TÜRK MÜZİĞİNDEKİ MAKAMLAR VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR

2011-12-29 16:11:00

1-acem asiran :Türk musikisinde kullanılan şed makamlarından biridir. bu makam çargah makamının acem-aşiran perdesi üzerine nakledilmiş şeklidir. 2-Acemi-Kurdi:Türk musikisinde kullanılan mürekkep/15 bir makamdır. acem makamını teşkil eden acem-aşiran ve uşşak makamları dizilerinin pest tarafına bir kürdi dörtlüsünün katılmasıyla meydana getirilmiştir. makamın melodik seyrinden önce acem makamının, sonra da kürdi dörtlüsüyle kürdi makamının özelliklerini gösterir 3-Acemi-Puselik:Tahminen iki asırlık bir mürekkep/15 makamdır. acem mürekkebine, bir puselik beşlisi eklenmesinden doğmuştur. bütün puselikli mürekkep makamlar gibi la-dügah perdesinde durur; puselik beşlisini inici bir şekilde icra ederek karar verir. acem'de olduğu gibi burada da güçlü perdesi bilhassa re-nevadır. donanıma acem gibi si için bir koma bemolü konulur; gerekirse nota içinde acem'deki gibi si bekar ve si küçük mücenneb bemolü, puselik için ise sadece si bekar ilave olunur. 4-Araban:şedaraban makamının bir sekizli tiz şeklidir. yani şedaraban gibi yegah'da değil, neva perdesinde kalır; tabiatıyla ayrıca bir makam olarak kabul edilmesine imkan yoktur. 5-Araban-Kurdi:kürdi dörtlüsü eklenmesiden mürekkep/15 bir makamdır. beyati-araban gibi si koma bemolü, mi bakıyye bemolü, fa bakıyye diyezi ile donanır; kürdi dörtlüsü için si bekar ve küçük mücenneb bemolü lahin içine eklenir. bütün kürdi dörtlüsü ile karar veren terkipler gibi, la-dügah perdesinde durur. güçlüsü birinci derecede beyati-araban'ın güçlüsü olan nevadır. şevk-i cedit ve zevk ü tarab makamları, araban-kürdi'den baska bir ... Devamı

SAZ ÇEŞİTLERİ BAĞLAMA CURA HAKKINDA BİLGİ

2010-12-03 08:07:00

Bağlama ve Ailesi sazlarını tanıyabilmek için önce bu sazların atası olarak bilinen KOPUZ`un tanınması gerekiyor. İnsanlar, su kabağının üst kısmına ince deriler gerdirip sap ilave etmişler ve kiriş tellerini deri üzerinden geçirmek sureti ile sesin daha net çıkmasını sağlamıslar. Yay ile çalınanlara "IKLIĞ" parmak veya mızrap türünden maddelerle çalınan türlerine de "KOPUZ" adını vermisler. IKLIĞ yaylı sazların, KOPUZ ise mızraplı sazların atası olarak bilinmektedir. Kopuz, sonraları su kabağı yerine armudumsu şekilde ağaclardan oyularak yapılmış, üzerine yine deri gerilmiş, kiriş teller takılarak uzun yıllar çalınmış, daha sonraları da derinin yerini ağaç (göğüs-ses tablosu), kiriş tellerinin yerini ise metal teller almıstır. Mızraplı sazların atası alarak bilinen Kopuz, Türklerin en eski sazlarından biridir. En az 1500 yıl kullanılmış olan bu ünlü mızraplı saz, bugün yerini Anadolu`da bağlama ve ailesi sazlarına bırakmış olmakla beraber, Orta Asya ve Sibirya Türkleri tarafından halen kullanılmaktadır. Bağlamanın ses sahası 2,5 oktav olup, ses tablosu üzerine yapıştırılan ilave perdeler ile ses sahası 3 oktava kadar da çıkarılabilir. Bağlama ailesi sazlarını büyükten küçüğe aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. MEYDAN SAZI Meydanlarda çalınmasından dolayı Meydan Sazı denilmistir. 12 teli bulunması nedeniyle bazı yörelerde 12 telli sazda denilmektedir. Meydan sazı bağlama ailesinin en büyük sazıdır. La sesine akort edilir. Form boyu 52,5cm, sap boyu 70cm, tel boyu 112cm, form eni ve derinliği 31,5cm dir. En ince teli 0,35 - 0,40 numaradır. Çoğunlukla kalın bam telleri kullanılır. DİVAN SAZI Meydan sazından biraz daha küçüktür. Dokuz telli yada yedi telli olarak kullanılabilir. Meydan sazından dört ses daha tiz ak... Devamı

