cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

Patrona Halil İsyanı ve Sonuçları

2014-02-26 16:33:00

Patrona Halil İsyanı, Osmanlı Devleti’ndeki Lale Devri’nin sonunu getiren ayaklanmadır. Patrona Halil adlı, ne aslı oluğu belirli olmayan bir kişi idaresinde, bu ayaklanma 28 Eylül, 1730da başlayıp üç gün sürmüştür. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edilmiş; Sultan III. Ahmed tahtan indirilmiş ve tahta I. Mahmud getirilmiş ve sonradan Lale Devri adı verilecek devir sona erdirilmiştir. Ayaklanmanın nedeni Ayaklanmanın sebebi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın açtığı zevk ve sefahat devrinden memnun olmayan, bu yapılanları israf olarak gören bir kitle oluşmuş olmasıdır. İran seferinden olumsuz haberler gelmesi üzerine halk harekete geçmiş, camilerde ve diğer yerlerde propaganda yaparak ayaklanmanın zeminini oluşturmaya başlanmıştı. Yeniçerilerin içerisinde de huzursuzluk belirmişti. Zamanın tarihini yazan Mehmed Raşid Efendi ve İsmail Asım Efendi, tepkilerin ve öfkelerin korkunç bir ayaklanmaya dönüşmesinde, geceli gündüzlü ziyafetlerin, çırağan eğlencelerinin, sefere çıkmak istemeyen padişahla sadrazamının Davutpaşa Sarayı bahçelerine gidip bülbül dinlemelerinin baş rolü olduğunu yazarlar. Tarihçi Şem’danî-zâde ise daha pratik bir anlatım ve örneğinle ayaklanmaya neden olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı “mirasyedi meşreb, gece gündüz zevk u sürûr icad idüb halkı aldadacak şey lazımdır deyû bayramlarda meydanlarda dolaplar, beşikler, atlıkarıncalar, salıncaklar kurdurub erkeklerle kadınları karışık salıncağa bindiren, salıncağa binub inerken hubbaz yiğidlere kadınları kucaklatdıran, hoş-seda ile şarkılar söylettiren” kişi olarak tarif eder. Topluluk tepkilerini halk ihtilaline döndürmeyi başaranlar, gerçekte Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın siyasi karşıtlarıydı. Ay... Devamı

FATİHİN MORA SEFERİ VE MORANIN FETHİ

2013-09-30 17:35:00

Fatih'in Mora Seferleri ve Fethi     İstanbul'un fethi sırasında Mora, son Bizans İmparatoru Konstantin'in kardeşleri Dimitrios ile Thomas tarafindan idare ediliyordu. Bizans İmparatorluğu'nun en yakin vârisleri olan bu iki şahsin, imparatorluğa hak iddia edebilecek durumda olmaları, bir mana ifade etmemekle birlikte, ilerisi için bir tehlike arz ediyordu. Bu mirasçılar ortada bulundukça Bizans meselesi, tedavisi mümkün olmayan bir çıban gibi sürüp gidebilirdi. Nitekim Imparator KonstanFatin'in ölümü üzerine Mora Rumları, imparatorun kardeşi Dimitrios'u imparator yapmak istemişler, fakat kardeşi Thomas razı olmadığı için bunu yapamamışlardı. Sonunda Mora, bu iki kardeş arasında taksim olunarak iki Rum devleti ortaya çıkmıştı. Dimitrios'un devlet merkezi Mistra (Hammer, III, 40, Isparta), Thomas'ınki de Patras idi. Her iki kardeş, mücadelelerinde, Mora Arnavutlarından yardim alarak birbirleri ile uğraşıyorlardı. Bu esnada Osmanlılar, bunlara müdahalede bulunmayarak seyirci kalmışlardı. İki kardeş arasındaki mücadelede, Dimitrios'a ait bazı yerlerin Thomas'ın eline geçmesi üzerine Dimitrios'un Osmanlı Pâdişahına elçi göndererek yardıma istemesi, Thomas'ın anlaşmalara aykırı hareket ederek vergisini göndermemesi ve Latinlerle ittifak kurması göz önünde bulundurularak, Mora'ya sefer yapılmasına karar verildi. Fâtih, bütün gizlilik kaidelerine riayet ederek yapacağı seferin nereye olacağını açıklamadan, bir ihtiyat tedbiri olarak Mahmud Paşa'yı Sırbistan taraflarına yollar. Bu esnada kendisi de Mora üzerine hareket eder. 1458 Mayıs'ında, ordunun toplantı yeri olan Serez'de bütün askerî tedbir ve tertiba... Devamı

OSMANLI VEZİRLERİ SADRAZAMLARI

2013-09-28 15:42:00

Sadrazam ya da Vezir-i Azam, (Osmanlıca: صدر اعظم‎, وزیر اعظم‎) Osmanlı Devleti döneminde padişah adına devlet işlerini yöneten en yüksek derecedeki görevliye verilen isimdi. Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde sadece vezir tanımı kullanılmaktaydı. Orhan Gazi saltanatındaki dört vezir ilmiye sınıfından vezirliğe yükselmiştir. I. Murad saltanatında Çandarlılar kazaskerlikten vezir olmuşlar, aynı dönemde vezir sayısının artmasıyla, önce "birinci vezir", "ikinci vezir" tanımları, daha sonra da "vezir-i azam" ve nihayet "sadrazam" ünvanı verilmeye başlanmıştır. 15. yüzyıl sonlarına kadar vezir adedi üçü geçmemiştir. Vezirler Divan-ı Hümayun'da, Kubbealtı'nda toplandıkları için, kendilerine "kubbe vezîri" veya "kubbenişîn" ismi de verilmiştir. Sadrazam hükümdarın mutlak vekili sıfatıyla onun tuğralı mührünü taşırdı.   I. Osman Orhan Gazi Alaüddin Paşa (İlk sadrazam) Gündüz Alp (İnönü Beyi) Hasan Alp (Yarhisar Beyi) Turgut Alp (İnegöl Beyi) Konur Alp Abdurrahman Gazi Samsa Çavuş Köse Mihal Gazi Yutulmuş Birader Ak Temür (Osman Gazi'nin torunudur) Karamürsel Akçakoca Saltuk Alp Taz Ali Akbaş Mahmut Alp Karaoğlan Kara Tekin Candarlı Mevlana Kara Halil Aydoğdu Orhan Gazi Alaüddin Paşa Süleyman Paşa Mahmutoğlu Nizamüddin Paşa Hacı Paşa I. Murad Sinanüddin Yusuf Paşa Çandarlı Kara Halil Hayreddin  I. Bayezid Çandarlı Ali Paşa I. Mehmed Osmancıklı İmam-zade Halil Paşa Çandarlı İbrahim Paşa II. Murad Amasyalı Bayezid Paşa Çandarlı İbrahim Paşa Amasyalı Hızır Danişmendoğlu Koca Mehmed Nizamüddin Paşa Çandarlı Halil Paşa II.... Devamı

