Aşkın Hangi Halindesiniz Tutkunuzun Ölçüsü

2013-05-14 10:45:00

SADECE "BAĞLILIK" (BOŞ AŞK) Tutku ve yakınlığın olmadığı sadece hayat birlikteliğinin olduğu beraberliklerdir Bu durum özellikle görücü usulü ile evlenme ve beşik kertmeliğin yaygın oluğu toplumlarda (ve tabii ki ülkemizde) sıklıkla görülüyor Bu tip 'boş aşk'lar ilerleyen dönemlerde diğer özelliklerin etkilenmesiyle şekil değiştirebiliyor; aynı şekilde dolu aşklar da zamanla tutku ve yakınlık boyutunu yitirip 'boş aşk'a dönüşebiliyor SADECE "TUTKU" (DELİ DOLU AŞK) Genelde çoğu aşığın ilk planda ve en heyecanlı hissettiği cicim aylarının deli dolu yaşandığı desteğini erotizm ve cinsellikten alan aşk Yakınlık özelliği de geliştiğinde bu deli dolu aşklar romantik aşklara evrimleşiyor; aksi taktirde yakınlığın ve bağlılığın olmadığı durumlarda genellikle kısa sürüyor Bu kişiler birkaç gün veya hafta evli kalıp hemen boşanma davası açabiliyor ya da 40'lı yaşlarında beşinci eşinden de ayrılabiliyorlar SADECE "YAKINLIK" (ARKADAŞÇA AŞK) Yakınlık ve hoşlanma dışında tutku içermeyen uzun süreli olmayan aşklar Bu tip aşkta taraflar genellikle partnerlerine ilişkin cinsel çekim hissetmezler Arkadaşça aşklarda kısa süreli iyi anlaşma "kardeş gibi sevme" geçici heves bittiğinde hemen unutma ama hatırlandığında saygı duyma gibi hallere sıklıkla rastlanıyor "YAKINLIK" VE "TUTKU" (ROMANTİK AŞK) Hem fiziksel çekimin hem de ruhani çekimin yoğun hissedildiği aşklar Romantik aşklarda duygu yoğunluğu ve sevilen kişinin arzulanması ilişkinin dolu dolu hissedilmesine sebep oluyor Geçmişteki unutulmayan aşk deneyimleri genellikle bu tip aşklardan kaynaklanıyor Ancak ne fiziksel çekicilik ne de yakınlık hissi ilişkin... Devamı

ÇIPLAKLAR KAMPINA GİREBİLİR MİSİNİZ

2012-12-30 19:40:00

Sizi bayan veya erkek arkadaşınız, çıplaklar kampına davet ederse, bu davete evet diyebilir misiniz? Bu davete evet demeniz, genelde çok zordur. Evet diyebilmek için: Kişinin yaşlı veya genç olması önemli değildir. Daveti alan kişinin, ilk başta vücudu ile barışık olması lazımdır. Komplekslerinden kurtulmuş olması ve doğallığın bir felsefe olduğuna inanası lazım. Göbeği varmış, derisi kırış kırış olmuş. Cinsel organı küçükmüş veya büyükmüş, vücudu kıllarla kaplıymış veya fiziki olarak bir çekiciliği yokmuş. Kalçaları güzel değilmiş, göğüsleri göbeğine kadar sarkmış olabilir. Kimsenin vücudu tornadan çıkmış gibi güzel değildir. Bazılarında bu fiziki görünüm bozukluğu, göz zevkini bozacak kadar, kötü olabilir. Çıplak vücudumuzun artılarını ve eksilerini teraziye koyup tatarsak, kesinlikle istisnalar hariç, bu teklife genelde hiç kimse sıcak bakmaz. Utanma duygusunu da düşünürsek, hayır dememiz için geçerli mazeretlerimiz ağır basıyor . Ama bu mazereterin arkasına saklanırsak, kendimizi kandırırız. Çıplaklar kampına giren kişilerin, vücutları 90-60-90 veya Michelangelo ustanın yapmış olduğu, Davut heykeli gibi muntazam değildir. Ama bu insanlar, egolarından,komplekslerinden kurtulmuş ve vücudu ile barışık kişilerdir.   Not:Çıplaklar kampına gitmeye karar verdiyseniz, bavul bavul elbise götürmeye gerek olmadığını sakın unutmayın! En pahalı kostümünüz, doğuştan sizi örten derinizdir. Yazının anlamına uygun düşecek bir fıkra: Temel’le Dursun plajda dolaşırken kapısında ‘çıplaklar kampı’ yazan etrafı duvarlar ve tel örgülerle çevrili bir yer görmüşler. ... Devamı

