cengizdamar 21 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

Diğer İçeriklerim (1405)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (21)

FATİH'İN OĞLU PADİŞAH II. BEYAZID KİMDİR

2013-10-01 23:11:00

II. Bayezid, II. Beyazıt veya Sofu Bayezid, (Osmanlı Türkçesi:بايزيد ثاني, Bāyezīd-i sānī) (Divan Edebiyatı'ndaki müstear adı (mahlas): Adli) (3 Aralık 1447 – 26 Mayıs 1512) sekizinci Osmanlı padişahıdır. Babası Fatih Sultan Mehmed annesi Gülbahar Hatun'dur. Yavuz Sultan Selim'in de babasıdır. Tahta geçtiğinde 511.000 km²'si Asya'da, 1.703.000 km²'si Avrupa'da olmak üzere toplam 2.214.000 km² olan imparatorluk toprakları, vefatında yaklaşık olarak 2.375.000 km² idi. II. Bayezid'in ismi Latin harfli Türkçe metinlerde Beyazıt, Beyazıd, Bayezit, Bayezıd gibi değişik imlalar ile yazılsa da sultanın adı bütün Osmanlıca kaynaklarda ve metinlerde Bayezid (بايزيد) olarak geçmektedir. Eşleri Nigâr Hatun - Şehzade Korkut ile Fatma Sultan’ın annesi ve Abdullah Vehbi’nin kızı. Şirin Hatun - Abdullah kızı ve Şehzade Abdullah’ın annesi. Gülruh Hatun - Abdülhay’ın kızı ve Şehzade Alemşah ile Kamer Sultan’ın annesi. Bülbül Hatun - Abdullah kızı ve Şehzade Ahmet ile Hundi Sultan’ın annesi. Hüsnüşah Hatun - Karamanoğlu Nasuh Bey’in kızı. Gülbahar Hatun - Abdüssamed’in kızı ve Yavuz Sultan Selim’in annesi. Ferahşad Hatun - Kefe sancak Beyi Şehzade Mehmet’in annesi. I. Ayşe Hâtûn - Zülkadiroğlu Alaaüd-devle Bozkurd Bey’in kızı. Erkek çocukları Şehzade Korkut Şehzade Ahmet Yavuz Sultan Selim Şehzade Mahmut Şehzade Mehmet Şehzade Alemşah Şehzade Abdullah Gevher Müluk Sultan Kız çocukları Selçuk Sultan Hatice Sultan Ayşe Sultan Hundi Sultan Ayn-i Şah Sultan Fatma Sultan Hüma Sultan Kamer Sultan Meliha Sultan... Devamı

FATİH SULTAN MEHMED ÖLDÜ MÜ ÖLDÜRÜLDÜ MÜ

2013-09-30 23:04:00

Osmanlı tarihinin en gizemli ölümü Fatih Sultan Mehmed’inkidir. Fatih Sultan Mehmed, Mayıs 1481′de Mısır Memlük Devleti üzerine sefere çıktı. Gebze yakınlarında hastalanınca Başhekimi Lari müdahale etti, ancak sultanı tedavi edemeyince eski Başhekim Yakup Paşa, sultanı iyileştirmekle görevlendirildi. Yakup Paşa, bazı ilaçlar vererek padişahın sancısını azaltmak istedi fakat ilaçların bir faydası olmadı. Fatih kısa bir komadan sonra 31 Mayıs 1481′de Gebze’de Hünkar Çayırı (Tekfur Çayırı)’nda öldü. Fatih Dönemi uzmanı Franz Babinger, sultanın zehirlenerek öldürüldüğünü iddia etti. Bu görüş ilim çevrelerinde günümüze kadar süren tartışmalara sebep oldu. Şehabedin Tekindağ ve başka bilim adamları da sultanın ölümünün eceliyle olduğu, zehirlenmediğini savundular. Bütün araştırmalara rağmen Fatih’in ölümündeki sır çözülemedi. Fatih'in ölümünde çeşitli görüşler vardır.   fatih sultan mehmed'in, 3 mayıs 1481 perşembe günü ikindi namazı vaktinde, gebze'ye yakın hünkar çayırı'nda öldüğüne ait haberi, istanbul halkından önce bir venedik casusu öğrendi ve derhal başkentteki venedik cumhuriyeti baliosuna bildirdi. balio hemen tek cümlelik bir name yazdı ve bir kuryeye teslim etti. namede şu yazıyordu : "la grande aquila é morta" (büyük kartal öldü ! ) peki nasıl olmuştu da 49 (bazı kayıtlara göre 51 ) yaşındaki, nikris yani gut hastalığından başka bir derdi olmayan padişah aniden ölüvermişti ?.. eceliyle mi ölmüştü, ihmalkarlıktan mı ölmüştü, zehirlendiğinden dolayı mı ölmüştü ?.. zehirlendiyse, kim zehirl... Devamı

FATİH ÜÇ VEZİRİNİ NEDEN İDAM ETTİRMİŞ

2013-09-30 21:35:00

BİRİNCİ İDAM Çandarlı İbrahim Paşa’nın ölümünden sonra oğlu Çandarlı Halil Paşa geldi vezir-i azam’lığa. Tabii o sıralarda Osmanlı’nın idam edeceği BİRİNCİ (ilk) vezir-i azam olacağını henüz bilmemektedir. II.Murat zamanında Çandarlı Halil Paşa devletin mutlak egemeni gibi olmuş, bütün gücü elinde toplamıştır. II. Murat’ın ikidarı henüz on üç yaşındaki oğlu II. Mehmet’e bıraktığı, sonra tekrar geri aldığı, sonra tekrar geri verdiği çalkantılı dönemlerden sonra 1451 yılında II.Murat ölür, II. Mehmet üçüncü ve son kez padişah olur. Tecrübeli vezir-i azam Çandarlı Halil Paşa’nın da üstün gayretleriyle İstanbul Fethedilir. II. Mehmet artık “Fatih” olmuştur. İşte ancak ondan sonradır ki yaşlı vezir-i azam Bizans’tan rüşvet olarak torik balıkları içinde altın aldığı ve kuşatmayı uzattığı gibi gülünç isnatlarla İstanbul’da tutuklanıp Edirne’ye gönderilir. Orada cellatlar urganlarla gelip 24 yıllık sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı boğarak idam ederler.1 Haziran 1453. Paşa’nın o sırada kazasker olan oğlu azledilir. Edirne kadısı olan diğeri Süleyman Çelebi ise Fatih’in oğlu II. Beyazıt döneminde vezir-i azamlığa kadar yükseldikten sonra İnebahtı seferinde ölür. İşte bu tarihten sonra imparatorluk yönetimi artık tümüyle Türk kökenlilerden çözülüp devşirmeden yetişmiş devlet adamlarının eline geçer. Fatih ise Çandarlı Halil Paşa ile başlattığı vezir-i azam idamlarını sürdürecek ve sonraki iki vezir-i azamını daha cellatlara verecektir. İKİNCİ İDAM Çandarlı’dan sonra iki yıl İshak Paşa’nın vekalet ettiği veziriazamlığa 1455’de Mahmut Paşa getirilir. 12 yıl sada... Devamı

FATİHİN EŞİ SİTTİ HATUN KİMDİR.

