cengizdamar 21 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

Diğer İçeriklerim (1405)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (21)

Mimar Sinan'ın Camilerinin Mimari Özellikleri

2013-05-14 10:55:00

Mimar Sinan veya Koca Mi'mâr Sinân Ağa Osmanlı baş mimarı ve inşaat mühendisi Osmanlı padişahları I Süleyman II Selim ve III Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan Mimar Sinan yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmıştır Başyapıtı ustalık eserim" dediği Selimiye Camisi'dir 1538 yılında Hassa başmimarı olan Sinan  baş mimarlık görevini I SüleymanII Selim ve IIIMurat zamanında 50 yıl süre ile yapmıştır Mimar Sinan’ın Mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir Bunlar: Halep’te Husreviye Külliyesi Gebze’de Çoban Mustafa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesidir Halep’teki Hüsreviye Külliyesinde tek kubbeli cami tarzı ile bu kubbenin köşelerine birer kubbe ilave edilerek yan mekânlı cami tarzı birleştirilmiş ve böylece Osmanlı mimarlarının İznik ve Bursa’daki eserlerine uyulmuştur Külliyede ayrıca avlu medrese hamamimaret ve misafirhane gibi kısımlar bulunmaktadır Gebze’deki Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde renkli taş kakmalar ve süslemeler görülür Külliyede cami türbe ve diğer unsurlar ahenkli bir tarzda yerleştirilmiştir Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk eseri olan Haseki Külliyesi devrindeki bütün mimari unsurları taşımaktadır Cami medrese sübyan mektebi imaret darüşşifa ve çeşmeden oluşan külliyede cami diğer kısımlardan tamamen ayrıdır Mimar Sinan’ın Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser onun sanatının gelişmesini gösteren basamaklardır Bunların ilki İstanbul'... Devamı

SANAT AKIMLARI NELERDİR VE ÖNCÜLERİ

2013-04-02 19:23:00

SANAT AKIMLARI NELERDİR VE ÖNCÜLERİ KLASİZM Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir. Bu akamın izleri bir önceki dönemde Rebelais ve Montaigne de hatta Aristoteles'tedir. Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk akılcılık uyum açıklık sınırlılık evrensellik idealizm denge ölçülülük güzellik görkemliliktir. Yani bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir. Kısaca klasik bir eser bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu eserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm bir bakıma aristokrasinin akımıdır. ROMANTİZM 18. yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanan akımdır. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Önce bir ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin en önemlisi halkın beğenisinin klasizmin görkemli katı soylu idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıydı. Romantizm klasizmin düzenlilik uyumluluk dengelilik akılcılık ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir. Romantizm doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye öznelliğe akıl dışılığa düş gücüne kişiselliğe kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir. Tarihsel olarak bu dönemde gelişen orta soylu sınıfın yani burjuvazinin duygu düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır. Zaten Fransız devrimini hazırlayan görüşlerle aynı temellere sahiptir. Soyluların zarif sanat biçimlerini... Devamı

7 HARİKA DÜNYANIN YEDİ HARİKASI NEREDEDİR

2011-12-20 22:11:00
7 HARİKA DÜNYANIN YEDİ HARİKASI NEREDEDİR |  görsel 1

Dünyanın Yedi Harikası, tamamı insanoğlu tarafından inşa edilmiş, olağanüstü antik yapı ve yapıtlardır. Ayrıca Antik Dönemin Yedi Harikası adıyla da anılırlar. İlk olarak M.Ö. 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılan bir kavramdır. M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros tarafından ilk olarak "Dünya'nın yedi harikası üzerine" (Περὶ τῶν Ἑπτὰ Θεαμάτων) adlı eserle oluşturulmuştur.   Günümüzde  geçerli kabul ettiğimiz 7 harika listesi, M.Ö. 2 yüzyılında son şeklini almıştır. Günümüzde, Dünyanın Yedi Harikası'ndan sadece Keops Piramidi ayaktadır. Diğerleri yangın ya da deprem gibi nedenlerle yokolmuşlardır. Keops Piramidi    Giza Piramitleri'nin üçü birden dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır.   Babil'in Asma Bahçeleri     Babil'in Asma Bahçeleri Milattan önce 7. yüzyılda Babil kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Babil'in çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik bitkilerin bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Coğrafyacı Strabo'nun 1. yüzyıldaki tanımına göre: "Bah... Devamı

NATÜRMORT NEDİR NATÜRMORTTA İŞLENEN TEMA

2011-09-04 22:56:00

Konusu, hareketsiz ya da cansız varlıklar olan resim, ölüdoğa. Natürmortun konusunu, koparılmış çiçekler, meyveler, avlanmış hayvanlar, vazo, kitap gibi eşyalar oluşturur. Eski Çağ’dan beri yapılagelmiş bir resim tipidir. Orta Çağ’da natürmort dinî amaçlarla kullanıldı. Din dışı ve gerçek anlamda natürmort ise 14. yüzyılda görülmeye başlandı; 17. yüzyılda doruğuna ulaştı. Rembrandt, Caravaggio, Velasquez olmak üzere birçok ressam natürmort çizdi. 18. yüzyılın en büyük natürmort ressamı, Chardin oldu. Yeni klasikçilerin bu resim türünü küçümsemelerine karşın romantikler yeniden canlandılar. Natürmort, çağdaş sanatta da önemli bir yer tuttu. Gaugin ve Cézanne, kübistler, Salvador Dali gibi gerçeküstücüler bu alanda yapıtlar verdi.    Devamı

MARK NEWMAN SÜPER HEYKELLER

2011-07-28 16:23:00

Mark Newman zaten var olan hayali yaratıkları daha gerçekci şekilde günümüze mükemmel bir şekilde uyarlamış kullanılan malzeme türü resimlerde belli olmuyor ama genede mükemmel duruyor.düşlerin sanatı etkilediğini çok açık.                                                                                     ... Devamı

