cengizdamar 23 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});
Diğer İçeriklerim (1408)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (23)

Küçük Ve Büyük Ünlü Uyumu nedir Örnekler

2017-05-09 11:55:00

Büyük Ünlü Uyumu Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Büyük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimelerde aranmaz: ahenk, badem, ceylan, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, limon, model, nişasta, pehlivan, selam, tiyatro, viraj, ziyaret. Birleşik kelimelerde büyük ünlü uyumu aranmaz: açıkgöz, bilgisayar, çekyat, hanımeli. -gil, -ken, -leyin, -mtırak, -yor ekleri büyük ünlü uyumuna uymaz: akşam-leyin, bakla-­gil-ler, çalışır-ken, ekşi-mtırak, yürü-yor. -daş (-taş) eki bazı kelimelerde büyük ünlü uyumuna uymaz: din-daş, gönül-daş, meslek-taş, ülkü-daş. -ki aitlik eki büyük ünlü uyumuna uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelere gelen ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet-li, anne-si, kardeş-lik, meslektaş-ımız, şişman-lık. Son ünlüleri kalın sıradan olmasına karşın incelik özelliği gösteren bazı alıntı kelimeler ince ünlülü ekler alır: alkol / alkolü, hakikat / hakikati, helak / helakimiz, kabul / kabulü, kontrol / kontrolü, protokol / protokolü, saat / saate, sadakat / sa­dakatten.   ... Devamı

Peri Bacaları Nasıl Oluşur Özellikleri

2017-05-04 22:27:00

Vadi yamaçlarından inen sel suşarının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla "Peribacası" adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır.. Bu durum, peri bacalarının oluşumunda, rüzgar etkisinden çok yagmur sularının yüzeydeki akışının daha önemli oldugunu ortaya koymaktadır. Yağmur sularının bu denli etkili ve güçlü yüzey akıntısı olarak gelismesine ise en önemli etken bitki örtüsünün azlıgı ve tüflerin geçirimsiz olmasıdır. Daha çok Paşabağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Ayrıca şapka kaya, zayıf tüfün erozyonunu geciktirerek peri bacalarının yüksekligini kontrol eder. Peri bacalarının çapları ise 1 m ile 15 m arasında değişmektedir. Çatlak aralığının 1 m'den küçük olması veya 15 m'den büyük olması durumunda ise peri bacası gelişimi gözlenmemektedir. Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri k... Devamı

Peri Bacaları Nasıl Oluşur Özellikleri

2017-05-04 22:27:00

Vadi yamaçlarından inen sel suşarının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla "Peribacası" adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır.. Bu durum, peri bacalarının oluşumunda, rüzgar etkisinden çok yagmur sularının yüzeydeki akışının daha önemli oldugunu ortaya koymaktadır. Yağmur sularının bu denli etkili ve güçlü yüzey akıntısı olarak gelismesine ise en önemli etken bitki örtüsünün azlıgı ve tüflerin geçirimsiz olmasıdır. Daha çok Paşabağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Ayrıca şapka kaya, zayıf tüfün erozyonunu geciktirerek peri bacalarının yüksekligini kontrol eder. Peri bacalarının çapları ise 1 m ile 15 m arasında değişmektedir. Çatlak aralığının 1 m'den küçük olması veya 15 m'den büyük olması durumunda ise peri bacası gelişimi gözlenmemektedir. Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri k... Devamı

MADDENİN PLAZMA HALİ PLAZMA KÜRESİ NEDİR

2013-09-26 11:06:00

Maddenin Plazma Hali Maddenin katı, sıvı ve gaz halinden başka çok yüksek sıcaklıkta karşılaşılan, plazma olarak adlandırılan dördüncü bir hali daha vardır.Yüksek sıcaklığa ısıtılan gazlar önce atomlarına ayrılır,atomdan dış yörünge elektronlarının kopması ile pozitif yüklü iyon oluşur. Mesela azot molekülü ısıtılırsa önce azot atomu, sonrada azot iyonu oluşur.Olayın denklemi N2(g)=2N( G)=2N 2e şeklindedir. Burada molekül, atom,iyon ve elektron bulunan bir karışım meydana gelir. Elektrikçe nötr olan bu karışım plazmadır. Plazma yüksek sıcaklıkta oluşabildiği gibi yüksek basınç altında da oluşabilir.Yüksek basınçta atomların elektron kabukları çeker.Serbest elektronlar ve çekirdekten oluşan plazma meydana gelir. Laboratuar şartlarında bu basınca ulaşılamaz,ancak Jüpiter gibi büyük gezegenlerde bu mümkün olabilir. Gazın iyonlaşma oranına göre iki tür plazma vardır: 1)tam yada yarı tam iyonlaşmış plazmalar: Döteryum ve Trityum gibi hafif çekirdeklerin helyum çekirdekleri vermek üzere kaynaştıkları, termonükleer sıcaklıkta karşılaşılan bu tür plazmalarda sıcaklık bir kaç milyon derecedir.Yıldızlar ve güneş buna örnektir. 2)kısmi iyonlaşmış plazmalar: iyonlaşma oranı ancak P’yi ara sıra aşan plazmalardır. Sıcaklık 2000 derece ile 10000 derece arasındadır.Kısmi iyonlaşmış plazmalar sanayide kullanılır.Gazlar yalıtkan olmalarına rağmen plazma iletkendir.Buda sanayi için çok önemlidir. Sanayide kullanılan plazma şu şekilde elde edilir: -Elektrik yayı metodu:elektrotları doğru akımla beslenen bir fener, bu elektrotlar arsında oluşturulan sürekli bir elektrik yayından basınç altında geçirilen bir gazı plazma haline çevirir.Elektrotlar üzerinde yüksek sıcaklık oluşacağından, elektrotlar s&u... Devamı

