabolik olayların yürütülmesinde başrol oynuyor. Uzmanların verdikleri bilgiye göre, magnezyum olmadan vücutta enerji dönüşümü gerçekleşmiyor, metabolik aktiviteler meydana gelmiyor. Vücudumuzda bir ön faktör gibi rol oynayarak 300’den fazla enzimatik reaksiyona giren magnezyum, kemiklerin güçlenmesini sağlıyor. Karbonhidrat metabolizmasında en temel görevleri üstlenen ve Canlıların yaşamında temel olan Proteinlerin yapımından sorumlu olan magnezyumun, yaşamsal organımız kalp üzerinde de olumlu etkileri bulunuyor. Aritmilerin ve kalp krizinin tedavisinde kullanılan magnezyum, kalp kasının kasılma şiddetini azaltıyor. Kalbin daha az enerji ve Oksijen kullanmasını sağlıyor, bir başka deyişle kalbin daha ekonomik çalışmasını sağlıyor. Magnezyum eksikliğinin insan yaşamında son derece önemli bir tehdit olduğunun Altını çizen uzmanlar, günümüz koşullarında doğal yollar ile bu eksikliği gidermenin gittikçe zorlaştığını ifade ediyor. Dünya Sağlık Teşkilatı’na göre, yetişkin bir kişinin günlük magnezyum ihtiyacı 300 mg. Ancak özellikle hamile kadınlar ve emziren annelerde magnezyum ihtiyacı yaklaşık 2 katına kadar çıkabiliyor. Uzmanlara göre, gebelik döneminde görülen krampların çözümü de magnezyum. Dolayısıyla, sağlıklı &cced... Devamı

OMEGA-3 FAYDALARI VE HANGİ BESİNLERDE BULUNUR

2012-01-17 11:57:00

Vücut için gerekli olup insan vücudunda üretilemediğinden gıdalardan elde edilir. İnsan beslenmesinde yer alan önemli omega-3 bağı ihtiva eden yağ asitleri olarak α-linolenik asit, eikosapentaenoik asit (EPA), ve dokosaheksaenoik asit (DHA) sayılabilir. Vücudun omega-3 yağ asidine ihtiyacı daha anne karnında başlar, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık boyunca bu ihtiyaç devam eder. Kimya Gerekli bir omega-3 yağ asidi (18:3Δ9c,12c,15c) olan alfa-linolenik asit (ALA)'nın kimyasal yapısı. Kimyacılar karbonil grubundan saymalarına karşın (mavi sayılar), fizyologlar omega (ω) karbonundan sayarlar) kırmızı sayılar). Şeklin sağında olan omega ucundan itibaren ilk çift bağ, üçüncü karbon-karbon bağıdır, "omega-3" adı burdan kaynaklanır.omega-3 terimi ("n-3", "ω-3" olarak da kullanılır) ilk çift bağın, karbon zincirin ucundaki (ω) metil grubundan itibaren sayılınca 3. karbon-karbon bağı olduğu anlamına gelir. İnsan beslenmesinde önemli olan omega-3 yağ asitleri şunlardır: alfa-linolenik asit (18:3, ALA), eikosapentaenoik asit (20:5, EPA) ve dokosaheksaenoik asit (22:6, DHA). Bu üç doymamış yağda, sırasıyla 18, 20 veya 22 karbonlu bir zincirde 3,5, veya 6 çift bağ vardır. Çift bağların hepsi cis-biçimindedir, yani hidrojen atomları çift bağın aynı tarafındadır. Omega-3 yağ asitlerindeki çift bağlar onların esnekliğini azaltır. Hücre zarında omega-3 yağ asitlerini içeren fosfolipitler doymuş yağ asitli fosfolipitlere kıyasla daha gevşek bir şekilde istiflenirler ve bu yüzden bunlardan oluşan membranlar (zarlar) daha akışkan olurlar. Sıvı fazda olan membranlarda proteinler birbiriyle daha serbestçe etkileşebilir, sinir hücrelerinde ise membranların yalıtkanlığını arttırdığı öne sürülmüştür Omega-3 ... Devamı