2013-09-30 19:15:00

  Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hatun’un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi’ndeki Greek Codex (Yun Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hatun’un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi’ndeki Greek Codex (Yunan Antolojisi) içerisinde yer alan resim o dönemde yaşayan bir Ortodoks Rum tarafından çizilmiş. Dulkadiroğlu Süleyman Bey’in kızı Sitti Mükrime Hatun’un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi’ndeki Greek Codex (Yunan Antolojisi) içerisinde yer alan resim o dönemde yaşayan bir Ortodoks Rum tarafından çiz Kaynak Linki: http://www.ceddimizosmanli.net/fatihin-ilk-esinin-resmi-ilk-kez-yayinlandi/ II. Mehmet’i, Dulkadir Beyi, Süleyman’ın beş kızı olduğunu ve bunlardan birisi ile oğlunun evlendirmeyi düşünür.. Süleyman Beyin, hangi kızına talip olacağını öğrenmek için, Hızır Ağanın hanımını, bu iş için görevlendirir. Hızır Ağanın hanımı,  Elbistana giderek, Süleyman Beyin, konuğu olur. Kadın Edirne’ye dönüşte, Padişaha Beyin on bir yaşındaki kızı Sitti Mükrimeyi bu evlilik için, münasip gördüğünü söylemiş. Bu karar üzerine Süleyman Beyden kızı Sitti hatun istenmiş. II- Murat Rumeli beylerinin hanımlarını gelin almak için Elbistan’a gönderir. Gelin alayı Gelibolu’ya yaklaştığında Rumeli beyleri ve silahlı askerler karşılamaya çıkarlar. 15 Aralık 1446 tarihinde,Edirne Sarayı’na inen Sitti Hatun’un beraberinde yüklü bir çeyiz de bulunmaktadır. Sultan Murad,  on beş yaşındaki oğlunun düğününe yönetimi altındaki Türk ve Hıristiyan bey ve idarecilerini davet eder. Davetliler düğün merasimine kıymetli hediyelerle katılırlar. Padişah, gelini... Devamı

FATİHİN EŞİ GÜLBAHAR HATUN KİMDİR HAYATI

2013-09-30 17:14:00

Gülbahar Hatun Gülbahar Hatun Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in eşlerinden biridir. O dönemde henüz Valide Sultan unvanı kullanılmaya başlamamıştı. Ancak Gülbahar Hatun'ın saraydaki rolü sonraki Valide Sultan'lardan hiç farklı değildi. II. Bayezid'ın öz annesi olan Sitti Mükrime Hatun, II. Bayezid'ın tahta çıkmasından ondört sene evvel vefat ettiğinden Gülbahar Hatun Fatih Sultan Mehmed'in dul eşi ve II. Bayezid'ın manevî annesi olarak Valide Sultan'ın eşdeğeri olan bir rolü üstlemiştir, zira henüz bu dönemde resmen Valide Sultan sıfatı ve görevleri belirlenmemişti. Tarihte bu sıfat ilk defa Kanunî Sultan Süleyman'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan tarafından kullanılmıştır. Gülbahar Hatun'un Arnavut, Kosova veya Sırp asıllı olduğu sanılmaktadır. O zaman Edirne'de bulunan Osmanlı sarayına 1446 yılında girdiği sanılmaktadır. Sonradan Fatih Sultan Mehmet olarak anılacak olan Şehzade Mehmet'le olan evliliği büyük ihtimalle Fatih'in ilk tahta çıkışının ardından tahtı tekrar babasına (II. Murat) geri bırakması sonrasında gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Gülbahar Hatun'un Akkoyunlulara gelin giden Gevherhan Sultan annesi olduğu bilinmektedir. Şehzade Mehmet 1450 yılında Edirne'de Dulkadiroğulları Süleyman Bey'in kızı Sitti Mükrime Hatun'la bir evlilik daha yaptı ve yeni eşiyle birlikte gelenek üzere padişah II. Murat tarafından Manisa'ya sancak beyliği yapmak üzere gönderildi. Gülbahar Hatun'un Şehzade Mehmet'le birlikte Manisa'ya gidip gitmediği bilinmemektedir. Fatih Sultan Mehmet padişah olup 1453'de İstanbul'un aldıktan sonra Osmanlı Devleti'nin başkentini İstanbul'a nakletti. Ancak Gülbahar Hatun'un bir süre küçük yaştaki oğlu Bayezid'le birlikte ... Devamı

Kanuninin Oğlu Şehzade Mustafa Kimdir Nasıl Öldü

2013-09-26 19:48:00

Şehzade Mustafa (1515, Manisa - 6 Ekim 1553, Konya), Sultan Süleyman'ın Mahidevran Sultan dan olma oğludur. 32 yıl veliahd şehzadelik yapmış osmanlı şehzadesidir. Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi'ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller yanlış ve şahitler yalancıdır. Hürrem Sultan'ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa'ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı söylenir. 1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti. Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancak Beyi olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 1541’de Amasya Sancak beyliğine atandı; Saruhan Sancak Beyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmet getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenirliği için şehzadenin Amasya'ya gönderildiğini ve Şehzade Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü açıkladı. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancak Beyliğine Şehzad... Devamı

YAVUZ SULTAN SELİM KİMDİR HAYATI

2013-09-25 23:26:00

Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470'de Amasya'da dünyaya geldi. Babası II. Bayezid, annesi Dulkadırlı ailesinden Aişe Hatun'du. Şehzadeliği Amasya'da geçen Yavuz Sultan Selim, devrin önemli âlimlerinden Arap ve Fars Dili ile yüksek din ve fen dersleri aldı. Devlet idaresi ve askeri konularda eğitim alması için Trabzon Valiliği'ne atandı. Babası II. Bayezid'in kuvvetli bir padişah olmaması dolayısıyla, Yavuz Sultan Selim'in iktidarı Trabzon ile sınırlı kalmadı. Trabzon'a akınlar düzenleyen Gürcüler üzerine seferler düzenledi. 1508 yılında Kars, Ardahan, Erzurum ve Artvin'e düzenlediği seferler ile buraları Osmanlı topraklarına kattı. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliği döneminde Doğu Anadolu'da Şah İsmail'in başlattığı propaganda hareketleri şiddetli bir hal almıştı. Yavuz Sultan Selim bu durumdan babasını haberdar ettiyse de II. Bayezid hiçbir tedbir almamıştı. Sultan Selim, Valilik göreviyle bu propaganda hareketlerinin önüne geçemeyeceğini bilmekteydi. 24 Nisan 1512'de babasının tahttan indirilmesini sağlayarak kardeşleri korkut ve Ahmet Çelebileri saf dışından bıraktı ve Osmanlı Devleti'nin başına geçti. II. Bayezid bundan kısa bir süre sonra 26 Mayıs 1512'de vefat etti. Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten hemen sonra 1512 ve 1513 yılları arasında Şah İsmail sorununu halletti. Safevi Devleti'ne karşı düzelediği seferler ile ülkenin doğu kesiminin güvenliğini sağladı. Doğu sınırları güvence altına alındıktan sonra Macar, Eflak, Boğdan, Venedik ve Mısır elçileriyle görüşüp yürürlükte olan barış antlaşmalarını devamı için görüşmeler düzenledi. Bu sırada Şah İsmail, doğuda Akkoyunlu Devleti'ni yıkmış ve bu bölgeyi kendi kontrolüne almıştı. Koyu bir Şii taraftarı olan Şah İsmai... Devamı