UT-UD HAKKINDA BİLGİ- UT TELLİ ÇALGI

2010-11-10 21:02:00

  Ut Ud, telli bir müzik aletidir. Sözcüğün aslı Arapça sarısabır veya ödağacı anlamındaki el-oud dan gelir. Baştaki el- sözcüğünün, bazı dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı) olduğunu bilen Türkler bu edatı atmış, geriye kalan oud ('eyn, waw, dal) kelimesini de - gırtlak yapıları eyne uygun olmadığı için - "ud" şekline sokmuşlardır. Dillerinde tanım edatı olan batılılar, 11-13. yüzyıllar arasındaki Haçlı seferleri sırasında tanıyıp Avrupa'ya götürdükleri bu saza, fr:luth, en:lute, de:Laute, it:liuto, Alaud (İsp.), Luit (Dat.) gibi hep L ile başlayan isimler vermişlerdir. Hatta saz yapıcılığı anlamında kullanılan lütye kelimesi de yine luthden yapılmadır (aslı Fransızca luthier).   Yapısı Tekne (gövde), göğüs (kapak), sap, burguluk ve teller olmak üzere beş esas elemandan meydana gelen udun yapımına, eleman sıralamasında da görüldüğü gibi, tekneden başlanır. Udun teknesi; gemi karinasını andıran, eni ve boyuna yapıştırılmış 4-5 cm kalınlığındaki parçalardan oluşan bir kalıp üzerine, 70 cm boy, 2 ila 4 cm en ve 3 mm kalınlıktaki dilim yaprak veya çemberlerin, çoğunlukla aralarına - hem estetik, hem sağlamlık amaçlı - kontrast renkli tek veya çift filetolar konularak işlenmesiyle meydana getirilir. Günümüzde bazı yapımcıların, parçaları tekne kavsine uygun boşluksuz olarak yapıştırılmış veya yine aynı formda yekpare alüminyum olarak kullandıkları kalıplar üzerine, ortada geniş, uçlarda sivri ve işlem orta eksenden başladığı için hep tek sayıda çevirdikleri dilimler, genellikle maun, ceviz, paduk, vengi, kelebek, nadiren de erik veya zeytin ağacındandır. Önceden ısıtıl... Devamı

MEHTER MEHTERAN NEDİR VE TARİHÇESİ

2010-11-02 08:20:00

  Mehter, Osmanlı Askeri Bandosu dünyanın en eski askeri bandosudur. Farsçadaki "mihter" kelimesinden türemiştir. Türk geleneklerini, halk bütünlüğünü, devletin yüceliğini konu alır.İslamiyetten önceki Türk devletlerinde, küçük değişikliklerle yer almıştır. Üç önemli sembol yer alır; otağ, sancak ve mehter. Osmanlı mehterinde; zurna, boru, kurrenay ve mehter düdüğü gibi nefesli, üflemeli, kös, davul, nakkare, zil ve çevgân gibi vurmalı ya da çarpmalı, çırpılan çalgılar yer almıştı. Tüm çalgıların sayısı eşit tutulmuş ve bu sayıya dayanakarak mehterin kaç katlı olduğu belirlenirdi. Osmanlılar'da, askerî musukiyi icra eden topluluğa verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), âzam (pek ulu) mânâsında bir ism-i tafdildir. Türkçeye bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden mehter, çoğulu olarak da mehterân yerleşmiştir. MEHTER TAKIMI (MEHTERAN) Vurulduğunda arzı ve arşı titreten, yürüdüğünde ölümü bile korkutan, heybetiyle düşmanın yüreğine korku salan ve savaşa bayram havasında gidenlerin öncüsüdür MEHTERAN.   Tokmağın davula her vuruşunda, üç adımda bir sağa ve sola verilen her selamda, okunan her duada; ölmek için yaşayanların simgesidir MEHTERAN.   Hissettiğimiz her ritimde, benimsediğimiz her sözünde, duygularımızı şahlandıran ve orduya güç katandır MEHTERAN. Estergon Kalesinden Viyana kapısına, Kırımdan Sivastopol’e, Tuna’dan, Yemene Bir hasret ve serhat türküsüdür MEHTERAN.   Bizleri tarihe götüren... Devamı

YÜKSEK TEPELERE EV KURMASINLAR TÜRKÜSÜNÜN HİKAYESİ

2010-10-31 09:29:00

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar  Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır.  Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.  Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.  Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.  Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber ver... Devamı

