cengizdamar 21 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

Diğer İçeriklerim (1405)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (21)

İÇİMDEKİ YARATIK FANTASTİK ROMAN

2014-10-13 08:14:00
İÇİMDEKİ YARATIK FANTASTİK ROMAN |  görsel 1

CENGİZ DAMAR'IN YENİ FANTASTİK ROMANI ÇIKTI. Devamı

DÜNYANIN EN ŞANSLI ADAMI KİM

2013-10-12 23:58:00

Dünyanın en şanslı insanı olarak guinness rekorlar kitabına giren. Frane Selak,74 yaşında emekli bir müzik öğretmeni. Hırvatistan'da yaşıyor, tam yedi sefer Azrailin elinden kurtulmuş. Böylece dünyanın en şanslı İnsanı olarak, bu unvana hak kazanmış. 1962- Yılında Saraybosna'dan kalkan, Dubronik'e giden trene biner. Ama tren raydan çıkar ve birkaç vagon nehre düşer. Buz gibi suda 17 kişi boğularak ölür. Şerbetli Selak bu kazayı bir kol kırığı ile atlatır. Sağlam koluyla Azraile nanik yaparak, dalga geçer. 1963- Yılında kahramanımız yine başına geleceklerden bir haber, Zagreb'te DC-8 tipi bir uçağa biner. Lütfen, sakın binme! Sana yazık değil, öbür yolculara yazık. Olacak ya! Uçak havadayken kapısı açılır ve 20 kişi yer çekimini yenerek, yerle buluşurlar. Bizimki tesadüfe bakın, bir samanlığın üzerine pike yapar. Hafif yararlarla kurtulur. Öbür on dokuz kişi hakkın rahmetine kavuşur. Böyle olacağı belliydi!!. 1966- Yılında Azrail, onun bindiği otobüste, şerbetli kankasının yanındaki boş koltuğa oturmuş, ona gülerek bakmaktadır. Otobüs kanat takıp, kuş gibi nehre uçar. Dört kişi hayata veda eder. Kahramanımız yine ufak, tefek sıyrıklarla kurtulup, Azrail ile öbür randevusunu beklemeye başlar. 1970- Yılında otomobiliyle giderken motor alev alır ve kendini dışarı zor atar. Sanki araç onun dışarıya çıkmasını beklemektedir. Selak dışarıya çıkar, çıkmaz benzin deposu infilak eder. Maazallah! Yine verilmiş sadakası varmış. 1973 -Yılında Şeytanla çelik çomak oynarken, otomobilinde meydana gelen patlamada saçlarının bir bölümünü kaybeder. Azrail, bu seferde onu eşek traşı yapmakla yetinmiş. Kel kalmak, herhalde ölmekten iyidir. 1995 –Yılında, Azrail... Devamı

ERKEKLER KADINLARI NEDEN ANLAMAZ

2013-01-28 18:42:00
ERKEKLER KADINLARI NEDEN ANLAMAZ |  görsel 1

Kadınları anlamak, dünyanın en zor bilinmeyen denklemi olmalı. Bu konu hakkında, binlerce söz söylenmiş, binlerce kitap yazılmış. Ünlülerin kadınlar için söyledikleri ünlü sözler tarihe geçmiş. Kadınları çözmek bu kadar zor mu? Bu konu zor olmazsa, yüzyıllardır gündemde kalmazdı. Bilinmeyen gizemli şeyler, insanı kendine çeker. Kadınları erkekler çözmüş olsa idi, kadınların cazibesi hala devam eder miydi? Victor Hugo’nun kadınlar için şu ünlü sözü tarihe geçmiştir. “Kadını güzel yapan tanrıdır, sevimli yapan şeytandır.” Victor Hugo’nun bu sözünde, ruhani bir açıklama vardır. Kadını tanımlamasına mistik bir hava katmış. Bu sözünde tanrı ile şeytanın yerini değiştirsek, yine aynı sonuç ortaya çıkıyor. "Nerede şeytan başarısız olursa oraya kadını yollarlar." Bu rus atasözü de kadına şeytanın bile aklının ermediğini özetlemiş. Hiçbir mantıklı tanımlama kadını anlatamaz. Sözün ve mantığın bittiği yerde kadının aklı, sevgisi, hırsı, kıskançlığı, cazibesi, anneliği, dişiliği, altıncı hissi ve vücudunun fiziki silahları devreye girer. Vücudunun fiziki silahları saymakla bitmez. Bir bakışıyla en kuvvetli savunmayı teslim alabilir. Kirpiği ile çelik zırhları kolayca deler. Kaşını şöyle bir kaldırışı veya çatışı, karşısındakini deli eder. Dudakları,saçları öldürücü silahlarının başında gelir. Yuvarlak hatlarını silah olarak kullanmasına hiç gerek yoktur. Yanakları,gamzesi, elleri, tırnakları, parmakları, bacakları, sesi, gözyaşları, boynu, kulağı, vs, vs, saymakla bitmez. Bu kadar değişik özelliği olan ve bu özelliklerini nerede, ne zaman, n... Devamı

DEDİKODU NEDİR NEDEN DEDİKODU YAPARIZ

2011-09-05 15:20:00

Şunu herkes iyi bilir ki,dedikodu yapmak,kötü bir şeydir. İnsanların zafiyet zayıflığı mı? Yoksa aşırı merakı mı? Ya da adına kıskançlık mı diyelim,bütün bu malzemeleri bir araya getiripte,cadı kazanının,fokur fokur kaynaması dersek,daha mantıklı olur. Dinimiz kesinlikle dedikoduyu yasaklamış ve büyük günah olduğunu belirtmiş. Dedikodunun Türkçe sözlük karşılığı: Bir kimseyi çekiştirmeye,kınamaya yönelik söylenti-Kulikal-demekmiş. Arapçası ve halen bizimde zaman zaman kullandığımız Gıybet  İnsanın var,olduğu yerde dedikodunun olmaması,imkansız gibi bir şey. İngilizce karşılığı Gossip’miş. İngiltere’de yapılan bir araştırmada erkeklerin kadınlardan daha fazla dedikodu yaptığı belgelenmiş. Erkekler kendi aralarında ama her konuda dedikodu yapmakta imişler. Kadınların dedikodu sıralamasında ilk sırayı hemcinsleri almış. Laf aramızda, bu sıralamada ki puanları kaynana gelin çekişmesi arttırmıştır. İstatistiklere göre en çok iş yerinde dedikodu yapılıyormuş,yalnız buda iş konunu ile yasaklanmış ve suçu da işten atılmak Acaba böyle bir istatistik Türkiye’mizde yapılmış olsaydı,sonuç nasıl çıkardı? Bu kadar kötü bir şey,neden yaşamımızın büyük bir bölümünde,insanlar için cazip gelmekte? Kişilerin deşarj olarak kullandıkları,bir terapi yöntemi olabilir mi? Fazla ileriye gitmeden,hepimizin yaptığı ve arkasına saklandığı bir silah olamaz mı? Örneklersek,bir işyerinde,amirimiz bizden,hoşlanmıyor ve her ortamda belli ediyorsa,şartlar eşit olmadığı için,hemen savunmaya geçerek,arkasından dedikodu üretmiyor muyuz? Yanlız haklı olarak söylenenler,bu katogorinin dışında. “Görünen köy kılavuz istemez.” Bu Atasözümüz de ,konuya... Devamı