YENİÇERİ İSYANI VE PADIŞAH GENÇ OSMANIN ÖLDÜRÜLMESİ

2012-12-08 19:07:00
YENİÇERİ İSYANI VE PADIŞAH GENÇ OSMANIN ÖLDÜRÜLMESİ |  görsel 1

18 Mayıs 1622′deki darbe, sonuçları itibariyle Osmanlı tarihinin en feci darbelerinden biridir.Devrin hükümdarı II.Osman‘ın bazı icraatları asker, ulema ve halk arasında hoşnutsuzluğa yol açmış, tüm itirazlara rağmen sultanın hacca gitmek için Üsküdar‘a geçmesi bardağı taşıran son damla olmuştu. İsyan bayrağını açan sipahi ve yeniçeriler önce Süleymaniye Camii’nin avlusunda toplandılar.Burada biraz bekledikten sonra Atmeydanı’na doğru hareket ettiler.Meydanda sadece askerler değil, ilmiye mensupları ve İstanbul halkının bir bölümü de bulunuyordu.Kalabalık hep bir ağızdan; ”Padişahımızı Kâbe’ye gitmek nâmı ile Anadolu’ya götürmek isteyenleri ve Padişahı Anadolu’ya geçmekten vazgeçirmek isteriz” diye bağırıyordu.Asiler padişah hocasının, kızlarağasının ve veziriazamın kellelerini istiyorlardı. Asiler, kanunî bir engel kalmaması için Şeyhülislam Esad Efendi’den padişaha devlet hazinesini boşalttıranlar ve onu hacca gitmeye ikna ederek fitneye sebep olanların katledilmesine dair de bir fetva aldılar.Fetvayı alan askerler, vakit kaybetmeden Atmeydanı’na gittiler.Beşiktaş’tan yeni hareket etmiş donanma askeri de şehirdeki bu sesleri duyunca karaya yanaştı ve kapılar kapalı olduğu için surların üzerinden atlayarak asilere katıldı. Her geçen dakika daha da kalabalıklaşan asileri ikna etmek için sadrazam ve yeniçeri ağasının gönderdiği aracılar ise taşlandılar.Padişah, durumu görünce hacdan vazgeçti.Ancak öldürülmesi istenen kişileri vermedi.İsyanın ikinci günü asiler önce Yeniodalar’da daha sonra Fatih Camii’nde toplandıktan sonra şehrin dört bir yanından Atmeydanı’na doğru akın ettiler. Ulemadan birkaç kişi, asilerin... Devamı

OTTAMAN KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN BIOGRAPHY

2012-12-02 00:37:00

    KANUNİ SLTAN SÜLEYMAN Suleyman I was born on 27th April 1495, Monday in Trabzon. His father was Sultan Selim I and his mother was Hafsa Sultan. Suleyman I was a tall man with a round face, hazel eyes broad forehead and a thin beard.   Suleyman the Magnificent had reigned for forty six years (1520-1566) and this is the most memorable epoch of the empire, when it reached a pitch of grandeur and prosperity which was never afterwards surpassed, and from which it soon began to decline. Suleyman is commonly designated by European writers the “great” or the “magnificent”. But the native historians style him the “lawgiver”(Kanuni), “the lord of his century” and “completor of the perfect ten”.   His father Sultan Selim I put great emphasis on Suleyman's education, he took his first education from his grandmother Gulbahar Hatun. When he reached the age of seven, he was sent to Istanbul to his grandfather Sultan Bayezid II where he was educated by famous scholar Karakızoglu Hayreddin Hızır Efendi. He studied history, science, literature, and theology besides the lessons of war tactics and techniques. Afterwards, he went to his father in Trabzon again and stayed there until he reached 15. At the age of 15, he wanted to be a governor, and he was sent to Sarki province and then to Karahisar and to Bolu, after a short while he was sent to Kefe.   After Sultan Selim I ascended to the throne in 1512, Shehzade Suleyman was invited to Istanbul as the regent of his father Selim whom was dealing with throne struggles with his brothers. At the same time he was the governor of Saruhan province. After Selim I had passed away, Suleyman succeeded him without any rejection as everbody knew he was a very serious and confident man. He never hesitated and never broken the commands he gave. He obliged... Devamı

KANUNİ MUHTEŞEM SÜLEYMAN NASIL ÖLDÜ

2012-11-28 21:06:00

Kanuni Sultan Süleyman Han (r.a.) ölümü ve ölümünün gizlenme nedenleri. 6-7 eylül 1566'da sabaha karşı vefat eden Kanuni Sultan Süleyman'ın cesedi tahtın altına gizlenmişti. Kanuni Sultan Süleyman 1566 yılında hasta olduğu halde on üçüncü ve son seferi olan Zigetvar üzerine sefere çıktı. Bu sırada yetmiş üç yaşındaydı ve hükümdarlığının kırk altıncı yılındaydı. Zigetvar şehri etrafı surlarla ve nehirle çevrili üç kısımdan oluşuyordu. Bu yüzden hemen netice alınamadı. Kuşatmanın son gününe yaklaşıldığında hastalığı iyice artan hükümdar 6-7 eylül 1566 gecesi sabaha doğru vefat etti. Hükümdarın vefatının ertesi günü Zigetvar alındı ancak yine de durum çok tehlikeli bir hal arz ediyordu. Düşmanın ve yeniçerilerin bu durumu öğrenmesi çok vahim sonuçlar ortaya çıkarabilirdi. Düşmanın öğrenmesi bu durumdan yararlanma ihtimalini arttırır, yeniçeriler ise üzüntü ile kontrol edilemez bir kalabalığa dönüşebilirlerdi. Sokullu Mehmet Paşa bu konuda bütün siyasi dehasını kullandı. Padişahın ölümü vezirlerde dahil herkesten gizlendi. Ölümü sadece padişahın yakınında bulunan kişiler biliyorlardı. Sokullu Mehmet Paşa ilk olarak Kütahya sancakbeyi şehzade Selim'e haber gönderdi. Haberi götüren Hasan Çavuş, Halep beylerbeyliğine tayin olunan bir paşaya tebliğe gittiğini, giderken de şehzade Selim'e fethi müjdeleyen mektubu vereceğini zannediyordu. Sokullu Mehmet Paşa diğer taraftan yazısı padişahın yazısına çok benzeyen silahdar Cafer Ağa'ya padişahın ağzından hatt-ı hümayunlar yazdırıyordu. Bu arada padişahın cenazesini otağ-ı hümayun içerisinde yıkattı ve padişahın ölümün&u... Devamı

KANUNİ VE HÜRREMİN KIZLARI MİHRİMAH SULTAN KİMDİR HAYATI

2012-11-28 20:56:00

Mihrimah Sultan 1522 yılında Topkapı Sarayı’nda doğdu. Mihrimah Sultan’ın doğumundan 2 yıl sonra da Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra yerine geçecek olan diğer çocuğu II. Selim’i dünyaya getirdi. Kanuni Sultan Süleyman Mihrimah Sultan’ı çok sever, bütün isteklerini yerine getirirdi. Mihrimah Sultan çok iyi yetişti ve çok iyi bir eğitim gördü. Babasıyla birlikte savaş meydanlarında görüldüğü söylenir. 1539 yılında 17 yaşındayken Diyarbakır valisi Rüstem Paşa’yla evlendi. Düğün töreni iki küçük erkek kardeşi Bayezid ve Cihangir’in sünnet düğünüyle birlikte At Meydanı’nda (bugünkü Sultanahmet Meydanı) büyük şölenlerle kutlandı. Rüstem Paşa bu evlilikten sonra sadrazam oldu ve 1544-1561 yılları arasında 2 yıllık bir süre hariç kesintisiz sadrazamlık yaptı. Mihrimah Sultan yaşamı boyunca devlet işlerinde çok söz sahibi oldu. Babasını Malta’ya sefer düzenlemeye ikna etmek için kendi parasıyla 400 gemi yaptıracağına söz verdiği bile söylenir. Annesi Hürrem Sultan gibi Lehistan kralı II. Zygmunt’la yazışmalar yaptı. Çok büyük bir servet sahibi oldu. 1540-1548 yılları arasında Mimar Sinan’a İstanbul’un Üsküdar semtinde cami Üsküdar İskele Camii, medrese, ilkokul ve hastaneden oluşan büyük bir külliye yaptırdı. Ayrıca 1562-1565 yılları arasında gene Mimar Sinan’a İstanbul’un Edirnekapı semtinde cami, çeşme, hamam ve medreseden oluşan Mihrimah Sultan Camii ve külliyesini yaptırdı. Annesi 1558 yılında öldükten sonra babasına annesinin oynadığı danışmanlık rolünü oynadı. 1566 yılında babası öldükten sonra yerine geç... Devamı