Ders Çalışmak İçin Nasıl Konsantre Olunur Ne Yapmalı

2013-05-15 12:21:00

DERS ÇALIŞMAYA BAŞLARKEN:  Günümüzde, başarıya giden yolda “çok çalışmak” yerini “etkili çalışma”ya bırakmıştır. “Etkili çalışmak”; zamanı; belirlenmiş amaçlar ve saptanmış öncelikler doğrultusunda programlı olarak kullanmaktır. Bunu becerebilenler için dinlenmeye, eğlenmeye, hobilere daima yer vardır.  Ders çalışmaya başlamanızı engelleyecek veya geciktirecek bahaneleriniz varsa, bunlardan uzaklaşmalısınız.  Verimli, etkili çalışabilmek için kendinize ait bir sebebiniz muhakkak olmalı, aksi taktirde çalışmaya başlamanız güçleşir.  Siz de aşağıdaki durumları sıkça yaşayan nice öğrenciden biriyseniz eminiz sizin de ders çalışma planlarınız sürekli bozulmaktadır.  > Amaçlarınız net değildir.  > Bilgi eksikleriniz devam ediyordur.  > Özel durumlarınızla uğraşmak daha fazla vaktinizi alıyordur.  > Düzenli ve disiplinli ders çalışma alışkanlığınız yoktur.  > Çalışmaya karşı isteğiniz yoktur ve çalışmaya başlamayı sürekli  erteliyorsunuzdur.  •Bu noktada, amacını açık ve net bir şekilde tanımlayan öğrenci buna inanmalı, buna uygun programları düzenleyebilmelidir.  •Derse başlamak ve bitirmek için belirli bir zaman yoktur; çalışma plânınızı, o günün derslerine, koşullarına ve ihtiyaçlarınıza göre arttırabilir veya azaltabilirsiniz.  •Çalışma sürelerinin uzunluğu derslerin özelliklerine göre düzenlenmeli, aradaki dinlenmeler, ne çok uzun ne de çok kısa olmalıdır.  •Plan, ani olarak ortaya çıkabilecek durumlarda, çalışmanın değişik saatlere kaydırılmasına olanak verebilecek şekilde yapılmalıdır.  •Hangi ders... Devamı

Ses Nedir Ses Dalgası ve Sesin Özellikleri

2013-04-03 10:38:00

SES; madde moleküllerinin titreşimiyle oluşan bir dalga hareketidir(titreşim hareketidir). Ses; katı, sıvı veya gaz gibi maddesel bir ortamda yayılır. Boşlukta ses yayılmaz. Havası boşaltılmış bir fanusun içinde çalan saatin sesi duyulmaz. Çünkü saatin yaydığı ses dalgalarının taşınabileceği bir madde yoktur. Ses, bir noktadan başka bir noktaya doğru dalgalar halinde yayılır. Bu dalgalar titreşimler sonucunda meydana gelir. Frekans: 1 saniyede oluşan ses dalgası sayısına frekans denir. Bir kaynaktan bir saniyede üretilen dalga sayısı ne kadar fazla ise sesin frekansı o kadar büyük olur. Dalga sayısı arttıkça frekans artar, frekans arttıkça ses incelir. Dalga sayısı azaldıkça frekans azalır, frekans azaldıkça ses kalınlaşır. Bir cisim ne kadar hızlı titreşirse o kadar yüksek frekanslı ses üretir. Frekansın birimi hertz’dir. Hz şeklinde gösterilir. Hertz, 1 sn.deki titreşim sayısını ifade eder. Titreşen bir cismin frekansı şunlara bağlıdır: 1-Telin boyuna: telin boyu arttıkça frekansı küçülür 2-Telin gerginliğine: telin gerginliği arttıkça frekansı artar. 3-Telin kesitine: tel kalınlaştıkça frekans küçülür. 4- Telin cinsine Genlik: Ses dalgasının en yüksek (tepe) noktası ve en düşük (çukur) noktası arasındaki mesafenin yarısı genlik olarak isimlendirilir. Bir ses dalgasının genliği ne kadar büyükse sesin de şiddeti o kadar büyük olur. Sesin Özellikleri Sesin Yüksekliği (Pes ve Tiz Sesler): İnce sesi kalın sesten ayıran özelliktir. Sesin frekansı sesin yüksekliğini (incelik-kalınlık) ifade eder. Bir sesin ince veya kalın olması o ses kaynağının titreşim sayısına bağlıdır.(bir ses kaynağının bir saniyedeki titreşim sayısına frekans denir.) İnce sesin frekansı yüksek, kalın sesin frekansı ise düşüktür... Devamı

Çocukları Ders Çalışmaya Yönlendirme Metotları

2013-04-03 10:32:00

Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın’ın bu sözleri aslında binlerce velinin hislerine tercüman oluyor. Ders çalışmamak bir suç değil beynin tercihi! Ders çalışmama gerçekten de birçok öğrencinin sorunu. Çocuklar her türlü imkana göre neden çalışmıyor? “Beyin ve öğrenme ilişkileri”, “Zeka ve zekanın geliştirilmesi”, “Üstün zekalı çocukların eğitimi” konularında ihtisas yapan Oktay Aydın işte bu noktada veli ve öğretmenlerin bilmesi gereken bilimsel gerçeklere dikkat çekiyor: “Çocukların ders çalışmamaları sanıldığı kadar basit bir sorun değil. Ders çalışmamanın çocuğa göre farklılaşan nedenleri olmakla birlikte bazı ortak nedenlerden söz edilebilir. Bu sorun sadece  çocuklarımızın değil aslında öğrencilik sürecini geçirmiş tüm insanların ortak noktası. Aslına bakılırsa, ders çalışmak özünde kimsenin zevk alarak yaptığı bir şey değil. Çünkü, ders adı altında sunulan konuları bizler belirlemiyoruz, dışımızdan birileri tarafından belirleniyor. Doğal olarak da bu kimseye çok heyecanlı gelmiyor. Hatta diyebiliriz ki, bir çocuğun ders çalışmayı istemesi değil, istememesi daha doğaldır.” Ders çalışmanın gerçek ödülünün çok uzun zaman sonra üniversite sınavı ya da iyi bir meslek sahibi olunduğunda alındığını söyleyen Oktay bu ödüllerin en büyük tehdidinin çocuğun burnunun ucunda duran, bilgisayar, TV, sinemaya gitme, arkadaşlarla sosyal bir ortamı paylaşma gibi etkinlikler olduğunu söylüyor: “Bir çocuğun ders çalışabilmesi için, şimdiki hazdan vazgeçip ... Devamı