EVLİLİK ÖNCESİ KÜLTÜR ÇATIŞMASI

2011-03-23 18:19:00

Aşkın kanunu var mı? Bu soruya var, demenin dışında hiç bir alternatif yoktur. Yalnız aşkın kanununu, herkes aşk yaşadığı kişi ile zamanla yazar, bu kâğıt üzerine yazılmış bir kanun değildir. Çiftler zamanla kendi kurallarını koyarlar ve karşısında ki partnerinin de buna uymasını beklerler. İşte gençlikte sevgililer arasında, yoğun çatışmalar bu adı konmamış, ortak kuralları oturtmak için, herkes karşısındaki eşini kendi çizgisine çekmeye çalışır ve bu dönemde çatışmalar yoğun yaşanır. Bu olay gizli karakter analizi ve ortak yaşamda ki uyum sorunlarının önceden elekten geçirilmesi olarakta görülebilir. Her iki tarafta ortak noktalarda uzlaşmak ve birbirlerini, kendi değerleri ölçüsünde kabul etmenin kavgasını verirler, eğer bu ortak kurallarda iki tarafta da uzlaşma olmazsa, o ilişkide sağlıklı olmayan ve iler ki yıllarda karşılarına çıkacak sorunlar, onları bekler. Seni anlamakta zorlanıyorum... Ne demek istiyorsun? Şunu açık söylesene? Çok kıskançsın, bunda ne var... Bu kıyafetimin nesi var? Sen kendine bak... Saçını niye öyle topladın? Adama bak yaa, ben böyle seviyorum... Oraya gitmeyelim, sen orda rahatsın ama ben değilim. Kırmızı sana hiç yakışmıyor,bir daha bunu giyme.. Oturuşuna dikkat et. Nasıl oturacağımı senden mi öğreneceğim? Boş versene sende buluttan nem kapıyorsun... Sakal tıraşı olmadın mı? Bir daha sakal ile karşıma çıkma... O yemek yoğurtla yenir mi? Seninki de amma zevk.. Senin ailen şunu söyledi. Kapat bu konuyu sanki seninkiler, sütten çıkmış ak kaşık. Bir daha abartılı makyaj yaptığını görmeyeceğim anladın mı? Biraz kitap, gazete falan oku, oh varsa yoksa diziler ama olmuyor ... Ooo ! Sende amma maganda imişsin, valla işimiz var senle Bu örnekleri, milyonlarca kez çoğalt... Devamı

ANADOLU PARSIMIZIN SOYUNU KURUTMUŞUZ

2011-01-28 12:08:00

Bilim adamları üzerinde yaşadığımız dünyanın yaklaşık 5 milyar yaşında olduğunu söylemektedirler,son yapılan Zirkonyum kristalleri üzerinde yapılan radyometrik tarihlendirme dünyanın en azından 4404 milyar yaşında olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu zaman içinde birçok canlı türleri çeşitli nedenlerle kendi soylarını bugünlere taşıyamamışlar. Mamut ve dinozor örnekleri gibi Gelişen teknoloji ve bunun doğaya verdiği zararlar, artan insan nüfusu, doğal dengeyi bozan kimyasallar, insanların doymak bilmeyen hırs tutkuları tabiatın dengesini tehdit etmekle kalmayarak bazı canlı türlerini insanoğlu resmen dünya yaşam sahnesinden katlederek soyunu tüketmiştir. Soyu tükenmek üzere olan canlıların başında Kelaynak kuşu, Panda ve Goril,  sayabilir . Bu isimlerin yanında birçok tehlikede olan canlı isimlerini de art arda sıralayabiliriz. Ülkemizde yakın tarihte soyunu tükettiğimiz Anadolu parsı. Bu toprakların bize miras bıraktığı “ Panthera pardus tulliana”1974 yılında avcılar tarafından son Anadolu Parsımız,Beypazarı’nda vurularak, soyu tükenmiş... Yapılan araştırmalarda ne yazık ki bugüne kadar bir daha izine rastlanmamış, yaşadığına dair bazı iddialar olmasına rağmen bu iddialar kesinlik kazanmamıştır. Amerika’da yine insanoğlu tarafından resmen bir soykırım yapılarak ortadan kaldırılan Göçmen güvercin örneği de yine insanlık tarihimizin yüz karaları içinde yerini almıştır. Göçmen güvercin 1800 yıllarının başında Amerika kıtasında aşırı avlanma sonucunda soyu tükenen bir canlı türü. Kuzey Amerika’da göç mevsiminde milyarlarca havada ki güvercinden dolayı gökyüzünün görünmediği kayıtlara geçmiş. Aşırı avlanarak büyük şehirlere o tarihlerde trenlerle gönderilmiş,... Devamı

OSMANLI DÖNEMİ HAİNLERİNDEN KAPTAN-I DERYA AHMET FEVZİ PAŞA

2011-01-21 21:57:00

Her ülkenin hainleri vardır bunlardan birisi de: Aslen Girit kökenli olan bir süre İstanbul’da kayıkçılık yaptıktan sonra donanmaya girerek hızla yükselen ve padişah 2.Mahmut tarafından Osmanlı donanmasının başına Kapta-ı derya olarak atanan, Ahmet Fevzi Paşadır. 2.Mahmut ölünce tahta 16 yaşındaki 1.Abdülmecit çıkar ve onun yeni veziri olan Koca Mehmet Hüsrev Paşa o sırada Ege denizinde seferde olan donanmanın,İstanbul’a dönmesi için emir verir. Kaptan-ı Derya Ahmet Fevzi paşa bu emiri duyunca vezir ile aralarındaki düşmanlığı bildiğinden başına bir iş gelmesinden korkarak İstanbul’a dönmeyerek emrindeki donanmayı o dönemde Osmanlı ve Mısır arasında savaş olmasına rağmen İskenderiye limanına demirleyerek Kavalalı Mehmet Paşaya teslim eder. 12 yıl önce Rus, İngiliz ve Fransız müttefik donanmaları Osmanlı donanmasını şaibeli bir şekilde tuzağa düşürerek Navarin deniz savaşında tamamen yok etmesinden sonra Osmanlı donanması bir kez daha savaş veremeden aynı akibete uğramış olur. Bu saf değiştirme olayı Osmanlıyı Mısır karşısında çok zor duruma düşürür ve yıllar sonra tahta çıkan, Abdülmecit 1841 yılında bir ferman yazarak Mısır valiliğinin miras yoluyla Kavallı Mehmet Paşa ailesinde kalmasını kabul eder. Bu antlaşma üzerine Osmanlı donanması İskenderiye limanından demir alarak, İstanbul’a doğru yelken açar. Bu olaydan dolayı,Kaptan-ı derya Ahmet Fevzi paşanın ismi tarihe firari ve hain olarak geçer. Ahmet Fevzi Paşa Mısır’da cariyeleri ile gününü gün ederken 1840 yılı civarında cariyeleri tarafından zehirlenerek öldürülür. Evet her ülkeden hainler ve kahramanlar çıkar ama bu ulus hainlerini ve kahramanlarını asla unutmaz,onların arasında ki FARKI çok iyi bilir. CENGİZ DAMAR ... Devamı

DÜNYANIN EN ŞANSLI İNSANI ŞANSLI MI ŞANSIZ MI

2011-01-14 09:21:00

Dünyanın en şanslı insanı olarak guinness rekorlar kitabına giren. Frane Selak,74 yaşında emekli bir müzik öğretmeni. Hırvatistan’da yaşıyor, tam 7 felaketten kurtulmuş ve böylece dünyanın en şanslı İnsanı olarak, bu unvana hak kazanmış.   1962- Yılında Saraybosna’dan kalkan, Dubronik’e giden trene biner. Ama tren raydan çıkar ve birkaç vagon nehre düşer, buz gibi suda 17 kişi boğularak ölür. Şanslı Selak bu kazayı bir kol kırığı ile atlatır.   1963- Yılında kahramanımız yine başına geleceklerden bir haber Zagreb’te DC-8 tipi bir uçağa biner. Binme! Sana yazık değil, öbür yolculara yazık. Olacak ya! Uçak havadayken kapısı açılır ve 20 kişi yer çekimini yenerek, yerle buluşurlar. Bizim ki tesadüfe bakın ki bir samanlığın üzerine pike yapar ve hafif yararlarla kurtulur. Öbür on dokuz kişi hakkın rahmetine kavuşur Böyle olacağı belliydi!!.   1966- Yılında arkadaşı Azrail, bindiği otobüstedir.  Otobüs kanat takıp kuş gibi nehre uçar. Dört kişi hayata veda eder. Kahramanımız yine ufak, tefek sıyrıklarla kurtulup, öbür kazaları beklemeye başlar.   1970- Yılında otomobiliyle giderken motor alev aldır ve kendini dışarı zor atar.  Sanki araç onun dışarıya çıkmasını beklemektedir.  Selak dışarıya çıkar, çıkmaz benzin deposu infilak eder. Maazallah! Yine verilmiş sadakası varmış.   1973 -Yılında yine doğru durmaz ve otomobilinde meydana gelen patlamada saçlarının bir bölümünü kaybeder. Kel kalmak, herhalde ölmekten iyidir.   1995 –Yılında, Azrail!  Zagreb sokaklarında otobüsle gezerken, şerbetli kankasıyla karşılaşır ve onu yanında götürmek için &cced... Devamı