PADİŞAH EŞLERİNE NE DENİRDİ

2012-01-15 19:58:00

Dört kadına kadar evlenme adeti de birçok hanedanlıklarda görüldüğü gibi varissiz kalınmaması için alınan bir tedbir olsa gerektir. Padişahların bazıları seçtikleri birkaç hanımla yetinmişler, bazılarının da hanımlarının yanı sıra birçok cariyeleri olmuştur. Cariyelerin çok az kısmı padişah veya şehzadelerin odalığı olmakta, diğer büyük kısmı ise diğer dairelerde çalışırlardı. Örneğin I. Mahmud döneminde (1730-1745) padişah dışında padişahın birinci hanımı olan baş kadınefendi dairesinde 20, diğerlerinde de 10-20 arasında cariye bulunduğu bilinmektedir. Abdülaziz döneminde (1861-1876) Dolmabahçe Sarayında sultanın 58, Valide Sultanın 43, Şehzade Murad’ın 47, Başkadınefendinin 15 kadar cariyeleri olduğu saray arşivlerinde kaydedilmektedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi haremde büyük nüfuz sahibi olan Valide Sultandan sonra evlenme sıralarına göre padişah hanımları da büyük söz sahibi idiler; bunlardan erkek çocuğu olanlara Hasaki sulan” denirdi. Kadınefendilerden sonra sayıları dördü bulan "İkbal” adı verilen padişah gözdeleri gelirdi ki bunlar da haremde saygı görür, sultanın ölen veya boşanılan nikâhlı karısının yerine baş ikbal eşi olabilirdi. İkballerden sonra gözdeler gelirdi, bunların da haremde büyük nüfusları vardı, tâki padişahın gözünden düşüne kadar bu nüfuslarını sürdürmüşlerdi. Sultanın çok yakınında 16 kadar gözde bulunurdu. Sultan bunlarla da yetinmezse istediği kadar ünvansız odalık alabilirdi. Padişahın cariyelerinden beğendikleri ile evlenmelerinde sadrazam, sultanın; harem ağası da kızın şahidi olur, Şeyhülislâm merasimle nikâhı kıyardı. Harem dışını “Kızlarağası”içini de “Hazinedar usta”... Devamı

FÜLANE HATUN KANUNİNİN İLK EŞİ KİMDİR HAYATI

2011-06-28 00:21:00

Arap kökenli olduğu düşünülmektedir.Fülane Hatun'un Kanuni tahta çıkmadan önce Manisa valiliği yaptığı sürede(1512-1520) sunulduğu bilinmektedir.Padişahın ilk eşidir ama onu fazla etkileyememiş ilk şehzadesini olan Mahmud'u doğurmuştur.Kanuni oğlanla fazla ilgilenmemiştir.Çünkü o zaman daha kendisi çok küçük yaştaydı.Şehzadesine ve Fülane Sultan'a gereken önemi göstermemiş ve ardından Mahidevran Sultan kendisine sunulmuştur ve bu güzel çerkes kızı Kanuni Sultan Süleyman'ı çok etkilemiş ve doğan Şehzadesi Mustafa'ya çok önem vermiştir.Veliaht Şehzade Mahmud olmasına rağmen Kanuni her yerde veliahtın Şehzade Mustafa olduğunu söylemiştir ve Kanuni daha padişahlığının ilk yıllarında iken Şehzade Mahmut 8 yaşında hastalanmıştır.Küçük yaşta hayata veda etmiştir. Padişah o güne kadar sadece doğduğu günlerde gördüğü ve hiç önem vermediği şehzadesi için ziyadesiyle üzüldü ve göz yaşı döktü.Zaten adı pek fazla duyulmayan Fülane Hatun ise oğlunun vefatından sonra iyice gözden düştü ve azad edildi.Şehzadesinin ölümünden sonra hayatına saray dışında devam etti.Eğer tarihlere bakılırsa oğlu 1521 yılında ölmüş ve Şehzade Mehmed de aynı yıl doğmuştur.İki şehzadenin doğmasına katlanamamış ve azad edilmesini sağlamış olabilir. Şehzade Mahmud 1512 yılında doğmuş ve 1521 yılında yeni kardeşinin doğdu yıl ölmüştür. Fülane Sultan/Hatun'un doğurduğu tek şehzadedir.Veliaht bu şehzade olmasına rağmen Kanuni her yerde veliahtın Şehzade Mustafa olduğunu söylemiştir ve Kanuni daha padişahlığının ilk yıllarında iken Şehzade Mahmut 8 yaşında hastalanmıştır.Küçük yaşta hayata veda etmiştir.  ... Devamı

SAFİYE SOFİA SULTAN KİMDİR HAYATI

2011-06-24 22:38:00

Safiye Valide Sultan, (Osmanlıca:صفیه سلطان). Sofia Baffo adıyla 1550'de Venedik'te dünyaya geldi. Çok zengin bir ailenin tek çocuğu (babası Korfu adasının Venedik valisiydi) olan Sofia, dönemine göre oldukça iyi koşullarda bir eğitim aldı. Henüz on dört yaşındayken Akdeniz'de gemiyle yapılan bir seyahat sırasında Osmanlı korsanları tarafından kaçırıldı. Bir yıl sonra ise kendisini İstanbul'da bir köle pazarında bulan genç Sofia'nın güzelliği III. Murat'ın annesi Nurbanu Sultan'ın kulağına kadar geldi. Manisa sancağındaki genç veliaht Murat'ın kendisini afyon ve esrara vermiş devlet meselelerinden uzak pasif karakteri annesi Nur Banu Sultan'nı düşündürmekteydi. Nurbanu Sultan, Safiye'yi görür görmez onun oğlu için aradığı kız olduğuna karar verdi ve bir servet ödeyerek kızı satın aldı. İki yıl süreyle haremde eğitim gören Sofia'nın adı, Safiye olarak değiştirildi. On yedi yaşında III. Murat'a sunulan Safiye, beline kadar uzanan sarı saçları, iri gözleri, uzun boyu, beyaz teni ve yürüyüşüyle Murat'ı kendisine âşık etti. III. Murat, tahta geçince baş kadın oldu. Büyüleyici güzelliği yanında parlak zekâsı sayesinde büyük bir nüfuz sahibi oldu. İngiltere kraliçesi I. Elizabeth dâhil birçok yabancı liderlerle haberleşti. 1599 yılında Kraliçe I. Elizabeth'in Safiye Sultan'a bir süslü bir at arabası ve oğlu III. Mehmet'e de bir org hediye ettiği bilinmektedir. 1605 yılında öldü. Cenazesi İstanbul Ayasofya Camii'nde III. Murat Türbesi'ne gömüldü. ... Devamı