DNA.NEDİR YAPISI-DEOKSİRİBOZ NÜKLEİK ASİT NEDİR

2013-02-28 12:23:00

Deoksiribonükleik asit (DNA), tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA’nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır. Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı DNA bir kalıp, şablon veya reçeteye benzetilir. Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları gen olarak adlandırılır, ama başka DNA dizilerinin yapısal işlevleri vardır, diğerleri ise bu genetik bilginin kullanılmasının düzenlenmesine yararlar. Kimyasal olarak DNA, nükleotit olarak adlandırılan basit birimlerden oluşan iki uzun polimerden oluşur. Bu polimerlerin omurgaları, ester bağları ile birbirine bağlanmış şeker ve fosfat gruplarından oluşur. Bu iki iplikçik birbirlerine ters yönde giderler. Her bir şeker grubuna baz olarak adlandırılan dört tip molekülden biri bağlıdır. DNA’nın omurgası boyunca bu bazların oluşturduğu dizi, genetik bilgiyi kodlar. Protein sentezi sırasında bu bilgi, genetik kod aracılığıyla okununca proteinlerin amino asit dizisini belirler. Bu süreç sırasında DNA’daki bilgi, DNA’ya benzer yapıya sahip başka bir nükleik asit olan RNA’ya kopyalanır, bu işleme transkripsiyon denir.   Hücrelerde DNA, kromozom olarak adlandırılan yapıların içinde yer alır. Hücre bölünmesinden evvel kromozomlar ikilenir, bu sırada DNA ikileşmesi gerçekleşir. Ökaryotlarda (yani hayvan, bitki, mantar ve protistalar) DNAlarını hücre çekirdeği içinde bulundururlar, buna karşın prokaryotlarda (yani bakteri ve arkelerde) DNA hücre sitoplazmasında yer alır. Kromozomlarda bulunan kromatin proteinleri (histonlar gibi) DNA’yı sıkıştırıp organize ederler. Bu sıkışık yapılar DNA ile diğer proteinler arasında... Devamı

MAKALE NEDİR NASIL YAZILIR ÖZELLİKLERİ

2012-11-29 16:08:00

Makale, herhangi bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazı. Gazete ve dergilerde yayınlanır. Bir gerçeği açıklamak, bir konuda görüş ve düşünceler öne sürmek ya da bir tezi savunmak, desteklemek için yazılan yazılara da "makale" denir. == Özellikleri == Anlatım yalın ve yoğundur, nesnel bir nitelik taşır. Öne sürülen düşünce ve tez kanıtlanır. Söz oyunlarına başvurulmaz, süslü anlatımdan uzak durulur. Her konuda makale yazılabilir. Gazete, yazılı ve dergilerde yayımlanır. Genellikle makale yazıları kısa ve öz olur Devamı

DOĞAL VE YAPAY IŞIK NEDİR DOĞAL VE YAPAY KAYNAKLAR

2012-11-20 20:05:00

      Işık kaynaklarından bazıları kendiliğinden ışık üretir. Bunlara doğal ışık kaynakları denir. En büyük doğal ışık kaynağımız Güneş’tir. Güneş kendi ışığını üretebilen bir yıldızdır. Yıldızlar, ateş böceği, şimşek, yıldırım ve deniz diplerinde yaşayan bazı balıklar doğal ışık kaynaklarıdır. Etrafımızdaki masa, sıra, tahta ve çanta gibi cisimler ışık üretmezler. Ancak bu cisimler Güneş ya da diğer ışık kaynaklarından aldıkları ışığı yansıtabilirler. Bu durumda çevremizde bulunan bu cisimleri ışık üretmedikleri halde görebiliriz. Çevremizdeki bazı varlıklar ortamda bulunan ışık kaynakları sayesinde ışık kaynağı gibi görünürler. Böyle cisimlere kendini aydınlatan cisimler denir. Ay, gezegenler ve trafik levhaları kendini aydınlatan cisimlere örnek verilebilir. Yol kenarlarındaki trafik levhaları ışık yaymadıkları halde geceleri ışık yayıyor gibi görünürler. Bunun sebebi trafik levhalarının üzerinin özel maddelerle kaplı olmasıdır. Bu sayede trafik levhaları diğer maddelerden daha parlak görünürler. Gezegenler ve Ay ışık kaynağı olmadıkları halde, Güneş’ten aldıkları ışığı yayarak parlak görünürler. NOT: Ay, ışık kaynağı olmadığı halde, Güneş’ten aldığı ışıkla aydınlanır ve parlak görünür. doğal ışık kaynakları:ateş böcekleri , yıldızlar, güneş, doğal ışık kaynagıdır. Yapay Işık Kaynakları Nelerdir Doğal ışık kaynaklarından akşam olduğu zaman yararlanılamaz. Bu durumda yapay ışık kaynakları devreye girer. Yapay ışık kaynakları insanlar tarafından yapılmaktadır. Ampul, lamba, mum ve meşale gibi araçlar yapay ışık kaynaklarının içerisine girer. Yapay ışık kaynakları, katı ve sıvı yakıtlar yakarak ya da elektrik enerjisini ışık enerjisine dönüştürerek yapay ışık sağla... Devamı

AĞIRLIK ÖLÇÜLERİ -3 SINIF DERSİ

2012-11-19 23:17:00

    3.Sınıf Matematik Dersi Ağırlık Ölçüleri Ağırlık Ölçüleri Kütle ölçüsü birimi kilogramdır. Kilogram kısaca “ kg “ şeklinde gösterilir. Bir kilogramın yarısına yarım kilo denir. İki yarım kilogram bir kilogram eder. 1 kg = bin gramdır. bin gram = 1 kg ‘dır . Pazardan aldığımız meyveler ve sebzeler tartılarak bizlere verilir. Tartma işleminde kilogram ile eşit kollu terazi kullanılır. Eşit kollu terazinin iki kefesi vardır. Kefelerinin birine aldığımız sebze veya meyveler, diğerine kilogram koyularak tartma yapılır. Tartı Araçları Eşit Kollu Terazi Baskül Elektrik Terazisi Kantar Kilogramın önemi Sebze, meyve, nohut, mercimek çay, şeker gibi katı maddelerin kütlelerinin tartılmasında kilogramın büyük bir önemi vardır. Eğer pazardan ve marketlerden aldığımız katı ürünleri tartı araçlarıyla tartılmadığı zaman ortaya birçok yanlışlıklar ortaya çıkar. Pazarcı, manav, marketçi, kömürcü, oduncu gibi mesleklerde tartma işleminde kilogram kullanılır. ... Devamı