FATİHİN İSTANBUL KUŞATMASINDA KULLANDIĞI ŞAHİ TOPUNUN ÖZELLİKLER

2013-09-28 13:52:00

Fatih Sultan Mehmed çizimlerini bizzat kendisinin yaptığı devrin en büyük topunu evvelce Bizans hizmetinde bulunan Urbain isimli bir Macar yahut Ulah mühendisine, döktürmüştü. Bu topun Edirne’de dökülmesinde Mimar Muslihiddin Ağa , Saruca Paşa ve Urbain beraber çalışmışlardı.   İngiltere, Portsmouth, Fort Nelson'da Sergilenen Top Bu yeni topa Şahi adı verilmiştir. Üç ayda dökülen bu topun büyüklüğü ve çapı hakkında muasır tarihçiler muhtelif bilgiler vermektedirler. Françes; uzunluğu 5,5 metre,  dış çevresi 2 metre 74 cm (9 kadem),  yarı çapı 92 cm (kutru 3 kadem )  ağırlığı 18 ton kadardır demektedir.  Top 544 kg (1200 libre) bazılarına göre de 680 kg (1500 libre)  gülleler atıyor, bu gülleler 1,883 km (1 mil) mesafeye kadar giderek 1 metre 83 cm (6 kadem)  derinliğinde toprağa gömülüyordu.  Topun sesi 24 km ( 13 mil) mesafeden duyulmaktaydı. Şahî adı verilen bu topların Edirne’de atış denemeleri öncesi, halkın heyecan ve korkuya kapılmamaları için şehre tellallar salınmış çıkacak dehşetli gürültünün sebebi önceden haber verilmişti. Urbain’in döktüğü top ve diğer toplar 1452 senesi Ocak ayının sonlarında Edirne’den yola çıkarılmış ve ancak iki ay sonra İstanbul önlerine getirilebilmişti. Büyük topun önünde Kraç Bey kumandasında on bin akıncı süvarisinden mürekkep bir kol gidiyor topu otuz, bazılarına göre elli veya atmış çift öküz müşkülatla çekiyordu. Fatihin toplarından birisi Kırım Savaşı sırasında Çanakkale’de bulunmaktaydı. İngilizlerin alakasını çeken bu top General Sir John Lafroy’un yoğun girişimleri ve bir&ccedi... Devamı

OSMANLI HAREMİ NEDİR GERÇEKLERİ

2013-09-26 20:02:00

Osmanlıda Harem Neden kurulmuştur: Ankara savaşında Yıldırımın ailesi, Timur'a esir düşmüştür. Timur'un Yıldırım Beyazatın eşine kötü davrandığı rivayet olunur. Osmanlı sarayı bu olaydan sonra, aynı utancı tekrar yaşamak için, karar almıştır. Bu karar Padışahın eşinin belli olmaması doğrultusundadır. Osmanlı bu geleneği Kanuniye kadar sürdürmüştür. Kanuni Sultan Süleyman. Hürreme nikah kıyarak, bu geleneği bozmuştur. CARİYELER Hünkâr Kalfaları Harem kadınlarının yükselebilecekleri en yüksek makamdır. Görevleri padişahların hizmetlerini görmek , padişahın günlük işleriyle uğraşmak, yemeği hazırlamak şeklinde sıralayabiliriz. Bu kadıların aralarındaki rütbeler şöyledir; Hazinedar ve Hazinedar Usta; Padişahların hususi ve şahsi hizmetlerini görenlere hazinedar adı verilirdi. Hünkar kalfaları özellikle bunlar için kullanılan bir tabirdir. Hazinedarların en önemli görevleri hükümdarın şahsi hizmetini görmekti. Hazinedar usta padişahın yanında oturabilirdi, odasına girip çıkabilirdi. Ayrıca haremdeki hazinelerin bütün anahtarları da hazinedar ustada bulunmaktaydı. Saray ustaları, cariyeler dairesinde Valide Sultan Taşlığına istedikleri zaman geçebilecek durumda olan ayrıcalıklı kişilerdi. Evlenmemiş, uzun süre sarayda yaşamış, tecrübeli saray hanımları arasında ustalığa yükselmek ancak padişahın ve ailesinin güven ve takdirini kazanmakla mümkündür. Kâhya Kadın: Haremin teşrifatçısıdır. Resmi günlerde düğünlerde, merasimi o idare ederdi. Yanında mühr-i hümayun bulundurulurdu. Kendine has cariyesi ve maiyeti vardı. Bunların dışında daha küçük görevlerde bulunan cariyeleri şu şekilde sıralayabiliriz. Çaşnigir Usta: Sarayın çamaşır ve yatak ... Devamı

OSMANLIDA YÜKSELİŞ DEVRİ NE ZAMAN BAŞLADI

2013-09-26 17:50:00

    FATİH DÖNEMİ (II. MEHMET)   İslam aleminin en önemli isteklerinden biri olan İstanbul'un fethi bu dönemde gerçekleşti. İstanbul'un Fatih tarafından kolayca fethedilmesinin nedenlerinden biride ; o dönemde varlığın sürdüren katolik Ortodoks çekişmeleriydi. Fatih İstanbul'u aldıktan sonra Ortodoks halka din özgürlüğü sağlanmış. Ancak Katolik ve Ortodoks kiliselerinin başına kiliselerarası birleşmeye karşı olan din adamları getirerek Avrupa Hrıstiyan birliğini bölmeyi, amaçlamıştır. İstanbul'un alınmasından sonra Karadeniz ve Ege ticaretinin Osmanlıların eline geçmesinden rahatsızlık duyan Venedik ile 16 yıl savaş yapılmış ancak biri denizde diğeri karada güçlü olduğundan birbirlerine karşı üstünlük sağlayamadılar. Ve anlaşma yoluna gittiler. Söz konusu anlaşma ortamından dolayı Osmanlı tarihinde ilk imtiyazlar Venedik'e verilmiştir. Venedik'e Osmanlı sularında serbest ticaret yapma hakkını verdiği gibi Venedik bayrağı taşıyan her gemiye bu haklar verilmiştir. Bundan maksat Hıristiyan birliğini bozmaktı. Balkanlarda Sırbistan, Mora, Bosna, Hersek, Eflak-Boğdan Osmanlı topraklarına katılmıştır. Anadoluda'ki fetihler; * Cenevizlerden Amasra alındı. * Sinop alınarak Candaroğullarına son verildi. * Trabzon Rum İmp son verildi. * Karamanoğularına son verildi.   Uzun Hasan'la 1474'te Otlukbeli Savaşı yapılarak Doğu Anadolu Osmanlı topraklarına katıldı. Denizlerdeki fetihler; * Ege adalarında; İmroz, Taşoz, Limni, Midilli, Bozcaada, Semadirek alındı. * Gedik Ahmet Paşa komutanlığında Kırım Hanlığına son verildi. Böylece Karadeniz Türk gölü haline geldi. * Sen Jan Şövalyelerinden Rodos adası alınamadı. * Galya seferiyle Otranto kalesi ele geçirild... Devamı