OYUN KARTLARININ TARİHÇESİ VE KARO PAPAZININ ÖYKÜSÜ

2010-12-28 08:42:00

Oyun kartlarının tarihçesi,7 ve 10 yüzyılda Çin’de ortaya çıktığı ve Marko Pola tarafından Avrupa’ya getirildiği rivayet edilmektedir. 14.yüzyılda Fransa’da son şeklini aldığı ve kartlarda ki kahramanlara, sembollere isimleri onların verdiği açıktır. Oyun kartlarında ki sembollerin o zaman ki Fransa’daki sınıfları ifade ettiği doğru bilgi olarak kabul edilmektedir. Maça: Şekil olarak bir mızrağın ucunu andırmakta ve Orduyu, şövalyeleri Kupa: Kalkanı andıran şekli ile Krallığı ve soylu sınıfını Aslında kupa kartının şekli bir kalptir ve bunun için, kupaya Fransızlar Loeur, İngilizler ise Heart demektedirler. Karo: Fransa da ki toprakları, şehirleri ve orta sınıfı.   Sinek: Yanca yaprağına benzeyen görüntüsü ile avam, köylü sınıfını temsil ettiği söylenmekte ve halen Birçok kart oyunun da sinek kâğıdı en değersiz kâğıt olarak kabul edilmektedir. Bizim papaz olarak yorumladığımız kart aslında Kinğ Kral, kız ise Gueen kraliçe olarak orijinalinde tabir edilmektedir. Birli, papaz, kız ve oğlan Fransızcadan oyun dilimize as, rua, dam ve vale olarak geçmiş. Oyun kartlarında ki resimler tarihte ki ünlü kişilerin isimlerini taşıdıkları belirtilmekte. Maça Papazı: Davut’u Kupa papazı: Charlemange (Frank Kral’ı 742-814) Sinek papazı: İskender’i   Karo papazı: Sezar’ı Oyun kartlarına dikkatli bakanlar, belki farkındadırlar, karo papazının kolları yoktur. Bunun için birçok rivayet anlatılmakta, bunlardan biriside karo papazının kâğıt oyunlarında üstat olduğu ve bir gün oynanan oyunda iddia olarak ortaya kollarını koyduğu oyunu kaybedince kollarının kesildiği ve resimde yüzü utancından başka tarafa baktığı söylenmekte. ... Devamı

FARE KORKUSU FAREDEN NEDEN KORKARIZ

2010-12-21 20:41:00

Fare korku filmlerin baş rol hayvanı, aslında fazla büyük olmayan, hayvanlar gurubunda kemiriciler sınıfına giren ve bir çok çeşidi olan, bilim adamlarının deneylerde vazgeçemedikleri canlı. Aslan, kaplan veya kurt gibi yırtıcı bir hayvan olmamasına rağmen, dünyanın her tarafında İnsanların büyük bir çoğunluğu tarafından, tiksindirici ve korku demek. Genelde kadınların daha çok korktuğu bir obje olarak, karikatürlerde işlenir. Bazı aykırı tarikatlar tarafından, kutsal hayvan olarak öne çıkarılır ve bu tarikatların, sembolleri olmuştur. Bu kadar panik derecesinde, fareden acaba niçin korkarız? Bunun altında M.Ö`ye giden ölüm korkusu vardır ve kuşaklardan kuşaklara bu fobi geçmiştir. Bilindiği gibi Fare kara ölüm Vebanın yayılmasında en büyük taşıyıcıdır. İnsanlık tarihinde çok uzun yüzyıllar süren,toplu halde ki ölümü insanlara bulaştırmıştır; fare kara ölümle kol kola yürüyen ve onun tek arkadaşı, insanlığın bilinç altına bu korku hayatları pahasına kazınmıştır. Orta çağda 1347 - 1353 arasında, Avrupa nüfusunun üçte birinin kaybedilmesinden sorumludur. Ayrıca bu hastalık,1347 - 1348yılları arasında Venedik nüfusu 130.000 iken 70.000`e düşmesine neden olmuştur. Hitit Labarnaşı (Kral) M.ö.1274 Yirmi yıl süren vebanın üzerine Murşilin ünlü veba duası Hitit tabletleri ile günümüze kadar ulaşmıştır. İlk Veba M.Ö.Mısır`da görülmüş ve Mısırlılar her evde kedi beslemeye başlamışlar ve kedisi ölen ev halkı yasta olduklarını göstermek için kaşlarını kazıyorlarmış. Kedi tanrısı, Bastet`in heykeli günümüze kadar ulaşmış. Avrupa’da vebanın çok etkili olduğu dönemlerde yaşlı kadınların Kediyi emzirdiği ve cadı oldukları inancı ... Devamı

KARGALAR KAÇ YIL YAŞAR- ŞU KADAR YAŞAR YALANI

2010-12-11 14:21:00

Kargalar ne kadar yaşar? İnternette bir deli bir kuyuya bir taş atmış kırk akıllı çıkaramıyor. EEee!!! Kılavuzu Karga olanın burnu pislikten kurtulmazmış. Yok efendim 100 yıl yok efendim 200 yıl . Bu işe Kargalar bile güler, eğer bu kuşlar onların iddia ettikleri kadar uzun yaşasalardı Dünyanın her tarafında kargadan geçilmezdi ve ekolojik dengenin bozulmasına sebep olurlardı. Bir de bu kuşlar her çiftleşme döneminde 4 veya 5 yumurta yumurtluyorlar bu yumurta oranıda hesaba katarsak resmen Karga eflasyonu oluşurdu.... Kargaların doğada ki yaşam süreleri 15-20 sene arasında değişmektedir. İngiltere'de kafeste yaşıyan bir Karganın 80 yıl yaşadığı tesbit edilmiş. Doğal ortam ile kafes ortamı arasında dağlar kadar fark vardır. Doğal ortamda ekolojik dengenin kuralları hemen devreye girer,salgın hastalıklar gibi vs,vs... CENGİZ DAMAR ... Devamı

BAYKUŞ KARGA KUZGUN UGURSUZ MU

2010-10-30 13:10:00

Baykuş,Kuzgun,Karganın eskiden uğursuzluk getirdiği inancı yaygındı ve halen bazı kırsal kesimlerde Baykuş için bu kanaat devam ediyor. Roma ve Mısır inançlarında baykuşun uğursuzluk getirdiğine inanılmış ve bu yanlış inanç günümüze kadar gelmiştir. Baykuş geceleri avlanan bir kuştur, gözleri,kulakları ve uçma özelliği kusursuzdur. Japon bilim adamları Baykuşun kuşlar içinde en sessiz uçuşu gerçekleştirdiğini bilimsel çalışmalar sonunda ispat etmişlerdir. Baykuş bir gecede 4-5 fare ile beslenmektedir,bu da onun ekolojik denge için ne kadar faydalı olduğunu gösterir. Baykuş eskiden bir evin çatısında öterse o evden cenaze çıkacağına inanılırdı ve halk arasında birisine beddua edilirken "Çatında Baykuş ötsün"denirdi. Karga'da bu ugursuz kuşlar arasında ki yerini almıştır. Kargımak eski Türkçede lanet,beddua etmek anlamına geliyor ve bu kuşun bed sesinden dolayı bu isim ona verilmiş ama ugursuz olarakta kabul görmüş. "Kılavuzu Karga olanın burnu pislikten kurtulmazmış" "Besle kargayı oysun gözünü"Karga'nın sevimsizliği ve uğursuzlugu ifade etmek için kullanılmış bir ata sözlerimizdir. Kuzgun, bu kuşta uğursuz olarak bilinir,kuzgun karga familyasından olup ondan daha iridir ve uzun ömürlü bir kuştur 60-70 yıl yaşadığı tesbit edilmiş ve dişisini etkilemek için yuvasına mavi renkli cam kırıklarını ayna gibi parlak nesneleri taşırmış ve bunun içinde adı hırsız kuşa da çıkmış. Kuzgunla ilgili ünlü ata sözümüz ise. "Ya Devlet başa,ya Kuzgun leşe" demişiz ve hemen eklemişiz. Kuzgu'na yavrusu Şahin görünür diye. İşte bu üç kuş felaket tellali olarak,inanç geleneklerimize yerleşmiş faka... Devamı