OSCAR ALAN FİLMLER BÜTÜN ZAMANLARIN OSCAR FİLMLERİ

2011-06-28 08:48:00

1928:Kanatlar. Yönetmen: William A. Wellman 1929: Broadway Melodi / The Broadway Melody. Yönetmen: Harry Beaumont 1930: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok / All Quiet on the Western Front. Yönetmen: Lewis Milestone   1931: Cimarron. Yönetmen: Wesley Ruggles 1932: Büyük Otel / Grand Hotel. Yönetmen: Edmund Goulding 1933: Cavalcade Frank Lloyd. Yönetmen: Frank Lloyd 1934:Bir Gecede Oldu / It Happened One Night. Yönetmen: Frank Capra 1934:Bir Gecede Oldu / It Happened One Night. Yönetmen: Frank Capra    1935: Gemide İsyan / Mutiny on the Bounty. Yönetmen: Frank Lloyd   1936:Büyük Ziegfeld / The Great Ziegfeld. Yönetmen: Robert Z. Leonard   1937 Emile Zola'nın Hayatı / The Life of Emile Zola. Yönetmen: William Dieterle   1938: Para Beraber Gitmez / You Can't Take It with You. Yönetmen: Frank Capra   1939: Rüzgar Gibi Geçti / Gone with the Wind. Yönetmen: Victor Fleming   1940: Rebecca. Yönetmen: Alfred Hitchcock 1941: Vadim O Kadar Yeşildi Ki / How Green Was My Valley Yönetmen: John Ford 1942 Bayan Miniver / Mrs. Miniver Yönetmen: William Wyler 1943: Kazablanka / Casablanca Yönetmen: Michael Curtiz   1944: Yolumda Giderken / Going My Way Yönetmen: Leo McCarey   1945: The Lost Weekend Yönetmen: Billy Wilder   1946: Hayatımızın En Güzel Yılları / The Best Years of Our Lives Yönetmen: William Wyler 1947: Centilmenlik Anlaşması / Gentleman's Agreement Yönetmen: Elia Kazan   1948: Hamlet Yönetmen: Laurence Olivier 1949: Kralın Bütün Adamları / All the King's Men Yönetmen: Robert Rossen 1950: Perde A&cced... Devamı

ANITKABİR VE MİMARİ ÖZELLİKLERİ HAKKINDA BİLGİ

2011-04-18 23:52:00

Anıtkabir, Türk Kurtuluş Savaşı'nın ve inkılaplarının önderi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün, Ankara Anıttepe'de (eski adıyla Rasattepe) bulunan anıt mezarıdır. Ayrıca dördüncü cumhurbaşkanı Cemal Gürsel de 1966 yılında devrim şehitleri bölümüne defnedilmiştir (6 Kasım 1981 tarihli Devlet Mezarlığı Kanunu 1.madde 2.fıkra gereğince, 27 Ağustos 1988'de çıkartıldı). 1973'den beri İsmet İnönü'nün kabri de Anıtkabir'dedir. Yapımının Tarihçesi Proje yarışması Anıtkabir projesi için yer tesbiti yapıldıktan sonra bir proje yarışması açılmasına karar verildi. Önce bu yarışmaya sadece Avrupalı mimarların girmesi şart koyuldu fakat kamuoyundaki tepkiler nedeniyle yarışma Türk mimarlara da açılarak uluslararası duruma getirildi. Hükümetçe tarafsız bir jüri kuruldu ve Prof. P. Bonatz, Prof. İvan Tenghom ve Macar Prof. Karoly Wickinger ile Türk sanatçıları Prof. Arif Hikmet Holtay, Mimar Muammer Çavuşoğlu ve Yüksek Mimar Muhlis Sertel vardı. Yarışmaya 27 yabancı ve 20 Türk mimar katıldı ve sonuçta 3 eser ödül verilmeye değer bulundu. Bunlardan biri Tannenberg Anıtı’nı yapan Prof. Johannes Kruger’in, biri Prof. Arnoldo Foschini’nin, biri de İTÜ Mimarlık Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Emin Halid Onat ile Doç. Dr. Ahmet Orhan Arda’nın eserleriydi. Hükümet Türk sanatçılarının eserlerinin uygulanmasına karar verdi. Bu kararın nedeninde şu düşünceler yer alıyordu: Yarışmayı kazanan üç proje birçok yönlerden aynı değerdedir. Fakat bunlar içinde, iki Türk’ün yaptığı eser bu ulusal konuyu daha başarılı olarak ifade etmiştir. Bundan başka, jüri raporunda belirtildiği... Devamı

KÜBİZM NEDİR VE SANATA ETKİSİ

2010-11-24 13:42:00

Empresyonizme tepki olarak 1908'de resim sa­natında ortaya çıkan kübizm, çok geçmeden ede­biyata da yansımış, daha çok şiirde etkili olmuş ve 1930'lara dek sürmüştür. * Kübistler, dış dünyanın yalnız görünen yönlerini değil, görünmeyen yönlerini; yalnız şimdiki za­mandaki halini değil, geçmişi ve geleceğini de yansıtmak isterler. * Nesneleri üç boyutlu olarak ve geometrik biçim­lerle yansıtmaya çalışırlar. Örneğin, bir insanın resminde sadece onun dış görünüşünü vermekle yetinmeyip duygularını, hayallerini, isteklerini de yansıtmaya çalışırlar. * Kübist ressamların bu görüşleri şiire de taşınmış; akla, mantığa dayanmayan bir şiir anlayışı geliş­tirilmiştir. Görselliği öne çıkaran bu şiirde varlık, iç ve dış görünüşüyle; geçmiş, şimdi ve geleceğiyle bir bütün olarak kavranmaya çalışılmıştır. * Kübist şiirde sözdizimi bozulmuş, düzenli biçim­lerden uzaklaşılmış, noktalama işaretleri kullanıl­mamıştır. Kübizmin Önemli Temsilcileri Şiir: Max Jacop, Guillaumme Apollinaire Resim: Picasso     ... Devamı

SÜRREALİZM NEDİR SÜRREALİST YAZAR VE SANATÇILAR KİMLERDİR

2010-10-11 19:44:00

1924'te Fransa'da ortaya çıkmıştır. Sürrealistler, Freud'un psikanaliz yönteminden yola çıkmışlardır.Sanatçı bilinç altındakileri dışa vurarak eserini oluşturur.Akıl ve mantık değersizdir. İnsanı yönlendiren iç güdülerdir, bilinç altıdır. Bu akıma göre edebî eserde bir kişinin sevaplarının yanında günahlarının, ahlâka uygun davranışlarının yanında uygun olmayanların da bulunması gerekir.Bu akımın kurucuları, sanat hayatlarının ilk yıllarında dadaizmin etkisinde kalmışlardır. Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak, bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımıdır. Gerek söz, gerek yazı, gerek başka bir şekil ile düşüncenin hakiki faaliyetini ifade eden saf ruhî bir otomatizmdir. Akıl ve mantığın kontrolünden bütün bed ve ahlaki endişeden kurtulmuş olan düşüncenin tespitidir.                                                TEKNİKLERİ a- Otomatik Yazı: Sürrealizmde sanat, akıl, mantık ve zekânın oynadığı bir hüner gösterme oyunu değil, şuuraltının aracısız ve engelsiz bir aktarımı; sanatçı da bir yaratıcı değil, iç beninin emirlerini kâğıda geçiren bir otomattır.' Bu sebeple sanatı mantıkla izah etmeye kalkışmak mümkün değildir. Zaten mantık onu kavrayamaz. Andre Breton, sürrealistlerin temel ilkelerinden biri durumundaki o-tomatik yazı hususunu şöyle açıklar: "Düşüncenizin kendi üzerinde toparlanmasına mümkün olduğu kadar elverişl... Devamı

MISIR PİRAMİTLERİ HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER.