KÖSEM SULTAN MAH-PEYKER KİMDİR NASIL ÖLDÜ

2013-09-26 15:35:00

Mâh-Peyker Kösem Sultan Anastasya 1590 Bosna-Hersek Osmanlı Devleti 2 Eylül 1651 İstanbul, Osmanlı Devleti I. Ahmet Türbesi, Sultan Ahmet Camii, İstanbul Valide Sultan Islam Sultan I. Ahmet Oğulları: Sultan Iv. Murat Süleyman, Sultan I. İbrahim, Kasım; Kızları: Ayşe, Fatma, ve Cevherhan Torunu: Sultan IV. Mehmed Mâh-Peyker Kösem (1590-2 Eylül 1651) Valide Sultan Sultan I. Ahmet'in eşi, Sultan IV. Murat ve Sultan I. İbrahim'in anneleridir. Osmanlı tarihinin ünlü ve etkili kadınlarından olan Kösem Sultan, 1590 yılında Bosna'da Anastasya adıyla doğdu. Bosna Beylerbeyi tarafından İstanbul'a kızlarağasına gönderildi. 15 yaşındayken Sultan I. Ahmet'e haseki oldu. Keskin zekasıyla padişahı etkisi altına aldı ve bütün saraya nüfuzunu kabul ettirdi. Kocası ölünce önce tahta geçen kocasının kardeşi Sultan I. Mustafa ve daha sonra da kocasının başka bir kadından olma oğlu Sultan II. Osman zamanında devlet işlerinde etkinliği arttı. Fakat II. Osman yaşı çok genç olmakla birlikte Kösem Sultan'ın devlet işlerine çok karışmasından rahatsız oldu ve muhtemelen annesi Valide Sultan Mahfiru Hadice Sultan'ın da etkisiyle onu eski saraya gönderdi. Genç Osman'ın tahtan indirilmesi ve tekrar yerine geçen I. Mustafanın da tekrar tahttan indirilmesi üzerine tahta nihayet Kösem Sultan'ın kendi oğlu IV. Murat çıktı. IV. Murat tahta çıktığında sadece 11 yaşındaydı ve Kösem Sultan artık oğlu adına devleti büyük ölçüde yönetmeğe başlamıştı.   ... Devamı

FATİHİN HOCASI AKŞEMSEDDİN KİMDİR HAYATI

2013-09-22 16:04:00

Akşemseddin (d. 1389, Şam - ö. 1459, Göynük) asıl adı ile Mehmet Şemseddin, çok yönlü İslam alimi ve bilim insanıdır.   Hayatı Hamza'nın oğlu olarak, 1389 yılında Şam 'da doğmuştur. Akşemseddin'in soyu, baba tarafından 15. batında Ebu Bekir'e dayanmaktadır. İlk tahsilini babasından alan Akşemseddin, 7 yaşında hafız olup, ailesiyle birlikte Samsun'un Kavak bucağına yerleşmiştir. Babasının vefatından sonra Amasya ve Osmancık medreselerinde eğitimini tamamlayan Akşemseddin, müderrislik payesi aldı ve Osmancık Medresesine müderris oldu. Akşemseddin ayrıca, tıbba ve eczacılığa merak sararak tıp ilmini öğrendi. Daha önceden Abdülkâdir Geylânî, İmam-ı Gazali ve Muhammed Celaleddin-i Rumi gibi örneklerinde görüldüğü gibi, ilim tahsili ile tatmin olmayan Akşemseddin, irfan tahsili için müderrisliği ve medreseyi terk etti. Tasavvufa olan ilgisinden dolayı, Akşemseddin önce İran dolaştı ama umduğunu bulamadığı için tekrardan Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı. Anadolu'da ise, Akşemseddin'e Ankara'da bulunan Hacı Bayram Veli'yi tavsiye ediyorlar ve şöyle diyorlardı: “ Kazandığın şu zahiri ilmini mana ilmiyle, bilgini aşk ile, akıl vergisini kalp ve gönül vergisiyle tamamlaman gerek. Bu da yalnız olmaz. Sana bir mürşit lazım. Kalk Ankara'ya git. Orada Hacı Bayram Veli'ye müracaat et. O seni tamamlasın, bütünleşin. Sen bu dünyaya lazım bir insansın. ”   Ankara'ya giden Akşemseddin, Hacı Bayram Veli'nin öğrencilerinin nefislerini kırmak, fakirlere yardım etmek ve yoksullara ikramda bulunmak için de olsa cer ve yardım kabul etmesi, çarşı pazarda devran yaptırması gibi hallerinden hoşlanmadığı için Ankara'dan ayrıldı ve başka bir ... Devamı

Fatih Ve Uzun Hasan Arasında Geçen Otlukbeli Şavaşı

2013-09-22 15:45:00

  Fatih Sultan Mehmed Hanın, 1453’te İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğunu ve 1461’de de Trabzon’u alarak Pontus Rum Devletini yıkması, Hıristiyan âlemine karşı üstünlük kurup, İslâm âleminde takdir kazanması, doğudaki Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan’ı telaşlandırdı. Türkmen asıllı Akkoyunlu Uzun Hasan, kısa zamanda devletin sınırlarını genişleterek; Irak-ı Acem, Irak-ı Arap, Âzerbaycan, İran ve kısmen Doğu Anadolu’ya hakim olmuştu. Pontus Rum Kralının damadı olması dolayısıyla Trabzon’un mirasının kendisinin olduğunu iddia etti. Bu sebeple, Fatih’ten Trabzon’u istedi. İsteği kabul edilmedi. Uzun Hasan, tek başına Osmanlıları mağlup edemeyeceğini bildiğinden, kendisine müttefik aradı. Neticede, batıda Haçlı devletleri ve doğuda hakimiyet mücadelesi veren Türk devlet ve beyleriyle anlaştı. Venedik, Papa ve Napoli, ittifak teklifleri neticesinde, ateşli silahlar ve bunu kullanacak usta ve asker gönderip Uzun Hasan’ın yanında yer aldılar. Venediklilerin yardımı karşılığı, Karadeniz’de serbest faaliyet yanında, Mora, Midilli, Ağrıboz ve Argos’un iadesi temin edilecekti. Topraklarını Osmanlıların zapt ettiği Karaman ve Candar beyleri de bu ittifaka dahil oldular. Uzun Hasan’ın bu faaliyetlerine karşı Fatih de tedbir aldı. Batıdan gelecek saldırılara karşı Rumeli ve İstanbul’un emniyet tedbirlerini arttırdı. Rumeli’nin muhafazası, Şehzâde Cem Sultan'a verildi. Mısır Memlûkları ile anlaşma yapılarak, Akkoyunlular ile ittifakları önlendi. Akkoyunlu-Venedik ittifakını da bozmak isteyen Fatih, Venediklilerin Ağrıboz Adasını Osmanlılardan istemeleri üzerine, anlaşmaya yanaşmadı. Venedikliler, Uzun Hasan’a yardım için Napoli, Rodos, Papalık ve Kıbrıs donanmalarıyla; Akdeniz ve Ege sahillerindeki Osmanlı şehirlerinden Antalya, İzmir şehir ve kalelerini yağma edip, yak... Devamı