LİSANSÜSTÜ EĞİTİM NEDİR NASIL YAPILIR

2012-11-09 11:11:00

Lisansüstü, üniversite enstitülerinde dört yıllık lisans (yetkinlik) eğitiminin ardından yapılan ve uzmanlaşmaya yönelik ek eğitimdir. Akademik derece olarak lisansın üzerindedir. Bir lisansüstü program; yüksek lisans, doktora veya sanatta yeterlik ünvanlarına yönelik belirli sayıda ve belirli muhteva ve adları taşıyan zorunlu ve seçmeli dersler ile doktora yeterlik sınavı, sanat yeterliği sınavı, tez, sanat eseri ve uygulamalardan oluşur. Lisansüstü eğitimi tezli veya tezsiz olabilir. Tezli lisanasüstü eğitiminde, enstitü tarafından belirlenen dersler tamamlanmalı, yüksek lisans için üç, doktora ve sanatta yeterlik için beş öğretim üyesinden oluşan jüriye, öğrenci tez çalışmalarını sunmalı ve başarılı olmalıdır. Devamı

GÜMÜŞ MADENİNİN ÖZELLİKLERİ VE BİRLEŞİKLERİ

2011-12-29 16:05:00
GÜMÜŞ MADENİNİN ÖZELLİKLERİ VE BİRLEŞİKLERİ |  görsel 1

Gümüş çok eski zamanlardan beri bilinmekle birlikte yine de altın ve bakırdan sonra keşfedilmiştir. Altın az olmasına rağmen, dünyanın her yanına yayılması sebebiyle daha önce kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca tabii halde gümüş az olup, çok derinlerde bulunuyordu. Gümüşün M.Ö 3100 yıllarında Misirlılar ve M.Ö. 2500 yıllarında Çinliler ve Persler tarafından kullanıldığı belirtilmiştir. Yunan tarihinde Atina'daki gümüş madenlerine rastlanır. M.Ö. 800 yıllarına doğru gümüş, Nil nehri havalisinde para olarak kullanılmaya başlanmıştır. Gümüşü ilk olarak Romalıların işlemeye başladıkları iddia edilmektedir. Endüstri ilerledikçe daha karışık ve saf olmayan gümüş filizleri üzerinde çalışılmaya başlandı. Bugün gümüş büyük bir nisbette bakır, kurşun ve çinko üretimindeki yan ürünlerden elde edilir. Bulunuşu Çok eskiden gümüş, dünyanın birçok yerlerinde az miktarda bulunan doğal gümüş kaynaklarından elde ediliyordu. Doğal gümüş; saf veya daha çok altın, bakır, civa ve diğer metallerle alaşımlar halinde bulunuyordu. Norveç’te, Güney Peru’da, Colorado’da kazılarda işlenmiş büyük külçeler bulunmuştur. İspanya’da 1860’ta sekiz tonluk bir külçe çıkartılmıştır. Gümüş, daha çok yer kabuğuna dağılmış bileşikler halinde bulunur. En çok rastlanan gümüş filizleri; argentit (Ag2S) ve gümüş klorür (AgCl) olmaktadır. Arsenik veya antimonla karışmış sülfür filizleri de vardır. Üretimi Gümüş, tarihte çeşitli yöntemlerle cevherlerinden ayrılmıştır. En eski metodlardan biri, kurşunla karıştırma yöntemidir. Bu yöntemde gümüş cevherleri ve... Devamı

KATI NEDİR KATI MADDELERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

2011-12-14 18:09:00

KATI MADDELERİN ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLERİ Katı maddenin özellikleri, katıyı oluşturan atomların özelliklerine, atomların katı içindeki diziliş biçimlerine ve ortam koşullarına (sıcaklık, basınç vb.) bağlıdır. Çeşitli katılar arasında gözlenen büyük davranış farklılıkları, atomları bir arada tutan bağın türü ile atomların yapısal diziliş biçiminin sonucudur. Katılar çeşitli yapılarda bulunur. Kristal yapılı katılar, kristal yapıda olmayan biçimsiz (amorf) katılar diye iki gruba ayırabiliriz. Amorf yapıdaki katılarda ise atomlar ve moleküller belirli bir örgü oluşturacak biçimde dizilmiştir. Bu tür katılar arasında çeşitli cam türleri, lastikler ve jeller sayılabilir. Katıların çeşitli özellikleri vardır. Katılarda esneklik özelliği, elektrik özelliği , dielektrik, yarı iletken, süper iletken, magnetik özelliği , diamagnetizma, paramagnetizma, ferromagnetizma, termodinamik özelliği ısı iletimi , boyca, yüzeyce, hacimce genleşme, erime, donma, faz geçişleri, ses iletimi, yoğunluk, vb. Katıların optik özellikleri, saydam, yarı saydam, saydam olmayan gibi özellikleri vardır. Katı Maddelerin Genel Özellikleri Katı Nedir? Madde genelde katı, sıvı ve gaz olmak üzere üç duruma ayrılarak sınıflandırılır. Çoğu zaman bu sınıflandırmada, plazma adı verilen dördüncü bir durum vardır. Katılar dış kuvvetlerle etkilendiklerinde hacim ve biçimlerini büyük oranda korurlarken sıvılar yalnız hacimlerini, gazlar ise ne hacimlerini ne de şekillerini korurlar. Katılar belli hacim ve biçime sahiptir. Madde sıvı ya da gaz halinden katı hale dönüşürken maddeyi oluşturan atomlar düzenli bir üç boyutlu yapıya geçer ve bunun sonucunda atomların enerjisi azalır. B&... Devamı