2010-10-08 17:02:00

·Piramit dört ana yöne göre düzenlenerek inşa edilmiştir. ·Piramit dünyanın kara kitlesinin merkezinde yer alır. ·Gize’den (piramitlerin bulunduğu kent) geçen boylam, dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler. Bu boylam ayrıca kadar üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup, bütün yer küresinin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktası oluşturur. ·Piramitlerin açıları Nil’in delta yöresini iki eşit yarıya böler. ·Piramit kusursuz bir jeodezik yöneliş noktasıdır. Nirengi sayesinde göze görünen tüm karaların ölçülebildiğini Napolyon’un bilginleri saptamışlardır. ·Gize’nin üç piramidi aralarında bir Pitagor üçgeni oluşturacak biçimde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine orantısı 3:4:5’tir. ·Piramidin yüksekliğiyle çevresi arasındaki oran bir dairenin yarı çapıyla çevresi arasındaki oranın dengidir. Dört kenarlar dünyanın en büyük ve çarpıcı üçgenlerdir. ·Piramitle hem kürenin hacmi hem de dairenin yüzeyi hesaplanabiliyor. ·Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla mart başı arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterirler. Piramidi çeviren taş levhaların uzunluğu bir günün gölge uzunluğuna eşittir. Bu gölgenin taş levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419. bölümünde yılın uzunluğu yanlışsız olarak saptanabiliyordu. ·Piramidin dörtgen biçimli tabanının normal kenar uzunluğu 365,342 Mısır endazesine denk gelir. Bu sayı, tropik güneş yılının ... Devamı

VİTRAY NEDİR NASIL YAPILIR CAM SANATI

2010-09-23 11:45:00

                        VİTRAY NASIL YAPILIR- Cam Süsleme Sanatında 5 Teknik Vitray, köklü geçmişiyle çeşitli kültürlerde şekillendiği için farklı kullanım şekli ve tekniklere sahip. İlk bilinen cam kesim tekniği önceden cam üzerine tebeşir ile çizilen desenin ucu ısıtılmış bir demir parçası ile kesilmesi tekniğiydi. Kesim sırasında camın soğuması için su ile ıslatılıyor ve işlem cam iyice kırılana kadar devam ediyordu. Daha sonra Vitray ustaları daha küçük parçaları elde etmek için kükürt tekniği ile kesim yapmaya başladılar. Kesilen parçalar temizlenip kesim şekline göre tutkal kullanılmadan yapıştırılıyordu. Sonra cam üzerine desen işleniyordu. Bezeme bitince camlar kurşun içine gömülürdü. Yani, H kesitindeki kurşun çubukların arasına yerleştiriliyor ve lehim ile kurşunlar kalaylanarak camlar sabitlenirdi. Bilinen geleneksel yöntemlerin dışında farklı bir yöntem bulan Lois Comfort Tiffany, kendi ismiyle anılan vitray tekniğini geliştirdi. Kurşun çubuklar yerine bakır folyo şeritler bu teknikle kullanıldı. Cam süsleme(Vitray) teknikleri Cam süsleme sanatında uygulanan 5 teknik var: Mozaik vitray: Mozaik vitrayın yapımı için gerekli olan malzemeler; beyaz cam materyalleri, transparan cam vitray boyası, siyah cam vitray boyası, fırça, siyah kontur, 40*30* mat cam 40*30 ebatlarında olan camın mat tarafına siyah konturla eskiz çizilir, çizilen eskizin içi fırça yardımı ile transparan cam vitray boyası ile boyanır. Boy... Devamı

PANDOMİM MİM SANATI NEDİR BİLGİ

2010-09-02 12:44:00

Pandomim (Pandomima) en basit anlatımıyla sözsüz tiyatro oyunudur. Gösteri sanatının dallarından biridir. Kısaca "mim" olarak ifade edilir.   Pandomimde sanatçı, yüz mimiklerini, el-kol ve beden hareketlerini kullanarak temayı anlatmaya çalışır. Bir anlamda pandomim, evrensel bir tiyatro dili olarak kabul edilir. Milattan önceki dönemlerde Mim sanatının uygulandığı görülmüştür.   Mim sözcüğü, "taklit etmek" veya "temsil etmek" anlamına gelen Grekçe "mimeisthai" sözcüğünden gelir. Fransızca pantomime kökenli bir sözcük olan pandomim sanatı, Türk Dil Kurumu tarafından şöyle açıklanmaktadır: "Düşünce ve duyguları müzik veya türlü eşyalar eşliğinde bazen dansla, bazen de gövde ve yüz hareketleriyle yansıtmayı amaçlayan oyun, sözsüz oyun." En ünlü pandomim sanatçılarına örnek olarak Marcel Marceau gösterilebilir. 1975 yılında Marcel Marceau “Kalbin Dili” (“Language of the Heart”) olarak adlandırılan pandomim sanatı ve kendi hayat ili ilgili kisa sessiz bir film yaptı.   Charlie Chaplin, Laurel ve Hardy, sessiz sinema döneminde bu türün ilk temsilcilerinden olmuşlardır. Ülkemizde de Taner Barlas Mim Tiyatrosu bu konuda etkinlik göstermiştir. "Sessiz dil" pandomim, 17. yüzyıldan sonra, bale içinde de yer almaya başlamıştır. Oyunlar, Yeni Çağ ve yeni tiyatroyla beraber mistik konulardan uzaklaşıp gerçekçi dünyaya geçer. Realist akımlar ve akılcılık da bunu etkiler. Örnek bazı pandomim ifadeleri Bir elin yürek üzerine konması "aşk" duygusunu ifade eder. Göz... Devamı

DÜNYANIN EN PAHALI MÜCEVHERLERİ KOLYE YÜZÜK

2010-08-28 22:49:00

Chopard Mavi elmas yüzük Doğal renkli değerli taşların en nadidesi mavi elmasın beyaz altınla birleştiği bu yüzük 18 karat ve 16.26 milyon dolar değerinde. Garrard Yakut gerdanlık 14 milyon dolar 155 karatlık pırlanta gerdanlık üzerine yerleştirilen bu 40.63 karat kalp şeklinde yakut İngiliz mücevher firmasının koleksiyonun en pahalı parçası. Gerdanlık istenildiğinde taca da dönüştürülebiliyor. Neil Lane Pırlanta gerdanlık 4 milyon dolar Los Angeles kökenli bir marka olan Neil Lane, mücevherlerini genellikle Oscar töreninde boy gösteren yıldızlarının üstünde sergiliyor. Bu gerdanlık ise üstünde taşıdığı 140 karatlık pırlanta ile koleksiyonun en pahalı parçalarından. DeBeers Marie Antoinette gerdanlık 3.7 milyon dolar Fransız kraliçesinin adıyla anılan bu gerdanlık 8.05 karat beyaz pırlanta, iki adet sarı renkte 7.06 ve 5.24 karat oval elmas ve 1.84 karatlık pembe elmasın birleşimiyle göz kamaştırıyor. Gerdanlığın üstünde toplam 181.1 karatlık pırlanta bulunuyor. H. Stern Venus gerdanlık 3.17 milyon dolar Bu sade fakat asil görünümlü altın gerdanlık ise üzerinde taşıdığı 110 kıratlık elmas taşlarla göz dolduruyor. Chopard Zümrüt yüzük 2.14 milyon dolar Lüks saat ve mücevher üreten Chopard'ın koleksiyonunda bir çok pahalı parça bulunmakta fakat elmas, zümrüt ve platini birleştiren bu yüzük, koleksiyonun en öne çıkan parçaları arasında. Tiffany Novo sarı elmas yüzük 1.35 milyon dolar Tiffany'nin platin ve sarı altın üstünde bulunan 25.27 karatlık elmas taştan oluşan bu yüzük tüm kadınların kalbini kolayca çalabilir. Van Cleef and... Devamı

