Image Hosted by ImageShack.us CENGİZ DAMAR'IN YENİ KİTABI ÇIKTI KİTAPÇILARDA
cengizdamar
21 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

NEDİR

BURÇLAR VE FAL

DEĞERLİ TAŞLAR

SANAT

KADINLAR VE EKEKLER

HATTUŞAŞ YANYOR-TARİHİ ROMAN

TARİH

Şiir

Sağlık

Öykü

DİN DERSİ

Haber

Ünlüler

Bilim

Aşk

Spor

Eğitim

Hobi

EDEBİYAT

Müzik

Hayvanlar

Yaşam

VÜCUDUMUZ VE ORGANLARIMIZ

PADIŞAHLAR

CENGİZ DAMAR-ŞİİRLER

CENGİZ DAMAR-MAKALELER

CENGİZ DAMAR-ÖYKÜLER VE HİKAYELER

ÜNLÜ RESSAMLAR

COĞRAFYA TÜRKİYE

BİTKİLER

MASALLAR

ATATÜRK

MATAMATİK- GEOMETRİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU

SİLAHLAR

DİL BİLGİSİ -TÜRKÇE

Diğer İçeriklerim (1403)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (21)
07 02 2011

MUHAMMED ALİ EFSANE BOKSÖR KİMDİR HAYATI

 
 
Müslüman olmadan önceki ismi Cassius Marcellus Clay olan Muhammed Ali Clay, 17 Haziran 1942'de Kentucky Louisville'de doğdu. 12 yaşındayken boksla tanıştı ve
kısa zaman içinde National AAU ve Altın Eldiven Şampiyonası'nda amatör kayıtlara
girdi. Yine 1960'ta Roma'da ağır hafif sıklette altın madalyayı alarak
profesyonel lige döndü. 18 yaşındayken katıldığı Roma Olimpiyatları'nda altın
madalya aldıktan sonra ünü giderek artmaya başladı. 1964 yılında 22 yaşındayken, S. Liston'ı yenip Dünya Şampiyonu oldu. Bu
zaferden sonra dinini değiştirip İslamı seçti ve Muhammed Ali ismini aldı. Maç
öncesinde rakibinin moralini bozmak için makineli tüfek gibi konuşan Ali, çok
sevdiği boksa ara verdi ama 1967'de boksa tekrar geri döndü. Vietnam'a savaşa
gitmediği için cezalandırıldı fakat sonra affedildi. 1974'te Foreman'ı, 1978'de
L. Spinks'i yenip Dünya Şampiyonluğu ünvanını geri aldı. Profesyonel döneminde
sadece 5 kez yenilen, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu olan Muhammed Ali, 36 yaşına
kadar bütün şampiyonlar için tek isim olmayı başardı ve 37'si nakavt olmak üzere
56 maç kazandı.
Parkinson hastalığı yüzünden uzun süre Michigan'daki çiftliğinde gözlerden uzak
yaşamayı tercih eden ünlü boksör, ringlerde 20 yıldır ağzından düşürmediği
Bütün zamanların en iyisiyim lafını ispatlayarak bir efsane oldu.
VE MUHAMMED ALİ HAKKINDA HERŞEY AMA HERŞEY !
REKORLAR KİTABINA GİRDİ
 
'üzerine en çok yazı yazılan insan' olarak Guinnes Rekorlar Kitabı'na girdi.
Yeryüzünde en çok fotoğrafı çekilen kişi olduğu söylendi. Kimilerine göre ilk
rap şarkıcısıydı. Bir şovmen, bir savaşçı, bir taktisyen, bir sahne sanatçısı,
kendi reklamını yapan bir reklamcı, kendi kendisi olan bir 'image maker'dı. O
ringlerin Elvis'iydi. Amerikalı'ydı ve siyahtı. üstelik ukala ve laf ebesiydi.
Kelebek gibi uçar, arı gibi sokardı.
 
BÖYLE DAYAK GÖRÜLMEMİŞTİ SÖYLE AHMAK BENİM ADIM NE?
 