MİKROSKOBİK CANLILAR NEDİR FAYDALARI VE ZARARLARI

2011-12-07 17:34:00

Çevremizde yaşayan gözle göremediğimiz canlıları ancak mikroskop yardımıyla görürüz.Bu nedenle bu canlılara mikroskobik canlılar denir. Bu canlılar havada, karada (toprakta), suda ve diğer canlıların vücutlarında yaşarlar. Hem faydalı hemde zararlı olanları vardır.Mikroskobik canlılar çıplak gözle görülemeyen ancak mikroskop ile görülebilen organizmaların genel adıdır.Mikroorganizmalar tek hücreli olsalar da çok hücreli olanları da vardır. Halk arasında mikrop diye adlandırılan mikroorganizmalar, hücresel yapılı olanlar ve hücresel yapıda olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hücresel yapıda olanlar Bakteriler, mantarlar, protistler olarak adlandırılır. Hücresel yapıda olmayanlar ise Virüsler, viroidler, prionlardır. Canlıların bilimsel olarak sınıflandırması içinde çok çeşitli grupları içerdiği için genel geçer özellikler belirtmek zordur. Mikroorganizmaları inceleyen bilim dalına mikrobiyoloji denir. Mikrop adı, ilim dünyasına ilk defa 1878′de Fransız cerrahı Charles Sédillot tarafından getirilmiştir. Sédillot, mikropların kendilerine özgü bir dünyası olduğunu bulmuştur. Mikrobiyoloji ilim dalı beş ana kısma ayrılmıştır: Viroloji, bakteriyoloji, protozooloji, algoloji ve mikoloji. Bunlara ilave olarak moleküler ve hücresel biyoloji, biyokimya, fizyoloji, ekoloji, botanik ve zoolojiyle de yakından ilgilidir.   Mikroskobik Canlıların Yararları Nelerdir? 1-) Sütten peynir elde edilmesi 2-) Üzüm suyundan sirke üretilmesi 3-) Turşu yapımı 4-) Topraktaki canlı atıklarının çürütülmesi yani mantarlarla birlikte parçalanmasını sağlayarak minarellerin oluşmasında ve toprağa karışımında görev alırlar.   Mikroskobik Canlıların Zararları Nelerdir? 1-) T... Devamı

TÜRK EDEBİYATINDA GARİP AKIMI YAZARLARI VE ŞAİRLERİ

2011-12-04 13:25:00

  Türk Edebiyatında 1940′lara gelindiğinde, biçim açısından serbest şiirin tutkusu tamdır. Heceyi, hemen hemen yalnızca Behçet Kemal Çağlar sürdürmekte; Ahmet Kutsi Tecer Ülkü dergisi çevresinde halk şiiri geleneğinin yaygınlaşmasına çalışmaktadır.Ahmet Muhip Dıranas,Cahit Sıtkı Tarancı,Cahit Külebi gibi değişik çizgilerdeki ozanlar da serbest şiirler yazmaktadırlar. Sonradan “Birinci Yeni” olarak adlandırılacak Garip akımı bu ortamda doğar.Eski şiire tepki olan Garip akımı üç ozanın adına bağlanır:Orhan Veli Kanık,Oktay Rıfat,Meih Cevdet Anday Üç arkadaş Varlık dergisinde ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır (1936), Bu yoldaki şiirlerini Garip adlı bir kitapta toplarlar (1911). Garipçiler adıyla anılmalarının nedeni de budur. Yeni akımı özellikle Nurullah Ataç destekler. Garip akımı birçok genç izleyici bulduğu gibi, dönemin ünlü ozanlarını da etkiler. Orhan Veli’nin yazdığı “Garip” önsözü bir bakıma bu yeni şiir deviniminin bildirisidir. Ama üç ozanın birlikteliği uzun sürmez. Kitabın ikinci basımı yalnız Orhan Veli’nin şiirleriyle yayımlanır (1945). Ayrıca Orhan Veli, kitabına “Garip İçin” başlıklı ikinci bir önsöz eklemek gereğini duyar. Nitekim Garip devinimi sonraları, gerek bu nedenle, ama asıl Melih Cevdet ve Oktay Rifat’ı şiiri ayrı bir çizgide sürdürmeleri sonucu Orhan Veli’nin adına bağlanmıştır.   Garip Akımı 1-Vezin ve kafiyeye karşı çıkmışlardır. 2-Günlük konuşma dilini şiire uygulamaya çalışmışlardır. 3-Mecaza,süse ve suniliğe karşı çıkıp;yalnızlığa önem verdiler. 4-Halk şiirinin anlatım ve deneyimlerinden faydalandılar. 5-O g&uum... Devamı

MONDROS ANLAŞMASININ 25.MADDESİ NELERDİR

2011-10-23 20:34:00

MONDROS  MADDELERİ NELERDİR   MONDROS MÜTAREKESİ 30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığı'nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un Başkanı olduğu İtilâf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. I. Dünya Savaşını bitiren bu antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilâf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'nin herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımakta idi. Mustafa Kemal bu mütareke ile ilgili olarak şunları söylüyordu; Osmanlı Hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi istilâsı için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. Bu Mütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sona kadar işgal ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir. Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilâf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgali için İtilâf Devletleri'ne imkân veriyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca hükümleri şunlardır:   1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz'e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilâf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır. 2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırma... Devamı

TAMPON ÇÖZELTİ NEDİR DEGERLERİ

2011-07-12 21:29:00

Tampon çözelti zayıf bir asit ve tuzu veya zayıf bir baz ile tuzundan oluşan çözeltilere denir. Bir çözeltiye belli miktarlara kadar asit veya baz eklendiğinde, çözeltinin pH değerinin değişmesini engeller yönde tepkime verebilen özel çözeltilere “tampon çözelti” denir. Örneğin 0.01 mol hidroklorik asit, 1 litre saf suya eklenirse; çözeltinin pH’ ı 7’ den 2’ ye düşer. Ancak aynı miktarda hidroklorik asidi, 1 litre tampon çözeltiye eklersek, pH derişimi sadece 0.1 birim civarında olur. Tampon çözeltinin içinde ya zayıf asit ve onun konjuge bazı; ya da zayıf baz ve onun konjuge asidi bulunur. Böylece tampon çözeltinin içinde hem asit hem de baz karakterli parçacıklar bulunur. Vücudumuzdaki kan, bir çeşit tampon çözeltidir. Kan ve benzeri biyolojik sıvıların işlevlerini yerine getirebilmeleri için, ortamın pH değeri belirli olmalı ve ani değişiklikleri engellemelidir. Kanın oksijen taşıyabilmesi için ortamın pH değeri 7.4 olmalıdır. Eğer pH değeri 0.1 birim kadar bile değişseydi, kan oksijen taşıma özelliğini kaybederdi. Kanımızdaki tampon çözeltide karbonik asit (H2CO3) ve bikarbonat (HCO3-) konjuge asit baz çifti yanında, başka konjuge asit baz çiftleri de vardır. Devamı