9.PADIŞAH YAVUZ SULTAN SELİM KİMDİR HAYATI

2011-04-11 08:03:00

Yavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470'de Amasya'da dünyaya geldi. Babası II. Bayezid, annesi Dulkadırlı ailesinden Aişe Hatun'du. Şehzadeliği Amasya'da geçen Yavuz Sultan Selim, devrin önemli âlimlerinden Arap ve Fars Dili ile yüksek din ve fen dersleri aldı. Devlet idaresi ve askeri konularda eğitim alması için Trabzon Valiliği'ne atandı. Babası II. Bayezid'in kuvvetli bir padişah olmaması dolayısıyla, Yavuz Sultan Selim'in iktidarı Trabzon ile sınırlı kalmadı. Trabzon'a akınlar düzenleyen Gürcüler üzerine seferler düzenledi. 1508 yılında Kars, Ardahan, Erzurum ve Artvin'e düzenlediği seferler ile buraları Osmanlı topraklarına kattı. Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliği döneminde Doğu Anadolu'da Şah İsmail'in başlattığı propaganda hareketleri şiddetli bir hal almıştı. Yavuz Sultan Selim bu durumdan babasını haberdar ettiyse de II. Bayezid hiçbir tedbir almamıştı. Sultan Selim, Valilik göreviyle bu propaganda hareketlerinin önüne geçemeyeceğini bilmekteydi. 24 Nisan 1512'de babasının tahttan indirilmesini sağlayarak kardeşleri korkut ve Ahmet Çelebileri saf dışından bıraktı ve Osmanlı Devleti'nin başına geçti. II. Bayezid bundan kısa bir süre sonra 26 Mayıs 1512'de vefat etti. Yavuz Sultan Selim tahta geçtikten hemen sonra 1512 ve 1513 yılları arasında Şah İsmail sorununu halletti. Safevi Devleti'ne karşı düzelediği seferler ile ülkenin doğu kesiminin güvenliğini sağladı. Doğu sınırları güvence altına alındıktan sonra Macar, Eflak, Boğdan, Venedik ve Mısır elçileriyle görüşüp yürürlükte olan barış antlaşmalarını devamı için görüşmeler düzenledi. Bu sırada Şah İsmail, doğuda Akkoyunlu Devleti'ni yıkmış ve bu bölgeyi kendi kontrolüne almıştı. Koyu bir Şii taraftarı olan Şah İsmai... Devamı

MATRAKÇI NASUH KİMDİR MATRAKÇI NE DEMEK

2011-02-16 21:41:00

Matrakçı Nasuh (d. ? - ö. 1564?), Türk minyatürcü, tarihçi ve matematikçi. Asıl adı Nasuh b. Karagöz'dür. Doğum tarihi bilinmeyen Matrakçı Nasuh'un Saraybosna'da doğduğu sanılmaktadır. Sultan II. Beyazid döneminin (1481-1512) sonlarına doğru Enderun’da eğitim gördüğü bilinmektedir. Devrin ünlü şairi Saî'den dersler almıştır. Ünlü bir hattat olan Nasuh, nesih yazı stilinde değişikler yapmıştır. Divanî yazı stilinde önde gelen isimlerden birisi olmuştur. Enderun'dan çıktıktan sonra bulunduğu vazifeler bilinmemektedir. Eserlerinde kendisi hakkında çok az bilgi bulunduğundan hayatı tam olarak aydınlatılamamıştır. Sopalarla oynanan ve bir tür savaş oyunu olan matrak adlı sporda ustalığında dolayı matrakçı lakabıyla anılmıştır. Değişik silahları kullanmaktaki ustalığı da bilinmekte olup bu konuda Tuhfetü'l-Guzât adlı bir kitap da yazmıştır. Matrakçı Nasuh'un minyatür-harita karışımı kendine has bir üslubu vardır, eserlerinde yeryüzünün kuşbakışı görünümünü resmeder. Buna karşın şekilleri tepeden değil, sanki karşıdan görüyormuş gibi çizer. Bu resimlerde kuş ve tavşan gibi hayvanlar olsa da insanlar asla belirmez. Şehirlerdeki binalar tek tek seçilebilir. Geometri ve matematik alanındaki çalışmaları neticesinde uzunluk ölçülerini gösteren cetveller hazırlamıştır. I. Selim zamanında ona adadığı Cemâlü'l-Küttâb ve Kemalü'l- Hisâb kitaplarını yazmıştır. Tarih alanında da çalışan Matrakçı Nasuh, Taberî Tarihi 'ni Mecmaü't-Tevârih adıyla Türkçeye çevirmiştir. 3 nüsha olarak yayınlanan Süleymannâme kitabında 1520-1537, 1543-1551 ve 1542-1543 yıllar... Devamı

İBRAHİM PAŞA PARGALI KİMDİR NASIL ÖLDÜ

2011-02-01 23:43:00

  Pargalı Damat İbrahim Paşa (Makbul İbrahim Paşa,Maktul İbrahim Paşa) Pargalı Damat İbrahim Paşa (1493-15 Mart 1536) Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 1523-1536 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. Bugün Yunanistan’da kalan Parga yakınlarındaki bir köyde doğdu. 6 yaşında İstanbul’a getirildi. Kanuni’nin şehzadeliği sırasında Manisa’da onun maiyetinde bulundu. Kanuni İbrahim Paşa’yla beraber yemek yer, yan yana konmuş yataklarda beraber yatar kalkardı.Kanuni padişah olduktan sonra onunla birlikte İstanbul’a geldi ve Osmanlı Devletinde çeşitli görevlerde bulundu. 1521′de Belgrad’ın Fethinde görev aldı. 1522′de Rodos seferine katıldı. 1523′te o zamanki usullere aykırı bir şekilde sadrazamlığa getirildi. 1524′te Kanuni’nin kızkardeşi Hatice Sultan ile evlendi. Mısır’da asayişi sağlamakla görevlendirildi ve kendisine Mısır Beylerbeyi unvanı verildi. Macaristan seferine katıldı ve Mohaç Savaşının kazanılmasında önemli rol oynadı.   Daha sonra Anadolu’daki isyanları bastırmakla görevlendirildi. Anadolu’da aldığı tedbirlerle isyanları sona erdirdi. I. Viyana Kuşatması ile sonuçlanan 2. Macaristan seferine katıldı. Avusturya İmparatorunu Osmanlı Sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Antlaşması’nın müzakerelerini yürüttü. Safevilere karşı düzenlenen Irakeyn seferine katıldı. Tebriz’i aldıktan sonra Kanuni’ni kuvvetleri ile birleşti ve Bağdat’ın fethinde görev aldı. Pargalı, frenk, damat, makbul ve maktul lakaplarıyla anılan İbrahim Paşa, Irakeyn Seferi sırasında yaptığı bazı uygulamalar sebebiyle Padişahın güvenini kaybetti. Bazı tarihçilere göre Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan ve defterdar İskender Çelebi’nin kötülemelerinin de bunda etkisi ... Devamı