GÜRÜLTÜ VE SAĞLIĞIMIZ-MAKALE

2010-10-14 10:58:00

Kentlerde yaşayanların ne kadar gürültüye maruz kaldıklarını ve gürültünün insan psikolojisinin bozulmasın da bir etken olduğunu hiç düşündünüz mü? Devamlı gürültülü ortamlarda yaşamak zorunda kalanlar daha fazla kalp krizi geçirme ihtimali Kas tutulmaları, stres, sinirli olma, uyku bozukluğu, ani gürültülerde panikleme, hayata küsme gibi etkenler yaratığını uzmanlar söylemekte. Japonya’da yapılan bir araştırma da düşük yapan hamile bayanların gürültüye maruz kaldıkları ortaya çıkarılmış. İnsan sağlığını bu kadar etkileyen gürültüye karşı bizler ne yapıyoruz? Gürültüsüz bir ortamda yaşamak için, dikkatli davranarak, bu konuda titiz davranıyor muyuz? Her konuda olduğu gibi yine tepkisiz “Bana dokunmayan yılan bin sene yaşasın” Lafımızın arkasına mı saklanıyoruz? Şehirde yaşamanın kuralları ve yasaları vardır. Devamlı arabalarının kornasına basan bir toplum, egzoz standartlarına aykırı sırf gürültü yapsın diye egzozlardan susturucuların zevk için çıkarılması, araçlarının içinden zorla topluma dinletilen yüksek firakanslı müzikler. Düğünlerde, asker uğurlamalarında konvoy halinde ki araçlarla yapılan kornalı, sloganlı, silahlı gürültü çıkarma rezaleti. Mahalle aralarında yapılan düğünler, bütün semtte gece yarılarına kadar özel amfilerle sözüm ona müzik ziyafeti çektiğini sanan zavallılar. Seçimlerde gürültü çıkarma yarışı, sanki kim fazla gürültü yaparsa o seçimi kazanacak zihniyeti. Parklarımızda gece yarısı ninni niyetine dinlediğimiz sarhoş naraları, toplumsal alanlarda cep telefon komedisi. Apartmanlarda üst kat, yan kat, a... Devamı

ATATÜRK HANNİBAL VE YILDIRIM BEYAZITIN BENZERLİKLERİ

2010-09-30 15:28:00

Kartaca, M.Ö 814 yılında, Filistin topraklarında bulunan Tire (Sur) kentinden gelen Fenikeli tüccarlar tarafından Tunus yarımadasında kurulmuş olan bir kenttir. Fenike dilinde Kart-haşadt yani Yeni Şehir anlamına gelmektedir HANNİBAL, M.Ö. 246 ile M.Ö. 183 yılları arasında yaşamış Kartacalı politikacı ve general. Ünlü Kartacalı komutan Hamilcar Barca''ın oğludur. Babası bir çok defa Romalılarla savaşmış ve savaş alanından mağlup olarak ayrılmış. Babası oğlu Hannibala Romaya olan kininden ötürü küçük yaşlarında Romadan ve Romalılardan intikamını alması için yemin ettirir. Hannibal içinde Romalılara karşı beslediği kinle ile büyür. Kısa bir süre sonra babasının ölümünü müteakiben, eniştesi ve kardeşinin yardımıyla asker olur.. Hannibal doğrudan Roma’ya saldırmaya kara verir. Tarihe geçen şu sözleriyle efsaneleşir. “ YA YENİ BİR YOL YAPACAĞIZ, YA DA YENİ BİR YOL BULACAĞIZ! ” Romalıları arkadan kuşatmak ve savaşın Roma topraklarında olmasını istediği için 219 yılının Eylül ayında 100 bin asker ve o günkü çağda savaş meydanlarında tank görevi yapan 37 fil ile 24 bin km sürecek yolculuğuna başlar. Alplerin 2500 rakımında ve çetin kış şartlarında 200 km ölüm yolunu hiç durmadan ve yiyecek olmadan ordusunun yarısını Alplerde ölü bırakarak imkansızı başarır ve İtalya''ya ulaşır. Bu zorlu yolculuk tam yedi ay sürer ve Roma'nın tarihteki en büyük düşmanı artık Roma topraklarında at koşturmaktadır. 2.Pön Savaşı’ndaki başarısı onu İtalya’da tanınmasına ve Roma işgali altındaki halkların yanında yer almasına sebep olur.. Filleri içeren ordusuyla İber yarımadası, Pireneler ve Alpler ‘den kuzey İtalya''ya girmiş ve Romalıları birkaç önemli ... Devamı

AYNALARIN YALAN SÖYLEDİĞİ İSPATLANDI

2010-09-24 11:38:00

Günümüzden 4 bin yıl önce, Ortadoğu ve İtalya'nın kuzey kesimlerinde, yanardağ lavlarının parlak artıklarının cilalanmasıyla, görüntüyü aksettiren ilk aynalar yapılmış. Gümüşleme yöntemiyle ayna elde etme tekniği ise, 14. yüzyılda Venedik'te geliştirilmiş. Venedikliler,bir cam tabakasının arka yüzeyine cıva sürerek, ayna yapmayı başarmışlar. Bu cam parçası, o tarihten sonra,özellikle kadınların en büyük silahı ve oyuncağı olmuş. Milenyum çağında da olmaya devam ediyor. Bu günkü aynanın yapım tekniğini 1835 yılında, Alman kimyageri Justus von Liebig tarafından geliştirilmiş.. Ayna,ayna söyle bana benden,güzeli var mı bu dünyada? Evet bu lafın,bilimsel olarak doğruluğu ispatlandı. İngilterede yapılan bir araştırma da (St Adrew`s Üniversitesi`nin Algı laboratuarı`ndaki araştırmayı yöneten Prof.Dave Perrett.) Kişilerin aynada kendilerini nasıl görmek istiyorsa öyle gördüğünü,beynimizden yola çıkarak,isbatlamaya çalışmış. Kişi aynaya baktığı zaman,yüzünün sağ tarafına odaklanır ve kendisini,görmek istediği gibi görürmüş. Ama Prof, iddia ettiği karşımızda ki kişiler yüzümüzün sol tarafına bakarlar ve ona göre güzelliğimizi veye yakışıklılığımıza karar verirlermiş. Prof.Dave Perrett,beynin yüzleri tanıma yolunun,bu sonucu doğurduğunu ve "Bir insana kendi fotarafını gösterin. Sonra aynı fotoğrafın aynadaki aksini gösterin. Bu kişi aynadakini daha çekici bulacaktır." dedi. Profesör,insanın kendisini nadiren(OLDUĞU BİBİ GÖRDÜĞÜNÜ) söylemiş... Belki de insanların aynaya olan düşkünlüğü olumlu enerjilerini aynaya yansıtarak,kendilerini görmek istedikleri gibi görebilme arzularından ileri gel... Devamı