SİYATİK NEDİR BELİRTİLERİ VE TEDAVİSİ

2012-01-14 09:28:00

Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, Belirtileri: Gerçek siyatiğin en sık belirtisi, arka kalça, alt bacak ve ayağa yayılan ağrıdır. Bel ağrısının eşlik ettiği durumlarda daha da kötüleşir. Sıklıkla ağrıya sebep olabilecek bir yanlış hareket veya travma öyküsü yoktur. ayakta kalma, oturma, ağır kaldırma ağrıyı şiddetlendirebilir.Yan pozisyonda kıvrılarak yatmak sıklıkla ağrıyı azaltır. Nadiren uyuşmalar,kas güçsüzlüğü, barsak ve mesane fonksiyon bozuklukları siyatiğe eşlik edebilirse de bu semptomlar nadiren görülür. Teşhis ve Tedavi: Öykü ve fizik muayene siyatik teşhisinin önemli bir parçasıdır. Hastaların çoğunluğunda tıbbi yardım gereklidir ve bu tedavinin en önemli bölümünü de yatak istirahati, hareketleri sınırlandırmak,enflamasyonu önleyen ilaçlar ve fizik tedavi oluşturur.Fizik tedavi ve doktor tarafından önerilecek germe ve güçlendirme egzersizleri hastanın işine dönebilmesinde çok faydalıdır. Fizyoterapistler size duruş şekliniz, vücut mekaniğiniz ve uygulayacağınız egzersiz proğramı hakkında bilgi vereceklerdir. Isı, ultrason, transcutaneous electrical nerve stimulation (TENS), elektriksel uyarım, hidroterapi ve mas... Devamı

STRES NEDİR STRESTEN KORUNMANIN YOLU

2012-01-03 11:38:00

Günlük hayat sırasında stres uyandıran pek çok olayla karşı karşıya geliyoruz. Stresle başa çıkma, kendi kaynaklarımızı aşan bu içsel ve dışsal taleplerin üstesinden gelebilmemiz olarak tanımlanıyor. Davranışsal, duygusal ve motivasyonel yanıtlarımızın tümüyse bizim stresle başa çıkma yollarımızı oluşturuyor. Bilimsel yaklaşımda iki farklı "başa çıkma stratejisi"nden bahsediliyor. İlki, " problem odaklı başa çıkma ". Bu stratejide insanlar stres kaynağını dolaysız, fiziksel davranım ya da gerçekçi sorun çözme aktiviteleriyle yenmeye çalışıyorlar. Tehdit edici unsuru yok etme ya da zayıflatma, kaçma ya da gelecekteki stresi önleme bu stratejideki yanıtlardan yalnızca birkaçı. " Duygu odaklı başa çıkma " stratejisinde ise stres kaynağı değiştirilmiyor ancak kişi bu stres varlığında kendisini daha yi hissettirecek aktivitelere yöneliyor. Örneğin, kaygıya karşı ilaç kullanma, rahatlama egzersizleri, psikoterapi bu stratejinin içinde yer alan yöntemler. Uzmanlar, stresle etkili bir şekilde başa çıkabilmek için kişisel kaynakların algılanan sorunla eşleşebilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu yüzden de kişi deneyim yoluyla ne kadar çok yöntem geliştirirse, stresle başa çıkabilme başarısı da o denli artıyor. Çağımızda çevresel ve sosyal uyarıcıların yoğunlaşması ve bu uyarıcıların şiddetinin gitgide artması, stres denilen olgunun ortaya çıkmasına zemin hazırlanmaktadır. Ancak stresin oluşumunda çevre kadar kendi algılama ve düşünme biçimimizin de büyük bir etkisi vardır. Kendi bilişsel yapımızı daha iyi anlayarak, stres düzeyimizi denetleyebileceğimiz görülmüştür. Eğer çevremizdeki herşeyi, siyah-beyaz gibi karşıtlıklar içinde görüyorsak, bu du... Devamı