BAROK SANATI NEDİR NEREDE GELİŞTİ

2010-08-26 21:23:00

BAROK SANATI NEDİR   Barok, Avrupa'da yaygınlaşan sanatta bir anlatım biçimidir. Başlangıcı ve bitişi için kesin bir tarih verilememekle birlikte 16. ve 18. yüzyıllar arasında oluşup şeklini almış bir dönemdir. Mimarlık, müzik, resim ve heykelin etkileyici temalar altında birleştirilmesi amacını güder. Abartılı hareket duygusu ve net gözüken detayları ile dönemin müzik ve edebiyatında da kendini gösterir. Yoğun bir etki bırakan bu anlatım biçimi kendi alanında fazla eser verildiğinden bir dönem adı olarak anılmaya başlanmıştır. 1600'lerde Roma'da kilise etkisinde doğmuşsa da tüm Avrupa'ya yayılmıştır. Mimaride Mimar Louis Le Vau ve bahçeci André Le Nôtre tarafından yapılan Versailles Sarayı, Barok mimarisinin en tipik örneklerindendir. Bunun yanında resimde Caravaggio, Rembrandt, Rubens, Vermeer; heykelde Gianlorenzo Bernini; müzikte Johann Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, Domenico Scarlatti, Georg Friedrich Handel, Georg Philipp Telemann Barok tarzında eser vermiş kişilere örnek olarak verilebilir. Ayrıca günümüzde de halen Barok tarzda eserler veren müzisenler vardır. Örnek olarak ünlü gitar virtuözü Yngwie J. Malmsteen verilebilir. Barok tarzını en çok yansıttığı albümü ise Concerto Suite for Electric Guitar and Orchestra'dır. Barok Felsefe Barok düşüncesinin oluşumunda ve gelişiminde şüphesiz Otuz yıl Savaşları'nın etkisi büyüktür. Otuz yıl savaşları diye anılan mezhep kavgaları tüm Avrupa'yı etkilemiş ve Barok devrinin belirleyicisi olmuştur. Bu dönemde, Rönesans devrinde başlayan sosyo-ekonomik gelişmenin yerine duraksamanın ve geri kalmanın hüküm sürdüğü görülmektedir. Barok çağında prensler güçlerini din ile b... Devamı

ANKARA ESKİ ANKARA RESİMLERİ

2010-08-21 02:59:00

                                   ANKARA TİCARET LİSESİ                                                                        ... Devamı

NATÜRALİZM NEDİR NATÜRALİZMİN ÖNCÜLERİ

2010-08-20 13:10:00

19.Yüzyılın ikinci yarısında ( 1870′li yıllarda ) ortaya çıkmış bir edebi akımdır. Realizme tepki olarak doğmamış; tersine, realizmi daha da ileri götürmüştür. Realizm ve Naturalizmin ortak yönleri (benzerlikleri) vardır. Realizmin anket ve gözlem yöntemine naturalizm deneyi de eklemiş, toplumu ve doğayı laboratuvardaki gibi algılamıştır. Naturalizmin doğuşunda Hippolyte Taine’nİn determinizm ( gerekircilik : aynı nedenler, aynı ko­şullar altında, aynı sonuçları verir ), Claude Bernard’ın deneysel uygulama, Darwin’in evrim ve soyaçekim düşünceleri etkili olmuştur. Naturalizmin ilkelerini Emile Zola, “Deneysel Roman” adlı kitabında açıklamıştır. Natüralizmin Özellikleri: 1. insan kişiliğini, insanın duygu, düşünce ve eylemlerini kalıtım ve çevrenin ürünü olarak açıkla­mışlardır. İnsandaki asıl belirleyicinin de, insanın kendi iradesinin değil; içinde yaşadığı toplumsal çevre ve soyaçekim özellikleri olduğunu düşün­müşlerdir. 2. Naturalizmde yazar yalnızca bir gözlemcidir. Olayların, insanların olumlu ya da olumsuz yanlarını övmek ya da kınamak durumunda değildir. Naturalist yazar, bu olay ya da kişiler için yalnızca bir tutanakçı konumundadır. 3. Realistlerin, sanat için sanat” anlayışlarına karşın naturalistler, ” toplum için sanat” anlayı­şına sahiptirler. Yapıtlarına kahraman olarak toplum dışına itilmiş sarhoş, hırsız, fahişe gibi tiplerin ya­nında yoksul işçi ve köylüleri seçmişlerdir. 4. Naturalist yapıtlarda olaylar, yazar tarafından yönlendirilmez. Doğal bir seyir izler. Kişiler, ait oldukları toplumsal grubun diye konuştururlar. Dil, doğal ve yalındır. Hatta zaman zaman argoya ka­çan s&ou... Devamı

RÖNESANS NEDİR RÖNESANSIN TARİHİ

2010-08-20 01:41:00

Rönesans, Fransızca "yeniden doğuş" anlamına gelen bir deyimdir. Sanat ve düşünü alanında Ortaçağ'dan sonra açılan bir "dönem"e bu isim verilmiştir. İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınması, buradaki bazı din adamlarının İtalya'ya geçmelerine yol açmıştı. Bunların beraberlerinde getirdikleri bazı eserlerin incelenmesi.Rönesans’ın doğuşunda büyük ölçüde rol oynamıştır. Rönesans'ın en büyük özelliği Ortaçağ'ın sanat ve düşünü alanındaki dar,bağnaz,dini ölçüler ve değerlerden temellenmiş görüşü ortadan kaldırmasıdır. Bunun yerine, düşünü ve sanat hayatında Eskiçağ’ın, Eski Yunanistan ve Roma ilkelerinin esas tutulmasıdır. Yukarda belirtildiği gibi,Rönesans hareketinin beşiği İtalya,özellikle Floransa şehri olmuştur.Burada önemli bir noktaya değinelim. Rönesans’ın temel ilkelerinin Eskiçağ'a, Eski Yunan ve Roma görüş ve anlayışına bir dönüş olması,bir "gerileme", "geçmişe özlem" anlamına gelmez. Tam aksine,yeni bir uyanış söz konusudur.Ortaçağ sanat ve düşünü hayatında çıkış noktası, hareket ekseni bu dünya değil,öteki dünyaydı.Dini ölçüler ve değerler her konuda ağır basıyordu. Oysa Eskiçağ sanat ve düşünü hayatında temel değer "insan"dı. İnsanın sağlık ve mutluluk içinde yaşaması amaç edinilen bu dünyaydı. Rönesans tarih yönünden 1450 yıllarında başlamış ve 1600lere kadar sürmüştür. 15. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'un Türkler tarafından alınması, Doğu yolunu Avrupalılara kapatmıştı. Bu nedenle yeni yollar arandı. Uzak denizlere... Devamı

