Küçük Ve Büyük Ünlü Uyumu nedir Örnekler

2017-05-09 11:55:00

Büyük Ünlü Uyumu Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir. Büyük ünlü uyumuna aykırı bazı Türkçe kelimeler de vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman. Büyük ünlü uyumu alıntı kelimelerde aranmaz: ahenk, badem, ceylan, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, limon, model, nişasta, pehlivan, selam, tiyatro, viraj, ziyaret. Birleşik kelimelerde büyük ünlü uyumu aranmaz: açıkgöz, bilgisayar, çekyat, hanımeli. -gil, -ken, -leyin, -mtırak, -yor ekleri büyük ünlü uyumuna uymaz: akşam-leyin, bakla-­gil-ler, çalışır-ken, ekşi-mtırak, yürü-yor. -daş (-taş) eki bazı kelimelerde büyük ünlü uyumuna uymaz: din-daş, gönül-daş, meslek-taş, ülkü-daş. -ki aitlik eki büyük ünlü uyumuna uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, yoldaki, ondaki, yazıdaki, onunki. Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelere gelen ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: adalet-li, anne-si, kardeş-lik, meslektaş-ımız, şişman-lık. Son ünlüleri kalın sıradan olmasına karşın incelik özelliği gösteren bazı alıntı kelimeler ince ünlülü ekler alır: alkol / alkolü, hakikat / hakikati, helak / helakimiz, kabul / kabulü, kontrol / kontrolü, protokol / protokolü, saat / saate, sadakat / sa­dakatten.   ... Devamı

Peri Bacaları Nasıl Oluşur Özellikleri

2017-05-04 22:27:00

Vadi yamaçlarından inen sel suşarının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla "Peribacası" adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır.. Bu durum, peri bacalarının oluşumunda, rüzgar etkisinden çok yagmur sularının yüzeydeki akışının daha önemli oldugunu ortaya koymaktadır. Yağmur sularının bu denli etkili ve güçlü yüzey akıntısı olarak gelismesine ise en önemli etken bitki örtüsünün azlıgı ve tüflerin geçirimsiz olmasıdır. Daha çok Paşabağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Ayrıca şapka kaya, zayıf tüfün erozyonunu geciktirerek peri bacalarının yüksekligini kontrol eder. Peri bacalarının çapları ise 1 m ile 15 m arasında değişmektedir. Çatlak aralığının 1 m'den küçük olması veya 15 m'den büyük olması durumunda ise peri bacası gelişimi gözlenmemektedir. Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri k... Devamı

Peri Bacaları Nasıl Oluşur Özellikleri

2017-05-04 22:27:00

Vadi yamaçlarından inen sel suşarının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla "Peribacası" adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üsy kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır.. Bu durum, peri bacalarının oluşumunda, rüzgar etkisinden çok yagmur sularının yüzeydeki akışının daha önemli oldugunu ortaya koymaktadır. Yağmur sularının bu denli etkili ve güçlü yüzey akıntısı olarak gelismesine ise en önemli etken bitki örtüsünün azlıgı ve tüflerin geçirimsiz olmasıdır. Daha çok Paşabağı civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Ayrıca şapka kaya, zayıf tüfün erozyonunu geciktirerek peri bacalarının yüksekligini kontrol eder. Peri bacalarının çapları ise 1 m ile 15 m arasında değişmektedir. Çatlak aralığının 1 m'den küçük olması veya 15 m'den büyük olması durumunda ise peri bacası gelişimi gözlenmemektedir. Kapadokya Bölgesi'nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri k... Devamı

Üç ocak Mersinin Kurtuluşu Şiir

2015-12-27 20:22:00

ÜÇ OCAK Yıl 1922' de üç ocakta Toroslardan isyan çığlığı yükseldi. Yörükler gökgürültüsü gibi gürledi. Şimşek oldu, yıldırım oldu. İşgal kuvvetlerinin üzerine düştü. Yaylalarda yanan yörük ateşi Mersin ovasını aydınlattı. İşte o şanlı kurtuluş gününde, Poyras ve lodos gururla esti. Torosların zirvesinde kartallar özgürce uçtu. Boynu bükük zakkumlar, neşeyle kırmızı beyaz açtı. Akdeniz dalgalandı çoştu. Kaçan düşman gemilerine, dev gibi dalgalarla hesap sordu. Mersin'in üzerindeki kara bulutlar dağıldı. Yaşlısı, genci, kadını, erkeği, Özgürce özgürlük şarkıları söyledi. Şunu iyi bilsin, dost ve düşman Bu kutsal topraklar, bu kutsal vatan. Bize şehitlerimizden, gazilerimizden emanet. Özgürlüğümüzün simgesi, bu Al bayrak Dosta gurur, namertte inat. İlelebet gökyüzünde özgürce dalgalanacak. Cengiz Damar.   Devamı