BATARİ VE DAVUL HAKKINDA BİLGİ

2010-10-28 21:06:00

     Batari Fransızca'dan gelmiş bir kelimedir. Vurmalı çalgılar takımına denir. Şarkılarda ritim tutmaya yarar. Çoğunluğun düşündüğü gibi bateri (davul) çok hızlı olmaktan ibaret değildir. Denge ve akıcılık gerekir. Düzenli olarak metronom ile çalışmalı ve single-stroke, double-stroke, paradidle, double paradidle, üçlemeler, altılamalar gibi el teknikleri, dörtlük ritmin üzerine dörtlük, sekizlik, onaltılık kick vuruşları gibi sağ ayak teknikleri (eğer twin pedal tercih edilirse sol ayak için de aynı egzersizler uygulanabilir), hi-hat ile dörtlük,sekizlik,onaltılık saymak gibi sol ayak teknikleri ve tabiki el-ayak kombinasyonları gibi teknikler üzerinde alıştırma yapılmalıdır. Bu müzik aleti müzik kulağı gerektirir. Fakat müzik kulağınız çok iyi değilse bu enstrümanı notalı bir şekilde de kullanabilirsiniz. İnanılmaz aksak eserler mevcuttur ve bunun için şunlar gerekir; Müzik Kulağı, Düzenli Alıştırma, Denge. Bunlardan hiçbiri olmaz ise ve sadece çok hızlıysanız hiçbir işinize yaramaz... Bateri ne kadar hızlı alet gibi görünsede yavaş müzikler daha zevk vericidir ve eğlencelidir. Standart bir bateri, genelikle 5 parça davul ve 3 parça zilden oluşur. Davullar tom 1 (high tom), tom 2 (mid tom) floor tom (low tom), trampet (snare) ve pes davul (cross, kick, bass drum) dan ve crash, hi-hat, ride 3 lü zil takımından oluşur. bu standartların dışında davula mid tomun yüzey alanına oranlı (örneğin 10' se 8', 12' se 10') lik bir mid tom, ayrıca floor tomun yüzeyine oranlı (örneğin 14' se 16', 16' se 18') bir floor tom daha eklenebilir. Davul kitleri tamamen kişinin isteğiyle düzenleneblir. Darbuka dahi ekleyen davulcular mevcuttur. Bununla beraber, zil seçenekl... Devamı

TÜRKÜ HİKAYELERİ-ORMANCI TÜRKÜSÜ ÖYKÜSÜ

2010-10-09 12:39:00

Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı Gevenes köyünde Mustafa Şahbudak adın da, 1922 yılında bir efe doğar. Babası ağadır, dolayısıyla Mustafa da bir ağa çocuğudur. Mustafa hiddetli bir kişiliğe sahiptir. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli en yakın canciğer arkadaşıdır. Herke bu ikilinin arkadaşlığına gıpta ile bakar Neredeyse her akşam köy kahvesinde bu iki arkadaş dama maçı düzenlerler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar, kahvedekiler tarafından ilgi ile izlenir. Çünkü bu olayların mükafatını, izleyiciler almaktadır. 1946 yılı, Temmuz ayının sıcak bir gününde bu arkadaşlığa kan damlar, öfke seli karışır. Uğursu hadise cezaevinde sonuçlanarak, elli beş yıldır söylenegelen bir drama dönüşür. Sıcak bir temmuz günü Mustafa Şahbudak, her zamanki gibi yine köy kahvesi ne gider. O sırada kahveye Muhtar Tevfik Cezayirli'yi görmeğe, Yatağan ilçe Milli Eğitim Müfettişi ile tahsildar gelmiştir. Muhtar olmadığı için misafirleri her zaman olduğu gibi, Mustafa Şahbudak ağırlama görevini üstlenir. İki misafiri alıp yemeğe götürür. Döndüklerinde Muhtar'ı kendilerini bekler görürler. O gün iki misafirden izin isteyip, yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında orman memuru, Mehmet İn, çıkagelir. Mehmet, sarhoştur. Bir gün önce, komşu olan Çiftlik köyünde yangın olmuştur. 1946 seçimlerinin evrakları Yatağan'a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan'a, köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için, bekçiyi Muhtar'dan ister. Muhtar: -Olmaz, daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem der. Bunun üzerine ... Devamı