AYŞE HAFSA SULTAN KANUNİNİN ANNESİ KİMDİR

2011-01-27 22:39:00

  Ayşe Hafsa (Âyişe Hâfize) Valide Sultan, عایشه حفصه سلطان II. Ayşe Hâtûn, عایشه خاتون Manisa'da Hafsa Sultan'ın büstü Doğum Âyişe Hâfize 1479 Kırım Hanlığı Ölüm 19 Mart 1534 İstanbul Yattığı yer Fatih, İstanbul'daki Yavuz Sultan Selim Camii'ndeki Türbesi Unvan Valide Sultan Dini duruşu Islam Eşi Yavuz Sultan Selim Çocukları Kanuni Sultan Süleyman Ebeveynler Kırım Hanı Mengli Giray Ayşe Hafsa ( Âyişe Hâfize Sultan, عایشه حفصه سلطان ) Valide Sultan, 1479 - 19 Mart 1534), Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'in eşi, Kanuni Sultan Süleyman'ın annesi ve Valide Sultan. Ayşe Hafsa Sultan Kanuni Sultan Süleyman 1520 yılında tahta çıkınca Valide SultaN oldu. Bu sıfat ile anılmış ilk padişah annesidir. 14 yıl Valide Sultan kaldı. Her ne kadar Valide Sultanlık döneminin sonları Kanuni'nin çok etki sahibi eşi Hürrem Sultan'ın zamanına denk gelmişse de Kanuni'nin annesine sık sık danıştığı ve fikirlerine büyük önem verdiği bilinmektedir. Yavuz Sultan Selim, ünlü, Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan, Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek, mısralarını Hafsa Sultan için yazmıştır. Manisa'da 1522 yılında tamamlanan bimaristanı ile ünlü külliyesinin yanı sıra, gelirlerini bu külliyeye vakfettiği Urla'da bir mescid yaptırdı. Marmaris'teki Osmanlı kervansarayı da, kitabesi 1545 tarihini taşımakla birlikte, Hafsa Sultan'ın ismi ile anılmaktadır  19 Mart 1534 tarihinde oğlunun saltanatı sırasında öld&u... Devamı

KANUNİNİN OĞULLARI MUSTAFA VE BEYAZIT OLAYI

2011-01-20 09:42:00

smanlı sultanları içinde en muhteşemi olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman'ın, beş oğlu vardı: Mehmet, Mustafa, Cihangir, Bayezit ve  Selim...           Hürrem Sultan, Kanuni'nin sonradan aşık olduğu bir Rus kızıydı. Adı da, Roksalana... Rüstem Paşa.ise, enderunda yetişmiş bir Hırvat'tı. Hürrem’in kızı ile evliydi... Hürrem'in bütün amacı, Kanuni'den sonra tahta kendi oğullarından birini geçirip, Valide Sultan olabilmekti. Bu konudaki en büyük yardımcısı ise, damadı Rüstem. O da, sadrazamlık peşinde... Halkın pek sevdiği şehzade Mustafa, Gülbahar Hatun'dan doğmuş olduğu için, en büyük kardeş olmasına rağmen, Sultan Süleyman, Hürrem'in dolduruşuyla ondan pek hazzetmezdi.... Nitekim, yaşı gereği, İstanbul'a en yakın şehzade sancağı olan Manisa Sancak Beyi iken, Hürrem'den doğma Mehmet sancakbeyliği yapacak yaşa gelince, Mustafa Amasya'ya gönderilir, yeri Mehmet’e verilir.... İkisi arasına da Konya'ya Selim gönderilir ki o da Hürrem'in oğludur. Padişahın ölümü halinde, en yakındaki şehzade saraya ulaşıp tahta oturacağı için, Osmanlı devlet geleneğini bilenler, bu düzenlemenin, Mehmet'in veliahd olarak atanması ile eş anlamlı olduğunu anlayacaklardır. İşe bakın ki, Kanuni'nin bu en sevgili oğlu, Manisa'da sancakbeyi iken, 6 Kasım 1543 günü, ölüverir. Manisa'ya Konya'daki Selim aktarılır.            Kanuni, İran Seferi esnasında, Konya Ereğli'sine geldiği zaman, Rüstem, önceden sultana " bakınız, kendi askeri ile gelip, ordugâha katılacaktır. Niyeti isyan etmektir", dediği için, kendi birlikleri ile gelip babasına katılan şehzade, asi kabul edilir ve padişahın kendi çadırında, babasına " hoşgeldin" demeye gi... Devamı

KANUNİ VE HÜRREM SULTANIN DAMADI RÜSTEM PAŞA KİMDİR

2011-01-14 10:05:00

Damat Rüstem Paşa (1500-1561) Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 28 Kasım 1544 - 6 Ekim 1553 ve 29 Eylül 1555 - 10 Temmuz 1561 tarihleri arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır. Rüstem Paşa, 1500 yılında Arnavutlukta doğmuştur. Osmanlı topraklarına getirildikten sonra devşirilmiş, 1539 da Diyarbakır Valisi ve III. Vezir iken Şehzade Cihangir ve Şehzade Bayezid'in sünnet düğününde Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrima Sultan ile evlenmiştir.Bu nedenle 'Damat' sıfatıyla anılır. 1544'de Hadım Süleyman Paşa'nın azledilmesi üzerine yerine getirilmesi beklenen II. Vezir Özdemir Paşa ile III. Vezir Hüsrev Paşa'yı Hürrem Sultan'ın emriyle birbirine düşürdü ve ardından Sultan Süleyman hem Özdemir Paşa'yı hem de Hüsrev Paşa'yı azledip sadrazamlığa Rüstem Paşa'yı getirdi. Hürrem Sultan ve eşi ile bir olup Şehzade Mustafa'nın idamına ortam hazırladı. Kanuni, Şehzade Mustafa'yı öldürttükten sonra yeniçerilerin ayaklanma çıkarabileceği korkusuyla Rüstem Paşa'yı azletti(1553) ve yerine Kara Ahmet Paşa'yı getirdi. Ancak Hürrem Sultan ile Mihrimah Sultan, Rüstem Paşa'yı sadrazamlığa tekrar getirebilmek için çalıştılar. Kanuni Sultan Süleyman basit bir bahaneyle Kara Ahmet Paşa'yı Divan-ı Hümayun'un ortasında idam ettirdikten sonra (1555) Rüstem Paşa tekrar sadrazam oldu ve ölümüne dek bu görevi sürdürdü. Olucak bir kişinin bahtı kavi talii yar. Biti dahi mahallinde anın işine yarar. anonim beyiti Rüstem Paşa için söylenmiştir. Ballı adamın üzerinde bit çıksa işine yarar, anlamındadır. Kendisini çekemeyenlerce çıkarılmış "cüzzamlıdır" dedikodusunun yayıldığı bir esnada, üzerinde bit ç... Devamı

MUHTEŞEM SÜLEYMANIN FRANSA KRALINA YAZDIĞI MUHTEŞEM MEKTUP

2011-01-13 08:33:00

Ben ki sultanlar sultanı ,hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren ALLaH'ın yer yüzündeki gölgesi Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve RumeLi'nin Ve AnadoLu'nun Ve Azerbaycan'ın ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin Ve Kudüs'ün ve bütün arap diyarının ve Yemen'in ve nice memleketlerin sultanı ve padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Süleyman Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım.Sen ki Fransa vilayetinin kralı Fransuva'sın. hükümdarların sığındığı kapıma elçinizle mektupla gönderip ülkenizi düşman istila edip şu anda hapiste olduğunuzu bildirip kurtuluşunuz konusunda bizden yardım talep ediyorsunuz.Söylediğiniz herşey dünyayı idare eden tahtımızın ayaklarına arz olunmuştur.her şeyden haberdar oldum.yenilmek ve hapsolunmak hayret edilecek bişey değildir.gönlünüzü hoş tutup üzülmeyesiniz.böyle bi durumda atalarımız düşmanları mağlup etmek ve ülkeler fethetmek için seferden geri kalmamışlardır.biz de atalarımızın yolundayız ve daime memleketler ve alınmaz kaleler fetheylemekteyiz.gece gündüz daima atımız eyerlenmiş ve kılıcımız belimizde kuşatılmıştır.yüce allah hayırlara bağışlasın.Allah'ın istediği ne ise o olsun.bundan başka haberleri gönderdiğiniz adamınızdan öğrenebilirsiniz.Böyle Biliniz. Devamı