YAZAR VE ŞAİR CENGİZ DAMAR KİMDİR HAYATI

2015-12-04 11:23:00

    1956 Yılında, Ankara/ Beypazarında doğdu. İlk, orta ve liseyi Ankarada okudu. A.ö.F. Turizm ve Otelcilik bölümünü bitirdi. Yazarın basılmış eserleri: HATUŞAŞ YANIYOR:  Bu eser Hitit dönemini anlatan, belgesel niteliğinde tarihi bir romandır. Kıtapta kaynak olarak, Hitit ve Mısır tabletleri gösterilmiştir. Hattuşaş Yanıyor: Kültür Bakanlığı tarafindan alınmiş ve Devlet Kütüpanelerine girmiştir. KELENDERİSTE AŞK: Mitolojik kentte geçen, bir aşk hikayesi tema olarak işlenmiştir. İÇİMDEKİ YARATIK: Fantastik roman türüdür. RÜYADAKİ SEL: Fantastik roman türü Yazarın, Şiir, Öykü, Hikaye, Makale ve masalları bulunmaktadır. ... Devamı

İÇİMDEKİ YARATIK FANTASTİK ROMAN

2014-10-13 08:14:00
İÇİMDEKİ YARATIK FANTASTİK ROMAN |  görsel 1

CENGİZ DAMAR'IN YENİ FANTASTİK ROMANI ÇIKTI. Devamı

PLATİN MADENİ ÖZELLİKLERİ HAKKINDA BİLGİ

2014-08-28 06:01:00

Platin madenlerin içinde en değerlisidir kuyumculukta genelde pırlantalı ürünlerde kullanılır Platin, periyodik cetvelde Pt simgesi ile gösterilen kimyasal bir element olup atom numarası 78 dir. Ağır, dövülebilir, sünek, grimsi beyaz renkli, geçiş metalleri grubunda, kıymetli metallerdendir. Korozyona dayanıklı olup bazı bakır ve nikel cevherlerinde bulunur. Kuyumculukta, laboratuar cihazlarında, elektrik kontaktlarında, dişçilikte ve otomobil egzost kontrol cihazlarında kullanılır. Önemli özellikleri Platin saf haldeyken gümüşümsü beyaz renklidir. Korozyona dayanıklıdır. Platin grubu metallerin altı üyesinin de (rutenyum, rodyum, paladyum, osmiyum, iridyum, ve platin) katalitik özellikleri çok üstündür. Bu nedenle platin, otomobillerin egzost sistemlerindeki katalitik konverterlerde ve bujilerin uçlarında kullanılır. Platin, yüksek aşınma ve kararma direncinden ötürü ideal bir hassas kuyumculuk metalidir. Platin altından daha kıymetlidir. Platin fiyatları, piyasadaki arz-talep dengesine göre değişmekle birlikte normalde altının iki mislidir. 18. yüzyılda platinin nadir bulunur oluşu, Kral XV. Louis'nin onu, "krallara layık tek metal" olarak tanımlamasına neden olmuştur. Göze çarpan diğer özellikleri arasında; kimyasallara karşı direnç, çok üstün yüksek sıcaklık özellikleri, ve kararlı elektriksel özellikler sayılabilir. Platin havada hiçbir sıcaklıkta korozyona uğramaz, ancak siyanür, halojenler, kükürt, ve alkaliler tarafından korozyona uğratılır. Hidroklorik asit (HCl) ve nitrik asit (HNO3) içerisinde çözünmez fakat, kral suyu (aqua regia) olarak bilinen karışımda kloro-platinik asit oluşturarak çözünür. Bilinen oksidasyon kademeleri +2, +3, ve +4 tür. ... Devamı