Fatihin Annesi Hatice Huma Hatun Kimdir

2013-09-22 15:29:00

  Hatice Âlime Hüma Hatun, Fatih Sultan Mehmed’in öz annesidir Hakkındaki bilgiler çok sınırlıdır. Mezarı Bursa'dadır ve Hüma Hatun veya Hatuniye Kümbedi olarak bilinmektedir. Bu türbenin 1449 tarihli (hicri 853) kitabesinde isim belirtilmez ama yapının Çelebi Mehmed (Fatih) tarafından annesi için yaptırıldığı yazılıdır. Bursa'daki bir mahkeme kaydında ise Fatih'in annesinin ismi Hüma Hatun olarak geçmektedir. Babasının ismi bilinmemektedir. Yalnızca bir vakfiyede Hatun binti Abdullah, "Abdullah kızı" olarak geçer. Bu ibare, onun mühtedi (İslâmiyet’i sonradan kabul eden) olduğuna delil olabilir. Zira, o dönemde mühtediler asıl babalarına değil, "bin Abdullah" veya "binti Abdullah" şeklinde, jenerik isim olarak Abdullah’a (Allah’ın kulu) isnad edilirdi. Bazı kaynaklarda Fatih Sultan Mehmet’in annesinin Fransız olduğu, bazı batılı kaynaklarda ise bunun Fransız asıllı bir Yahudi olan Ester Stella olduğu kayıtlıdır. Bu iddia İbrahim Peçevi gibi tarihçiler tarafından ciddi bulunmamıştır. Tarihçi Babinger ve yazar Lord Kinross’a göre Fatih'in annesi gayrimüslim bir köledir. Yine Babinger’e göre ölümünden sonra Türk-Acem efsanelerindeki cennetkuşu hümadan esinlenilerek Hüma Hatun olarak adlandırılmıştır.Fatih Sultan Mehmed üvey annesi Mara Branković Hâtûn tarafından yetiştirilmiştir.... Devamı

FATİHİN VEZİRİ CANDARLI HALİL PAŞA KİMDİR HAYATI

2013-09-22 15:19:00

Çandarlı Halil Paşa (d.? - ö. 1 Haziran 1453), 1439-1453 tarihleri arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamı. İstanbul'un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından idam ettirildiği 1 Haziran 1453 tarihine kadar 15 yıl vezir-i azamlık yapmıştır. Osmanlı tarihinde idam edilen ilk sadrazamdır. Hayatı Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi başvezirlerinden olan Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa'nın torunu ve Çandarlı İbrahim Paşa'nın oğludur. İyi derecede medrese eğitimi görmüştür.  Bir vakfiye'de 1436'da kazasker olduğu kaydı bulunmaktadır. Sadrazam olan babası Çandarlı İbrahim Paşa vefat ettikten sonra ilmiye sınıfından ayrıldığı belirtilmektedir. II. Murat saltanat döneminde 1439'da başvezir olan Osmancıklı (Amasyalı) Koca Mehmed Nizamüddin Paşa vefat ettikten sonra başvezirlik görevine geçmiştir. 1439 ile 1451'e kadar dönemde iki defa devlet işlerinden uzaklaşarak Manisa'ya çekilen II. Murad'ın yerine gelen genç oğlu II. Mehmed'in birinci sultanlık döneminde fiilen Osmanlı Devleti'ni yönetmiştir. Bu dönemde özelikle Anadolu beyliklerine karşı yapılan sert müdahelelerin önüne geçerek büyük bir iç karışıklığı önlemiştir. Edirne-Segedin Antlaşması'nın koşullarından hoşnut kalmayan Papalık, Kardinal Giuliano Cesarını vasıtasıyla Macar komutanı János Hunyadi'yı "Papa’nın onayı olmadığından dolayı geçersizdir." iddiasıyla antlaşmayı ihlale yöneltmesi ile Balkan ülkelerinin büyük bir Haçlı ordusu oluşturarak Macar/Lehistan Kralı I. (III.) Ladislav komutasında önce güneye Balkanlardan sarkarak sonra doğuya Varna 'ya yönelmeleri ile büyük tehdit altına kalan Osmanlı Devleti ordusunun başına tekrar tahttan feragat etmiş olan II. Murat'ın gelmesini s... Devamı

ÇANDARLI PAŞA NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ NASIL ÖLDÜ

2013-09-22 15:14:00

II. Murad Han Macar kralı ile bu 10 senelik Segedin saldırmazlık anlaşmasını imzalar imzalamaz  hemen tahtını, 12 yaşındaki oğlu Fatih Sultan Mehmed’e devretti, Manisa’ya çekildi. Osmanlı tahtına 12 yaşında bir çocuğun geçtiğini duyan zamanın papası, yardımcısı kardinal Sezerani’yi hemen Macar kralına gönderdi. Kardinal, papanın temsilcisi olarak, Macar Kralı’na: -Papa’nın senden isteği şudur. Türk tahtı 12 yaşında bir çocuğa kaldı. Hemen asker topla ve Türkleri Avrupa’dan atalım. Geldikleri Orta Asya’ya gönderelim. Dedi. Kral ise: -Efendim ben Segedin anlaşmasını, kutsal İncil üzerine yemin ederek imzaladım. Eğer bozarsam Allah bana belalar gönderir… Dedi. Kardinal tarihe geçen ve Haçlıların Müslümanlara bakışını özetleyen şu meşhur sözünü söyledi: -Papa buyurdu ki, Müslümanlara karşı edilen yeminler yemin sayılmaz. Yeminini bozsun!.. Papa’nın buyruğunu duyan Macar Kralı, İncil üzerine el basarak ettiği yeminini ve anlaşmayı böylece bozdu. Bulgaristan tarafından Osmanlı toprağına tecavüz etti. 12 yaşındaki genç Padişah 2.Mehmed Han, Çandarlı Halil Paşa’nın israrlı telkinleri sonucu, Babası Murad Han’a, ordunun başına tekrar geçmesi için elçiler gönderdi. Murad Han: -Osmanlı tahtında bir Padişah oturmaktadır. Her ne tedarik gerekirse kendisi yapacaktır. Biz köşemize çekildik ve burada kalacağız. Diyerek elçileri geri çevirmiştir. Genç Padişah bu sefer kendi dehasını da konuşturarak babasına bir mektup yazmıştır. Demektedir ki: -Devletin ve ordunun sana ihtiyacı vardır. Padişah sen isen gel makamına otur, ordunun başına geç. Yok eğer Padişah ben isem sana emrediyorum, gel makamına otur ve ordunun başına geç! 2. MURAD HAN GERİ GELİYOR ... Devamı