ELEKTRİK ENERJİSİ NASIL TAŞINIR NASIL DAĞITILIR

2011-06-26 11:58:00

Farklı enerji türlerinden elektrik enerjisinin üretilmesini sağlayan kuruluşlara elektrik santrali denir. Elektrik santrallerinin termik santral, hidro elektrik santrali, nükleer santral gibi çeşitleri vardır. Bunun dışında rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi ve jeotermal (termal su kaynakları) enerji ile çalışan santraller de vardır. Elektrik enerjisi, basit bir elektrik devresinde olduğu gibi elektrik santralinde başlayıp evlere, işyerlerine kadar uzanan ve oradan tekrar santrale dönen kapalı bir devrede taşınır. Elektrik enerjisi, kullanıldığı yerlere göre ışığa, sese, ısıya ve harekete dönüşür. Elektrik santrallerinde üretilen elektrik enerjisinin kullanılacağı yerlere taşınmasını enerji nakil hatları sağlar. Enerji nakil hatları,ya toprak altında bulunan iletken tellerden ya da çelik direkler üzerinde bulunan iletken tellerden oluşur. Enerji nakil hatlarında genelde bakır veya alüminyumdan yapılan iletken teller kullanılırken demirden yapılan iletkenteller kullanılmaz. Enerji nakil hatlarında demir gibi iletkenlerin kullanılmamasının nedeni de bakır ve alüminyumun demire göre hem kolay işlenmesi hem de daha kolay eğilip bükülmesidir. (Enerji nakil hatlarında genelde alüminyumdan yapılan iletken teller kullanılır). Enerji nakil hatlarında kullanılan çelik direkler iletkendir. Elektrik enerjisinin taşınması sırasında iletken tellerin çelik direklere temas etmesi halinde elektrik enerjisi toprağa akar ve enerji kaybı olur. İletken tellerin çelik direklere temas etmesini önlemek için bu tellerin direklere temas eden kısımlarında cam, seramik gibi yalıtkan maddeler kullanılır. ... Devamı

DÜNYANIN EN İYİ ÜNİVERSİTELERİ HANGİ ÜLKELERDE

2011-03-16 20:46:00

The Times gazetesinde yayınlanan dünyanın en iyi üniversiteleri listesine Türkiye'den de 2 üniversite girdi. 2010 "Dünyanın en iyi 200 üniversitesi" listesine Bilkent ve ODTÜ de girdi. İngiliz The Times gazetesince yayımlanan listede Bilkent 112'nci, ODTÜ ise, 183'ncü oldu. The Times'e göre, en iyi 10 üniversiteden 7'si ABD'li, üçü İngiliz. Harvard Üniversitesi'nin 96.1 puanla birinci sırada yer aldığı listede California ve Massachussets Teknoloji Enstitüleri, ilk üç arasında da yer alıyor. İngiliz The Times gazetesince yayımlanan 2010 "Dünyanın en iyi 200 üniversitesi" listesi başında 96.1 puan ABD'li Harvard üniversitesi, 96.1 puan ile birinci oldu. İlk 10 arasında yedi yüksek öğrenim kurumu seçildi. Harvard'ın sonra 96 puan ile California Teknoloji Enstitüsü, 95.6 puan ile Massachussets Teknoloji Enstitüsü geliyor. Dünyanın en iyi 10 üniversitesi arasında ayrıca 94.3 puan ile Standfor 4'üncü, 94.2 puan ile Princeton 5'inci, 91.1 puan ile California Berkeley 8'inci, 89.5 puan ile Yale ise 10'uncu oldu. Bu arada, İngiltere'nin prestijli Orforx ve Cambridge üniversiteleri de ilk 10 arasına girdi. Her iki üniversite 91.2 puan ile 6'ncı sırayı paylaştılar. Londra'daki İmperial College ise, 90.6 puan ile 9'uncu sırada bulunuyor. -TÜRKİYE'DEN İKİ ÜNİVERSİTE- The Times gazetesince belirlenen 2010 "Dünyanın en iyi 200 üniversitesi" listesine Türkiye'den sadece iki kurum girdi. Ankara'daki Bilkent Üniversitesi, 55.4 puan ile 112'nci iken, yine Ankara'da faaliyet gösteren Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), 47.7 puan ile 183'ncü oldu. -DİĞER ÜLKELER- Dünyanın en iyi 20 ü... Devamı

GENLEŞME NEDİR KATI VE SIVILARDA GENLEŞME

2011-01-18 11:27:00

Genleşme genişleme anlamından gelir. Sıcaklığı artırılan bir cismin uzunluk ya da hacminin değişmesi olayıdır. Katıları, sıvıları ya da gazları oluşturan tanecikler, ortalama konumları çevresinde sürekli çalkalanma halindedirler. Bu cisimlerden birine ısı biçiminde enerji verilirse, bu enerji kinetik enerji ye dönüşür; dolayısıyla, kinetik enerjisi artan tanecikler daha şiddetle çalkalanır ve daha geniş alana yayılmaya çalışırlar; yani sıcaklığı yükselen cisim (katı,sıvı, gaz) aynı zamanda genleşir. KATILARDA GENLEŞME Dışarıdan ısı alan maddenin taneciklerinin kinetik enerjisi, dolayısıyla taneciklerin titreşim hızı artar. Tanecikler birbirinden uzaklaşmaya başlar. Bu olay genleşme adı ile anılır. Tersine olarak madde dışarıya ısı verdiğinde (madde soğutulduğunda) maddenin taneciklerinin kinetik enerjisi, dolayısıyla taneciklerin titreşim hızı azalır ve maddenin hacmi küçülür. Maddelerin genleşmesi ya da tersine büzülmesi sırasında büyük kuvvetlerin ortaya çıkması, tren raylarında, köprü gibi yapılarda hasarlara neden olmaktadır. Bu yüzden tren yaylarının eklenti yerlerinde boşluklar bırakılır, köprüler demir makaralar üzerine oturtulur. Çevremizdeki bu tür yapıları gözlemleyerek genleşme ile ilgili bir çok örnekler bulabiliriz. BOYCA UZAMA Bir metal çubuğun ısıtılmadan önceki ilk boyu, l0 olsun. Bu metal çubuğu ısıttığımızda boyu uzayarak son boyu l olur. Boyca uzama miktarı (Δl); ΔL =l-l0 = L0.λ.Δt bağıntısıyla bulunur. Burada, l0 :Metalin ilk boyu. λ:Metalin boyca genleşme katsayısı. Δt = tson-tilk:Metalin ısıtılmadan önceki sıcaklığı ile ısıtıldıktan sonraki sıcaklığının farkıdır. YÜZEYCE GENLEŞME Bir metal levhanın ısıtılmadan önceki ilk yüzeyi S0 olsun. Bu metal levhayı ıs... Devamı