1960'ların başında, bir temiz dayak yemenin en kolay yolu Muhammed Ali'ye
Cassius Clay diye hitap etmekti. Tıpkı 1967'de, maç seromonisi sırasında ona
Clay diye seslenen Ernie Terrell'in başına gelenler gibi. Ali, Terrell'a
yumruklarını arka arkaya yağdırıken sürekli soruyordu: Benim adım ne ahmak?
Benim adım ne?
 
Ernie Terrell, onlarca yıl süren esaretin bedelini ödüyordu.
Terrell ringin soğuk zeminine yığıldıktan sonra, Ali aynı soruyu salonu dolduran
binlere tekrarladı: Benim adım ne? Cevap çok net ve gürdü: ALİ! Bu, salonu
dolduranların dayak yemekten çekindikleri için değil, Muhammed Ali'ye
gösterdikleri saygıdan dolayıydı.
 
KERİM ABDUL CABBAR DESTEĞİ
 
Zira basketbol dünyasının efsane isimlerinden Kareem Abdul Jabbar'a göre Ali,
Yanında kendinizi en güvende hissedeceğiniz kişiydi. O 'Halkın şampiyonuydu.
Cassius Clay adını reddetmişti, çünkü Ali'ye göre o bir köle adıydı. Cassius
Clay bir köle adı. Onu ben seçmedim, istemiyorum o ismi. Ben Muhammed Ali'yim,
özgür bir isim, tanrının sevgili kulu demek.
 
Boks birçoklarına göre, hatta bu satırların yazarına dahi, bir spordan ziyade
bir vahşet olarak görünür. Ama boks halen bugün bir spor olarak anılıyorsa bunda
Muhammed Ali'nin ve onun boksta yarattığı devrimlerin de payı olsa gerek. O
kadar hızlıyım ki, geçen gece odamın lambasını söndürdüğümde, oda karanlık
olmadan yatağıma yatmıştım bile derken biraz abartıyordu tabii ki ama, onu
ringlerde görenler bu sözün hakkını çoktan vermişti. O ağır cüssesinden
beklenmeyecek kadar hızlı, o hızdan beklenmeyecek kadar sertti; ve göremedikleri
şeye vuramayacaklarına göre, rakipleri ona bir yumruk isabet ettirmek için çok
çalışmak zorundaydı. Gazeteciler ona Dünya Şampiyonu Sonny Liston karşısında ne
yapacağını sorduğunda; o da aynı şeyi söylemişti: Sony görmediği şeye vuramaz.
Nitekim öyle oldu; 1964'te, daha 22 yaşındayken Sonny Liston'ı tahtından
ettiğinde tüm dünya şok olmuştu. Aslında Ali'yi amatörlük günlerinden takip
edenler için bunda şaşılacak bir şey yoktu...
BİSİKLETİ çALINDI BOKSöR OLDU
Bir gün, bisikleti çalındığında polise gitti. Ama polis bisikletini bulmak
yerine ona boks dersleri vermeye başladı ve daha sonra boks antronörü Fred
Stoner'la tanıştırdı. Clay belki bisikletini bir daha bulamayacaktı ama ondan
çok daha önemli şeyler kazanacaktı. Zira Stoner'ın da yardımlarıyla 12 yaşında
başlayan boks kariyerinin bu amatör günlerinde 6 Kentucky Eyalet Şampiyonluğu, 2
ulusal Altın Eldiven (Golden Glove) Şampiyonluğu ve 2 Amatör Atletler Birliği
(AAU) Şampiyonluğu kazandı.
 
Clay liseyi bitirip 18 yaşına bastığında, olimpiyat oyunlarında
ABD'yi temsil etmek üzere Roma'ya gitti. Finalde karşılaştığı Polonyalı Zbigniew
Pietrzykowski'yi hakem kararıyla mağlup ederek altın madalyayı aldı. Maçtan
sonra madalyasını okşarken, Bu benim son amatör maçımdı, profesyonel olacağım
açıklamasını yaptı.
 