KORTİZON NEDİR HANGİ DURUMLARDA KORTİZON KULLANILIR

2011-09-12 17:03:00

Kortizon ; aslında vücudumuzda bulunan ve böbrek üstü bezleri tarafından salgılanan bir hormondur. İstirahat halindeki normal bir insanın vücudunda, 24 saatte yaklaşık 15-40 mg. kortizon üretilir. kortizon üretimi şişmanlarda yüzde 50 oranında daha fazladır. Ancak vücudumuzca kortizon üretimi gün boyunca aynı miktarda değildir.. Vücut ısısı, kan basıncı, gece ve gündüz olmasına bağlı olarak üretilen kortizon miktarı da değişir. insan vücudu kortizonu en çok sabahları üretir. Sinir anında ise bu üretim normalin 10 katına kadar çıkar. Kortizon yapımı geçe yarısına doğru giderek azalır. Vücudun bu kendi kendine kortizon üretimi doğumdan sonraki üçüncü haftada başlar ve ölünceye kadar devam eder. kortizonun eksik imal edilmesi veya hiç çıkmaması durumlarında , dışardan kortizon verilir..( tıpkı şeker hastalarında dışardan insülin verildiği gibi ) Kortizon pek çok hastalığın tek tedavi çözümüdür.. Ancak ilacın dozu, doktor tarafından çok iyi ayarlanmalıdır.... Çünkü kortizon kullanımında en büyük yanlışı; daha düşük dozların yeteceği hastalarda yüksek doz uygulanması oluşturur. Kortizonun ne kadar süre kullanılabileceğinin hiçbir şematik sınırı yoktur. 20. yüzyılın Fransız hekimi Sergent ’Hastalıkları tedavi etmeyin, hastaları tedavi edin’ der. Bu, ’her hastanın kendi koşullarını da hesaba katın’ demektir. Kortizon tedavisi için de bu tavsiye uygundur. her hastalıkta kortizon dozu ve kullanım süresi faklıdır. Kortizon kullanımında yapılan en büyük yanlışlar şunlardır : Daha düşük dozların yeteceği olaylarda yüksek dozların kullanılması hatası çok sık görülmektedir. Hastalarda laboratu... Devamı

KOLESTEROL NEDİR BELİRTİLERİ VE LDL- HDL

2011-07-04 22:44:00

Kolesterol, yaşam için gerekli olan mum kıvamında yağımsı bir maddedir. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kaslar, karaciğer başta olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur. Vücut kolesterolü kullanarak hormon (kortizon, seks hormonu....), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir. Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa bu kan damarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz) yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum... gibi maddeler de birikir. Toplumda arteriyoskleroz için damar sertliği, damar kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır. Damarlar tüm vücutta yaygın olarak bulunur ve kalp, beyin, böbrek... gibi organlara kan taşıyarak bu organların görev yapmasını sağlar. Kolesterol hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin; kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) kolesterol birikimi olursa göğüs ağrısı, kalp krizi gibi sorunlar oluşur. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. İyi kolesterol-Kötü kolesterol Kolesterol, yağımsı bir maddedir. Normal koşullarda, yağ suyun içinde çözünmez. Kolesterol de su özelliklerini taşıyan kanda normal koşullarda çözünmez. Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir (paket edilir). Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. Değişik tipte lipoproteinler vardır:1.LDL (low density lipoprotein, düşük yoğunluklu lipoprotein): Kötü huylu kolesteroldür. 2.HDL (high density lipoprotein, yüksek yoğunl... Devamı

DİSTİMİ HASTALIĞI NEDİR VE TEDAVİSİ

2011-04-28 23:39:00

yetersizliğine bağlı olduğunu öne sürerlerken; bazıları da, düşünce sistemindeki psikolojik dengesizliğe dikkat çekmekteler APA (American Psychological Association) ya göre, distimi şöyle tanımlanıyor; Son iki senedir depresif ruh halinde olmak ve bunun yanı sıra aşağıdakilerin en az ikisinden yakınmak:   İştah azalması veya aşırı yemek Sürekli yorgunluk durumu Düşük benlik algısı Uyku bozuklukları Yoğun ümitsizlik duyusu Yoğunlaşamama Kararsızlık Distimik birey, genelde “hep böyle” hissettiğini söyler. Distimi Tedavisi Distimik bozukluğun tedavisinde birincil hedefler depresif semptomları çözmek, gelecekte ortay çıkabilecek duygudurum bozukluklarını önlemek, bilhassa da çocuklar ve ergenlerde psikososyal işlevselliği kuvvetlendirerek bozukluğun potansiyel sekellerinden koruma yeralmaktadır. Çocuklar ve ergenlerin tedavisinin birçok seviyede ele alınması gerekmektedir: bireysel psikoterapi, aile terapisi, eğitimi, farmakolojik tedavi. Bilişsel-davranışçı terapiler, interpersonal psikoterapiler distimik bozukluklarda sıklıkla uygulanmaktadır. Primer Distimik Bozukluklarda antidepresan tedavinin ve bilişsel davranışçı terapilerin tek tek ya da birarada kullanılmasının distiminin klinik belirtileri ve işlevsellikleri üzerindeki etkinliklerinin karşılaştırılmalı olarak değerlendirildiği çalışmada SSRI tedavisi alan grubun terapinin olup olmamasından etkilenmediği ortaya çıkmıştır . Farmakolojik tedavilerden en çok SSRI’lardan sıkça sözedilmektedir. Trisikliklerin ya da monoamin oksidaz inhibitörlerinin daha az etkin olmasından ziyade SSRI’ların daha iyi tolere edilmeleri ve distimik bozukluk olgularında uzun süreli antidepresan kullanımının gerekliliği nedeniyle olduğu ifade edilmektedir. SSRI’l... Devamı