PARMAK İŞARETLERİNİN ANLAMI

2010-08-31 19:45:00

Parmaklarımızı asli görevlerinden başka bütün dünyada, işaret dili olarakta kullanıyoruz. İki parmağımızı V şeklinde açmanın anlamı zafer demek,bu işaret ikinci dünya savaşı sırasında müttefik kuvvetlerin arasında doğmuş. İngilizcesi Viktory ve anlamı zafer olan bu kelimenin baş harfi V alınarak parmaklarımıza yerleşmiş. Bunun dünyada ki öncülüğünü de İngiliz lider Winston Churchill yapmış. 1960’yılından sonra bu işaretin anlamı Amerika da savaş karşıtı kişiler tarafından barış olarak benimsenmiş. Bütün parmaklar kapalı sadece orta parmağı göstermenin anlamı dünyanın her tarafında aynı anlama gelmekte yalnız konuşma özürlüleri arasında ki anlamı “Boşa konuşuyorsun” demekmiş. Ülkemizde ülkücülerin sembolü olan bozkurt işareti İşaret parmağı ve küçük parmağın açık öbür parmakların önde birleşmesi aslında ilk defa Azerbaycan’da kullanılmaya başlanmış ve oradan ülkemize giren bir işaret olmuş.   Son Amerikan seçimlerinde bu işarete çok benziyen,bir işareti seçim propangadaları sırasında Obama kullanmış ve anlamı sizi seviyorum demekmiş. İki parmağın arasına başparmağı sokup göstermek kibar bir anlamda açıklarsak üçün birini al diyebiliriz. Bu işaretin de kamyon şöferleri arasında ki anlamıda değişik,arka lastiğinin arasında taş var demek. Bizde ki akıncıların ve milli görüşçülerin sembolü ve sayın Erbakanın öncüsü olduğu bu işaret,bütün parmaklar kapalı sadece başparmak havaya kalkık,bu da pilotlardan uyarlanmış bir işaret. Pilotların arasında ki anlamı her şey yolunda demekmiş. Kafasını kaşıyan kişi düşünüyo... Devamı

KABADAYI KÜLHANBEY KİME DENİR

2010-08-30 18:39:00

Külhanbey ile Kabadayı arasında ilk göze çarpan fark birisinin sonunda Bey olması öbüründe ise Kaba olması. Külhanın sözlük anlamı:Osmanlı zamanında  hamamlara sıcak su vermek için suyun ısıtıldığı yer anlamında.soğuk kış günlerinde  başıbozuk serseri takımının hamamlarda su ısıtılan bu sıcak külhan yerlerinde kışı geçirdikleri için kendileri ile bu isim zamanla özdeşmiş ve bu isimle anılır olmuşlar. Aslında osmanlı döneminde Külhanbeyler tulumbacılar(Bugün ki İtfaiyeci) giyimleri, kuşamları,gözü kara olmaları ve kendi konuşma uslupları ile bu sıfat kendilerine yakıştırılmış. Külhanbeyler sonunda Bey olduğu gibi kibarlığı elden bırakmayan ama gözü kara ve bileği sağlam o semtin bütün sorunlarına sahip çıkarak adil bir şekilde çözen bir kişi olarak,yakın tarihimize kadar bu rajonu yaşatan kişilerdi. Külhan beylerin yerini başında Kaba olan sonunda ki Dayı'nın D'sini kaldırdığımız zaman ortaya çıkan Kaba Ayı'lar aldı. Kabadayının günümüzde ki rolü ne kadar argo konuşursa,ne kadar milletin gözünü korkutup sindirirse,ne kadar kalabalık olurlarsa ve ne kadar kanun tanımazsa o kadar itibar sağladığını sanan sermayesi bu olan ve bunlardan beslenen kişiler. İşte Külhanbey ile Kabadayının arasında,bu küçücük fark vardır. CENGİZ DAMAR ... Devamı

NEDEN TARAF OLURUZ

2010-08-10 18:52:00

TARAF OLMAK İnsanoğlunun genlerinde var galiba,şöyle bir durum değerlendirmesi yaparsak,hayatımız boyunca hep bir şeylere taraf oluyoruz. Tabii ki kişinin almış olduğu aile,çevre,eğitim kültürü taraf olurken,ön plana çıkıyor ve tercihlerini ona göre kullanıyor. Bir spor kulübünün tarafında oluruz ve onu tutarız,bu tutacağımız takımı seçerken,aileden,çevreden veya gizli idolumuz olan,birisinden etkilenerek bunu yaparız. Ya da çevremizdeki bir kişiyi antipatik bularak,ona karşı başkaldırı dürtüleri ile onun karşısında olduğumuzu ispatlamak için,rakip takımı tutarız. O takımın tarafında taraftar olarak,yerimizi alırız. Renk aşkı sonradan gelir,kaç kişi bir takımın taraftarı olmadan,o takımın forma rengine bakarak,tercihini kullanır. Demokrasinin temel olmazlarından biriside siyasi partilerdir. Yurttaşlık vazifemiz olarak siyasi partilere seçim zamanı oy veririz ve oy verdiğimiz partiye taraf oluruz,onun iktidara gelmesi için gizli veya alenen etrafımızı etkilemeye çalışırız. Burada taraf olurken yine,çeşitli faktörler devreye girer,aileden gelme particilik veya parti liderini beğenme gibi,ülke ve dünya sorunlarını kaç kişi baz alarak,acaba oy kullanmaktadır. Kadın ve erkek şarkıcı veya film starlarımız vardır. Devamlı onların şarkılarını,türkülerini dinleriz,bu kişileri seçerken acaba onların sesinden mi yorumundan mı? Etkilenerek onları  idolumuz yaparız. Tercih sıralamasında ilk sırayı bu etkenler mi ön plana çıkarır,yoksa giyimi,saç sitili,özel hayatımı… Tabi ki idol olması için gerekli olan hepsinin bir arada olmasıdır. Favori starlarımız vardır. Bir filmde veya dizide onlar varsa o filmi,diziyi seyrederken ayrı bir zevk alırız. Kargadan başka Kuş tanımam lafı beklide bu konuları... Devamı

SİYAH KEDİ UĞURSUZ MU KEDİNİN TARİHÇESİ

2010-06-21 12:58:00

Kedilerin insan yaşamına girişinin yaklaşık 9000 yıl önce olduğu düşünülmektedir. Kıbrıs'ın güneyinde bir mezarda insan kemiklerinin yanında bir kedinin kalıntıları bulunmuştur. araç, gereç ve süs eşyalarının bulunduğu mezardaki insan kalıntısının yaklaşık 20 santimetre yanındaki küçük bir çukura bütün halinde gömülmüş olarak bulunan kedi kalıntıları, yaklaşık 30 yaşında olduğu sanılan insanla kedi arasında bağ olduğunu göstermektedir.. Bu da kedinin 9 bin yıl önce evcilleştirildiğinin bir kanıtı olarak açıklanmıştır. Kedinin Mısır ve Kuzey Afrika'da ortaya çıkmasının kanıtı başlıbaşına isminin kendisidir. Kedi kelimesi ilk kulanımı Kuzey Afrika'daki yerli kabilelerde görülen Arapça kelime 'quttah' kelimesidir. Kedi kelimesi neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde birbirine benzer varyasyonlarda kullanılır. Mısır medeneyeti tarıma geçince  tahıl ambarlarıa fareler büyük zararlar vermeye başlarlar. Onların doğal avcılarıda farelerin çok olduğu yerlerde kendilerini gösteriller. İnsanla  kedinin  tanışması bu süreçte olur,Mısırların kedilerin fareler karşısında etkin olduğunu fark etmesiyle birlikte evcilleştirme süreci hızlanır. Tarihte ilk veba salgını Mısırda görülmüş ve bu hastalığın fareler tarafından taşındığı fark edilince kediye verilen değer daha fazla artarak onu kutsal hayvan olduğunu kabul etmişler. Eski mısırda  Kedi tanrıçası Bastet'in heykelleri her evi süslemiş. İnançlarına göre:: Bastet'in kötü ruhları kovduğuna verimlilik,neşe ve sevgiyi temsil ettiğine inanmışlar. Yasalarına göre kedi öldürenin cezası idamdı. Kedisi ölen aile yas tutuyor ve yasta olduğunu belli etmek için aile kaşlarını kazıyordu ve ö... Devamı