İSTANBULUN FETHİ NEDENLERİ VE SONUÇLARI

2013-04-20 02:56:00
İSTANBULUN FETHİ NEDENLERİ VE SONUÇLARI |  görsel 1

FATİH SULTAN MEHMED (II. MEHMED) İstanbul'un Fethi'ne ait resim Rumeli Hisarı Fethin Nedenleri -Akdeniz'den Karadeniz'e uzanan yolun İstanbul'dan geçmesi -Bizans'ın Avrupalıları kışkırtarak Haçlı Seferleri düzenlkemelerine neden olmaları -Bizans'ın Anadolu Beyliklerini Osmanlı'ya karşı kışkırtmaları -Bizans'ın toprak bütünlüğünü bozması İstanbul Fethi için Yapılan Hazırlıklar -Karadeniz yolu ve boğazdan geçebilecek tehlikelere karşı RUMALİ HİSARINI YAPTIRMALARI -İstanbul çevresindeki kaleler ele geçirildi -Suraları yıkabilecek toplar göktürüldü ve aşırtmalı güllelelr atan havan topları yapıldı -Şehri denizden kuşatmak için hazırlıklar yapıldı donanmalar hazırlandı Bizans'ın Hazırlıkları -Avrupa'dan deestek alındı -Haliç'in ağzına zincir gerildi.Haliç'e girlmesi engellendi -Surlar tamir edildi İstanbul'un kuşatılması ve fethedilmesi Evet arkadaşlar II.Mehmed daha 21 yaşındaydı.Gençti ve kararlıdı,kendine güvenen azimli bir padişahtı.6 Nisan 1453 tarihinde kuşatmaların başlamasıyla savaş başlamış oldu ve Avrupa'da büyük bir heyecan yarattı bu olay tabiki.Papa Bizans'a yardım etti ve donanmasına 5 gemi gönderdi.Gemiler Osmanlı donanmasını geçerek Haliç'e girdi.Bu arada II. Memed Gemilerini karadan Haliç'e indirdi. Osmanlı ordusu kutlu gün 29 MAYIS 1453 tarihinde İstanbul'u fethetti ve II. Mehmed'e FATİH unvanı verildi Fethin Sonuçları -Osmanlı bütünlüğün sağlar -Başkent İstanbul olmuştur -Bizans artık yıkılmıştır -Tiracet deniz yollarının denetimi Osmanlı'nın eline geçmiştir. -Osmanlı İslam Dünyasındaki syagınlığı artar -Orta çağın sonu Yeni çağın başlangıcı olarak kabul edilir nedeni... Devamı

OSMANLI DEVLETİNİN GERİLEME NEDENLERİ NELERDİR

2013-04-12 12:11:00

Osmanlı Devletinin Gerileme Nedenleri Merkezi Yönetimin Bozulması Osmanlı merkezi yönetiminin bozulmasında; 17. yüzyıldan itibaren tahta çıkan padişahların devlet işlerine ilgisiz kalmaları ve genellikle ordunun başında sefere çıkmamaları ve zevki-i sefa yapmaları. * Şehzadelerin sancaklara gönderilmemesinden dolayı, devlet işlerinde yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadan devletin başına geçmeleri. * Padişahların tecrübesizliğinden yararlanan saray kadınlarının ve ağalarının devlet yönetiminde etkili olmaları. * Küçük yaşta tahta çıkmaları (4. Mehmed 6 yaşında tahta çıkmıştır). * Önemli makamların liyakata bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması gibi nedenler.etkili olmuştur. * Devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Deneyimsiz kişiler tahta geçmiş, bu nedenle merkezi yönetim bozulmuştur. Ekonominin Bozulması 16. yüzyılın sonlarından itibaren Osmanlı ekonomisinin bozulmasında; * Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ticaret yollarının yön değiştirmesi ve gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması * 17. yüzyılda Avusturya ve Iran ile yapılan savaşların yüklü harcamalara yol açması * Ihracatın azalması, ithalatın artması ve kapitülasyonların giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi * Sömürgelerden Avrupa'ya yüklü miktarda altın ve gümüşün gelmesi, bu madenlerin bir.miktarının Osmanlı ülkesine girmesi ve paranın değerini düşürerek enflasyonu artırması * Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları * Saray masraflarının artması * gibi nedenler etkili olm... Devamı

BALTACI MEHMET PAŞA VE KATERİNA OLAYI PURUT SAVAŞI

2013-04-04 11:14:00

Bildiğiniz gibi 1711 yılında yapılan PRUT SAVAŞI sırasında Rus ordusu Osmanlı ordusu tarafından kuşatılmış,tam yok edilecek ve Rus tehlikesi başlamadan bitecek iken Petro’nun eşi Katherina elindeki mücevherleri de alarak Sadr-ı Azam Baltacı Mehmet Paşa’nın çadırına gelmiş ve ağlayarak,sızlayarak hatta cinselliğini de kullanarak O’nu barışa ikna etmiştir. denilmektedir.Böylece hem Osmanlı Devlet adamlarına da güzel bir isnatta bulunulmuş ve bir taşla iki kuş vurulmak istenmiştir.Ancak işin aslı bu değildir.O dönemde savaş sırasında bölgede bulunan Hem Türk hem de Rus tarihçilerin kaynaklarında böyle bir bilgiye rastlanmamaktadır. Katherina’nın barışta rolünün büyük olduğu kesindir.Ruslar’ın elinde cephane azalınca Petro(Deli Petro),bir hamle ile Osmanlı ordusunu yarmayı hedeflemiştir.Ancak böyle bir girişimin intihar olacağını anlayan Çariçe Katherina orduda ne kadar mücevherat,altın,gümüş ve değerli eşya varsa hepsini toplatmıştır.Diğer taraftan da ruslar,Katherina’nın Avusturya hükümdarının kardeşi olduğu haberini yaymışlar ve demişler ki eğer kızkardeşinin başına birşey gelirse Avusturya hükümdarı Osmanlılar’la sulhü(barışı) bozacak. Katherina’nın hazır ettiği para ve hediyeler başabakan Şafirov tarafından Sadr-ı Azam Baltacı Mehmet Paşa’ya gönderilir.Prut seferi dönüşünde Çar Petro,barışı nasıl elde ettiğini soran Danimarka elçisine,”SADR-I AZAM’I PARA VEREREK BARIŞA RAZI ETTİĞİNİ VE FECİ BİR FELAKETTEN KURTULDUKLARINI” söyler. Görüldüğü gibi sayın okuyucularımız işin aslı uçkur davası değil,verilen ganimet gibi değerli eşyalardır.Ayrıca eğer bunun kabul olunmaması durumunda Avusturya ile ikinci bir savaşın çıkacağı meselesidir ki bu da Osmanlı için ayrıca önemli bir k... Devamı

KANUNİNİN OĞLU ŞEHZADE MUSTAFA NASIL ÖLDÜ

2013-02-04 11:49:00

Şehzade Mustafa (1515, Manisa - 6 Ekim 1553, Konya), Sultan Süleyman'ın Mahidevran Sultan dan olma oğludur. 32 yıl veliahd şehzadelik yapmış osmanlı şehzadesidir. Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi'ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller yanlış ve şahitler yalancıdır. Hürrem Sultan'ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa'ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı söylenir. 1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti. Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancak Beyi olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 1541’de Amasya Sancak beyliğine atandı; Saruhan Sancak Beyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmet getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenirliği için şehzadenin Amasya'ya gönderildiğini ve Şehzade Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü açıkladı. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancak Beyliğine Şehzad... Devamı