RÖLYEF KABARTMA SANATI NEDİR

2010-08-16 22:40:00

Rölyef Nedir?                                               Rölyef Fransızca kökenli bir kelimedir.Yüzey üzerine yapılan yükseltme ya da çökertmelere rölyef (kabartma) denir. Genellikle tarihi yapıların veya insan figürlerinin, modele uygun çalışmaların yardımcı malzemeler ile tabloya boyut vererek yerleştirilmesi anlamına gelir. Örneğin fotokopisi mevcut olan evin, boyutlandırarak tabloya aktarılması, ağaçların, boyutlandırılması, insan figürlerinin boyutlandırılarak çalışılması rölyef çalışmaları kapsamına girer. Kabartma, sanat kolları dahil endüstri, tarım ve günlük hayatta da kullanılır. Mimarlıkta kil, alçı, taş gibi işlenebilir malzemelerin yüzeyinde, alçaklı, yüksekli şekiller meydana getirmektir. Kabartma, ışık alan ve almayan yönlerin belirme derecesine ve yüzey şekline göre, alçak, orta, yüksek olarak çeşitlenir. Alçak kabartma, yüzeyden çok az ayrılan kabartmalardır. Madalyon, para vb. şeylerde görülen kabartmalar bu şekildedir. Yüksek kabartma, yüzeyden oldukça yükselen kabartmalardır. Şeklinde hemen hemen yarısı denilebilecek derecede yüksektir. Rond-bos kabartmalar ise heykele yaklaşır şekildedir. Şekiller satıha alçak taraflarından yapıştırılmış gibidirler. Kabartma olarak yapılmış süslemeler, mimari yapılarda taşa, mermere işlendikleri gibi madenden ve ahşaptan yapılmış eşyalar üzerinde de görülürler. Şamdan, kapı tokmağı gibi madeni eşyalarda, kapı, pencere kanadı, rahle, dolap, çekmece gibi ... Devamı

OSMANLIDA MİNYATÜR SANATI BİLGİ

2010-08-13 00:07:00

  Batı dillerinde bir nesnenin küçük boyutlardaki örneğini belirten “Minyatür” sözcüğü, zamanla kitap resmi için kullanılan bir terim halini almıştır. Eski Türk kaynakları kitap resmi için “Nakış”, “Tasvir”; minyatür ressamı için de “Nakkaş”, “Musavvar” gibi sözcüklere yer verirler. 8. ve 9. yüzyıla ait olan ve günümüze gelmiş Türk resim sanatının örnekleri arasında, duvar resmi ve figürlü işlemelerin yanında minyatürler de bulunmaktadır. Türklerin eski yurtları Orta Asya’da, Türkistan’da yaşadıkları döneme ait olduğu düşünülen minyatür örnekleri hala Topkapı Sarayı arşivlerinde bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmed döneminden, 19. yüzyıla uzanan döneme ait ise çok sayıda minyatür eser günümüze ulaşmıştır. Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılmış birçok minyatürlü eser, Türkmen minyatürlerinin etkisini göstermektedir. Bu eserler dönemin giyim, müzik aletleri ve eğlence hayatı gibi bazı özelliklerini de yansıtırlar. Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı minyatür sanatında pek çok yeniliğin denendiği bir dönemdir. Bu yenilikler arasında, tarihi olayları saptama anlayışının “şehnâmecilik” adıyla resmi bir görev halini alması da vardır. Bu anlayış içinde tarihi olaylar yazma olarak kayda geçirilirken, bir yandan da resimleniyordu. İmparatorluğun doğu ve batısındaki savaşlar, fetihler ve seferler, tahta geçişler, yabancı elçilerin kabulü, bayram kutlamaları gibi önemli olayların yanı sıra, bazen sultanın yalnızca tek bir seferi de ele alınabiliyordu Sonraki dönemlerde tarihi olayları gerçekçi bir tavırla sa... Devamı

HUBBLE TELESKOPUNUN ÇEKTİĞİ UZAY FOTOĞRAFLARI

2010-04-25 17:55:00

Hubble teleskopunun çektiği en güzel fotoğraf seçilen   bu karede dünyadan 28 milyon ışık yılı uzakta bulunan   Sombrero Galaksisi görülüyor Hubble’ın çektiği ve ikinci en güzel resim seçilen   karede dünyadan 3000-6000 ışık yılı uzakta bulunan   ‘Ant Nebula’ resmediliyor Astronotların 3. favori resmi komik bir kukuleta takmış olan bir surata benzetildiğinden ‘Eskimo’ adı verilen   Nebula NGC 2392 toz bulutu. Kukuletaya benzetilen kısım   aslında ölmekte olan bir yıldızdan uzaklaşarak   uçan kuyrukluyıldız biçimindeki bir halka.   Eskimo Dünyadan 5000 ışık yılı uzakta bulunuyor Yüzüklerin Efendisi’ üçlemesindeki   büyücü Sauron’un şeytan gözünü anımsatan   bu halkanın ismi ‘Cat’s Eye Nebula’ Astronotların seçtiği en iyi uzay resimleri   arasında 5. sırada alan bu kare dünyadan 8000 ışık yılı uzaktaki   ‘Hourglass Nebula’yı resmediyor.   Nebulanın ortasındaki darlığın nedeni onu oluşturan   rüzgarların merkezde zayıflaması Bu karede görüntülenen 'Cone Nebula'   dünyadan aya 23 milyon kez gidip   gelindiğinde kat edilen yol kadar uzağımızda bulunuyor Resimde dünyadan 5500 ışık yılı uzakta olan   ‘Swan Nebula’sındaki ‘Perfect storm’   (Kusursuz Fırtına) adı verilen bölge görülüyor Astronotların 8. favori karesinde samanyolundan   bir yıldızın muhteşem görüntüsü resmediliyor.   Ünlü ressam Van Gogh’un tablolarından birini çağrıştırdığı için &nb... Devamı

DÜNYANIN ESKİ YEDİ HARİKASI,BABİL,KEOPS,ZEUS.