İLK AŞK NEDEN UNUTULMAZ SEBEBİ

2010-06-15 12:46:00

İlk aşkın,yaş ile ilişkisini birbirinden ayırmamak lazımdır. İlk aşk,çocukluktan kurtulma ve ergenliğe geçişte yaşanır,kızlar kadınlığa,oğlanlar erkekliğe geçmeye hazırdırlar,vucudumuzdaki hormonlar,beynimize alarm sinyallerini çoktan yollamaya başlamıştır. Bu olay tabiatın doğasında vardır,canlılar üremeli ve soylarını devam ettirmelidir. Karşı cinsler elinde olmadan,üreme hormonlarının esiri olmuş ve eş arama çoktan başlamıştır. Bu dönem vucut kimyamızda,ses kalınlaşmaya,bıyıklar terlemeye,göğüsler şekillenmeye gizli enerjilerin etrafa dagılması,kokular yaydığımız ve mıknantıs gibi artı ve eksi kutupların birbirini çekme veya artı artı kutupların birbirini itme dönemidir. Anne,baba,kardeş sevgisinden sonra,başka bir sevgi olduğunu,öğrenme zamanıdır. Bu tehlikeli ve zevkli dönemde,ilk bir buçuk dakikada karşı cinsi beğendiğimizi ve beş dakika sonrada karar verdiğimizi bilim adamları iddia etmektedirler. Karşı cinsler aşk ve cinselliği yaşıyarak öğreneceklerdir,değişik acıların olduğunu,kıskançlık duygularının tavan yaptığı,beğenilme veya beğenilmeme korkularının yogun yaşandığı,deli kanlılık dönemi kapıyı hızla çalmıştır. Kanımızın damarlarda hızlıca aktığı ve vucut kimyamızın değiştiği bu döneme de bizde, deli kanlı dönemi denmiş. Kaçamak bir bakış,ayna karşısında saatlerce kalma,yeni bir ayakkabı veya elbise çok önemlidir,şiirler yazılmaya veya ezberlenmeye,şarkılar söylenmeye,dans dersleri vs,vs karşı cinsi etkilemek için çok önemli silahlar olduğunu,bireyler fark etmeye başlamıştır. Ufacık bir sivilce,insanın hayatını karartır ve acaba beni beğenmez mi ?Sorusunu günlerce beyninde tekrarlar. İşte bu dönemde karakter dediğimiz kişilik bulma arayışı başlamıştır ve bu olaylar bizleri ilerki yaşlara hazırlar. Karşı cinsin ve kendisinin vucu... Devamı

UZAYLI TÜRKLER HOŞGELDİNİZ

2010-06-10 17:11:00

 İspanyol Ulusal İstihbarat Merkezi'nin (CNI) 2003'te hazırladığı gizli rapora göre, Güneş sistemine en yakın yıldız sistemi Alpha Centauri'den dünyaya uzaylılar gelmiş. Rapordaki diğer şok edici bilgi ise Dünya'ya 4.3 ışık yılı uzaklıkta bulunan sistemde yaşadığı ve insana benzediği öne sürülen uzaylıların konuştuğu dil Türkçe'ye çok benziyor.   Dünyada yaşayan birçok insan ırkının D.N.A.sında Türklük bulunuyor bunun kesin kanıtı İtalyanların atası Etrüskler gibi. İsponyolların iddiasına göre yeni akrabalarımız gök yüzünden dünyamıza inmişler hemde Türkçe konuşuyorlarmış. Olmaz olmaz demiyelim Belkide zamanında gökyüzüne bir şekilde uçup oradada devlet kurmuşuzdur.  Belkide fi tarihinde gökyüzünden dünyaya inmiş uzaylılar olamazmıyız. Türk düşmanları bu haber karşısında Bu çılgın Türklerde çok oluyorlar,şimdi biz bunları türlü bahanelerle Avrupa birliğine almadık, bizden bunun hesabını yeni akrabalarıyla birlikte ot yoldurarak alırlarsa telaşına düşüp, ilk işleri hemen Türkçe ögrenmek olmalı ya da zaten biz Türklerle akrabaydıkta zamanı gelince söyliyecektik diye kıvırtmaya başlasalar iyi olur. Tarihlerinde Anneciğim Türkler geliyor diye titreyip durdular,şimdide uzaydan üzerlerine pike yaparsak nereye saklanacaklar? Bu iddianın aksi ispat edilene kadar vah zavallılar panik içinde yaşayıp duracaklar. Kabus dolu gecelerin sabahında Türkler geldi mi diye pencerelerinden dışarıya korkuyla bakacaklar. Belkide yeni akrabalarımızın öfkesinden korkup bizi derhal Avrupa birliğine alırlar. Eger almazlarsa kendileri bilir ama uzaylı Türklerin bu işe çok bozulacaklarınıda göz ardı etmeseler iyi olur. &quo... Devamı

SİVRİSİNEKLERİN DOĞAL DÜŞMANLARI

2010-06-08 10:09:00

Sivrisinekler insanlık tarihinde istatistiklere göre insana en çok zarar veren canlılarmış. Yırtıcı ve zehirli hayvanlar bu sıralamada çok geride kalıyorlar. Dünyada sivrisinekler yüzünden,canlılara bulaştırılan salgın hastalıklar bunların başında Sıtma ve Sarı humma gelmekte ve birçok hastalığı canlılardan,canlılara taşımakta ve bilindiği gibi sivrisineklerin ürüyebilmesi için kana ihtiyaçları vardır. Bu kan emme olayını gerçekleştirirken de canlılar arasındaki salgın hastalıkların yayılmasına öncülük etmektedirler. İnsanoğlunun Sivrisineklerle savaşı yüzyıllardır sürmekte,yalnız dünyamızın küresel ısınma ile artacağı bir derece sıcaklık bile bu canlılar için avantaj olmakta. Aşırı bir şekilde üreyen ve insan ve hayvan hayatını tehdit bu küçük canavarlarla mücadelimiz de insanoğlu yalnız değil. Burda imdadımıza ekolojik dengedeki yandaşlarımız koşuyor. Sineklerle ve sivrisineklerle beslenen başka canlılar da var. Bunların başında göcmen kuşlar olan, Kırlangıçlar büyük katkı sağlamakta,günde sabah ve akşam olmak üzere iki defa beslenmelerini sadece sineklerle yapmaktadırlar. Uçma ve görme yetenekleri,Yüce Yaratıcı tarafından,buna göre dizayn edilmiştir. Havada  uçan sineği görerek,ani bir hareketle avını yakalamaktadırlar. Hava kararınca nöbeti,küçük Yarasalar (Gece Kuşu denilen) devralmakta ve ekolojik beslenme devam etmektedir. Bu savaşın içinde Balıklar Sivrisinek larvalarını yiyerek,katkıda bulunmakta. Kurbağa,Bukalemun,Kertenkele,bu ekolojik dengenin içinde sineklerle beslenmektedirler. İnsanoğlu ne yazık ki bu ekolojik dengeyi havayı,suyu kirleterek,hatta ozon tabakasını delerek,kimyasal artıklarla,toprağı zehirliyerek bozmakta. Bu küçük canavarlarla yap... Devamı

DÜNYANIN İLK YAZILI YALANI ASPARAGAS

2010-06-07 22:28:00

Bilindiği gibi Kadeş savaşı( m.ö. 1274 ) Hititlerle Mısırlar arsında yapılmıştır mısır Firevun`u 2. Ramses savaş ta Hitit Labarnaşı Muvattali'ye yenilmesine rağmen sanki savaşı kendisi kazanmış gibi Mısırdaki tapınakların,(Bunlardan biriside dünyaca ünlü ve karısı Nefertari`ye adadığı Ebu Sinbel.)duvarlarına zaferini ballandıra ballandıra yazdırmıştır,yanlız Hitit yazılı tabletleri tam aksini ve savaşı,Hitit labarnaşı Muvvattalinin kazandığını yazmaktadır. Hangisi doğru diye düşünürseniz, o günkü Ammrru bugünki Suriye toprakları için savaş olmuş Amrru topraklarını paylaşamama nedenleri Kalay madeni bakımından zengin olması,Tunç yapımında Kalay`a ihtiyaçları var. Savaştan sonra Suriye Hititlere geçmiştir. CENGİZ DAMAR   Devamı