İNEBAHTI DENİZ SAVAŞI SINGIN FACİASI NASIL OLMUŞTUR

2012-12-08 19:19:00
İNEBAHTI DENİZ SAVAŞI SINGIN FACİASI NASIL OLMUŞTUR |  görsel 1

İnebahtı Deniz Muharebesi - National Maritime Museum (BHC0261) Osmanlı kaynaklarında ”Sıngın Deniz Faciası” olarak da anılan bu savaş, Korint Körfezi’ndeki İnebahtı yakınlarında Haçlı donanması ile Osmanlı donanması arasında geçti.Savaşın en belirgin nedeni; Osmanlıların Kıbrıs adasını fethederek Hristiyan ülkelere ait korsanların ticaretine engel olmak istemesidir. Kıbrıs’taki Venedikliler tarafından korunan bu korsanların başvuruları üzerine Papa V. Pius, İspanya kralına bir mektup göndererek duruma çözüm bulmasını istemişti.Mektubu alan kral, Akdeniz’de müşterek çıkarları bulunan ülkeleri (Venedik, Ceneviz, Savua, malta, Toskano, Mantua, Ferrara, Lucca ve Monako) toplantıya çağırdı. Görüşmelerden sonra meydana getirilecek olan Haçlı donanmasının tüm giderlerinin yarısının İspanya tarafından karşılanması, geri kalanının ise katılan dük ve prensliklere eşit olarak ödetilmesi ve Don Juan’ın donanmanın başına getirilmesi kararlaştırıldı.Osmanlı Devleti, Roma ve Venedik’te bulunan casusları kanalı ile durumdan haberdar oldu. Toplanan Divan-ı Hümayun, oluşturulan Haçlı donanmasının karşısına güçlü bir donanma ile çıkılmasını kararlaştırdı.Divan’da bulunan Sokollu Mehmet Paşa’nın karşıtları padişah üzerindeki etkileri ile Kaptan-ı Deryalık makamına karacı bir vezir olan Müezzinzade Ali Paşa getirildi.Bu, İnebahtı deniz faciasına yol açacak olan bir karardı. Bunun gibi Akdeniz’de dolaşan bir Hristiyan donanmasının dudurulması için de yine karacı bir vezir olan Pertev Paşa atandı.Bunların gayreti ile meydana getirilen Türk donanması, kara ordusu ağırlıklı olarak kuruldu.Bu arada, Uluç Ali Reis, Cafer Reis, Barbaroszade, Mehmet Paşa, Barbaroszade Hasan Paşa, Salih Paşazade Mehmet Bey gibi deniz kurtlarına da g... Devamı

TANZİMATIN İLANI VE TANZİMATIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER

2012-11-20 19:30:00
TANZİMATIN İLANI VE TANZİMATIN GETİRDİĞİ YENİLİKLER |  görsel 1

Tanzimat Fermanı'nda HUKUK alanındaki yenilikler Tüm vatandaşlar "Osmanlı vatandaşı" sayılarak din farkılıklarına bağlı ayrıcalıklar kısmen kaldırıldı. 1840'ta bazı maddeleri Fransız Ceza Yasasından alınan yeni Ceza Kanunnamesi hazırlandı. 1858'de tümüyle Batı kaynaklarından esinlenen ikinci Ceza Kanunnamesi kabul edildi. 1850'de Fransız Ticaret Kanunu esas alınarak hazırlanan Ticaret Kanunnamesi yürürlüğe girdi. Bu kanunla faiz, anonim şirket ve kambiyo senedi kavramları ilk kez Osmanlı hukukunda yer aldı. 1840'tan itibaren ceza ve ticaret davalarına bakmak üzere, laik ilkelere göre işleyen nizamiye mahkemeleri kuruldu; bu mahkemelere müslümanların yanısıra gayrimüslim hakimler atandı. 1853'te cinayet davalarında gayrımüslimlerin de şahitlik yapabileceği kabul edildi. 1851'de ticaret mahkemeleri kuruldu. 1867'de Devlet görevlilerine karşı açılan davaları görmek için Şurayı Devlet (Danıştay) kuruldu. Tanzimat Fermanı'nda MALİ alandaki gelişmeler 1841-1842 yılında ilk bütçe hazırlandı, 1846-1847 yılında ise ilk modern bütçeye geçildi. Vergilerin mükellefler arasında düzgün ve gelirlere göre dağıtılması amaçlandı. Devlet görevlilerinin halktan resmi vergiler dışında aldıkları vergiler yasaklandı. 1840'ta Kaime-i Nakdiye ismiyle ilk kâğıt para dolaşıma sokuldu. 1855'te Kırım Savaşı'nın maddi yükünü karşılamak için tarihte ilk kez dış borç alındı.Borç ingiltereden alınmıştır. Tanzimat Fermanı'nd ASKERİ yenilikler Donanma seferberliği başlatan Sultan Abdülaziz. Askerlik hizmetinin vatani bir vazife olduğu ilan edilerek zorunlu askerlik başlatıldı.1843'te ilan edilen bir yasa... Devamı

LALE DEVRİNDE OSMANLIDA YAPILAN YENİLİKLER

2012-01-13 21:47:00

A-) MATBAANIN KURULMASI VE BİLİMSEL GELİŞMELER III. Ahmet devrinin içinde ayrı bir dönem olarak dikkat çeken Lale Devri’ne gelindiğinde Osmanlı ülkesinde henüz bir Türk matbaası bulunmamaktaydı. Bununla birlikte Türkiye de açılan ilk matbaa da Museviler tarafından açılmıştı. Museviler bu matbaayı 1493 yılında, yani Türk matbaasının kurulmasından 233 yıl önce İstanbul da bundan birkaç yıl sonra da Selanik’te ilk matbaayı açmışlardır. Bu matbaa da bir çok kitap basılırken Sivaslı Akpar adındaki bir ermeni de, Venedik’te basımcılık sanatı öğrendikten sonra 1567 de İstanbul’da ve Nicodimus Metaxas adında bir Rum papazı da 1627 yılında yine aynı kentte bir matbaa kurmuştur. Osmanlı Devletinde ise ilk Türk matbaasının kurulması aşamasında ilk adımlar Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından atıldı. Damat İbrahim Paşa, Yirmisekiz Mehmet Çelebi’yi Paris’e Fransız uygarlığı görmesi ve Osmanlı Devleti’nde nelerin uygulana bileceğini bildirmek üzere göndermişti. Paris’ten dönen Mehmet Çelebi’nin oğlu Mehmet Sait Efendi de matbaanın kurulmasında büyük rol oynamıştır. Sait Efendi’nin Damat İbrahim Paşa’ya sunduğu raporda matbaanın Osmanlı ülkesinde mutlaka kurulması gerektiği de belirtilmekteydi. Bunun üzerine matbaanın kurulması ve işletilmesi için bir Macar dönmesi olan İbrahim Müteferrika görevlendirildi. 1674’te Erdel’de dünyaya gelen İbrahim Müteferrikanın kalvanist bir ilahiyat öğrencisi iken 1692 de veya 1693 de Thököly İmre komutasındaki ayaklanmada Türklere esir düştüğü doğru değildir. Onun Türk ordusuna kendiliğinden sığındığı kaynaklar tarafından belirtilmektedir. Osmanlı Devleti’nin hizmetine girdikten sonra kapıkulu süvarilerinin en itibarlı kısmı olan s... Devamı