AŞKINDA KANUNU VAR

2011-01-18 09:02:00

Aşkın kanunu var mı? Bu soruya var,demenin dışında hiç bir altarnatif yoktur. Yalnız aşkın kanununu,herkes aşk yaşadığı kişi ile zamanla yazar,bu kağıt üzerine yazılmış bir kanun değildir. Çiftler zamanla kendi kurallarını koyarlar ve karşısında ki partnerinin de buna uymasını beklerler. İşte gençlikte sevgililer arasında,yoğun çatışmalar bu adı konmamış,ortak kuralları oturtmak için,herkes karşısında ki eşini kendi çizgisine çekmeye çalışır ve bu dönemde çatışmalar yoğun yaşanır. Bu olay gizli karakter analizi ve ortak yaşamda ki uyum sorunlarının önceden elekten geçirilmesi olarakta görülebilir. Her iki tarafta ortak noktalarda uzlaşmak ve birbirlerini ,kendi değerleri ölçüsünde kabul etmenin kavgasını verirler,eğer bu ortak kurallarda iki taraftada uzlaşma olmazsa, o ilişkide sağlıklı olmayan ve ilerki yıllarda karşılarına çıkacak sorunlar, onları bekler. Seni anlamakta zorlanıyorum... Ne demek istiyorsun? Şunu açık söylesene? Çok kıskançsın,bun da ne var... Bu kıyafetimin nesi var? Sen kendine bak... Saçını niye öyle topladın? Adama bak yaa !ben böyle seviyorum... Oraya gitmiyelim,sen orda rahatsın ama ben değilim. Kırmızı sana hiç yakışmıyor,bir daha bunu giyme.. Oturuşuna dikkat et. Nasıl oturacağımı senden mi öğreneceğim? Boşversene sende buluttan nem kapıyorsun... Sakal traşı olmadın mı? Bir daha sakal ile karşıma çıkma... O yemek yoğurtla yenir mi? Seninki de amma zevk.. Senin ailen şunu söyledi. Kapat bu konuyu sanki seninkiler,sütten çıkmış ak kaşık. Bir daha abartılı makyaj yaptığını görmiyeceğim anladın mı? Biraz kitap,gazete falan oku,oh varsa yoksa diziler,olmuyar ama... Ooo ! sende amma maganda imişsin,valla işimiz var senle Bu örnekleri,milyonlarca kez &ccedi... Devamı