ZENCİ MADALYASI
 
Ama evine döndüğünde, bir şampiyon olarak değil Afro-Amerikalılar'a yönelmiş
ırkçı şiddetin açık hedefi olarak karşılandı. Yemek yemek için gittiği beyaz
lokantasında, siyah olduğu için kendisine servis yapılmadı. O madalyanın hiçbir
anlamı yoktu. Buraya geri döndüm ve diğerleri gibi sadece bir zenciydim
dedikten sonra, daha sonra Atlanta Olimpiyatları'nın açılışında kendisine geri
verilecek olan olimpiyat altın madalyasını, Amerika'daki siyahlara yönelik
ırkçılığı protesto etmek için Missisippi nehrine fırlattı.
HANGİ ROUNDDA GALİP GELECEĞİNE İDDİAYA GİRİYORDU
 
İlk profesyonel maçına Tunney Hunsaker karşısında çıkan Clay, 6 raundun sonunda
Hunsaker'ı bozguna uğrattı. 25 Şubat 1964 günü Sonny Liston'la çıktığı dünya
ağır siklet ünvan maçına kadar karşılaştığı 19 rakibinin 15'ini knock-outla,
dördünü ise hakem kararıyla mağlup etti. Ancak Clay'in maçları bokstan çok bir
gösteri şeklinde geçiyordu. Maçlardan önce rakibini kaçıncı raundda devireceğine
bahse giriyor, seyirci ve rakibini kışkırtan ve kendisini öven dizeler
doğaçlıyordu. Bunlardan en tanınanı ise bir çoğumuzun bildiği Kelebek gibi
uçarım, arı gibi sokarım dizeleriydi.
BASIN MENSUPLARINA FENA YEDİRDİ
 
Kariyerinin 20. profesyonel maçına namağlup çıkmasına rağmen, Sonny Liston'la
karşılaşacağı ünvan maçında gazeteciler ve boks otoriteleri tarafından 22
yaşındaki Cassius Clay'e hiç şans tanınmıyordu. Oysa Clay, Dünya Ağır Siklet
Boks Şampiyonu Sonny Liston'ı sekizinci raundda devireceğini iddia ediyordu. Maç
hakkında yorumda bulunan 46 gazeteciden 43'nün favorisi Liston'dı ve onlar da
Clay'in bu iddiasıyla dalga geçiyordu. Fakat beklenmeyen gerçekleşti ve yedinci
raundun sonunda gongla birlikte köşesine giden Liston bir daha ringe dönemedi.
Hakem Clay'in ellerini havaya kaldırırken suratında sadece ufak bir çizik
bulunan Clay gazetecilere Laflarınızı yiyin. Laflarınızı yiyin. En büyük
benim! diye haykırıyordu. Clay, 20 maç sonunda namağlup dünya şampiyonu olan
dördüncü boksor olarak tarihe geçmişti.
DİNİNİ DEĞİŞTİRDİ MAçA çIKTI
 
 
Cassius Marcellus Clay, Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu
olduktan sonra iki önemli karar verdi. Dinini değiştirerek müslüman olan Clay,
İslam Cemaatine' katılmaya karar verdiğini ve artık cemaatin lideri Elijah
Muhammed'in ona verdiği isim olan Muhammed Ali adıyla anılmak istediğini
açıkladı. Malcomx ile herşey yolundaydı...
Muhammed Ali, yeni adıyla ilk maçına 25 Mayıs 1965'te, yine Sonny Liston'a karşı
çıkacaktı. Ancak bu kez roller değişmişti; unvanını korumak isteyen Ali, dünya
şampiyonu olmak isteyen ise Listondı. Açıkçası o maçı canlı seyretmek için
salonu dolduran binlerce insan, paralarını çöpe attığının farkında değildi. Zira
maç, Ali'nin daha ilk raundda attığı 'hayalet yumruk'la bitivermişti. Bu yumruğu
ise, şanslı ve dikkatli bir azınlık dışında kimse görememişti.
 
BEN BİR HOROZUM
 
Muhammed Ali, 1965'ten 1967'ye kadar sekizi özel 16 maça çıktı ve bunların
14'ünü knock-out ile olmak üzere tamamını kazandı. Yaptığı 8 resmi müsabakada da
Dünya Şampiyonu ünvanını korumayı başardı. Dünya Şampiyonu'yla ünvan maçı
yapabilecek bütün rakiplerini bir bir yenmişti.
 