BIYIĞIN TARİHTE DÜNÜ BUGÜNÜ

2010-04-27 23:41:00

M.Ö- 2650 Yılında eski Mısır kaynaklarında,sakaldan hariç bıyık tek başına Mısırlılarda görülmüş. Romalılar Galyalıları saç ve bıyık bıraktıkları için,Barbar olarak nitelemişler. 1447 yılında İngilterede çıkan bir yasa ile erkeklerin dudaklarının üzerindeki kılları kesmeleri yasaya bağlanmış,yanlız 400 yıl sonra İngiliz askerlerine bıyık bırakmak zorunlu hale getirilmiş.(kaynak Anabritannica) Türkler de bıyık kutsal gibi bir şey Atalarımızda tarih boyunca bıyık var. Genelde erkekliğin sembolü olarak günümüze kadar gelmiş. Bundan çok değil 25 yıl kadar önce Anadoluda bıyıksız gezmek,cesaret isterdi ve başka anlamlara sebebiyet verirdi. Bıyıksız erkekler tehna yerlerde sıkıştırılarak,Anan gibi saç uzatacağına Baban gibi bıyık bırak,denerek tartaklanırdı ve daha da ileriye işi götürürlerdi. Bıyıksız erkeklerde kendilerini,bıyıkta keramet olsa Kedide çıkmaz diyerek savunurladı. Peygamber efendimizin de bıyıklı olduğu ve sakalını ve bıyığını boyadığı bilgileri günümüze kadar gelmiştir. İslamiyette bıyık bu yüzden sünnettir. Osmanlı döneminde yeniçerilerde ve savaşcı kesiminde abartılı sakal ve bıyık ön planda. Nedenine gelince savaş sırasında,düşman askerlerine daha heybetli görünmek ve korku vermekmiş. Rakibini ilk önce moral olarak yıkacaksın taktiği o günlerde de uygulanmış. Tarihe bıyıkları ile girmiş bir çok ünlü vardır. Bunlardan Faşist lider Hitler ve o komik bıyığı ama o günkü ortamda o bıyık bir sembol olmuş ve rakibi Stalin o da başka bir idolojinin sembolü olacak bıyık tipi ile hafızalarımıza kazınmış. Dünyada bundan 20 yıl öncesine kadar en erkek millet İtalyanlarmış,en fazla bıyık İtalyan erkeklerini süslemiş. Biz kara bıyıklı Türkler ilk sırayı malesef makarnacılara kaptırmışız. ... Devamı

I. ABDÜLHAMİD HAN VE büyük aşkı RUHŞAH

2010-04-21 21:21:00

Tarihe girmiş bir çok aşklar vardır ve o tarihlerde aşıklar bugünün teknolojik nimetleri olmadığı için aşklarını ifade etmek için mektuplara dökmüşler.Bu mektuplardan biriside Osmanlı padişahlarından ve İstanbul Topkapı sarayında bulunan 1.Abdülhamid Han’ın sevgilisi Ruhşah’a yazdığı mektuptur. Osmanlı Padişahlarının yirmi yedincisi ve İslam halifelerinin doksan ikincisi. 20 Mart 1725 yılı Topkapı Sarayında dünyaya gelir. Abdülhamid, agabeyi Sultan üçüncü Mustafa Han’ın 21 Ocak 1774′de vefatı üzerine 49 yaşında Osmanlı tahtına oturur. Abdülhamit Hanın Nükhet Seza ve Hümaşah isimli baş kadınları olmasına rağmen haremindeki bir cariye olan Rühşah’a gönlü düşer fakat cariye kendisine yüz vermez, Padişah bunun üzerine Ruhşah’a olan aşkını mektuplara dökmekte bulur ve onu yazdıkları ile etkilemeye çalışır.   "Fesüphanallah! Ben kulun siz efendime bu kadar kavuşmayı arzularken benim üzüntüme, elem ve kederime ve perişan halime, derman ve açılmış yarama merhem olursun diye sizden umut beklerken, geceleri yatağıma gelmemenizin sebebi ne olabilir? Ama Allah hakkı için benim ızdırabımı dindirir. Sen bana bu anımda merhamet etmezsen kim merhamet eder. Vallahi bu halimle her gece sabahlarım, bu gece de böyle sabahlamam hak değil. Bu bir iki gecedir gelirsiniz diye beklerken, senin böyle yapmana Allah razı olmaz. Bu gece de bana gelmezsen bilirim ki, bana karşı sevgin yok. Benim bu halimi gören, düşmanım bile olsa bana merhamet eder. Akşam sabah gelip bir anlık oturman iş değildir. Kulun gelir, beni istemiyor musun diyerek, sabaha kadar ayağına yüzünü sürerdi. Benim sana olan bu halimi de Allah bilir. Eğer dünyada ömrüm tamam olsa, ölsem dahi seni düşünür&... Devamı

DÜNYA YÜZ METRE REKORTMENİ Mİ HIZLI ÇITA MI

2010-04-20 13:49:00

    Çıta hayvanı bilindiği gibi,dünyanın,karada ki en hızlısı,ölçümlere göre,Çita 100 metreyi 6.19 saniyede koşuyor  hızı, 2 saniyede 70 kilometreye ulaşır ve maximum 100-127 kilometre hız yapabilir. Bu hızla avını 200-600 metre kovalabiliyor. Dünya 100 ve 200 metre rekortmeni Usain Bolt 9.58'le 100 metreyi en hızlı koşan adamı ... Çıta ile Usain Bolt'u karşılaştıracak olursak,Çıtanın avantajlarını iyi incelememiz gerekiyor. Yüce Yaratıcı, Çıta'nın vücüdunu avını büyük bir süratle kovalayıp,yakalasın diye dizayn etmiş ve soyunda bu genetik miras var. Uzun bir vucut,mükemmel güçlü kaslar,koşarken uzağa sıçrama yeteneği ve kaslarla donatılmış dört tane bacak,avantaj olarak yere yakın olmasınıda sayabiliriz. Dünyanın en hızlı insanına gelince,çıta ile arasındaki zaman farkı 3.39 saniyelik bir fark var. Bolt'un Çıtaya karşı dezavantajları,iki ayaklı olması ve ayakta koştuğu için denğe sorunu yaşaması,havayı yararken daha fazla rüzğara maruz kalması, start alırken birden ileriye,Çıta gibi hamle yapamaması. Bu koşucuların özelliklerini karşılıştırınca,Bolt'un Çıta'dan 100 metrede daha hızlı olduğunu var sayabiliriz.. Ama bu aradaki saniye farkı çok büyük mesafe demektir. Yüz metre rekorları bir süre saniyelerle kırılmaya devam edecek gibi görünüyor. Bolt gibi bir atlet belkide elli sene sonra,dünyamıza gelecek. CENGİZ DAMAR ... Devamı