MENEPOZ NEDİR ANİ ATEŞ BASMASI MENOPOZ BELİRTİSİ Mİ

2011-01-02 12:45:00

  Menopoz, kadınlarda adet kanamalarının (menstrüasyon) ve dolayısıyla üremenin sona ermesi.Menopoz zaman zaman "hayatın değişimi" olarak tarif edilse de bu tarif, negatif bir anlam taşıdığından doğru kabul edilemez. Zira menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur ancak bunlar "kötüye gidiş" olarak nitelenemezler.   Çoğu kadında menopoz 45 - 55 yaşları arasında başlar. Ortalama menopoz yaşı 50 olarak kabul edilse de bazı durumlarda 40 yaşından önce bile başladığı ya da 50'li yaşların sonlarına sarktığı görülebilir. Menopozun kişide erken ya da geç başlaması, muhtemelen kalıtımsal olmakla birlikte, iyi beslenme ve sağlıklı bir yaşam menopozu geciktirebilir. Kadınların yüzde %8'inde menopoz 40 yaşından önce başlar. Bu duruma premature menopoz denir. Yumurtalıkların cerrahi operasyon ile alınması veya X ışınları ya da radyum ile yokedilmesi ile suni menopoz başlatılabilir.  Kökenbilim Menopoz sözcüğü 19. yy'ın sonlarında modern Latince menopausis sözcüğünden türetilmiştir. Meno- öneki, Yunanca men (ay) kelimesinden gelir ve 'menstrüasyon (âdet kanaması) ile ilgili' anlamında kullanılır. Pause kelimesi ise yine Yunanca pausein (durmak) sözcüğünden gelir.   Adet düzeni (Menstrüel siklus     Âdet (menstrüasyon), kadınlarda rahimin iç yüzeyini kaplayan ince mukus zarının, salgıların, sekresyonun ve bir miktar kanın periyodik olarak vajinadan boşalmasıdır. Kadınlarda normal adet görme döngüsü (menstrüel siklus) her 28 günde birdir. Ancak hiçbir kadın düzenli olarak 28 günde bir adet görmez. 21 ila 35 gün arası normal kabul edilir. Adet kanamaları azalarak 3 ila ... Devamı

TANSİYON NEDİR NORMAL TANSİYON DEGERLERİ

2011-01-01 21:59:00

Sözlüğe bakıldığında basınç ve gerginlik gibi anlamlara geldiği görülen tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder. Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur. Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir. Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir. Bu basınç, 1 cm2 alanındaki cıva sütununun tabanına yaptığı basınçla karşılaştırılarak belirtilir. Örneğin bir kişinin tansiyonu 12 dediğimiz zaman, bu basınç 12 cm yüksekliğindeki cıva sütununun tabanına yaptığı basınca eşdeğerdir. Tıpta bu ölçüler, mm olarak belirtilir. Yani halk arasında 12-14 gibi cm cinsinden söylenen ölçüler tıpta 120-140 gibi, mm cinsinden ifade edilir. Normal tansiyon değerleri nelerdir? Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikayetinin ya da hastalığın... Devamı