Artık o en büyüktü ve bunu söylemekten çekinmiyordu. Horozlar ışığı gördüğü
için öter diyordu, Eğer onları karanlığa hapsederseniz ötmezler. Ben de ışığı
gördüm ve ötüyorum. Kendi yeteneğinin farkındaydı elbette. Benim kadar
muhteşem olduğunuzda demişti bir keresinde, tevazu göstermek çok zordur.
ASKERE GİTMEDİ VATAN HAİNİ İLAN EDİLDİ Fakat Ali'den de büyük şeyler vardı. Amerika, Vietnam'la savaş halindeydi ve her
gün yeni Amerikan gençleri askere çağırılıyordu. Bir gün şans Ali'ye de vurdu.
Aslında menajerleri orduyla anlaşma yapmış ve onun Vietnam'a gönderilmeyeceği
garantisini almıştı. Amerika'da kalacak ve boksa devam edebilecekti. Ama Ali
bunu reddetti. Derin Amerikalılar Beyaz, Anglosakson ve Protestanlar, Müslüman olunca Ali'ye
fena takarlar. Pentagon bile oyuna alet olur, onu Y grubunda olmasına rağmen
A kategorisine alır ve ivedi kaydıyla Vietnam'a yollamaya kalkar. Şampiyon
buna karşı çıkar Vietnamlılarla alıp veremediğim yok der, hem onlar beni hiç
aşağılamadılar! ... Aferin dediğinizi duyar gibiyim ama adama böylesi çıkışların hesabını
sorarlar. Onu apar topar ligden kovar, unvanına ve lisansına el koyarlar. Ali'yi
vatan haini ilan eder ve hiçbir eyalette maça çıkarmazlar. Yetmez, ona bir
trafik suçu isnat eder, alel acele içeri tıkarlar
 
Vietnam Savaşını ne hükümetler, ne de ordular bitirebilir, bu kirli kavgaya
gazeteciler (özellikle foto muhabirleri) nokta koyar. Amerikan halkı napalım
bombaları ile yakılan evlerin önünde ağlaşan bebeleri görünce bu nasıl
hürriyet diye sormaya başlarlar. Savaş muhabirleri cinayet ve tecavüz
vakalarını dökmeye başlar, Hollywood mevzuya el atar. Sivil toplum örgütlerinden
niye savaşıyoruz sorusu yükselince derin devlet geri adım atar..
HERKESİ MüSLüMAN YAPINCA BOKSA GERİ DöN MİSYONERLİĞİ BIRAK
 
Muhammed Ali, bokstan koptuğu yıllarda üniversite üniversite dolaşıp
konferanslar verir, mevzu boks olsa da yeri geldikçe İslâmiyet hakkında
birşeyler anlatmaya çabalar. Bazıları bu faaliyetten çok rahatsız olur, boksla
uğraşsa daha iyiydi demeye başlarlar. Birkaç maç sonra silinip gideceğine
inandıkları için Ali'nin lisansını iade eder, ringlerin yolunu açarlar (1967).
 
Ve Ali şovları tekrar başlar. Şampiyon, rakiplerine sürekli lâf atar, basın
mensuplarının huzurunda madara etmeye bakar. Bu tavır organizatörlerin de işine
gelir çünkü gerginlik arttıkça hasılat tavan yapar.
 
Ancak birileri Ali'yle uğraşmaktan caymaz, karşısına dik yokuşlar çıkarırlar.
Kâh komünizm propagandası yapmaktan soruşturma açar, kâh ırkçı ve ayrılıkçı
diye yaftalarlar. Bir ara zenci çocukları için (içinde okul ve mescid olan) bir
külliye yaptırmaya kalkar ama ona hiçbir banka kefil olmaz. Kimseden teminat
mektubu alamaz. Dahası bomba ihbarları ile huzurlarını kaçırırlar.
GüCüMü KURAN-I KERİM'DEN ALIYORUM
 
Ali, baskılara rağmen geri adım atmaz. Aksine ben bir din savaşçısıyım, gücümü
Kur'an-ı kerimden alıyorum demekten kaçınmaz.
 