TÜRKÜLERİN HİKAYESİ-ANKARA MİSKETİN ÖYKÜSÜ

2010-10-09 12:37:00

Yöre: Ankara Misket, ufacık tefecik bir elma türü... Huriye de Ganizadeler'in ufakcık tefecik şipşirin kızlarının adı. Huriye, sık sık evlerinin önündeki elma ağacına tırmanır, yolu gözler; sebep, Osman Efe. Ankara'nın sayılı efelerinden Osman, genç, yakışıklı, geniş omuzlu,burma bıyıklı... Huriye'nin gönlü bu Osman Efe'de. Osman Efe, evin önünden geçiyor; Huriye atlıyor bahçeye, tırmanıyor misket ağacına. İkisinin de yüreğinden ılık bir şeyler akıyor. Osman Efe, Huriye'yi adıyla çağırmıyor hiç, ''misket'' diyor Huriye'ye. Yörenin ünlü ağalarından Kır Ağa, bir gün Huriye'yi su doldururken görüyor çeşme başında. Aradan bir hafta geçmeden Kır Ağa, Huriye'yi istetiyor. Babası, ''Kır Ağa, yiğit insandır, malı mülkü yerindedir'' diyerek Huriye'yi vermek ister. Annesi, Huriye'nin ağzını arar, fakat Huriye ''ölsem Kır Ağa'ya varmam'' cevabını verir. Huriye, akşamı zor eder. Bahçeye çıkıp, Osman Efe'nin yolunu gözler. Uzaktan atını görünce, tırmanıp çıkar elma ağacına. Durumu bildirir Osman Efe'ye. Osman Efe, çılgına döner. Kır Ağa'ya haber gönderir, ''Kendini sever, sayarım. Yiğit kişi bellerim. Yolumdan çekilsin. Sonu iyi olmaz'' der. Haberi Osman Efe'den Kır Ağa'ya götürenler, bire bin katarak anlatırlar ''Osman diyor ki, Kır Ağa kim oluyor da benim yavuklumu alacak. Leşini sararım'' diye... Kır Ağa, ''Demek dünkü çocuk bize meydan okuyor. Kendine güveniyorsa karşıma çıksın'' diye Osman Efe'ye haber gönderir. Tabii haberi götürenler Osman Efe'ye de bire bin katarak anlatıyorlar. Osman Efe Kır Ağa'ya, Kır Ağa Osman ... Devamı

JAZZ MÜZİK NEDİR-CAZ VE DANS

2010-04-08 11:47:00

Caz (Jazz) müziği her ne kadar 1880' lerde New Orleans'ta gelişmeye başladıysa da aslen kökeni Afrika' dır. Sömürgenin yaygın olduğu dönemlerde Amerika'ya getirilen siyahlar buraya kendi kültürel müziklerini de getirmişlerdir. Burada köle olarak çalışırken tarlalarda söyledikleri şarkılar cazın temeli olmuş ve 1920'lerin başında New York, Los Angeles ve Chicago'da yapılan kayıtlarla son şeklini aldı. O zamanlar birçok değişik akım cazın ortaya çıkışında yol gösterici olmuştur. Bunlardan biri melodilerin ve akorların eşliğinde simgesel olarak özgürlüğe kavuşma çabalarıydı. Bu akım bugün doğaçlama olarak tanımladığımız olaya liderlik etmiştir. Bir diğeri ise, siyahi Amerikalıların yarattığı blues ve ragtime gibi müzik türleriydi. Caz müziğinin neden ve nasıl Amerika'da ortaya çıktığını ve bu kadar farklı türde müziğin nasıl biraraya geldiğini anlayabilmek için, Afrikalıların kölelik Amerika'sındaki yaşamlarına göz atmamız gerekir. Afrikalı köleler Amerika'ya getirildikleri zaman yanlarına müzik aletlerini almalarına izin verilmemişti. Ama onlar müzikal zevklerini ve geleneklerini yanlarına almışlardı. Afrikalıların yüzyıllar önce yaptığı bu hareket, Avrupa müziğinin neden Afrika kökenli Amerikalılar tarafından çalındığında daha farklı duyulduğunu biraz da olsa anlamamıza yardımcı olabilir. Örneğin bazı köleler Avrupa kökenli kilise müziklerini, yöresel müzikleri ve dans müziklerini kendi müzik zevk ve geleneklerine uyacak şekilde değiştirdiler. Onların çocukları da atalarının müzikteki bu davalarının peşinden gittiler. Böylelikle bu müziksel tercih nesilden nesile devam etti. Caz Neden New Orleans'da Ortaya Çıktı? King Oliver Creole Band Fransı... Devamı