Dört halife dönemi ve Yapılanlar

2014-08-28 05:57:00

DÖRT HALİFE DÖNEMİ (632- 661) Halife: Hz. Muhammed’in vekili, Müslümanların din ve devlet başkanıdır. Dört Halife döneminde halifeler halk oyu ile (seçimle) başa gelmişlerdir. Bu yüzden dört halife dönemine İslam’da”Cumhuriyet”dönemi denir. “Hulefa-i Raşidin = Büyük Halifeler” de denir. Dört Halifeden sonra, Emeviler le birlikte halifeler seçilmemiş, yönetim saltanata dönüşmüştür. Hz. EBUBEKİR DÖNEMİ ( 632- 634 ) * Seçimle göreve gelen ilk halifedir. Döneminde; 1. Yalancı Peygamberler sorunu çözümlendi. Dini ve siyasi birliği sağladı. 2. Zekat vermek istemeyenler tekrar dine kazandırıldı. Önemi: Arap yarımadasında dinsel ve siyasal birlik yeniden sağlandı. Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik korundu. 3. Kur’an ayetlerini toplatıp, kitap haline getirdi. Zeyd bin Sabid başkanlığındaki kurul, ayetleri birleştirdi. İleride çıkabilecek ihtilaflar önlendi. Aslı korundu. ( Mushaf= Kitap) 4. Fetihleri;  İslam’ı yaymak üzere Bizans ve Sasani üzerine Müslüman orduları gönderildi. Böylece, Arabistan dışına ilk seferler Hz. Ebubekir ile başladı.  Halid bin Velid komutasındaki İslam ordusu Hire’yi ele geçirdi. Hire kentinin alınmasıyla ilk defa “ Cizye” vergisi alındı.  Bizans ( Suriye ) üzerine ordu gönderildi. ( 634 Yermük Savaşı ) Suriye kapıları Müslümanlara açıldı. Suriye’nin fethine zemin hazırlayan savaştır. Hz. ÖMER DÖNEMİ ( 634-644 )  Dört Halife döneminde fetihlerin en çok yoğunlaştığı dönemdir. Bu dönemde Sasaniler ve Bizansla mücadele edildi.  Suriye, Mısır , İran fethedildi. Bizans ile mücadele ( Suriye’nin Fethi) Hz. Ebubekir döneminde , Yermük ... Devamı

Garp Şark Şimal Cenup Cihet ne demek

2014-05-08 23:01:00

GARP ŞARK ŞİMAL CENUP CİHET NE DEMEK   Eskiden yönlere verilen isimler DOĞU   = ŞARK  BATI     =GARP  KUZEY =ŞİMAL  GÜNEY=CENUP  YÖN     =CİHET Devamı

Saint Pierre Kilisesi Ve Özellikleri

2014-05-06 20:47:00

Antakya-Reyhanlı yolu üzerinde, kentten 2 km. uzaklıkta Habib-i Neccar Dağı eteklerindedir. Doğal bir mağara iken eklemelerle kiliseye dönüştürülen St. Pierre'nin, dünyanın ilk kilisesi olduğuna inanılmaktadır.   Ayrıca tarihte ilk defa bu kilisede Hz. İsa'nın dinini tanıyanlara "Hristiyan" denmiştir. Kilise, İsa'nın 12 havarisinden biri olan St. Pierre'nin İsa'nın ölümünden sonra Hristiyanlığı yaymaya çalıştığı yer olarak önemli bir dini merkezdir. 1963 yılında Papa 6. Paul tarafından hac yeri olarak ilan edilmiştir. Her sene 29 Haziran günü burada tören düzenlenmektedir. Kilisenin zemininde mozaik kalıntıları, duvarlarda ise freskler bulunmaktadır. Apsis'in sağında kayalardan sızan suyun toplandığı küçük bir havuz (vaftiz suyu), solunda ise saldırılar sırasında kaçmak için kullanılan gizli tünelin girişi vardır. Tünelin sonundaki günahkarlar hamamında cehennem kayıkçısı Haron kabartması yapılmıştır.   Stauris dağının (Haç dağı) batısında kayalara oyulmuş 13m derinliğinde, 9,5m genişliğinde, ve 7m yüksekliğinde bir mağaradan oluşmaktadır. Antakya'daki ilk Hıristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları bu mağara Hıristiyanlığın en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilir.   İncil'in 'Resullerin İşleri' (11:25-27) bölümünde Barnabas'ın Tarsus'a giderek Pavlos'u Antakya'ya getirdiği, Antakya'da bir yıl birlikte çalışarak Hıristiyanlığı yaydıkları ve bu dine inananlara 'Hıristiyan' adının verilmesinin Antakya'da gerçekleştiği bilinmektedir.   Bu bilgilere ek olarak Pavlos'un Galatyalılara yazdığı mektupta (Galatyalılara 3:11-21) Antakya'ya gelen Petrus ile Hıristiyanlığın o günkü durumunu tartıştığını belirtmektedir. Hıristiyan gel... Devamı