PİRİ REİS KAPTANI DERYA KİMDİR HARİTASI

2011-01-12 10:21:00

PİRİ REİS: 1465 doğumlu, Amerika'yı gösteren Dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla tanınan, Osmanlı denizcisi, kaptanı ve kartografı. 1465 yılında Karaman'da, Hacı Ali Mehmed'in oğlu ve Türk denizciliği ekolünün ustası olarak bilinen, Karaman'lı Kemal Reis'in yeğeni olarak dünyaya gelen Piri Reis’in asıl adı, Muhiddin’dir. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılan Karamanoğulları Beyliği’nin ileri gelenlerinin Fatih Sultan Mehmed'in emriyle İstanbul'a göç ettirilenleri arasında olan Kemal Reis ve ailesi, önce İstanbul'a, daha sonra da, Gelibolu'ya giderek yerleşti. 1481’de Akdeniz'de korsanlık yapmaya başlayan Piri ve amcası Kemal Reis, 1491’den sonra Sicilya, Sardunya, Korsika adalarına ve Güney Fransa kıyılarına yapılan akınlara katıldılar. 1486'da Granada’nın Osmanlı Devleti'nden yardım istemesi üzerine, 1487 - 1493 yılları arasında, gemilerle Granada’lı Müslümanlar’ı İspanya'dan Kuzey Afrika'ya taşımakla görevlendirildiler. 1499 - 1502 yıllarında Osmanlı Donanması'nın, Venedik Donanması'na karşı sağlamaya çalıştığı deniz kontrolü mücadelesinde, Osmanlı gemi komutanılığı görevini üstlenen Piri Reis, Akdeniz'de yaptığı seyirler sırasında gördüğü yerleri ve başından geçenleri, daha sonradan Kitab-ı Bahriye adıyla kaleme alacağı ve dünya denizciliğinin ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyacak olan kitabının taslağı olarak yazdı. 1511’de amcasının ölümünün ardından, bir süre için açık denizlere açılmayan ve Gelibolu'ya yerleşerek burada, 1513 tarihli ilk dünya haritasını çizen Piri Reis, bu haritasında Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, Afrika'nın batısı ile yeni dünya Amerika'nın doğu kıyıl... Devamı

III.SELİM 28.PADİŞAH KİMDİR HAYATI

2011-01-10 18:46:00

III. Mustafa’nın Mihrişah Sultân’dan Aralık 1761 yılında dünyaya gelen III. Selim, amcasının cephelerdeki duruma üzülerek beyin kanaması geçirmesi ve vefat etmesi üzerine Osmanlı tahtına Recep 1203/Nisan 1789 tarihinde oturdu. İslâmî ilimlere vukûfu, şiir, hat ve diğer güzel san’atlardaki mahâreti ve kısaca kültürü açısından, denilebilir ki, 1595’de vefat eden III. Murad’dan sonra gelen Padişahlar içinde bir numaradır. III. Selim, aynı zamanda dirâyetli, merhametli ve ıslâhâta taraftar olan bir Padişahtır. Geldiğinde sadrazamlık koltuğunda Koca Yusuf Paşa’nın bulunması ve sonra da uzun müddet Kaptan-ı Deryalık görevinde bulunan Cezayirli Gâzî Hasan Paşa ile çalışması, onun için büyük bir fırsat olmuştur. Damad Melek Ahmed Paşa ise, III. Selim ile birlikte nizâm-ı cedîd mücadelesini veren sadrazamdır. Saltanat III. Selim’e intikal ettiğinde, cephelerde durum çok kötüydü. Zira Rus ve Avusturya cephelerinde savaş bütün hızıyla devam ediyordu. Boğdan sınırlarındaki Fokşani Meydan Muharebesinde, Kemankeş Mustafa Paşa kumandasındaki Osmanlı orduları, Rus ve Avusturya kuvvetlerinin iki taraflı saldırıları üzerine ağır bir hezimete uğradılar (1203/Ağustos 1789). Bunu Rusların galibiyeti ile sonuçlanan Boza (Buzaov) mağlubiyeti takip etti (Eylül 1789). Ruslar Boğdan’ın başşehri Yaş’ı işgal ederken, Avusturyalılar da Bükreş’i teslim alıyorlardı (Ekim 1789). III. Selim’in askerlere hitâben kaleme aldığı ve İslâm’daki gazâ ruhunu hatırlatan hatt-ı hümâyûnu da müessir olamadı. Osmanlı kuvvetleri, Eflak’a bağlı Yerköyü’nde Avusturya kuvvetlerini mağlup etseler de, Tuna’nın güneyine çekilmek durumun... Devamı

II.SELİM 11. PADİŞAH HÜRREMİN OĞLU KİMDİR HAYATI

2011-01-06 10:21:00
II.SELİM 11. PADİŞAH HÜRREMİN OĞLU KİMDİR HAYATI |  görsel 1

  SULTAN İKİNCİ SELİM İKİNCİ SELİM HAYATI II. Selim (Osmanlı Türkçesi: سليمثانىSelīm-i sānī) (d. 28 Mayıs 1524 – ö. 15 Aralık 1574), 11. Osmanlı padişahı. Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın oğludur. Babasından 14.892.000 km2 olarak devraldığı imparatorluk topraklarını, 15.162.000 km2 olarak bırakmıştır. 15 Aralık 1574 günü vefat etmiş, Ayasofya'daki türbesine gömülmüştür. Şehzade Selim'in çocukluğu İstanbul'da Eski Saray'da geçmiştir. 27 Haziran 1530'da kardeşleri şehzade Mustafa ve Mehmed ile birlikte At Meydanı'nda bir hafta boyunca süren eşsiz bir eğlenti ve törenle sünnet edildi. 16 yaşına kadar sarayda kalıp derin bir saray eğitiminden geçirildi. 1542de 16 yaşında iken Konya Sancak beyi olarak atandı. 1544de Manisa Sancak beyi olarak tayin edildi ve Manisa Sancak beyi olarak 1558e kadar görev yaptı. Manisa'da zamanını eğlence ve av partileri ile geçirdiği bildirilir. 1558de tekrar Konya Sancak beyliği'ne ve 1562ye kadar orada kaldı. Şehzade Selim babası Kanuni Sultan Süleyman hayatta iken, özellikle 1553den sonra, babasına varis olabilecek diğer şehzadelerle taht mücadelesine girişti. Kanuni'nin şehzadelerinden Mahmud, Murad, Mehmed, Abdullah ve Cihangir kendi ecelleri ile babaları sağken ölmüşlerdi. Kanuni'nin çok bağlı olduğu karısı Hürrem Sultan kendi oğullarından Selim veya Beyazid'in taht varisi olmasını istemekteydi. Ağustos 1553de Kanuni Nahcivan Seferi'nde iken Konya Ereğlisi'nde o sefere katılan Şehzade Mustafa, Hürrem Sultan'ın yakın adamı olan Sadrazam Rüstem Paşa'nın tavsiyesine uyan, babası Kanuni tarafından idam ettirildi. Tahta varis olarak Hürrem Sultan'in iki oğlu Şehzade Beyazıd ve Selim kaldı. 1558de Hürrem Sultan ölünce bu iki kardeş birbirl... Devamı