ROCK MÜZİĞİNİN TARİHÇESİ ROCK MÜZİK

2010-04-06 11:16:00

Rock 20. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış genellikle elektro gitar bas gitar ve bateri gibi enstrümanlarla beraber vokal melodi taşıyan popüler müzik formudur. Organ ve piyano gibi klavyeli enstrümanlara da rock'ta sıkça rastlanılabilir. Saksafon gibi üflemeli çalgılar rock'ın ilk hallerinde oldukça sık kullanılmış olsa da yeni rock türlerinde nadiren görülürler. Rock tanımı oldukça genel bir tanımdır ve de sınırları kesin bir şekilde belirlenmemiştir. Birçok türü vardır ama en tepede iki tür vardır. Bunlar hard rock ve nu-metal dır. Hard Rock; karanlık sert ve geneli ölümü ya da kötü şeyleri anlatan tarzdır. Hard rockçılar siyahı benimsemişlerdir. Siyah onlar için vazgeçilmezdir. Kısaca siyah hard rock'ın rengidir diyebiliriz. Nu-Metal ise daha çok metal ve rap müziklerinin karışımından oluşmuştur.Nu-Metai'i metalden ayıran en büyük özellik diğer metal grupları kadar sert ve net şarkı sözleri bulunmaması ve zenginlik kaygısı içermeyen enstruman kullanımıdır. Hard rock'ın belirli müzik grupları: Van Halen Deep Purple Guns N' Roses. Nu-Metal'in belirli müzik grupları: Linkin Park Korn Limp Bizkit'dir.   Rock'ın oluşumunda rock and roll ve rockabilly gibi müzik türleri önemli rol oynamışlardır. İngiliz rock'ının 1960larda gelişmesiyle "rock müzik" tanımı yaygınlaşmıştır. "İngiliz Fethi" olarak adlandırılan bir akımla bu müzik tarzı tekrar Amerika'da yayıldı ve hatırı sayılır bir etkiyle uluslararası bir fenomen haline geldi. Rock günümüzde birçok türü altında barındırarak oldukça yaygın olarak dinlenen bir müzik türü haline gelmiştir.   Buraya kadar yer alan bölüm rock müzik tarzı ile ... Devamı

KEMAN ÇEŞİTLERİ-TARİHÇESİ

2009-12-26 21:49:00

Keman dört telli yaylı bir çalgıdır. Keman 4 telli olmadan önce 7 telliydi [[zaman içinde değişerek şu anki 4 telli halini almıştır. Değiştirilmesinin sebepleri ise görünüşünün kaba ve tutuşununda zor olmasından kaynaklanır. Keman'ın telleri sırayla 7'den 6'ya, 6'dan da 5'e düşmüştür. Viyola ve viyolonselin de bulunduğu violin ailesinin en küçük ve en yüksek tondan çalan üyesidir. Akor sesleri pesten tize sol, re, la, ve mi'dir. Kemanda perde yoktur. Nota yerleri pesten tize doğru yaklaşık olarak şu şekildedir: Keman yayı insan kılından yapılır. Ama genelde kullanılan kemanlarda suuni at kılı veya ham misina olarak adlandırılan bir madde kullanılır. Almanca: Geige, Fransızca: Violoa, İngilizce: Violon, İtalyanca: Violino dur. Uzunluğu 60 cm'dir. Yayla çalınan telli bir çalgıdır. Notası, ikinci çizgi Sol açkısı ile yazılır. Orkestralarda, genel olarak (Solo, I, II) üç partisi bulunur.Solo ve eşlik görevi verilir (özellikle bir solo çalgıdır). Hiç bir çalgıda olmayan ses rengiyle, çok zengin bir anlatım gücü vardır. Telleri: Sol, Re, La, Mi olarak akort edilir. Tarihçesi Keman ilk olarak 16 yüzyılda Kuzey İtalya'da ortaya çıktı. ilk keman yapımcılarının Rebec , Rönesans Kemanı ve Lira da braccio adlı enstrümanlardan esinlendikleri sanılmaktadır. Enstrümanın akort edilişi dahil olmak üzere hakkında bilgi veren bilinen en eski metin, 1556 yılında lyon'da Jambe de Fer tarafından yazılmıştır; bu dönemde keman Avrupa'da yayıldı. Ortaçağda İngiltere'de Fiddle , Almanya'da Fiedel İtalya'da Lira da Braci , Fransa'da Viel adlarıyla kullanılan yaylı çalgılar Keman'ın atası sayılır. Lavignac , Keman'ın Türklerin Kemenç... Devamı