Ringteki zaferler zincirine Jerry Quarry'i yenerek başlar.
Ancak Joe Frazier ile yaptığı maçı üstün bitirmesine rağmen hakemler rakibinin
elini kaldırırlar. Bakın şu aksiliğe ki Ken Norton ile yaptığı maçta çenesi
kırılır, maçı bırakmak zorunda kalır. Herkes Ali'nin bittiğini söylerken
Frazier'i eze eze yener ve rövanşı alır. Ardından Zaire'de insan azmanı George
Foreman'la karşılaşır. Foreman girdiği ormanı baltayla kıymık kıymık edip
bitiren bir insan azmanıdır. Ali, maçtan bir ay evvel Kinşasa'ya yerleşir ve
halkın sevgisini kazanır. Onları arkasına alır ve boksörlere ders olarak
okutulacak bir taktikle Foreman'ı dağıtır. Rakibini 7 raund yorar, 8. raundda
saldırır ve zemine uzatır. Ertesi sene Manila'da 25 bin kişinin önünde
Frazier'le karşılaşır. Bu ölümüne bir maçtır, 14 raundun sonunda ikisi de
perişandır. Ancak Frazier'in şuuru bulanınca Antrenörü Eddie Futch maçtan
çekilir unvan Ali'ye kalır.
ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPATTI
 
İnsan bu, her zaman mükemmel olamaz ya. İşte hanımı Belinda Boyd'dan ayrılıp
Veronica Porsche ile evlendiği bunalımlı dönemde tecrübesiz rakibi Springs'e
yenilir ve silbaştan mücadeleye atılır. 1978'de Dünya Şampiyonluğunu geri alır.
Profesyonel döneminde sadece 3 kez yenilen, Muhammed Ali, 36 yaşına kadar boks
dünyasının efsane ismi olmayı başarır. 56 maçın 53'ünü kazanır, 37'sini nakavtla
alır. Ancak boksörleri bekleyen akıbet (parkinson) onu da yakalar. Dindar bir Müslüman
olan Lonnie ile evlenir, Michigan'daki çiftlik evinde gözlerden ırak yaşar. Bu arada beyazlar da değişir ya da değişti rolüne soyunurlar. Atalanta
Olimpiyatları'nda meşaleyi yakma şerefini ona bağışlar ve nehre attığı
madalyanın yerine, yenisini takarlar. Ali iyi bir örnek olur. Ekonomi, sanat ve siyaset sahnesinde ağırlıklarınca yer
bulamayan zenciler sahalarda boy göstermeye başlar, atletizm, boks ve
basketbolda madalyalara el koyarlar
YüZYILIN SPORCUSU
 
Sport İllustrated ergisince Yüzyılın Sporcusu
seçilmiştir. Ona sadece bir boksör olarak bakmamak gerekir. çünkü o gücüyle
olduğu kadar kişiliğiyle de mükemmel birisi olmuştur. 2001 yılında Hollywood
tarafından hayatı filme alındı. Bu filmde Muhammed Ali'yi Will Smith canlandırdı.
 
1964-1967 , 1974-1978 , 1978-1979 yılları arası dünya ağırsiklet boks
şampiyonudur.., 61 maçtan 56 galibiyet 5 mağlubiyetle ayrılmıştır. Kazandığı
maçların 37 tanesi knock out'ladır. Son 3 maçını saymassak (çünkü bunlar gösteri
maçı niteliğindedir) aslında 2 mağlubiyeti vardır ve bunların birisinde
haksızlık yapılmıştır. Söylentilere göre askere gitmediği için, yasağı
kalktıktan sonra oynadığı ilk ünvan maçını sayıyla (çenesi kırılmasına rağmen)
Joe Freezer'a vermişlerdir. Muhammed Ali, the greatest all of time adı ile
bilinir dünyada.
 
BOKS PARKINSON HASTASI YAPMAZ
 
1984'te Parkinson Hastalığı'na yakalandığını öğrenen Ali kendisiyle yapılan tüm söyleşilerde hastalığın sebebinin boks olamayacağını belirtti. 1985 yılında Forbes Dergisi tarafından hazırlanan Dünyanın 100 önemli ünlüsü listesine 13 numaradan girdi, 1991'de Amerika'nın Ruhu ödülü'nü aldı. 4 KEZ EVLENDİ

 

7478
0
0
Yorum Yaz
Robots txt User-agent: Mediapartners-Google Disallow:
MUHAMMED ALİ EFSANE BOKSÖR KİMDİR HAYATI