Kroki Nedir Nasıl Çizilir

2014-04-30 21:55:00

Yakın çevremizi kâğıt üzerinde gösterebilmek için kroki ve plândan yararlanırız. Sokağımızın, mahallemizin ya da semtimizin, kuş bakışı görüşünün küçültülerek, ölçüsüz olarak düzlem üzerine çizilmesine, kroki denir. Kuş bakışı, yüksek bir yerden aşağıya doğru bütün genişliği içine alabilecek şekilde bakmak demektir. Kroki, günlük yaşantımızda çok sık kullandığımız çizimdir. Bu çizimler, ana hatlarıyla ölçmeden yapılır. Krokiye ölçek konulmaz. Uzunluklar göz kararı ile belirtilir. Önemli yerler şematik olarak gösterilir. Krokinin çizildiği kâğıdın bir köşesine kuzey-güney doğrultusunu gösteren bir ok konulur. Kroki, okulumuzun çevresini, mahallemizi, köyümüzü tanımada yardımcı olur. Ayrıca aradığımız bir adresi bulmak için de krokiden yararlanırız. Bir arkadaşımıza evimizin yerini basit bir kroki çizerek tarif edebiliriz. Sınıfımızın, okul bahçesinin, odamızın ve sokağımızın durumunu da kroki ile gösterebiliriz. ... Devamı

Gitmek o Kadar Kolay mı

2014-03-12 20:53:00

                                                                                          Gitmek o kadar kolay mı? Hadi! Git gidebilirsen. Sakın! hoşçakal deme! O kelime titreyen gülkurusu dudaklarına yakışmaz. Hadi! Arkana bakmadan git. Umutlarımı, kalbimi de götür. Belki bir gün, pişman olursun. Özlersin, hem de ölümüne özlersin. Biliyorum Gözlerin gözlerimi Ellerin yanan ellerimi arar Dalgalar her kıyıya vurmasında Belki de gitme dur dediği mi duyarsın. Rüzgârlar batıdan estiğinde kokumu içine çekersin Adım gibi biliyorum Ölümüne hasret çekersin Kahrolursun, sabahlar olmaz Kâbus geceler bitmez. Telefonun çalmasını beklersin. Kolay mı öyle Arkana bakmadan Elveda demeden gitmek. Biliyorum. Gözlerini kapatınca beni görürsün. İnce kollarını özlemle Boynuma dolarsın. Dudakların dudaklarımı arar Rüyalarını karabasanlar basar Gitme dur! Ne olursun dur! Bak! Uzattım elimi Seviyorsan eğer, göster sevgini Yaşayalım ortak kaderimizi Bırak şu lanet gururu Kalbinin sesini dinle Ne olursun dur. İstersen beni yargıla İstersen darağacı kurdur İstersen boynumu vurdur Ama ne olursun dur. Ayrılık ikimiz içinde ölüm olur.   Cengiz Damar... Devamı