2010-04-06 21:15:00

Dünyanın Yedi Harikası, tamamı insanoğlu tarafından inşa edilmiş, olağanüstü antik yapı ve yapıtlardır. Ayrıca Antik Dönemin Yedi Harikası adıyla da anılırlar. İlk olarak M.Ö. 5. yüzyılda tarihçi Heredot tarafından ortaya atılan bir kavramdır. M.Ö. 4. yüzyılda Sidon'lu Antipatros tarafından ilk olarak "Dünya'nın yedi harikası üzerine" (Περὶ τῶν Ἑπτὰ Θεαμάτων) adlı eserle oluşturulmuştur. Günümüzde geçerli kabul ettiğimiz 7 harika listesi, M.Ö. 2. yüzyılda son şeklini almıştır. Günümüzde, Dünyanın Yedi Harikası'ndan sadece Keops Piramidi ayaktadır. Diğerleri yangın ya da deprem gibi nedenlerle yokolmuşlardır.   Keops Piramidi     Keops Piramidi Giza Piramitlerinin üçü birden dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi, 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu (Keops) tarafından yaptırıldı. Yapımının 20 yılı aştığı sanılmaktadır. Piramit yapıldığında 145,75 m yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüzyıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı olarak kayıtlara geçmiştir. Keops Piramidi ilk inşa edilen olmasına rağmen dünyanın yedi harikası arasında günümüzde ayakta duran tek yapıdır.   Babil'in Asma Bahçeleri     Babil'in Asma Bahçeleri Milattan önce 7. yüzyılda Babil kralı Nebukadnezar tarafından yaptırılmıştır. Babil'in çorak Mezopotamya çölünün ortasında, ağaçlar, akan sular ve egzotik bitkilerin bulunduğu çok katlı bir bahçedir. Coğrafyacı Strabo'nun 1. y&... Devamı

PORSELEN VE SERAMİK BOYAMA TEKNİKLERİ

2010-03-08 16:23:00

PORSELEN BOYAMA TEKNİKLERİ    Porselen: Esaslı “kaloin” maddesi olan, genellikle beyaz ve yarı saydam görüntüde renksiz, saydam bir”Sır” (emayla) kaplı ve sıkı bir hamurdan elde edilir. %50 kaolin(porselen toprağı), %25 feldspattan, %25  kuvars’ın karışımından elde edilen hamur şekillendirilmesinden (fincan, vazo, tabak, vs…) oluşur. Pişirme: Çamur halindeki porselen hamur önce 1000-1250 C pişirilerek biskivü haline getirildikten sonra renkli veya renksiz br”sır”la kaplanarak 1400 C de pişirilir. Sır Altı Dekorlama: İsmindende anlaşıldığı gibi dekor sır altındadır. Bisküvi pişiriminde sonra el işlemesi. Istampa veya şablon kullanılarak yapılır ve “sır”lanarak pişirilir. Sır Üstünde Dekorlama: Sırlanmış porselen objenin üzerine klasik desen ise; çizilerek, serbest tinerle sürülebilir kıvam (koyu ayran) gelinceye kadar karoştırılır, klasik boyama için boyanız hazır. Desen Uygulama: Klasik desenle eğer 1 adet yapılacaklarsa desen direkt objeye yerleştirilerek karbon kağıdı yardımıyla üstten çizilerek objeye aktarılır. Aynı desenden birden fazla yapılacak ise iğneleme yöntemi kullanılır. İğneleme Yöntemi: Çalışmak istediğimiz desenin her çizgisini iğne tardımıyla delikler açılır. Uygulamak istediğimiz objenin üzerine yerleştirilerek sabitlenir. Bir tülbent veya seyrek dokulu bir kumaşın dokusundan çıkan ince kömür tozları desendeki deliklerden porselene iner. Üzerindeki desen şeblonunu çıkarttığımızda desen altta oluşmuştur. Klasik Dekorlama Tekniği: Boya kıvamını tiner yardımıyla koyu bir sıvı gibi hazırlayarak desen üzerin de fırçadaki boya bitene kadar el kaldırmadan,... Devamı

HAT SANATI NEDİR TARİHÇESİ

2010-03-08 13:59:00

  içerik:HAT SANATI NEDİR Türk hat Sanatı denilince, Türklerin İslamiyeti kabul edişlerinden sonra okuma yazma vasıtası olarak seçtikleri Arap asıllı harflerle vücuda getirilen sanat yazıları anlaşılır. Ancak şunu hemen belirtelim ki Arap harfleri İslamiyetin zuhurundan sonra yavaş yavaş estetik unsurlar kazanarak, bu hal VIII. Yüzyılın ortalarından süratlenmiş; Türklerin İslam aleminde oldukları çağda zaten mühim bir sanat dalı haline gelmişti. Bu sebeple evvela Arap asıllı harflerin bünyesi ve İslam'ın ilk asırlarında gelişmesi hakkında kısa bir bilgi vermek gerekecektir. Yazı sanatının İslam kaynaklarında en özlü tarifi "Hat, cismani aletlerle meydan getirilen ruhani bir hendesedir." cümlesiyle yapılmıştır ve hat sanatı, bu tarife uygun bir anlayış çerçevesinde asırlardır süregelmiştir. Çünkü bu yazı sisteminde harflerin çoğu kelimenin başına, ortasına ve sonuna gelişlerine göre bünye değişikliğine uğrar. Sanat haline dönüşüyle pek kıvrak bir şekle bürünen harflerin, birbirleriyle bitiştiklerinde kazandıkları görünüş zenginliği, hele aynı kelime veya cümlenin muhtelif terkiplerle yazılabilme imkanı, bu yazılara, sanatta arannılan sonsuzluk ve yenilik kapısını açık tutmuştur.Arap hattı, muhtelif devrelerde en fazla işlendiği bölgeye nisbetle, İslam öncesi anbari, hiri, mekki ve Hicret'ten sonrada medeni isimlerini alarak gelişti. İslam'ın kitap haline getirilen ilk metni olan Kur'an, işte bu mekki medeni hatla deri(parşomen) üstüne siyah mürekkeple, noktasız ve hareketsiz biçimde yazılmıştı ki, bu ilk örneklerde, elbette sanat mülahazası aranılmamıştır. Zamanla bu yazı iki tarza ayrıldı: Sert köşeli olanı mushaflara ve kalıcı yazışmalara tahsis edilerek, en ziyade Küfe'... Devamı