SAÇ HASTALIKLARI DÖKÜLME KEPEK VE TEDAVİLERİ

2010-12-27 21:08:00

  Saçlı Deride Kepeklenme, Mantar, Saç Kıran Hastalar genellikle saçlı deride kaşıntı, kepeklenme, yara, saç dökülmesi ve seyrekleşmeden şikayet ederler. En çok kaşıntıya sebep olan hastalıklar; saçlarda bitlenme, saç ekzemaları ve diabetes mellitus yani şeker hastalığıdır. Kepeklenmeye sebep olan hastalıklar ise; saç ekzaması, sedef hastalıkları, sinirsel ekzama ve mantar hastalığıdır. Saç dökülmesi ve seyrekleşmesi yaygın ve bölgesel olarak karşımıza çıkar. Yaygın saç dökülmesine neden olan hastalıklar arasında özellikle; ateşli hastalıklar, demir-protein-çinko eksikliği, tiroid hastalıkları (tiroid bezinin az veya çok çalışması durumlarında), gebelik, şeker hastalıkları, karaciğer ve böbrek hastalıkları, anemi, zayıflama için aşırı diyet yapma, kanser hastalıklarının seyrinde bazı ilaçlar ve kimyasal madde kullanımı, merkezi sinir sistem hastalıkları ve stres yer alır. Bunların dışında bir de kadınlarda görülen, erkeklerdeki olağan kelliğe benzer (androgenetik alopesi) mevcuttur. Bu duruma en çok over kistleri, hormonal bozukluklar ve andrenal tümörler sebep olabilirler. Bu nedenlerden dolayı androgenetik tip alopesi çok iyi araştırılmalı ve tetkikleri yapılmalıdır. Yaygın saç seyrekleşmesi ve dökülmesinin yanı sıra bazen bölgesel saç dökülmesi de olabilir. En sık rastlanan bölgesel saç dökülmesine örnek olarak mantar hastalıkları, saç kıran, bazı kozmetiklerin fazla kullanılması ve sürekli bir bölgeden saç koparılması sayılabilir. Saç kıran, mantar hastalığı ve dönüşümü olmayan dökülmeler Saç kıran, birkaç mm ile 1-2 cm. çapında yuvarlak bir alanda ani saç dök&uum... Devamı

PANİK ATAK NEDİR VE BELİRTİLERİ

2010-12-19 10:16:00

Panik atak, aniden ortaya çıkan yoğun korku, sıkıntı ve endişe nöbetidir. Bu nöbet şiddetli olarak genellikle 10-30 dakika arası sürer ve sonra yavaş yavaş şiddeti düşer. Panik atak nöbeti yaşayan kişi çok kötü birşey olacağı veya öleceği hissine kapılır. Kendisini kurtaracak birisi veya bir sağlık kuruluşu arar. Genellikle bir sağlık kuruluşuna giden hasta psikolojik olarak rahatlama hisseder. Panik atak belirtileri şöyledir. Nöbet sırasında bu belirtilerin yarısı kadarı gerçekleşir. Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar… Terleme (Sıcak – soğuk boşalımlar, bazen üşüme bazen alevlerin basması hissi) Titreme-sarsılma-itilme hissi Boğulma ve nefes alamama hali Soluğun kesilmesi (Derin nefes alma ihtiyacı, havanın yetmemesi gibi hisler) Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama Bulantı, karında ağrı, şişkinlik, gaz oluşması, geğirti. (Bazen mideden başlayıp boğaza doğru yayılan kalkışma rahatsızlık hali) Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali Derealizasyon (Gerçek dışılık duyguları panik yaşandığında olaylar bir sis perdesinin gerisinde algılanır, cisimler küçülür her şey bulanıklaşır yada depersonalizasyon (Benliğinden ayrılmış olma hali: sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur) Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu (Kendisine, çocuklara, çevreye zarar verme korkusu) O esnada”yaşamım buraya kadarmış”duygususu-ölüm korkusu Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar karıncalanmalar, diken diken olm... Devamı