EVLERDEKİ KLİMALARIN DOĞRU KULLANIMI VE BAKIMI

2014-02-26 06:29:00

Alar­ko Car­ri­er’­ın des­te­ği ile ERA Re­se­arch ta­ra­fın­dan 15 il­de 815 ki­şi ile gö­rü­şü­le­rek ger­çek­leş­ti­ri­len “K­li­ma Kul­la­nım Alış­kan­lık­la­rı Araş­tır­ma­sı­”n­dan çar­pı­cı bir so­nuç el­de edil­di. Ön­ce­ki se­ne­ler­de ya­pı­lan bu araş­tır­ma­ya gö­re, Türk hal­kı­nın yüz­de 85’i­nin bu­lun­du­ğu me­ka­nı so­ğu­tur­ken kli­ma­yı yan­lış kul­la­nı­yor. Na­sıl ko­ru­na­ca­ğız? Kli­ma kul­la­nı­mın­da öne çı­kan en önem­li yan­lış, bu­lu­nu­lan me­ka­nı so­ğu­tur­ken, kli­ma­yı nor­mal oda sı­cak­lı­ğı olan 23 – 24 de­re­ce ye­ri­ne 18 de­re­ce­ye dü­şür­mek. Araş­tır­ma so­nuç­la­rı­na gö­re hal­kın yüz­de 79’u kli­ma kul­la­nır­ken sı­cak­lık ayar­la­ma­da or­ta­mı bir­den so­ğut­ma yo­lu­na gi­de­rek has­ta­lı­ğa da­ve­ti­ye çı­ka­rı­yor. Has­ta­lık­lar ara­sın­da si­nü­zit, bron­şit, göz il­ti­ha­bı, sırt ve bo­yun tu­tul­ma­la­rı ve bu­na ben­zer ra­hat­sız­lar ola­rak sı­ra­la­nı­yor. Uz­man­lar, or­ta­mın aşı­rı so­ğu­tul­ma­ma­sı­nı ve kli­ma­la­rın üf­le­di­ği ha­va­ya di­rekt ma­ruz kal­ma­ma­ya özen gös&s... Devamı

Patrona Halil İsyanı ve Sonuçları

2014-02-26 16:33:00

Patrona Halil İsyanı, Osmanlı Devleti’ndeki Lale Devri’nin sonunu getiren ayaklanmadır. Patrona Halil adlı, ne aslı oluğu belirli olmayan bir kişi idaresinde, bu ayaklanma 28 Eylül, 1730da başlayıp üç gün sürmüştür. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa idam edilmiş; Sultan III. Ahmed tahtan indirilmiş ve tahta I. Mahmud getirilmiş ve sonradan Lale Devri adı verilecek devir sona erdirilmiştir. Ayaklanmanın nedeni Ayaklanmanın sebebi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın açtığı zevk ve sefahat devrinden memnun olmayan, bu yapılanları israf olarak gören bir kitle oluşmuş olmasıdır. İran seferinden olumsuz haberler gelmesi üzerine halk harekete geçmiş, camilerde ve diğer yerlerde propaganda yaparak ayaklanmanın zeminini oluşturmaya başlanmıştı. Yeniçerilerin içerisinde de huzursuzluk belirmişti. Zamanın tarihini yazan Mehmed Raşid Efendi ve İsmail Asım Efendi, tepkilerin ve öfkelerin korkunç bir ayaklanmaya dönüşmesinde, geceli gündüzlü ziyafetlerin, çırağan eğlencelerinin, sefere çıkmak istemeyen padişahla sadrazamının Davutpaşa Sarayı bahçelerine gidip bülbül dinlemelerinin baş rolü olduğunu yazarlar. Tarihçi Şem’danî-zâde ise daha pratik bir anlatım ve örneğinle ayaklanmaya neden olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı “mirasyedi meşreb, gece gündüz zevk u sürûr icad idüb halkı aldadacak şey lazımdır deyû bayramlarda meydanlarda dolaplar, beşikler, atlıkarıncalar, salıncaklar kurdurub erkeklerle kadınları karışık salıncağa bindiren, salıncağa binub inerken hubbaz yiğidlere kadınları kucaklatdıran, hoş-seda ile şarkılar söylettiren” kişi olarak tarif eder. Topluluk tepkilerini halk ihtilaline döndürmeyi başaranlar, gerçekte Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın siyasi karşıtlarıydı. Ay... Devamı