AŞK ACISI VE KİM ÖNCE UNUTUR

2010-11-12 10:39:00

Aşk bilim adamlarının tespitlerine göre,bir nevi hastalık,her hastalıkta olduğu gibi,vücudun o bölgesinin,acı,ağrı çekmesi gayet doğal. İşte aşk acısı da bunun bir belirtisi, aşk acısını kalpte çektiğimizi sanıyoruz ve yanılıyoruz,bunu her organımızda çekiyoruz veya yaşıyoruz dersek,abartmamış oluruz. "Aşkın, beyinde muhakeme yeteneğini çalıştıran bölümü etkisiz hale getirdiği, beyindeki kimyasallardan serotoninin aşıklarda ve saplantılı kişilik bozukluğu olanlarda aynı seviyede olduğu belirlendi". "Araştırmaya göre, aşk, beyinde güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonlarını etkinleştiriyor. Aşık olanlarda oksitosin ve vazopressin maddeleri fazla salgılanıyor ve bu da karşıdaki kişiye olan bağlılığı artırıyor ve Tek eşli kadın ya da erkeklerde daha çok oksitoksin salgılanıyormuş." Aşk acısız olmaz mı? Neden olmasın! Tabi ki olur,aşk acısının hat safhada yaşanmasının başında,beynimizin refleksleri ön plana çıkıyor. Acıyı yoğun hissetmemizin türlü sebepleri var,iyi bir ilişkide aşk acısı yerini mutluluk hormonlarına bırakıyor.Dünyaya toz pembe bakmamızı etkiliyor. Karşılıksız sevgilerde,gurur ön plana çıkarak,aşk acısı bütün benliğimizi esir alıyor,sevmek gibi sevilmemekte insanın kimyasını değiştiriyor,agrasif,içine kapanma,kendisini içkiye verme,hayat onun için hiçbir anlam ifade etmiyor. Uykuları kaçıyor,gözü başkasını görmüyor,varsa yoksa kalbindeki.,korkularımızla yaşıyoruz,acaba beni terk eder mi? Korkusu beynimizin bir kenarında devamlı var. Platonik aşklarda yani uzaktan sevmek,aşk acısını hissedenlerin başında geliyor,onu görememek,onun yanında olmamak,onun sesini duyamamak,acısını arttırıyor. Sevgililerin birbirlerine güvenmemesi,acaba sorusunu devamlı,birinci sırada tutması,kıskan&c... Devamı

TARİHTEKİ ÜNLÜ AŞKLAR VE ALO

2010-10-05 10:05:00

Dünya tarihine girmiş bir çok ünlü aşk vardır. Tarih sayfaları bunun örnekleri ile doludur.  Ramses ve Nefertari, Mısır firavunu Karısı Nefertariye sevgisini ispat etmek için ilginç bir hediye vermek ister ve binlerce köle tarafından,bir dağın içini oydurarak, Ünlü Ebu Simbel tapınağını yaptırır. Bu tapınağın yapımı 20 yıl sürer ve kapı girişine Ramses kendi heykelini ve Nefertari’nin heykelini devasa boyutlarda yaptırır. Ne yazık ki Nefertari kendisine yapılan bu muhteşem yapıyı göremez. Ebu Simbelin açılış törenine giderken,Nil nehri üzerinde geçirdiği kaza sonu hayatını kaybeder. Kanuni Sultan Süleyman,Hürrem sultan,  Kanuni ve Hürremin birbirlerine yazdığı aşk dolu  mektupları günümüze kadar ulaşmıştır. Kanuni Sultan Süleyman, Orhan Gaziden  sonra kendisine nikahlı eş alan ilk padişahtır. Kanuni’nin cariyelerinden biri olan Mahidevran Sultan'dan Mustafa isimli bir oğlunu Hürrem Sultan kocasını etkiliyerek, Mustafa'yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürttür ve Kanuni karısına olan aşkından dolayı bazı gerçekleri göremediği söylenir. Aşkın gözü körmüş..   1.Abdulhamit,Gülşan, Abdulhamitin bir çok karısı olmasına rağmen hareminde ki bir cariyesi olan Gülşana gönlü düşer ve kendisi için,kabus dolu günler başlar. 1.Apdulhamitin cariyesi olan Gülşan’a yazdığı aşk mektupları halen Topkapı sarayında muhafaza edilmektedir.   Klapatra,Jul Sezar, Kardeşi tarafından sürgüne yollanan Kleopatra'nın bir halı içinde Sezar`ın sarayına girdiği ve bu bü... Devamı