II-MAHMUT DÖNEMİ YAPILAN İSLAHAT HAREKETLERİ

2011-12-30 13:41:00

II.Mahmut Devri Islahatları Alemdar Mustafa Paşa, Anadolu ve Rumeli’de devlet aleyhine güç ve saygınlık kazanan Ayanları İstanbul’a çağırarak 1808’te Senedi İttifak sözleşmesini imzalamıştır. Bu senet uygulanamamıştır. Asker alanda Nizam-ı Cedit yerine Sekban-ı Cedit ordusunu kurdu. II.Mahmut Eşkinci Ocağını kurdu. Yine yeniçeriler isyan edince halkın ve ulema sınıfının da desteğiyle yayınlanan bir hattı hümayunla tüm ülkede Yeniçeri Ocağını kaldırdı (1926). Dönemin ıslahatları: 1-Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında yeni bir ordu kurdu. 2-Sadece Deniz Mühendishanesi mezunlarının kaptan olması kararlaştırıldı. 3-Divan örgütü kaldırılarak bakanlıklar kuruldu. 4-Müsadere sistemi kaldırıldı. 5-Posta ve karantina örgütü kuruldu. 6-Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı. 7-Memurlar için kıyafet zorunluluğu getirildi. 8-Padişah portreleri devlet dairelerine asılmaya başlandı. 9-Medreselerin yanında çağdaş eğitim veren okullar açıldı. İlköğretim zorunlu oldu. Rüştüye (ortaokul) gibi orta dereceli okullar açıldı. 10-Memur yetiştirmek amacıyla Mekteb-i Maarif-i Adliye, Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı. 11-1821’de Tercüme odası adı ile ilk yabancı dil okulu açıldı. 12-Eğitim amacıyla Avrupa’ya ilk kez öğrenci gönderildi. 13-İlk resmi gazete Takvim-i Vakayi çıkarıldı. 14-Çuha fabrikası kurulmaya çalışıldı. 15-II.Mahmut ülkeyi tanımak amacıyla yurt gezisine çıkan ilk padişahtır.  ... Devamı

OSMANLIDA KULLANILAN SANCAK VE BAYRAK ÇEŞİTLERİ

2011-09-11 08:52:00

    Osmanlı Ordusu Muharebe Sancağı 1453-1798 Osmanlı Ordu Sancağı 1793-1923 Osmanlı Donanması Sancağı 1453-1789 Osmanlı Donanması Sancağı 1793-1844 Topçu Sancağı Humbaracı Sancağı Gönüllü Sancağı Dört Bölükler Sancağı Yeniçeri Sancağı Paşalara Mahsus Sancak Kaptanıderya Sancağı 1453-1793 Silahtar Bölüğü Sancağı Sipahi Sancağı Sipahi Bölüğü Sancağı Padişah Hazretlerinin Şahsına Mahsus Sancak Padişah Hazretlerinin Şahsına Mahsus Sancak   ... Devamı

FATİH VE KANUNİNİN KILIÇLARI ÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ YAZILAR

2011-09-02 11:34:00
FATİH VE KANUNİNİN KILIÇLARI ÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ YAZILAR |  görsel 1

  FATİH VE KANUNİNİN KILIÇLARI     Fatih Sultan Mehmet'in Kılıcı Fatih Sultan Mehmet’in savaşlarda kullandığı kılıcı çelik, som (balık dişi), demir ve altından yapılmış. Uzunluğu 125 cm. Üzerinde kılıç ustasının yazdığı bir dua yer alıyor: “Bismillahirrahmanirrahim. Hak dinin bağlarını parıltılı ve açık harfli ayetlerle ve keskin ve parlak kılıçlarla güçlendiren yüce Allah’a hamd olsun. Salat ve selam, en güzel fasih sözlerle vasfedilen Hazret-i Muhammed ve ehli beytine olsun. Allahı’m! Dinin erkanlarını yüceltmek için mücadele eden gazi ve mücahitlerin sultanı, cihat için çekilen keskin kılıç olan Sultan Murad Han’ın oğlu Mehmed Han’a güç kuvvet ver ve kılıcının kınını şeriat düşmanlarının boynunda, kaleminin mürekkebini de alemlerin rabbinin inayetinde eyle. O, Sultan Osman Han’ın oğlu Orhan Han’ın oğlu Murat Han’ın oğlu Bayezid Han’ın oğlu Mehmed Han’dır. Allah onların mezarlarının toprağını, gazilerin kılıçlarından akan saf su ile sulasın ve kılıçların gölgesi altında olan cenneti de mekanları eylesin, amin ya rabbelalemin.”     Kanuni Sultan Süleyman Adına Yapılmıştır.   Kanuni Sultan Süleyman’ın kılıcı ise çelik, altın, ahşap ve meşinden yapılmış. Uzunluğu 93 cm. Hacı Sungur’un imalatı olan kılıçta “Muhammed’in sırrı hürmetine, Haydar Ali’nin hakkı için. Sultan oğlu Sultan, Sultan Murad Han. Bu değerli kılıç, insanların en hayırlısı Selim Han’ın oğlu Sultan Süleyman’ındır. Allah ona zaferi bahşeylesin” yazıyor.   KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN HARBİYE ASKERİ MÜZEDE BULUNAN MURASSA KILICININ ÜSTÜND... Devamı

MOHAÇ SAVAŞI VE KANUNİNİN ZAFERİ

2011-08-27 15:17:00

Kanunî Sultan Süleyman sefer hazirliklarini tamamladiktan sonra, 1526 yilinin sonlarina dogru, muhtesem ordusu ile Istanbul' dan hareket etti. Ordunun mevcudu 100 bin kisi idi. Ayrica 300 kadar top vardi. Ordunun ilerlemesi büyük bir disiplin içinde devam etti. Ekili araziye girmek, buralarda hayvan otlatmak, Hiristiyan halkin hayvanlarini almak veya onlara baska türlü zarar vermek siddetle yasaklanmis, bu yasaklara tam olarak uyulmustu. Ordu Mohaç'ta Macaristan ordusunu tamamen imha edip bölgeyi Osmanlı Devleti sinirlari içine katan Kanunî Sultan Süleyman, savaştan sonra Budapeşte'ye gelip Macaristan'in yeni statüsünü tesbit etmişti. Buna göre Macaristan, Osmanlı Devleti'ne bagli bir krallik olarak bilinen ve Mohaç muharebesine katilmayan Transilvanya (Erdel) voyvodasi Zapolya'ya verilecekti. Belgrad'a ulaştığı zaman Ramazan Bayrami da gelmisti. Bayram namazi burada kilindi ve kutlama töreni yapildi. Sonra tekrar yola çikildi. Uylok, Petervaradin, Osiyek gibi bazi kaleler fethedildi. Belgrad Sırbistan'ın başkenti. Tuna ve Sava Irmaklarının birleştiği ve Avrupa'yı Balkanlara bağlayan üç önemli tarihi yolun kesiştiği noktada yer alır. Şehir her iki ırmağın sağ kıyısındaki tepelerde, Kalemegdan Burnunda yer alan hisar ile limanın birleştiği yerde gelişti. Sırbistan'ın bir sınır şehri olan Belgrad'ın tarihini, askeri sahada oynadığı rol tayin etmiştir. Drava Nehri'ne varildigi zaman burada bir köprü yapmak gerekti. Padisah ve veziriazam köprünün yapimina bizzat nezaret ettiler. Ordu bütün agirliklariyla bu köprüden geçtikten sonra Kanunî köprünün yikilmasini emretti. Böylece Macaristan'i tamamen almadan geri dönülmeyecegini belli ediyordu. Drava Nehri'nin asilmasindan sonra hi&c... Devamı