Enzimlerin Çalışmasına Etki Eden Faktörler Nelerdir

2014-02-07 04:44:00

Enzimlerin Çalışmasına Etki Eden Faktörler   1)Sıcaklık Çok yüksek sıcaklıklarda enzimlerin yapısı bozulacağından kimyasal olayın hızı yavaşlar enzimlerin en iyi çalıştıkları sıcaklık aralığı 35 ile 37 derecedir.Düşük sıcaklıklardan etkilenmezler. 2)Enzim Miktarı Enzim miktarı arttıkça reaksiyon hızıda artar. 3)Madde Miktarı Madde miktarı arttıkça olayın hızıda artarsonra sabit kalır. 4)Su Su olmadan enzimler çalışamazlar. 5)pH Değeri  Enzimlerin en iyi çalıştıkları pH 7'dir 6)Aktivatör Madde Enzimlerin hızını arttıran maddelerdir. 7)İnhibitör Madde Enzimlerin hızını yavaşlatan maddelerdir. Enzimlerin Adlandırılması 1)Eğer enzimler pasif olarak çalışıyorlarsa etki ettikleri maddenin sonuna -jen eki alarak adlandırılırlar. Tripsin---->Tripsinojen Pepsin--->Pepsinojen 2)Enzimler aktif olarak çalışıyorlarsa etki ettikleri maddelerin sonuna -az eki alarak adlandırılır. Maltaz Laktaz Amilaz Proteaz   Enzimler protein yapısında olduğu için, ortamdaki sıcaklık değişmelerinden etkilenir. Enzimler belirli sıcak*lıkta çalışır. Enzimin en iyi çalışabileceği sıcaklığa optimum sıcaklık denir (30-35 °C). Daha düşük ve daha yüksek Sıcaklık, enzimlerin çalışma hızını azaltır. Enzimlerin yapısı yüksek Sıcaklıkta tamamen bozulurken, düşük sıcaklıkta bozulmaz. Soğuk, enzimin yapısını bozmadığı için, dondurmak sure*tiyle besin maddelerinin saklanması, enzimlerin inaktif hâle geçirilmesiyle sağlanır. pH derecesi : Her enzimin en iyi çalıştığı optimum bir pH aralığı vardır. Genellikle enzimler pH'nin 7 olduğu ortamlarda en iyi çalışırken bazıları farklılık gösterir. Örneğin, insanda pepsin pH= 2 ortamda, tripsin pH=8.5 olan ortamda en iyi çalışır. Enzim Yoğunluğu : Ortamda yeterli substrat var... Devamı

CANLILARI OLUŞTURAN ORGANİK BİRLEŞENLER NELERDİR

2014-02-07 04:45:00

BESİNLER Organik Besinler Karbonhidratlar Sindirilirler Yağlar Sindirilirler Proteinler Sindirilirler Vitaminler Sindirilmezler İnorganik Besinler Mineraller Sindirilmezler Su Sindirilmezler • Enerji vericiler : Karbonhidrat, yağ, protein Enerji verimi : Yağ, protein, karbonhidrat Yapıcı-onarıcı : Protein, yağ, karbonhidrat Düzenleyiciler : Protein, vitamin, mineraller, su Açlık anında kullanım sırası : Karbonhidrat, yağ, protein Sindirim kolaylığı : Karbonhidrat, protein, yağ KARBONHİDRATLAR • C,H ve O 'den meydana gelmiştir.3 çeşittir. • İki önemli görevi vardır.1)Enerji kaynağı 2)Yapısal madde(Bitkilerde çeperin yapısına,bütün  canlı hücrelerde de zarın yapısına katılarak görev yapar.ATP,DNA,RNA,NAD,NADP,FAD’ da bulunur. 1) MONOSAKKARİTLER • Sindirime uğramazlar. • Yalnızca ototroflar tarafından sentezlenir. • İçerdikleri C sayısına göre 2'ye ayrılırlar. a) 5C'lu şekerler : Riboz, Deoksiriboz (Pentozlar) b) 6C'lu şekerler : Glikoz, Galaktoz, Fruktoz (Hegsozlar) • Monosakkaritlerin difüzyon hızları şöyledir. Galaktoz > Glikoz > Fruktoz • Riboz  ATP ve RNA'da bulunur. Deoksiriboz  DNA'da bulunur. • Glikoz  Bal,üzüm ve incirde bol bulunur.Açlık ve koma anında kullanılır. • Fruktoz  Bal ve olgun meyvelerde bol bulunur.(=meyve şekeri) • Galaktoz Süt ve süt ürünlerinde bol bulunur.(=süt şekeri).Tabiatta az bulunur. Hayvansal  bir besin kaynağıdır. 2) DİSAKKARİTLER • İki monosakkaritin birleşmesinden meydana gelir. • Glikoz + Glikoz = Maltoz (meyve şekeri) Glikoz + Fruktoz = Sakkaroz = Sükroz (Çay = Pancar şekeri) Glikoz + Galaktoz = Laktoz (süt şekeri) • Maltoz ve sükroz bitkilerden, laktoz da hayvanlardan ve ins... Devamı