AŞK ÜZERİNE SÖYLENMİŞ ÜNLÜ SÖZLER

2010-09-05 09:49:00

John Keats:Aşkta her zaman bir öpen, bir de yanağını uzatan vardır. Fransız atasözü:"Arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığız." F.Nietzsche:"...Güzelliğin on para etmez Bu bendeki aşk olmazsa..." Aşık Veysel Şatıroğlu:"."Ölümdür tek başına yaşanan aşk iki kişiliktir.." Ataol Behramoğlu:Aşık olduğumda sadık olurum, çünkü aşık olurum. Oscar Wilde:Aşk aklın en soylu zaafıdır. John Dryden:Aşk konusunda yanlış seçimden söz etmek hatalıdır, zaten seçim varsa o yanlıştır. Marcel Proust:Aşk:ciddi bir akıl hastalığı. Platon:Aşık olmayı beceremeyen yağ çekmeyi öğrenmek zorundadır. Goethe:Aşk melankolinin bir türüdür Robert Burton:Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır. Bailey İnsan kalbindeki gerçek aşk dört nala giden bir at gibidir ne dizginden anlar ne de söz dinler. Konfüçyus Aşk kadının hayatında bütün bir romandır erkekte ise yalnız bir bölümdür. M. Da Stael Ne seninle yaşayabilirim ne de sensiz. Ovidius: Aşkı tanıdığında, yaratıcıyı da tanırsın. Fox Kabilesi İTİRAF ETMELİ Mİ YOKSA... Balzac: İlk aşk aşı gibidir. İnsanın ikincide hastalanmasını önler.. Rousseau: Aşk mektubuna başlarken ne söyleyeceğimizi bilemeyiz. Bitirirken de ne yazdığımızın farkında olmayız.... Shakespeare:Sevgililerine aşklarını itiraf eden kadınlar, en az seven kadınlardır... Eflatun: Aşk, en tehlikeli bir ruh hastalığıdır... Aziz Nesin: Yenilen taraf aşık olur... Yakup Kadri: Hiçbir kadın yoktur ki “Seni Seviyorum" sözü karşısında hissiz kalsın... Katherine Hepburn: Aşkı bilenler normal kadınlardır... Oscar Wilde: Erkekler kadınların ilk aşkı, kadınlar erkeklerin son aşkı olmasını ister... İngiliz Atasözü:Aşk i... Devamı

AŞK NEDİR BİLİMSEL AÇIKLAMASI

2009-10-21 16:20:00

Aşkın, beyinde muhakeme yeteneğini çalıştıran bölümü etkisiz hale getirdiği, beyindeki kimyasallardan serotoninin aşıklarda ve saplantılı kişilik bozukluğu olanlarda aynı seviyede olduğu belirlendi.  İnsanoğlunun en güçlü ve coşkulu ruh hallerinden olan aşkın nörolojik temellerini araştıran nörologlar, bu sevgi ve arzunun yoğunluğunu ölçtüler. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek, serebral  kan akışları izlendi. Araştırmada insana müthiş mutluluk ve haz veren aşkın, kişilerdeki ``muhakeme yeteneğini yitirdiği`` ve ``saplantılı kişilik bozukluğuna`` neden olduğu ortaya çıktı.  BEYİN KİMYASI DEĞİŞİYOR  Araştırmaya göre, aşk, beyinde güven, inanç, haz duyma ve ödüllendirme fonksiyonlarını etkinleştiriyor. Aşık olanlarda oksitosin ve vazopressin maddeleri fazla salgılanıyor ve bu da karşıdaki kişiye olan bağlılığı artırıyor. Tek eşli kadın ya da erkeklerde daha çok oksitoksin salgılanıyor. Aşıkken depomin ve norepinefrin artıyor. Depomin motivasyon artışına, mutluluk, heyecan, uykusuzluk, kalp çarpıntısı ve nefes darlığına neden oluyor. Norepinefrin de heyecan ve enerji düzeyini artırırken, uyku ve iştahı kaçırıyor.  ZİHİN YANILMASI  Aşk, insan beyninde muhakeme ve yargılama yapan bölümleri de etkisiz hale getiriyor. Aşık olan kişiler, sevdiklerine karşı muhakeme yeteneğini kaybediyor. ``Aşıkken tamamen kör oluyor`` ve aşık olunan kişinin olumsuzlukları beynin bu bölgelerinin çalışmaması nedeniyle görülemiyor.  Beynin `zihin teorisi` olarak adlandırılan ve başkalarıyla farklılıklarını ortaya koyan mekanizması da aşık olunca devreden çıkıyor. Bu nede... Devamı