YAĞLI BOYA RESİM YAPMA TEKNİKLERİ VE MALZEMELERİ

2010-02-08 20:10:00

Rönesans’tan günümüze kadar en çok uygulanan ve kabul görmüş resim tekniğidir. Yağlı boya tekniği yapım sırasında kısmen hata kabul eden bir tekniktir. İstenmeyen yerler sonradan düzeltilebilir.Yapılan resimler uzun ömürlüdür.Temizlik ve bakımı kolaydır. Yağ (bezir yağı) ve toz boyaların karışımıyla yapılmış boyalara yağlı boya denir. Bu karışımın içine katılan diğer maddeler boyanın kalitesini belirlemektedir. Yağlı boyada aranan başta gelen özelliklerden biri renklerin solmaması, diğeri, üzerinde kabuk yapmadan kurumasıdır. Yağlı boya tekniğinde iyi sonuç almak için: Resim yapılacak sathın iyi hazırlanmasına, kaliteli boya kullanılmasına, incelticilerin kaliteli olmasına, boya paleti, fırçalar ve resim sehpasının kullanışlı olmasına dikkat edilmelidir.Ayrıca güzel resimler yapmak için çok çalışmak gerekir. Çok çalışmak kaliteyi de beraberinde getirir. Yağlıboya Resim İçin Satıh Hazırlanması:Tuval:Yağlı boya resim yapmak için kullanılan yüzeye denir.Resim sathı; karton, tahta veya şasi üzerine bez gererek yapılacak tuvallerden yapılır. Resmin boyutlarına uyan boyut ve kesitlerde ahşap şasi üzerine bez gerilerek yapılacak işlemde ahşapların kesit ve boyutu resim boyutuna göre değişir.Ahşabın kesiti 2X4 cm den başlamak üzere resim boyutu büyüdükçe kesit kalınlıkları da bez gerildiğinde esneme yapmaması için kalınlaştırılmalıdır. Şasi üzerine bez gerildiğinde boyanırken bezin yapışmamasını ve iz yapmamasını sağlamak için ahşabın bir yüzü içe eğimli olarak rendelenmelidir.Şasinin çatılması köşelerinden yapıştırma, çakma ve kamalı olmak üzere çeşitli şekillerde yapılır. Yapıştırma ve çakma ile yapılan şasilerde köşeler sabit olur.Kamalı şasilerde bez gerildikten sonra tuvalde olabi... Devamı

MİMAR SİNAN'IN USTALIK ESERİ SELİMİYE CAMİİ

2010-01-15 00:08:00

  Selimiye Camii   1913 tarihli bir Osmanlı posta pulunda Selimiye Camii Çıraklığımı İstanbul'daki Şehzade Camii'nde yaptım. Kalfalığımı da Süleymaniye Camii'nde tamamladım. Fakat bütün gücümü bu Sultan Selim Han camiinde sarf edip ustalığımı ayân ve beyân ettim. (Mimar Sinan) Selimiye Camii Edirne'de II. Selim'in Mimar Sinan'a yaptırdığı cami. Sinan'ın 80 yaşında yaptığı ve "ustalık eserim" dediği Selimiye Camii gerek Mimar Sinan'ın gerek Osmanlı mimarisinin en önemli baş yapıtlarından biridir. Caminin kapısındaki kitabeye göre yapımına 1568 (Hicri:976) yılında başlanmıştır. Caminin 27 Kasım 1574 Cumagünü açılması planlanmışsa da ancak II. Selim'in ölümünün ardından 14 Mart 1575'te ibadete açılmıştır. Bugün şehrin merkezinde bulunan caminin yapıldığı alanda inşasına I. Murat döneminde başlanan, sonradan Yıldırım Bayezid'in geliştirdiği Edirne'nin ilk sarayı (Saray-ı Atik) ve Baltacı Muhafızları Kışlası bulunmaktaydı. Evliya Çelebi bu alandan Kavak Meydanı diye bahsetmiştir. Cami açık havalarda Rodop Dağları'ndan ve Uzunköprü'nün Süleymaniye köyünden görülebilmektedir. Selim'in caminin yapılacağı şehir olarak neden Edirne'yi seçtiği kesin olarak bilinmemektedir. Evliya Çelebi Seyahatname adlı eserinde padişahın rüyasında İslam peygamberi Muhammed 'i gördüğünü ve onun kendisinden Kıbrıs'ın fethi anısına bir cami yaptırmasını istediğini yazmıştır. Ancak Kıbrıs'ın caminin yapımına başlanmasından üç yıl sonra 1571'de fethedildiği bilindiğinden bu iddianın doğruluk payı olamaz. Bu konudaki daha gerçekçi yorumlarda ise o dönemde İstanbul'... Devamı

EBRU SANATI ÇEŞİTLERİ VE NASIL YAPILIR

2009-12-19 15:54:00

            Bir Ebru Sanatı Örneği Ebru, yoğunlaştırılmış su üzerine tezyini kâğıt ve resim yapma sanatıdır. Geleneksel Türk Sanatlarındandır. Ebru sözcüğüne köken olarak bulut anlamına gelen ve Farsça bir kelime olan "ebr" sözcüğü gösterilmektedir. Ebru sanatının ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle beraber bu sanatın doğu ülkelerine özgü bir süsleme sanatı olduğu düşünülmektedir. Bazı İran kaynaklarında Hindistan'da ortaya çıktığı yazılıdır. Bazı kaynaklara göre de Türkistan'daki Buhara kentinde doğmuş ve İran yoluyla Osmanlılar'a geçmiştir. Batıda ebru "Türk Kağıdı" olarak adlandırılmaktadır. Koyulaştırıcı bir madde ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine öd katılmış, suda erimeyen boyaların serpilmesi ve su yüzeyinde meydana gelen şekillerin bir kağıda geçirilmesi ile yapılır.  Ebru türleri Battal Ebru : Su üzerine serpilen boyalara hiçbir müdahale olmaksızın yapılan ebru Gelgit Ebru : Battal ebrudan sonra, önce enlemesine ,boydan boya, daha sonra yukarıdan aşağıya çizgiler çekildiğinde elde edilen ebru. Şal Ebru : Gelgit ebrudan sonra çapraz çizgiler çekilerek elde edilen ebru. Somaki Ebru Taraklı Ebru Bülbül Yuvası Çiçekli Ebru Hafif Ebru Koltuk Ebrusu Ebru : "Akkase" (عاكسه), "yansıma" veya "kalıp" manesidir. "Aks" (عكس) "nega... Devamı

CAM SANATININ TARİHÇESİ-ÇEŞM-İ BÜLBÜL

2009-12-17 00:05:00

      Cam günümüz modern çevresinin önemli bir parçasıdır. Basit bir su bardağından sofistike bir teknik donanım malzemesine kadar kullanım alanı geniştir. Camın kullanımı günlük hayatımızın o kadar büyük bir alanını kaplamaktadır ki etrafımızdaki doğal çevreden daha fazla onun farkına varırız. Ancak aslında cam doğal olmaktan çok öte, hatta tam tersine yapay bir malzemedir. Cam dokunulduğunda sert ve katı bir malzemedir. Gevreksi bir yapısı vardır, sert bir yüzeyle aniden karşılaştığında kırılmaya meyillidir. Buna rağmen kimya terminolojisinde sıvı olarak tanımlanmaktadır. Yani sıvıları taşımak için tasarlanmış vazoların çoğu aslında sıvının kendi formudur. Cam sertleşmek için soğutulduğunda bu temel nitelikleri taşımaktadır ancak, ısıtıldığında nitelikleri tamamen değişir. Süneklik derecesine kadar yumuşamaya başlar ve eğer yeterli derecede ısıtılırsa su gibi akıcı olur. Erken Dönem Cam Sanatı Yaygın olarak camın tesadüs eseri keşfedildiğine inanılmaktadır. Camın keşfine dair en sık bahsi geçen açıklama Yunan tarihçi Piny'nin açıklamasıdır. Piny'e göre birtakım tüccarlar teknelerinden kıyıya çıktıktan sonra bir nehir kıyısında kamp kurmuşlar, nehir yatağında bir ateş yakmışlar. Sonraki gün ise önceki günün ateşinin külleri arasında şeffaf, parlak cam parçaları bulmuşlar. Erken dönemlerinde, cam sanatı daha çok Mısır ve Mezopotamya'da gelişmiştir. Bu bölgede odunla yanan cam ocaklarının var olduğu düşünülmektedir. Türk Cam Yapımı Türkiye'deki geleneksel cam ürün yapımı Selçuk ve Osmanlı dönemleri olarak ele alınabilir. Selçuklu'ların doğudan Anadolu'ya yeni göç ettikleri dönemden kalma bazı Selçuk... Devamı