Vücudumuzdaki enerji Çeşitleri ve Faydaları

2014-02-07 04:33:00

Vücudumuzdaki Enerji Çeşitleri Ve Faydaları Biyoenerjinin kelime anlamı; doğal olan enerjidir. Bilim; insan organizmasının yalnız moleküllerden oluşan, fiziksel bir yapıya sahip olmadığı, tüm kainatta olduğu gibi, bir enerji alanına sahip olduğunu doğrular. Vücut içerisindeki, devamlı bir titreşim ve düşük voltajlı elektromanyetik akım vardır. Elektromanyetik akım; fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece, bir bedenden diğerine akış yapılabilir. Bu elektromanyetik akım; bedenin sağ tarafında toplanmıştır. Biyoenerji akışı insanla sınırlı değildir. Tüm maddeye akar. Bitkilerin insanlarınkine zıt bir kutbu vardır. Onlarla aramızda hür bir kanal açılır. Sağlıklı bir vücutta negatif bir enerji bulunmaz. Vücudun herhangi bir yerinde problem varsa; o bölge negatif enerji üretmeye başlar. Daha doğrusu; beyin ile o bölgenin iletişimi kopmuş demektir. Bun nedenle; bedenimizin tümünü ayakta tutan beyinin düşünce ve yapılandırma bölümü ile aradaki bağı kopartmamak gerekir. Prana; Sanskrit dilinde kelime anlamı yaşam gücü demek olan, iyi sağlık durumunu muhafaza eden ve bedeni canlı tutan görünmez biyoenerji ya da yaşamsal enerjidir. Japonlar; bu esrarengiz enerjiye Kİ, Çinliler CHİ, Yunanlılar PREVMA, Polonyalılar MANA, İbraniler RUAH derler. Yaşam nefesi anlamında pranik şifacılık, çok çeşitli hastalıkların tedavisinde, yaşamsal enerji yada enerji şifacılığının (ki Prana’nın kullanımıdır) bir çeşididir. Görünmez Enerji Nedir? Bilimsel kanıt, biyoenerjinin varlığını ve fiziksel bedenin iyi ve sağlıklı oluşuyla ilgisini anlaşılır şekilde ispatlar. Seçkin Rus bilim adamları tarafından yönetilen bilimsel deneylere dayanarak, Semyon Kirlian; fotoğrafladığı insanların, hayvanların ve bitkilerin ultrahassas bir kamera yöntemiyle fiziksel bedenin etrafı... Devamı

SIG Sauer P226 Tabancanın Teknik Özellikleri

2014-01-30 05:45:00

    P226 X SIX  SIG Sauer P226, 9x19mm Parabellum, .40 S&W ve .357 SIG mermilerini kullanan yarı otomatik tabancadır. SIG P220'ler baz alınarak, 1984 yılında tasarlanmışlardır.  SIG SAUER ® dünyaca ünlü ateşli önde gelen küresel askeri, kolluk kuvvetleri ve ticari kullanıcıların çok tercih ettiği silahlardır.  ABD' silahlı kuvvetleri ve emniyet birimleri tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Almanya ve İsviçre  yapımıdır. Sığ sauer'in değişik (P) serileri vardır. Bunların içinde p226 serisi kullanıcılar tarafından daha çok tercih edilmektedir.   Orijinal (erken üretim) damgalı slayt, sol tarafı manzaralı 9mm SIG-Sauer P226 . Damgalı slayt, sağ tarafı manzaralı 9mm orijinal (erken üretim) SIG-Sauer P226 tabanca,. Işlenmiş slayt ile .40 SW mevcut üretim SIG-Sauer P226 tabanca,. Eski modeline oranla slayt şeklinde hafif farka dikkat edin. SIG-Sauer P226 ses baskılayıcı (sliencer) ile kullanılmak üzere dişli Picatinny-tipi aksesuar rayı ve uzun namlu ile yeni üretim,   Teknik Özellikleri  Mümkün olan en üst düzeyde mekanik güvenilirlik. Her an hazır olmayı sağlayan, gerçek mekanik güvenlikten taviz vermeyen dizayn. Yumuşak ve iyi kontrol edilebilir tek hareketli tetik. Paslanmaz çelik ve alüminyum çerçeve. Mükemmel vuruş dağılım ve grupman özellikleri. Çok yumuşak ve rahat atış.   Kalibre: 9 mm Para Nişangah Uzunluğu: 207 mm Namlu Uzunluğu: 153 mm Ebatlar Uzunluk 250 mm Yükseklik 143 mm Genişlik 44 mm Tetik Ağırlığı: SA 1,0kg-1,6kg Tetik Aralığı Ayarlanabilir 65-75 mm  Sarjör dahil ağırlık : 1400 g Şarjör kapasitesi-15 mermi... Devamı