RÜZGAR ÇEŞİTLERİ VE SÜREKLİ RÜZGARLAR HANGİSİDİR

2011-01-17 08:24:00

  SÜREKLİ RÜZGARLAR: A) Alizeler; 30 DYB alanlarından ekvatordaki TAB alanına doğru esen rüzgarlardır. · Rüzgarlar arasında en düzenli ve sürekli esenidir. · Kıtaların doğu kesimlerine yağış bırakırlar. · Ticaret rüzgarları olarak bilinirler. · Okyanus akıntılarının oluşumunu sağlarlar. · Ters alizeler 30° enlemlerde kuraklığa neden olurlar. (çöl) B) Batı Rüzgarları : · 30° DYB alanlarından 60° DAB alanları arasında eser. · Orta kuşakta karaların batısına yağış bırakır. · Ilıman okyanus ikliminin oluşmasına neden olurlar. · Türkiye’de etkili olan sürekli rüzgarlardır. C) Kutup Rüzgarları : · 90° TYB alanlarından 60° DAB alanlarına doğru esen rüzgarlardır. Estikçe ısınan rüzgarlardır. · Kutup rüzgarlarının oluşturduğu yağışa Kutbi Cephe Yağışı denir. DEVİRLİ (MEVSİMLİK) RÜZGARLAR: Kara ve denizlerin mevsimden mevsime farklı ısınıp soğumalarından doğan devirli rüzgarlardır. G.D. Asya’da, Avusturalya’da, Gine Körfezinde, Meksika Körfezinde ve Orta Amerika’da görülür. A) Yaz Musonu : Yazın karalar çabuk ısınır. Alçak basınç alanı ile kaplanır. Denizler de daha serin olduğu için yüksek basınç alanı durumundadır. Rüzgarlar böylece denizlerden karaya eser. Bu nedenle yaz musonu estiği karaya yağış bırakır. B) Kış musonu : Kışın karalar daha soğuk YB alanı, denizler serin AB alanı durumundadır. Bu nedenle rüzgarlar karadan denize doğru eser. (Endonezya, Japonya, Filipin ada.) Yağış bırakır. YEREL RÜZGARLAR : Yerel rüzgarların etki alanı dar, esiş süreleri kısa ve kısa zamanda birbirinin ters yönünde eserler. A) Meltemler : · Günlük sıcaklık ve basın&cced... Devamı

GÖZÜN KISIMLARI VE GÖREVLERİ NELERDİR

2011-01-17 08:18:00

    GÖZÜN KISIMLARI Göz, iç içe geçmiş üç tabakayla çevrelenmiştir. Sert tabaka da denilen dış tabaka beyaz ve serttir. Gözü en dıştan saran koruyucu tabakadır. Beyaz renkli kısmına göz akı denir. Sert tabaka gözün ön kısımlarında dışbükey bir hal alarak saydamlaşır. Buna kornea ya da saydam tabaka denir. Damar tabaka koyu renktedir ve burada sık kan damarları vardır. Sert tabakanın altında yer alan damar tabaka, gözün ön kısımlarına kadar uzanır ve korneanın altında, göz bebeğinin orta kısmında çeşitli renkli, iris denen dairesel bir organ halini alır. Işınların göze giriş deliği olan gözbebeği, ışık yoğunluğuna göre daralıp genişleme özelliğine sahiptir. Göz bebeği irisin ortasındadır; çapı 2mm ile 8mm arasında değişebilir. İç tabaka olan ağ tabaka (retina) ışığa karşı çok duyarlıdır. Işık uyarılarını alan çomak hücreler, renklere duyarlı konik hücreler ve görme sinirleri bu tabakadadır. Konik hücrelerin duyarlılığı az ışıkta azalır. Bu nedenle az ışıkta renkleri fark edemeyiz. Görme sinirlerinin göze girdiği yer duyarlı değildir. Buraya kör nokta denir. Kör noktanın üst kısmında sarı benek bulunur. Işık ve renk uyarılarını alan hücrelerin yoğun olarak bulunduğu bu nokta renkleri çok iyi ayırt edebildiği halde yanda kalanların karartıları görülür. BU KISIMLARIN GÖREVLERİ Çeşitli renkte olabilen irisin arkasında bir mercek bulunur. Gözün her bölümünün bir görevi vardır. Dış tabaka gözü korur, ışığın göze girmesini sağlar. Damar tabaka onu besler ve görüntüyü düzenler. Ağ tabaka ise görüntülerin düzenlenmesine yardımcı olur; yani kendine ulaştırılan görüntüleri top... Devamı