DEV MOZAİK RESMİ BULUNDU

2009-11-29 18:22:00

      Kelenderis Mozaiği yol gösteriyor Aydıncık ilçesindeki kazılara “Kelenderis Mozaiği” ışık tutuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Selçuk Üniversitesinin (SÜ) ortak projesi olarak 1987′den bu yana yürütülen Mersin’in Aydıncık ilçesi Kelenderis antik kentindeki kazılara, yörede 18 yıl önce bulunmasına karşılık yeni sergilenen “Kelenderis Mozaiği” ışık tutuyor. Milattan Sonra 5′inci yüzyıl sonlarında yapıldığı tahmin edilen mozaik, bulunduğu arsanın sahibi ile itilaflar nedeniyle yıllar sonra sergilenebilirken, üzerindeki manzara nedeniyle ise dünyada eşinin bulunmadığı bildirildi. SÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve kazı başkanı Levent Zoroğlu,  yaptığı açıklamada, 1987 yılından itibaren yürütülen Kelenderis antik kentindeki kazılarda, bugüne kadar Akropol, Agora ve tiyatro gibi kalıntıların ortaya çıkarıldığını, alandaki en önemli bulgunun ise 1989′da ortaya çıkarılan Kelenderis Mozaiği olduğunu söyledi. Mozaiğin bulunmasının ardından 4 yıl süreyle onarımının sürdüğünü anlatan Zoroğlu, arsa sahibi ile yaşanan itilaflar nedeniyle sergilenmesinin ise ancak 14 yıl sonra yapılabildiğini kaydetti. Mozaiğin üzerinde Kelenderis Antik Kentinin resmedildiğini ve dünyada bir eşinin daha bulunmadığını anlatan Zoroğlu, “Mozaiğin, bin 500 yıl önce yapıldığını tahmin ediyoruz. Han yıkığı diye adlandırılan Kelenderis mozaiği dünyanın en önemli mozaikleri arasında bulunuyor. Çünkü mozaiğin üzerinde bugüne kadar bulunan mozaiklerde olmayan manzara var. Bu resmin, Aydıncık’taki antik kent olduğunu savunuyoruz” dedi. Yaklaşık 12 metre uzunluğu... Devamı

SERAMİK ÇAMURU VE YAPIMI

2009-10-15 11:58:00

         Üretimi Genellikle kayaların dış etkiler altında parçalanması ile oluşan kil, kaolen ve benzeri maddelerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi ile meydana gelirler. Bu açıdan halk arasında pişmiş toprak esaslı malzeme olarak bilinir. Örneğin, cam, tuğla, kiremit, taş, beton, çimento, aşındırıcı tozlar porselen ve refrakter malzemeler bu gruba girer. Kil belirli bir üretim sürecini geçirdikten sonra, sert ve deforme olmayan, bazı özel etkenler dışında hiçbir dış etkiden kolayca etkilenmeyen bir malzeme haline gelir. Seramik malzeme üretiminde, kil hamuruna belirli maddeler katarak, değişik şekillendirme yöntemleriyle, kullanılan hamurun bünyesine uygun bir pişirme ile, seramik malzemeye istenilen niteliği kazandırma imkânı vardır.  Bileşeni Bileşiminde değişik türde silikatlar, alüminatlar, su ve bir miktar metal oksitler ile alkali ve toprak alkali bileşikler bulunan bir malzemedir. Seramik grubuna oksitler, nitritler, boridler, karbitler, silikatlar ve sülfidler girmektedir. Bazı seramiklerde iyonsal, kısmen kovalent bağ bulunabilir. Bazıları amorf, bazıları da kristal yapılıdırlar. Çok sert ve gevrektirler. Ergime sıcaklıkları yüksek (silis 1750ºC'de alüminat 2050ºC'de ergir), ısı ve elektriksel yönden yalıtkandırlar. Silise %6 alüminat katılırsa ergime sıcaklığı 1550ºC'e düşer. Demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900ºC’ye kadar düşürebilir. Seramik, heykelden farklı olarak, sadece çamurdan yapılır. Seramik yapmak için; çamura, şekillendirici aletlere, boyaya ve çamuru pişirebileceğimiz özel seramik fırınlarına ihtiyaç vardır. Ayrıca torna denilen, bir eksen etrafında dönen bir tablanın üzerinde, ıslak çamur şekillend... Devamı

TÜRKİYEDEN DÜNYA KÜLTÜR MİRASINA GİRMİŞ YERLER

2009-10-14 17:40:00

Dünya Miras Listesinde Türkiye Bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal sitleri dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli işbirliğini sağlamak amacıyla UNESCO’nun 17 Ekim – 21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanan 16. Genel Konferansında sorunun uluslararası bir sözleşme konusu yapılmasına karar verilmiş ve 16 Kasım 1972’de “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme” kabul edilmiştir. Türkiye, bu sözleşmeyi 23 Mayıs 1982 tarihinde onaylanmış ve 1983 yılında Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 2008 yılı sonu itibariyle Dünya genelinde Dünya Miras Listesine kayıtlı 878 kültürel ya da doğal varlık bulunmaktadır. Bunların 679 tanesi kültürel/arkeolojik sit, 174 tanesi doğal sittir. 25 tanesi ise karma (kültürel/doğal) sittir. Her yıl gerçekleşen Dünya Miras Komitesi toplantıları ile bu sayı artmaktadır. Ülkemiz, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün sorumluluğu altında yürüttüğü çalışmalar neticesinde bugüne kadar Dünya Miras Listesine 9 adet varlığımızın alınmasını sağlamıştır. Bu varlıklardan; İstanbul’un Tarihi Alanları, Safranbolu Şehri, Hattuşaş (Boğazköy)-Hitit Başkenti, Nemrut Dağı, Xanthos-Letoon, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Truva Arkeolojik Kenti kültürel, Pamukkale-Hierapolis ve Göreme Milli Parkı-Kapadokya hem kültürel, hem doğal miras olarak listeye alınmıştır. Dünya Miras Listesinde Yer Alan Doğal ve Kültürel Varlıklarımız İstanbul ve Tarihi Alan... Devamı