EN İYİ ON TABANCA MODELİ

2014-01-16 09:29:00

EN İYİ ON TABANCA MODELİ Devamı

EN İYİ ON TÜFEK MODELİ

2014-01-16 09:26:00

EN İYİ ON TÜFEK MODELİ Devamı

EN İYİ ON TANK MODELİ

2014-01-16 09:23:00

TEKNOLOJİ HARİKASI TANKLAR Devamı

Selfie Nedir Anlamı

2014-01-09 19:30:00

Oxford Sözlükleri Direktörü Judy Pearsall, sözcüğün ilk kez 2002 yılında Avustralya'da düzenlenen çevrimiçi bir forum sırasında kullanıldığını söyledi 'Selfie' Oxford tarafından yılın kelimesi seçildi. "Bir kişinin telefon kullanarak kendi fotoğrafını çekmesi" ve daha sonra internette paylaşması anlamına gelen selfie, tüm dünyada kullanılıyor. Dünyanın dört bir yanında kullanılan İngilizce sözlükleri basan Oxford Üniversitesi Yayınevi, fotoğraf paylaşım sitesi Instagram ve sosyal paylaşım sitesi Twitter üyelerinin sayısındaki artışa paralel olarak "selfie" sözcüğünün kullanımında büyük bir patlama olduğunu açıkladı. Oxford Sözlükleri Direktörü Judy Pearsall, ilk kez 2002 yılında Avustralya'da düzenlenen çevrimiçi bir forum sırasında kullanılan selfie sözcüğünün, iki yıl sonra fotoğraf paylaşım sitesi Flickr ile yaygınlaşmaya başladığını söyledi. Selfie'nin rakipleri arasında "internetten daha düşük fiyata satın almadan önce ürünü görmek için dükkanları dolaşmak" anlamına gelen "showrooming"; pop yıldızı Miley Cyrus'un gösterisinin ardından kışkırtıcı dansları tanımlamak için kullanılmaya başlanan "twerk"; bir TV dizisinin bölümlerini art arda ve kısa zaman içinde izlemek" anlamına gelen "binge-watch" ve medyanın ilgisine mazhar olan dijital para pirimi "Bitcoin" vardı. Dünyanın en çok kullanılan sözlüklerini hazırlayan Oxford Üniversitesi Yayınevi araştırmacıları, her sene o yılın ruhunu en iyi yansıtan bir sözcüğü ya da ifadeyi seçiyor ve yılın sözcüğü ilan ediyor. 2005 yılının sözcü... Devamı

FİTRE NEDİR NE ZAMAN KİME VERİLİR

2014-01-02 11:14:00

    Fitre nedir? Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir mala sahip ve durumu iyi olan oruç tutamayacak durumda olan insanların Müslümanların ramazan ayında fakirlere verdikleri yardıma fıtır sadakası denir. Buna fitre de denilmektedir İslam dinince zengin sayılan bütün Müslümanların, fıtır sadakalarını vermeleri vaciptir. Bir kimsenin fitre yükümlüsü olması için şu şartların bulunması gerekir: 1- müslüman olmak. 2- nisap miktarı mala sahip bulunmak: Hanefilere göre fitre sadakası ile yükümlü sayılmak için, kişinin ramazan bayramının birinci günü, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Zekat nisabından farklı olarak, sahip olunan malın “artıcı (nami)” özellikte olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması gerekmez. Temel ihtiyaçlar mesken, elbise, ev eşyası, binit, silah, hizmetçi, ailenin bir yıllık geçim masraflarıdır. Hesaplamada, ayrıca kesin alacakları eklemek ve borçları düşmek de gerekir. Nisap miktarı iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın veya bunların kıymetine denk bir maldır. Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre ise, fıtır sadakasının vücubu için, zenginlik ölçüsü olan nisaba malik olmak şart değildir. Temel ihtiyaçların dışında, bayram gün ve gecesinde yetecek kadar azığa sahip olmak yeterlidir. 3- Ehliyet: Ebu Hanife, Ebu Yusuf ve diğer üç mezhep imamının ortak görüşüne göre, fıtır sadakasının mali yönü ağır bastığı için, bununla yükümlülük için akıllı ve ergen olmak şart değildir. Bu yüzden küçüğün ve akıl hastasının malından da velisinin fitre vermesi gereklidir. Fitre’nin ibadet yönü... Devamı