FUTBOLUN İNSANLARI KENDİNE ÇEKME NEDENLERİ

2010-04-20 10:45:00

Dünyanın en popüler sporu hiç kuşkusuz ki futbol,milyarlarca insan stadlara koşmakta, bu büyülü spora günül vermiş milyarlarca insanda Tv`ekranları başında sanki stadyumda gibi o sihirli havayı tenefüs etmekte.. Bu tutku için ülkeler kendi arasında savaşmakta,rakip takımın seyircileri birbirini öldürmekte 1970 dünya kupası eleme maçlarında eşleşen güney Amerikanın iki komşu ülkesi El Salvodor ve Honduras milli maçlarının gerilimi ile Honduras ülkesinde çalışan yüzbin El Salvodorluyu sınır dışı edince El Salvodor ordusu tankları ile öyle olmaz böyle olur dercesine Hondurasa saldırya geçmişler ve iki ülke arasında bir hafta süren savaş başlamış .Bu sihirli topun (Standart ölçüleri- 450 gr ile 410 gr ağırlığında, çevresi 70 cm ile 68 cm çapında) uğruna yapılan savaşta,dört bin kişi ölmüş ve oniki binden fazla insan yaralanmış,elli bin kişi toprağını ve evini yitirmişti. Futbolu dünyada bu kadar cazip kılan bu sihirli yuvarlağın,ne zaman bir süpriz yapacağı hiç belli olmamasıdır. Arjantinli efsane futbolcu Maradona`nın 1986 dünya kupasında İngiltere`ye eli ile attığı golle arjantin dünya kupasının sahibi olmuştu ve maçtan sonra Marodona basına "O el benim değil Tanrının eliydi demişti." Bu imalı beyanatın arkasında yatan,1982 yılında iki ülke arasında Falkland adaları için yapılan savaşa yapılan göndermeydi. Geçen ay yapılan 2010 dünya kupası playof eleme maçında,uzatma dakikalarında Fransız futbolcu Henry`nin eli ile topu düzelterek verdiği pas gol olunca İrlanda dünya kupasına veda etti ve İrlanda halkı ayağa kalktı FİFA'ya itiraz ederek,maçın yeniden oynamasını talep etti,FİFA bu talebi reddetti.Arkasından İrlanda dünya kupasının otuzüç takım ara... Devamı

HAİN AHMET FEVZİ PAŞA KİMDİR

2010-04-15 11:17:00

Her ülkenin hainleri vardır bunlardan biriside: Aslen Girit kökenli olan bir süre İstanbul’da kayıkçılık yaptıktan sonra donanmaya girerek hızla yükselen ve padişah 2.Mahmut tarafından Osmanlı donanmasının başına Kapta-ı derya olarak atanan Ahmet Fevzi Paşadır. 2.Mahmut ölünce tahta 16 yaşındaki 1.Abdülmecit çıkar ve onun yeni veziri olan Koca Mehmet Hüsrev Paşa o sırada Ege denizinde seferde olan donanmanın,İstanbul’a dönmesi için emir verir. Kaptan-ı Derya Ahmet Fevzi paşa bu emiri duyunca vezir ile aralarındaki düşmanlığı bildiğinden başına bir iş gelmesinden korkarak İstanbul’a dönmeyerek emrindeki donanmayı o dönemde Osmanlı ve Mısır arasında savaş olmasına rağmen İskenderiye limanına demirleyerek Kavalalı Mehmet Paşaya teslim eder.   12 yıl önce Rus, İngiliz ve Fransız müttefik donanmaları Osmanlı donanmasını şaibeli bir şekilde tuzağa düşürerek Navarin deniz savaşında tamamen yok etmesinden sonra Osmanlı donanması bir kez daha savaş veremeden aynı akibete uğramış olur. Bu saf değiştirme olayı Osmanlıyı Mısır karşısında çok zor duruma düşürür ve yıllar sonra tahta çıkan, Abdülmecit 1841 yılında bir ferman yazarak Mısır valiliğinin miras yoluyla Kavallı Mehmet Paşa ailesinde kalmasını kabul eder. Bu antlaşma üzerine Osmanlı donanması İskenderiye limanından demir alarak, İstanbul’a doğru yelken açar. Bu olaydan dolayı,Kaptan-ı derya Ahmet Fevzi paşanın  ismi tarihe firari ve hain olarak geçer. Ahmet Fevzi Paşa Mısır’da cariyeleri ile gününü gün ederken 1840 yılı civarında cariyeleri tarafından zehirlenerek öldürülür. Evet her ülkeden hainler ve kahramanlar çıkar ama bu ulus hainlerini ve kahramanlarını asla unutmaz,onların arasında ki FARKI çok iyi bilir. ... Devamı

TÜRK AGIR SANAYİSİNİN KURULMASINA ENGELLER

2010-04-12 18:21:00

Türkiye Cumhuriyetin ilanından sonra kendi ağır sanayisini kurmak için büyük hamleler yapmıştır. O hamleler bu güne ulaşmış olsaydı sanayi devriminde büyük adımlar atmış olacaktık ve sanayisi güçlü ülkeler arasında yerimiz olacaktı, ne yazık ki yine emperyalist güçlerin engelleri ile bu girişimlerimiz başarılı olamamıştır. Çanakkale ve kurtuluş savaşında uçak sıkıntımızı gören Atatürk’ün ünlü sözü “İstikbal göklerdedir” den yola çıkarak bu hamlelerini hayatta geçirmek için radikal kararlar alındı. T.H.K Cumhuriyet'in ilanından 16 ay sonra 16 Şubat 1925'de Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde "Türk Tayyare Cemiyeti" adıyla kurularak, bu kurum on yıl içinde halktan toplanan yardım paraları ile yardım yapan il ve ilçelerin isimlerini taşıyan 351 adet satın alınan uçağı hava kuvvetlerine armağan eder. Atatürk'ün bu kuruma kaynak bularak yaşatmak için, kurban derileri, fitre, zekât, pul ve o zaman adı tayyare bileti olan Milli piyangonun gelirlerinden kaynak sağlamış. Yine bu kurumumuz,1940lı yıllarda İngiliz Gibsy Major lisansı ile Magister eğitim uçağı üretimine geçerek. Ankara Etimesgut’ta bulunan fabrikada çeşitli tipte planör ve uçak imalatı gerçekleştirilerek bu projenin ürünleri olan THK-5 tipindeki uçaklar Türk Sivil Havacılığının hizmetine verildiği gibi Danimarka’ya da satmış. Atatürk’ün yine önderliğinde Almanya ile ortak Fabrika 6 Ekim 1926'da Kayseri’de Milli Müdafaa Vekili Recep PEKER, TOMTAS İdare Meclisi Başkanı Refik KORALTAN ve Kayseri Belediye Reisi İbrahim SEFA tarafından açılmıştır. Fabrikada 6 hangarda, birisi 100 Kw'hk, ikisi de 200 Kw... Devamı

DÜNYA ŞAMPİYONLUK KUPASININ BAŞINA GELENLER

2010-03-24 13:25:00

                               DÜNYA KUPASI Dünyanın en büyük orginazyonlarından biriside dört senede bir yapılan Dünya kupası maçlarıdır. Bu dev organizasyon bugünün teknolojisi sayesinde dünyanın her tarafından milyarlarca futbol severi mıknatıs gibi kendisine çekmekte. ilk dünya kupası 1930 yılında o günkü FİFA başkanı olan Fransız "Jules Rimet" İsmi ile oynanmaya başlamış ve 2.Dünya savaşı dönemi  nedeniyle 1942-1946 yılları arasında yapılamamış. Şampiyon olan ülkeye verilen dünya kupası som altından,bakalik kaplama ve alt tabanı ile birlikte 4.kğ-970 gr ağırlığında 36 cm. uzunluğundaymış. İlk yıllarda dünya kupasını kazanan ülke dört seneliğine emanet olarak ülkesine götürme hakkı sonradan kupanın ismi gibi değiştirilmiş ve 3 kere şampiyonluk alan ülkenin  tapulu malı olması kararı alınmış. Bu nadide kupanın başına gelen belki de bizim değimimizle pişmiş tavuğun başına gelmemiş ve üç sefer çalınmış. 1966 Yılında İlgiltere'de oynanan maçlarda kupa finalden önce cam bölmenin içinde sergilendiği westminster cetral Hall'den sırra kadem basar İngiliz polisi kimin çaldığını günlerce bulamaz ve asılsız ihbarlarla polisiye dizilere taş  çıkartırcasına uğraşır durur. İlgilizlerin ve polisin imdadına Picles isimli bir köpek(Türkçe anlamı turşu)yetişir ve çöpte gazete kağıdına sarılmış vaziyette ki som altından yapılmış kupayı bulur tabii ki hemen sahibi ile birlikte dünya'da kahraman olurlar. Tesadüfe bakın ki o sene dünya kupası finalini İlgiltere ve Almanya oynar. Kupayı Almanyayı uzatmalarda 4-2 yenen İngiltere m&... Devamı