GİTAR ÇEŞİTLERİ VE TARİHÇESİ

2009-09-05 12:33:00

  Gitar, parmakla ya da penayla çalınan esasen sekiz şekline benzeyen yanları iki tarafı oyuk üzerinde ses perdeleri olan uzun saplı ve telli bir çalgıdır. Gitarlar genelde altı tellidir ve değişik ağaç türlerinden yapılırlar. Gitar Türleri  Klasik gitar Klasik gitarlar, "İspanyol gitarı" ya da "Naylon telli gitar" olarak da bilinirler. Genellikle alt 3 tel naylondur. Üst 3 tel ise genellikle ipek üzerine çok ince çelik tel ile sarılıdır. Üzerinde, basıldığında tam notanın çıkmasını sağlayan fretler bulunan bir sap ve sesi oluşturan içi oyuk bir gövdeden oluşur.  Akustik gitar  6 Telli Akustik İbanez ve 12 Telli Akustik Fender Görünüş itibariyle klasik gitarı andıran akustik gitarın gövdesi klasik gitardan biraz daha şişman ve basıktır. Daha dar bir sapa ve çelikten yapılmış tellere sahip olması klasik gitarla arasındaki en büyük farktır. Tellerin çelikten olması akustik gitarın klasik gitardan daha basınçlı gergin bir sapa sahip olmasını sağlar. Lap steel gitar Türkçe anlamı "kucak gitarı" olan Hawaii yöresine ait bir gitardır. 6, 7 ya da 9 telli olanları mevcuttur. Çalınırken, gitar genellikle gitaristin kucağındadır ya da bir masaya koyulur. Diğer gitarlardan farklı olarak, fretlere basılarak değil, gitaristin sol eline takdığı bir metal yardımıyla tellere dokunularak çalınır.  Elektro Gitar Elektrogitar çok basit bir tanımla tellerin titreşimini gövdesinde bulunan manyetikler sayesinde elektriğe çeviren ve böylece amfiye bağlandığında yüksek miktarda ses alınabilen gitardır. Diğer gitarlar gibi elektrogitarlar da sap, gövde ve bas olmak üzere üç ana bölümden oluşur. Bu arada bazı elektrogitarlarda bas b... Devamı

KLASİK MÜZİK BESTECİLERİ KİMLERDİR

2009-08-30 20:37:00

Klasik müziği klasik müzik yapan on besteci: 1) antonio vivaldi (1678 - 1741) italyan besteci vivaldi, küçük yaşlarında keman eğitimi almış ve bir papaz olarak yetişmiştir. gençliğinde bir süre bir yetimhanede keman öğretmenliği yapmış, buradan ayrıldıktan sonra da operaları ile öne çıkmıştır. fakat onu unutulmaz yapan eserleri; başta keman ve çello olmak üzere flüt, obua, fagot, klavsen, mandolin gibi pek çok çalgı için çeşitli düzeylerde yazdığı konçertolarıdır. en ünlü dört keman konçertosu le quattro stagioni adıyla anılır. konçertolardan her biri, bir mevsimin tasviridir. vivaldi bunların yanısıra dini eserler de yazmıştır, bunların en ünlüsü gloria'dır. 2) johann sebastian bach (1685 - 1750) alman besteci bach, org ve klavsen gibi klavyeli çalgılarda uzmanlaşmış, zamanında besteciliğinden çok org alanındaki başarılarıyla tanınmıştır. org için bir sürü koral, tokkata, fantezi ve füg yazmıştır. bwv 565 numaralı "tokkata ve füg"ü* çok ünlüdür. klavsen için yazdığı invensiyon ve sinfonialar, goldberg varyasyonları ve iki kitaptan oluşan prelüd ve füg dizisi "das wohltemperierte klavier" en tanınmış eserlerindendir. bunların yanı sıra 4 orkestral süiti*, brandenburg konçertoları, çello süitleri tamamlayamadığı füg dizisi die kunst der fuge" ile de tanınır. kantat, oratoryo ve pasyon türlerinde dini eserler de vermiştir. hiç opera yazmamıştır. 3) george frederic handel (1685 - 1759) alman asıllı besteci handel, italya'da opera eğitimi aldıktan sonra ingiltere'ye yerleşip ingiliz vatandaşı olmuştur. önce italyanca operaları ile ün yapmış olmasına rağmen ingilizce eserlerin rağbet görmeye başlamas... Devamı