GUATR VE TİROİT NODÜL NEDİR

2010-12-05 19:31:00

Boyunda hemen gırtlağın altına yerleşmiş bir salgı bezi olan Tiroit bezi, besinlerle aldığımız iyotu toplar ve T3 ve T4 denen tiroit hormonlarını yapar. Tiroit bezine ait sorunlar erkeklerden çok kadınlarda görülür. Tiroit hormonlarının görevi nedir? Tiroit hormonları, vücudumuzdaki her hücre ve dokunun fonksiyonlarını düzenler. Sağlıklı olmak için tiroit hormonlarının devamlı ve yeterli miktarda salgılanması gerekir. Az miktarda salgılanması vücut fonksiyonlarının yavaşlamasına, fazla miktarda salgılanması ise vücut fonksiyonlarının hızlanmasına neden olur. Guatr nedir?     Tiroit bezinin büyümesine guatr denir. Guatr değişik şekillerde bulunabilir. Nodülsüz guatrda her iki tirod bezi simetrik olarak büyümüştür. Tiroidin yüzü düz ve yumuşaktır.  Nodüler guatrda ise tiroit bezi büyümekle beraber içinde bir veya daha fazla nodül vardır.  Yüzü boğum ve tümseklerden oluşmaktadır. Nodülsüz guatrın sebepleri nelerdir? Nodülsüz guatr, tiroit glandının vücut için yeterli miktarda tiroit hormonu üretmemesi sonucu oluşur. Vücutta yapılan tiroit hormonları düşünce, tiroid bezi hücreleri, beyin tarafindan daha fazla hormon yapmak üzere uyarılır.Uyarılan tiroit hücreleri daha fazla hormon yapımını sağlamak için çoğalır ve büyür. Nodüler guatr nasıl oluşur? Beyinden gelen uyarılar bazen tiroit icindeki bir kisim hücreler tarafindan daha fazla algılanır ve bunun sonucu olarak diğer hücrelere nazaran daha fazla çoğalır. Çoğalan bu hücreler nodül dediğimiz tiroit içindeki yumruları oluşturur.  Tiroit nodülünün önemi nedir? Tiroit nodüllerine çok rastlanır, ancak bunlarin %4-20's... Devamı

PROSTAT NEDİR BELİRTİLERİ

2010-10-28 21:03:00

Belirtiler: 1- İdrar belirtileri: İdrar yolları tıkanma derecesine göre belirtiler verir. Önceleri idrar çapı azalır ve idrar akımı yavaşlar. Ayakta veya oturarak idrar yaparken hasta ileriye doğru idrarını yapamaz. İdrar kesik kesik gelir. İdrar damlalar halinde akar. Tuvaletten dönüşte tam rahatlama yoktur. Mesanede hala idrar varmış hissi olur. İdrar gelmesi için bir miktar beklenir. İdrar yapma yavaşladığı için idrar yapma süresi uzar. Mesanede idrar kaldığı için idrar varmış gibi olur. Sık sık idrara çıkılır. İdrarda kanamalar meydana gelir. Tabloya iltihapta karışırsa şikayetler daha çok artar. Gece idrar kalkmalar olur. Normal insan geceleyin ya idrara çıkmaz veya bir defa kalkabilir. Fakat prostatı büyüyen hastada 3 den fazla gece idrara kalkma olur. 2- Genel Belirtiler: İdrarın tam yapılmaması sonucu böbrekler kadar varan bir idrar durgunluğu vardır. Bu nedenle bele vuran ağrılar meydana gelir. Kanda üre yükseleceği için buna bağlı belirtiler gelişir: Bulantı, kusma, uyku hali, kilo kaybı olur. İdrar kesesi çok şişecek olursa karın alt tarafında şişkin olarak ele gelir. Üzerine bastırılırsa idrar kaçırması olur. 3-Laboratuar bulguları: İdrarda kanama veya iltihap hücreleri görülür. Kanada üre ve kreatinin artmıştır. 4- Rotgen Tetkiki: Düz böbrek filmi fazla bir şey göstermezse de ilaçlı film idrar kesesinin doluluğunu prostatın büyüklüğünü ve hepsinden önemlisi artık idrarı gösterir. Film çekildikten sonra hasta idrar yaptırılır ve tekrar flim çekilir. Bu son filmde ne kadar idrar kaldığı görülmüş olunur. (Artık idrar) 5- Sistoskopi: İdrar yolundan sokulan ışıklı bir aletle idrar kanalına ve mesane içerisine bakılır. 6- Ultrasonografi: Bu tetkikte prostatın büyüklüğünü ve a... Devamı