KOFUL NEDİR YAPISI VE GÖREVİ

2011-01-15 14:11:00

Özellikle bitki hücrelerinde ve tek hücreli canlılarda görülür. Hayvan hücrelerinde ise za­man zaman oluşan ve kaybolan küçük kofullar bulunur. Kofullar hücre zarından, endoplâzmik retikulumdan, golgi aygıtından ya da çekirdek zarından oluşur. İçlerinde koful öz suyu (hücre öz suyu) denilen bir sıvı bulu­nur.Kofullar genç bitki hücrelerinde az sayıda ve küçük; yaşlı bitki hücrelerinde ise büyüktür. Hatta bazı yaşlı hücrelerde hücre içini tamamen doldurarak sitoplâzmayı yana doğru iter.Kofullar hücrenin madde alışverişinde, beslenmesinde, sindiriminde, boşaltımında görevlidir. Kofullar kaybolup gerektiğinde yerine yenileri oluşabilir. Bitkisel hücrede metabolizma sonucu açığa çıkan zehirli artık ürünler, inorganik tuzlarla birleşerek çözünmeyen kristalleri oluşturur. Özellikle yapraklardaki kofullarda biriken kristaller hücrenin işlevlerinin azalmasına ve ölümüne neden olur. Tatlı suda yaşayan bir hücreli canlılarda, boşaltım kofulları (kontraktil kofulllar) oluşmuştur. Örneğin terliksi hayvanlardaki boşaltım kofulu tatlı sularda yoğunluk farkından dolayı, vücut içerisine giren fazla suyu dışarı atarak su miktarını ayarlar.   Hücre sitoplazması içinde bulunan içleri sıvı, hava veya kısmen sindirilmiş besinle dolu olan boşluklara verilen ad. Kofullar, genelde su ve erimiş halde bulunan büyük moleküllü maddeler bakımından zengin bir sıvıyla doludur. Her koful, etrafındaki sitoplazmadan ince bir zarla ayrılır. Bitki hücrelerindeki kofullar, büyük ve az sayıdadır. Tek hücreli yaratıklardaki kofulların ise değişik vazifeleri vardır. Sindirim kofulları, boşaltım kofulları gibi. Boşaltım kofulları hücrenin bir nevi böbrek gö... Devamı

YOĞUNLUK KATILARIN SIVILARIN VE GAZLARIN ÖZKÜTLESİ NEDİR

2011-01-14 22:10:00

Yoğunluk nedir Herhangi bir maddenin bir birim hacminin kütlesine yoğunluk denir. Örneğin maddenin yoğunluğu, sıvının yoğunluğu, gazın yoğunluğu veya özkütleleri. Bazı maddeleri birbirinden ayırt etmek kolaydır.Örneğin su ile sütü birbirinden kolaylıkla ayırt edebiliriz. Fakat etil alkol ile suyu kolay kolay ayırt edemeyiz. Maddeleri birbirinden ayırt ede bilmek için özkütle erime noktası donma noktası esneklik ve özısı gibi ayırt edici özelliklerden yararlanılır. Bir maddenin birim hacminin kütlesine özkütle veya yoğunluk denir. Birim hacim olarak 1 cm3 kütle birimi olarak da g alırsak özkütle birimi g/cm3 olur. Bir maddenin kütlesi(m) hacmi(v) bilinirse;o maddenin özkütlesi (d) d=m/v bağıntısı ile bulunabilir. Bir maddenin kütlesi ile hacmi orantılı oalrak değişmektedir.Aynı madde için kütlenin hacme oranı sabittir. Uluslar arası birim sisteminde (SI) kütlenin birimi kg hacmin birimi m3 tür. Buna göre özkütlenin birimi kg/m3 olur. Yani hacmi 1m3 olan cismin kütlesi özkütleyi verir. Günlük yaşantıda ve laboratuar ortamında kütle birimi olarak gram (g) hacim birimi olarak litre (L)veya santimetreküp (cm3) kullanılmaktadır.Buna göre özkütle birimi g/L veya g/cm3 olmaktadır. Katıların Özkütlesi Özkütlenin ölçüle bilmesi için önce kütle ve hacim ölçülmesi gerekir.Kütle ve hacim ölçülmesi katı sıvı ve gazlarda farklı yöntemlerle yapılmaktadır. Katılar geometrik bir şekle sahip olduklarında boyutları ölçülerek hacim hesaplanır. Kütlede eşit kollu terazi ile ölçülür. Kütle/hacim oranından özkütle bulunur. Sıvıların Özkütlesi Sıvıları birbirinde ayırt etmenin en kolay yo... Devamı

ENERJİ NEDİR KİNETİK POTANSİYEL ENERJİNİN ÖZELLİKLERİ

2011-01-14 12:13:00

İş yapabilme yeteneğine enerji denir. (E) ile gösterilir. Skaler bir niceliktir. Doğada; ışık, ısı, mekanik, kimyasal nükleer ve elektrik gibi çeşitleri vardır. Bütün bu enerjiler doğada iki ayrı şekilde bulunur. 1) Kinetik Enerji 2) Potansiyel Enerji Hareket halindeki cisimlerin sahip oldukları enerjiye denir. (Ek) ile gösterilir. Kütlesi m ; hızı V olan bir cismin kinetik enerjisi; Ek=½.m.V2 ile verilir. Bu bağıntıya göre cismin kinetik enerjisi V2 ile orantıdır. (m=sabit) Birimler: Ek (Joule) = ½ m (kg) .V2 (m/s)2 Sonuç: bir cisme etki eden bileşke kuvvetin yaptığı iş cismin kinetik enerjisindeki değişmeye eşittir. Bileşke kuvvet hızlandırıcı ise kinetik enerji artar , yavaşlatıcı ise kinetik enerji azalır.   Elde ettiğimiz bu eşitliğe göre bir cisme etki eden kuvvet cismin birim yoldaki kinetik enerji değişimine eşittir. Sabit bir bileşke kuvvetin etkisinde kalan cisim devamlı hızlanır ve kinetik enerjisi artar. Böyle bir cismin kinetik enerji-yol grafiği şekildeki gibi olur.   Örnek: Sürtünmesiz yatay düzlemde durmakta olan bir cisme yatay doğrultuda uygulanan kuvvetin yet değiştirmeye bağlı değişim grafiği şekildeki gibidir. Cismin 12. metrede kazandığı kinetik enerji kaç joule dur? Çözüm: Grafiğin altındaki alan yapılan işi verir. Yapılan iş cismin kazandığı kinetik enerjiye eşittir.   Potansiyel Enerji Cisimlerin durumlarından veya konumlarından dolayı sahip oldukları enerjiye potansiyel enerji denir. Ep ile gösterilir. Potansiyel enerji depo edilebilen bir enerjidir. Bir yayı sıkıştırır ve ya gerersek , yayı sıkıştırmak veya germek için uyguladığımız kuvvetin yaptığı iş sıkışmış ve ya gerilmiş olan yayda potansiyel enerji olarak depo edilir. Potansiyel enerjisi olan sistemler , bu enerjilerini harc... Devamı