KANUNİ VE HÜRREM SULTANIN BİRBİRLERİNE YAZDIKLARI AŞK MEKTUPLARI

2011-01-05 22:10:00

  Yüzümü yere koyup* mutluluk sığınağı ayağınızın topraklarınızı öptükten sonra, benim devletimin güneşi ve saadetimin sermayesi sultanım* eğer bu ayrılık ateşine yanmış, ciğeri kebap* sinesi harap*gözleri yaş dolu gecesi gündüzü belirsiz olan* hasret deryasına gark bi-çare* aşkınız ile müptela* Ferhat ile Mecnun'dan beter şeyda kölenizi sorarsanız; ne zamandır ki sultanımdan ayrıyım, bülbül gibi ah u feryadım dinlemeyip* ayrılığınızdan dolayı öyle bir halim var ki* Allah kafir olan kullarına dair vermesin. Benim devletim* benim sultanım* özellikle* bir buçuk ay olduğu halde sizden bir haber gelmemesi yüzünden* Allah biliyor ki * hiçbir şekilde rahatlık yüzü görmeyip* gece gündüz ağlayıp* kendi hayatımdan el çekip* cihan gözüme dar oldu. Ne yapacağımı bilmeden ağlayıp gözyaşları içinde gözüm kapıları gözlerken* ol ferdü rabbü'l alemin* aleme rahmet eden subhan-ı Yezdan* cümle aleme inayet nazarın edip* fetih haberi ve müjdeli haberlerini yetiştirdi. Ve bu haberi işitince Allah biliyor ki* benim padişahım* benim sultanım* ölmüş idim taze can buldum. ………Benim Sultanım* şehir hakkında soracak olursanız; şimdilik henüz hastalık devam etmektedir. Ancak önceki gibi değildir. İnşallah Sultanım gelince* Allah'ın inayetiyle de geçer gider. Azizlerimiz* hazan yaprağı dökülünce geçer derler. Benim Sultanım* sık sık mübarek mektubunuzu gönderirsiniz diye* tazarru ve iltimas ederim. Zira ki* billah yalan değil* bir iki hafta geçip de ulak gelmezse alem gulguleye gelir. Türlü türlü sözler söylenir. Yoksa sadece kendi nefsim için istediğimi sanmayın. ***   Ö... Devamı

FATİH SULTAN MEHMED HAYATI ZEVCELERİ VE ÇOCUKLARI

2010-11-10 18:50:00

        Fatih Sultan Mehmet'in Bellini tarafından yapılmış portresi ÇAĞ  açıp çağ kapayan padişah Fatih Sultan Mehmet Han... Fâtih Sultân Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun'dan dünyaya geldi. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefât eyledi. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna'dan Kızılırmak'a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul'u almak ve Hz. Peygamber'in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi. İstanbul'u almak için Boğaz'a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed, 1452'de Boğazkesen Hisârı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. Karşısında Yıldırım'ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi. 1 Eylül 1452'de Edirne'ye dönen Sultân Mehmed, hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi. Planı sezen İmparator zor durumdaydı; zira Bizans ikiye ayrılmıştı. Avrupa, yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. 12 Aralık 1452'de Ayasofya'da Katolik ayini yapılması, Sultân'ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras, "Bizans'ta Latin şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim" diyordu. Bizans'lılar parlayan ateşlerine ve Hz. Meryem'e güveniyorlardı. Ancak 1453 Şubatında Edirne'den yola çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. 6 Nisan'da muhasara başladı. 5... Devamı

1.ABDÜLHAMİT HAN KİMDİR HAYATI

2010-04-17 12:55:00

Sultan I. Abdülhamit         Birinci Abdülhamit 20 Mart 1725 senesinde İstanbul'da Karaağaç yazlık sarayında doğdu. Babası III. Ahmet, annesi Rabia Şermi Kadınefendi idi. Babası 1730'da Patrona Halil isyanıyla tahttan indirildiğinde henüz beş buçuk yaşında bulunuyordu. Annesi öldüğünde yedi, babası öldüğünde ise 11 yaşındaydı. Küçük yaşta hem annesini hem de babasını kaybetmesi onda derin acılar bıraktı. Kardeşlerinden Mehmet'in 1756'da, Numan'ın 1764'te ve Bayezid'in 1771'de ölümleri kendisine taht yolunu açtı. Padişah III. Mustafa'nın veliahtı konumuna geldi. III. Mustafa'nın Ocak 1774'te ölümü ile Osmanlı tahtına çıktı. Tahta çıktığı sene Osmanlı devleti uzun süreden beri savaş halinde olduğu Rusya ile çatışmalara devam ediyordu. Ancak 1768 senesinden beri devam eden savaşı devletin daha fazla sürdüremeyeceği anlaşılmıştı. 1774 senesinde Küçük Kaynarca Antlaşması onun döneminde yapıldı ve bu antlaşma ile ilk defa halkı Müslüman bir Türk toprağı olan Kırım kaybedildi.     Padişah Kırım'ın kaybedilmesinden dolayı çok fazla üzüntü duydu ve geri alınması için bütün gayretlerini seferber etti. Rusya da bağımsız olan Kırım'ı ele geçirmek için pek çok faaliyette bulundu. I. Abdülhamit döneminde devletin bütün mesaisi neredeyse Kırım ve Karadeniz'de Osmanlı kalelerinin Rusların eline geçmemesi üzerine yoğunlaşmıştı. Padişahın Kırım yüzünden çektiği sıkıntıları kendi kaleminden çıkan yazılarda da görmek mümkündü. Mesela yazılarının sonunda ''Allah bu devlete im... Devamı

YILDIRIM BEYAZIT'IN HAYATI-ANKARA SAVAŞI

2010-02-02 12:11:00

                    I. Bayezid (Osmanlı Türkçesi: بايزيد الأول, Lakabı Yıldırım (Osmanlı Tükçesi: ییلدیرم),(d. 1360, Edirne – ö. 1403). Dördüncü Osmanlı Padişahı. 1389'dan 1402 yılına kadar hükümdarlık yapmıştır.Babası Sultan I. Murat, annesi ise Gülçiçek Hatun'dur. Padişahlık Öncesi Babası Sultan I. Murat, annesi bir Bulgar asıllı (bazı kaynaklara göre ise Bizans asıllı) Gülçiçek Hatun'di. Adı babaannesinin babası Türkmenler'in Ede-Balı diye andığı Ebâ Yezîd'in adından gelir. Küçük yaştan itibaren zamanın seçkin alimlerinden genel İslam eğitimi ve değerli kumandanlardan askerlik, sevk ve idare dersleri aldı. Osmanlı tarihlerinde kendisinden ilkin söz edilmesi, 1381de Germiyanoğulları beyi Süleyman Şah'ın kızı Devlet Sultan/Hatun 'la evlenişi nedeniyledir. Bu evlilik babası I. Murat'in Germiyan topraklarının neredeyse tamamını "gelin ceyizi" olarak sınırlarına katmak politikasının sonucuydu. 1381 yılında evlenişinin takip eden yıllarda devlet idaresinde yetişmesi için Sultanönü (Eskişehir) ve sonra Germiyan İli (Kütahya) sancakları beyliğine atandı; sancaklarının askeriyle Anadolu ve Rumeli yakalarında savaşlarda babasının safında yer aldı. 1385de kardeşi Şehzade Savcı Bey'in (Bizans veliahtı Andronikos Palaiologos ile birlikte hareket ederek) ayaklanmasının bastırılışı ve Şehzade Savcı'nın gözlerine mil çekilmesi sonucu öldürülmesi olayları ile de Osmanlı tarihlerinde bahsi geçmektedir. 1389 da Sırpların çoğun... Devamı