OSMANLIDA 17.YÜZYILDA İÇ İSYANLAR VE NEDENLERİ

2011-04-02 21:15:00

İÇ İSYANLARIN NEDENLERİ: •Osmanlı 17. Yy.’ a gelindiğinde en geniş sınırlarına ulaşmıştı.Buna rağmen siyasal ve ekonomik sorunlar devleti güç durumda bırakıyordu. • Osmanlı’yı uzun yıllar uğraştıracak olan iç isyanların sebepleri şunlardır: 1. Savaşların uzaması 2. 17. Yy.’da göreve gelen birçok devlet adamı ve padişahın yetersiz oluşu. 3. Memurların göreve gelmesinde rüşvet ve kayırmanın rol oynaması. 4. Toprak yönetiminin bozulması. 5. Tımarlı sipahilerin ihmal edilmesi. 6. Avrupa’daki bilim ve teknik gelişmelerine ayak uydurulmaması. 7. Osmanlı parasının değer kaybetmesi.   İSTANBUL İSYANLARI: • İstanbul isyanları yeniçeriler ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır. • Bu isyanlara bazı devlet adamlarının ve ulemanın da karıştığı görülmüştür. NEDENLERİ: 1. Yeniçeri ve sipahilerin maaşlarının zamanında verilmemesi. 2. Kapukulu teşkilatının(yeniçeri ve sipahiler) bozulması 3. Kapukullarının kendilerine ters düşen padişah ve devlet adamlarını uzaklaştırmak istemesi. 4. Culus dağıtımında aksaklıkların yaşanması. SONUÇLARI: 1. Merkezi otorite sarsılmıştır. 2. İsyan sonucunda ilk defa bir padişah öldürülmüştür. 3. Ayaklanmalardan dolayı devlet merkezinde huzur ve asayiş bozuldu. AŞRA İSYANLARI(CELALİ İSYANLARI): • 17. YY’da Anadolu da çıkan isyanlara genel olarak CELALİ İSYANLARI denir. NEDENLERİ: 1. Tımar sisteminin bozulması. 2. Halktan alınan vergilerin yükselmesi. 3. Halktan kanunsuz vergiler alınması. 4. Devşirme asıllı devlet adamlarının Anadolu da halk ile kaynaşamaması. 5. Merkezi otoritenin zayıflaması. 6. Kadı ve sancakbeylerinin halktan usulsüz para almaları SONUÇLARI: 1. Anadolu da huzur bozuldu. 2. Ekonomik hayat durgunlaştı.Vergi toplanamadığı için devlet ge... Devamı

OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN YERİNE KURULAN ÜLKELER

2011-03-31 21:18:00

  OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN YERİNE KURULAN ÜLKELERve kontrol altında kaldıkları süreler : Avrupa:       1.Türkiye                                                                  2.Bulgaristan (545 yil)       3.Yunanistan (400 yil)       4.Sirbistan (539 yil)       5.Karadag (539 yil)       6.Bosna-Hersek (539 yil)        7.Hirvatistan (539 yil)       8.Makedonya (539 yil)       9.Slovenya (250 yil)     10.Romanya (490 yil)     11.Slovakya (20 yil) Osmanli adi:Uyvar     12.Macaristan (160 yil)     13. Moldova (490 yil)     14.Ukrayna (308 yil)     15.Azerbaycan (25 yil)     16.Gurcistan (400 yil)     17.Ermenistan (20 yil)     18.Guney Kibris (293 yil)     19.Kuzey Kibris (293 yil)     20.Rusya 'nin guney topraklari (291 yil)     21.Polonya (25 yil)-himaye- Osmanli adi: Lehistan     22.Italya 'nin guneydogu kiyilari (20 yil)     23.Arnavutluk (435 yil)     24.Belarus (25 yil) -himaye-     25.Litvanya (25 yil)-himaye-     26.Letonya (25 yil) -himaye-     27.Kosova (539 yil)     28.Voyvodina (166 yil) Osmanli adi: Banat Asya     Asya     29.Irak (402 yil)      30.Suriye (402 yil)     31.Israil (402 yil)     32.Filistin ... Devamı

OSMANLI VEZİRLERİ OSMANLI SADRAZAMLARI

2011-03-03 10:18:00

I. Osman Orhan Gazi Alaüddin Paşa (İlk sadrazam) Gündüz Alp (İnönü Beyi) Hasan Alp (Yarhisar Beyi) Turgut Alp (İnegöl Beyi) Konur Alp Abdurrahman Gazi Samsa Çavuş Köse Mihal Gazi Yutulmuş Birader Ak Temür (Osman Gazi'nin torunudur) Karamürsel Akçakoca Saltuk Alp Taz Ali Akbaş Mahmut Alp Karaoğlan Kara Tekin Candarlı Mevlana Kara Halil Aydoğdu Orhan Alaüddin Paşa Süleyman Paşa Mahmutoğlu Nizamüddin Paşa Hacı Paşa Sinanüddin Yusuf Paşa I. Murad Sinanüddin Yusuf Paşa Çandarlı Kara Halil Hayreddin Çandarlı Ali Paşa I. Bayezid Çandarlı Ali Paşa I. Mehmed Osmancıklı İmam-zade Halil Paşa Çandarlı İbrahim Paşa Amasyalı Bayezid Paşa II. Murad Amasyalı Bayezid Paşa Çandarlı İbrahim Paşa Amasyalı Hızır Danişmendoğlu Koca Mehmed Nizamüddin Paşa Çandarlı Halil Paşa II. Mehmed Çandarlı Halil Paşa Mahmud Paşa Rum Mehmed Paşa İshak Paşa Gedik Ahmed Paşa Karamani Mehmed Paşa II. Bayezid İshak Paşa Davud Paşa Hersek-zade Ahmed Paşa Çandarlı İbrahim Paşa Mesih Paşa Hadım Ali Paşa Koca Mustafa Paşa I. Selim Koca Mustafa Paşa Hersekzade Ahmed Paşa Dukakinoğlu Ahmed Paşa Hadım Sinan Paşa Yunus Paşa Piri Mehmed Paşa I. Süleyman Piri Mehmed Paşa İbrahim Paşa Ayas Mehmed Paşa Lütfi Paşa Hadım Süleyman Paşa Rüstem Paşa Kara Ahmed Paşa Semiz Ali Paşa Sokullu Mehmed Paşa II. Selim Sokullu Mehmed Paşa Semiz Ahmed Paşa Lala Mustafa Paşa Koca Sinan Paşa Kanijeli Siyavuş Paşa Özdemiroğlu Osman Paşa Mesih Paşa Ferhad Paşa III. Murad Sokullu Mehmed Paşa Semiz Ahmed Paşa Koca Sinan Paşa Kanijeli siyavuş Paşa Özdemiroğlu Osman Paşa Mesih Paşa Ferhad Paşa III. Mehmed Ferhad Paşa Koca Sinan Paşa... Devamı